Ha üç boyut

    İnsanların karakterlerini anlamak öyle zor ki! Bazen yıllarca tanıdığın kişiyi bir anda başka bir surette görebiliyorsun. Maskelerini düşürene kadar herkes iyi görünüyor. İşlerine gelmeyen en ufak olayda ise gerçek yüzleri ortaya çıkıyor ama onlar bu hallerinden utanmak yetine pişkinlik yapmaya devam ediyorlar.

   Maskelenmiş bir dünyanın içinde kendimize uygun maske var mı diye aranıyoruz. Kendimize uygun bir maske bulup kullanmak zorunda kalıyoruz aksi halde saf muamelesi görüyoruz. Bu muameleyi yapanlar da kendi yüzleri ile ortaya çıkacak cesarete sahip olamayanlardır.

    Maske denice, soygun yaparken kullanılan siyah naylon kadın çorabı geliyor aklıma, belki de çocukluğumda izlediğim filimlerin etkisidir. Maskeli balolar olur, güzeller çirkin, çirkinler ise güzel görünür. Maske her şeyi örtmeye yeter mi?

    Maskeli yaşamdan, maskeli insanlardan ve maskeli söz söyleyenlerden uzak kalmayı tercih ediyorum. Maske kullanmayı beceremediğimden olabilir. Keşke kimse beceremeseydi. herkes olduğu gibi görünme cesaretini gösterebilseydi. Bu konuda Alphonse Karr’da “Her insanın üç türlü karekteri vardır ; Belli ettiği karekter, sahip olduğu karakter ve sahip olduğunu zannettiği karakter.” diyor.

   Beni asıl düşündüren ve düşündükçe de üzen olay ise çocuklarımıza susuz bir dünya, naylon yürekler, maskeli suratlar arkasına gizlenmiş çirkinlikler bırakıyoruz. Söz hakları olsaydı hiç birinin böyle bir düzen içinde dünyada olmak isteyeceklerini sanmıyorum.

Print Friendly