Huseyin Akcam

Bu gün efkarlandım Zırhlı Alay Kışlasında,
Kalktım yine sabahın erken şafağında,
Giydim elbiseleri çıktım koğuştan arkadaşımla,
Her zamanki gibi düştük yine Telsiz Parkı yoluna…

Telsiz parkı bizim yuvamız oldu.
Onatlı ay ömrüm burada doldu.
Bazen acı bazen tatlı günümüz oldu.
Çiçekler bugün yine sulanmadan soldu.

Bayrama dört gün kala yazdım bu şiiri,
Sineme çöktü yine hasret ateşi,
Herkes kullanıyor heyecanla bayram iznini,
Komutan sallıyor ileri güne bizim izni.

Bu sabah telsizler gönderme yapmıyor,
Çıldırtıyorlar arkadaşımla beni kahrediyorlar,
Attı bereyle palaskayı arkadaş deliriyor,
Bir anteni bir frekansı düzeltiyor.

Dertlerimiz yetmez gibi çalışmadı bizim araba,
İsyan ettik Kıbrıs’a geldiğimize durmadan,
Yolladılar Türkiye’nin başkenti Ankara’dan,
Vatan için çalıştık biz yılmadan.

Bu günde yağmur hiç durmadan yağıyor,
Sanki gökyüzü sitem edip ağlıyor.
Telsiz parkı çamurdan hiç çekilmiyor,
Söyle bana arkadaş biz eve ne zaman gidiyor.

Gurbet acısını ben burada yaşadım,
Özlem hasretin değerini şimdi anladım,
Kederi yalnızlığı burada tattım,
Telsiz Parkında ben bu günde isyan ettim.

Düşüne düşüne başımda saç kalmadı,
Derdime bir derman bulan olmadı,
Hasret ateşi günler boyu içimi yaktı,
Gözlerimden yaşlar hiç durmadan aktı.

Bu akşam üzeri de güneş batıyor,
Telsiz parkında rüzgar durmadan esiyor,
Elektrikte bu gün her zamanki gibi erken kesiliyor,
Bir günün şafağı da böylece bitiyor.

Sevdiklerimi gördüm dün gece rüyamda,
Çok uzakta gördüm onları ta ufukta,
Beni çağırıyorlardı buğulu gözlerle yanlarına,
Gelemem dedim ben onlara…

Aramızda denizler, dağlar, aşılmaz yollar var,
Hasretlik özlem, keder ve yalnızlık var,
En önemlisi vatan borcu askerlik var,
Ben zırhlı alay telsiz parkında siz Anavatan’da…

Telsiz park, askerde görev yaptığım yerin adı onun anısına…

 

Hüseyin AKÇAM

Print Friendly