Çakmak – 1
Yazan ismetKas 30

Fransız kendisinden başkasını beğenmez,
Yetenekli ulustur: ® ye bir ‘Re’ diyemez.
‘Para’ lar ‘Pağa’ olur Fransız ‘ın dilinde,
Mumlar bir başka yanar Fransız kandilinde.
Berbere gir başında üç telcik saçın ile,
Her teli ayrı sorar berber centilmenlikle;
‘Bu teli ne yapayım? Sağa mı tarıyayım?
Şu teli dibinden mi, üstünden mi alayım?
Ortadaki tayan yatsa; şer Mösyö yazık olur,
Bunu jelatinlesem inanın; kazık olur.’
İki araç çarpışsa; dönüp hiç kimse bakmaz,
Bir yere düşüp ölsen; kimseyi ırgalamaz.
Kendileri öpüşür, sevişir sokaklarda,
Sen ‘Tu kaka’ olursun, hele bir kez aksır da.
Sesli sesli sümkürür burnunu en seçkini,
Her an meyhanededir en bir genci, geçkini.
Memur işbaşı yapar kafayı bula bula,
Sen bir bardak su içsen; sayılırsın budala.
Sakallı subay gördüm Paris ‘in ortasında,
Adam-madam asılır inanın; sakalında.
Kazara bir madama az iltifat eyleme;
Hemen kapını çalar girmek için evine.
Vitrinlerde tamından bir eksiktir fiyatlar,
Kirlilikler üstünde ne biçim şatafatlar.
Her gençkızın yanında bir köpek; dana gibi,
Köpekler köpek değil; aynen kadana gibi.
İti yola pislese; üstüne kağıt örter,
Boku tam örtemezse; kapatır dörder-beşer.
Tuvalete bir girsen; Sorbon ‘da, Panteon ‘da
Yüzün-gözün kızarır hemen, daha ilk anda.
Herkes dil üstadıdır; yanlışı düzeltirler,
Ama bazı gerçeği bulmaya üşenirler.
Küçücük kızlar bile madmezel falan değil,
‘Fransızlar seçkindir.’ Demişler. Yalan değil.
Herkesin metresi var, her madamın bir yari,
Fransızlar soyludur, biraz öveyim bari.
İnsanları tanırlar anasının adıyla,
Birçoğu yaşar gider ananın soyadıyla.
Mareşal Marie Payole ne kahraman insandır,
O şahane heykeli her zaman aklımdadır.
Avnü La Mot-Pike ‘de abanır kılıcına,
Paçası denk gelmiştir kılıcının ucuna.
Emil ‘in anasına borçludur Fransızlar,
Öyle kahramanları andıkça yürek sızlar.
(Hikmet BARLIOĞLU (1933 -2003) ‘nun
ARAP isimli Şiirsel Gülmeceler ‘inden > 90 -100/100)


Bir sebepten dolayı Fransızları yakından tanıma imkanı bulmuştum ve yazar öyle doğru tepsitlerde bulunmuş ki. Acaba aynı insanları mı tanıdık diye de çok güldüm.
Kel başa şimşir tarak.
Onları da biz beğenmeyiz.
FERMANSIZ AŞKLAR
Yürek darda, akıl firarda
Sevdalar bana küsmüş…
İhanetler karışmamışken
Katkısız aşklara
Zamanın kendini hoyratça
Kullanmadığı yıllarda
Benim sevdam hasretlere bürünmüş…
Gönüllerin sığınağı, daha bir cömertti
Aşk meydan savaşlarına…
Uğruna ölünen sevgiler
Böyle insafsız değildi
Sanki daha bir duru, daha bir güzeldi…
Üç günde atılmazdı sandıklara
İçin kan ağlardı,yar ağladığında..
Yürek tertemiz, kalp öyle bir çarpar ki
Kah sokak ortasında, kah kapı aralığında
Bu sevdalar mı bana küsmüş
Aşkın yazılmadığı fermanlara
Fermandan anlamayan sevdalara
Ölümüne deyip te, darağacına asanlara
Şimdi, bir ben bir de bu kalem küsmüş…
Afet Ergü Şaşmaz 22.07.2007