Mizmâr Oldum Aşkına
Yazan Efsane EtrafoğullarıTem 31

İtiraf ediyorum ki seni sevdim
Hiç görmediğim bir yüzü nasıl sevebilirsen öyle sevdim
Her yüzü sana benzettim, sana bakarmışçasına baktım
Ve izledim ben
Seni öylesine sevdim ki.
Hayal ettiğim yüzünü gönlümde oluşan tuvalime çizdim
Konuştum, haykırdım hatta isyanlar ettim
Binlerceydin ya da milyonlarca
Kimdin o yüzlerde naçardım ağlıyordum
Seni öylesine sevdim ki.
Tüm şiirler, denemeler senin için yazılmış gibi okudum
Görüyordum seni, dokunuyordum sana
Kelimeler kutsallığına çağırırdı çünkü
Seni azra gibi yaşardım ve bitmesin bu kelimeler diye dua ederdim
Seni öylesine sevdim ki.
İlahi idin artık
Gözlerim kör, kulaklarım sağır olsa bile
Görürdüm yüzünü dokunarak
Toprak olurdun işlerdim ellerimle
Ya o sesini dinlerdim
Saz eşliğinde
Seni öylesine sevdim ki.
Mavilikleri anımsatırdın
Gökler gibiydin ulaşılmazdın
Denizler gibiydin uçsuz bucaksız
Seni öylesine sevdim ki.
Arınırdım seni severken
Yaratılmanın huzurunu yaşardım
Yaratanı arardım seninleyken yaşardım
Şeb-i aruz gecesinde günahlarım dökülürdü
Seni öylesine sevdim ki.
Lal idim konuştum bülbül misali bir gülle
Kör idim gördüm gönül gözümle tüm güzellikleri
Şiirler, denemeler yazdım
Aşk olan sevda
İçinde ihtimaller olan
Seni öylesine sevdim ki.
İhtimal’e ithaftır.
31 Temmuz 2010
Efsane Etrafoğulları
Mizmâr: Arap toplumunda da üflemeli çalgıların hemen tümü için kullanılan mizmâr sözcüğü ise, (nefes borusu, ses organı anlamında) ney için de kullanılmıştır. Türkçe’de ise hemen her zaman ney olarak anılmıştır.



















