Çakmak – 2
Yazan ismetKas 30

Ünlü bir Fransız ‘dı Piyer-Klod Paniye,
Çok usta bir doktordu, branşı intaniye.
Mesleği onun için bir geçim aracıydı,
Bizim soylu Fransız uslanmaz bir avcıydı.
Yaşı fazla değildi; üç yirmi, bir de ondu,
Her kim kendini görse; sanır bir yerin kontu.
Tarardı ak saçları özenle arkalara,
Pembe bir renk hakimdi yüze ve şakaklara.
Uzun burnu simgesi bir zorlu azametin,
Gözlükleri gözünden eksik olmaz hazretin.
Boyu uzundan uzun, kilo-milo almamış,
Bir ömür boyu içmiş, şaraplar yaramamış.
Bacakları dal gibi, kolları daldal gibi,
Yaman dikkati çeker özenle giyindimi.
Canı bir domaldımı büroyu kapatırdı,
Kendi av sezonuna hazırlık başlatırdı.
Her ne gerekse ava, bulur tamam ederdi,
Kolonel şapka takar, sandaletler giyerdi.
Spor gömlek üstünde, kısa pantolon altta,
Etekleri püsküllü bir av çantası sırtta.
Balta, bıçak o biçim vesair aksesuar,
Her an bagajda bekler yatacağı hamaklar.
Para-mara kum gibi ve yolculuk çekleri,
Yollara düşmek için zil çalar etekleri.
(Hikmet BARLIOĞLU (1933 -2003) ‘nun
ARAP isimli Şiirsel Gülmeceler ‘inden > 90 -100/100)


Fransızların bu şiirleri okumalarını çok isterdim.
İçimizdeki Fransızlarda okusun bence
Haklısın Korsan, hem tercüme sorunu da olmayacak.
GİDECEKSEN ÖYLE GİT
En çaresiz anımda, sığınağım olmuştun.
Kuruyan yüreğime, pınar gibi dolmuştun.
Seni bende bırakıp, madem ki gideceksin,
Kır barınaklarımı, gideceksen öyle git.
Sende minik bir serçe, gibiydin bir zamanlar.
Uçacaktın semada, bitmeseydi kalanlar.
Terk edip anıları, madem ki gideceksin,
Aş barikatlarını, gideceksen öyle git.
Ne sen mutlu olursun, afili konaklarda.
Ne ben seni ararım, sahipsiz duraklarda.
Beyhude koyup beni, madem ki gideceksin,
Süpür yapraklarını, gideceksen öyle git.
Sen miydin o asude, bahar gözlü şenli kız?
Ben miydim aşık olan, toz pembe ve sınırsız?
Alıp şuh yüreğimi, madem ki gideceksin,
Bir kurşun sık alnıma, gideceksen öyle git.
Yıldırım UZUN