Ne olduysa araları bozulmuş. Birbirilerine öyle husumet bağlamışlar. Kurşun atacak hale gelmişler. Gel zaman, git zaman, bunlar uzun yıllar uzak kalırlar. Yıllar geçmiştir. Bir olay bahane olmuş; ortak dostlarının evinde aynı ortamda bulunurlar. Çevrenin ricasıyla tekrar barıştırılırlar…

    Barışmaları karşılığı biri diğerini eve davet eder. İstemese de nezaketen kabul eder. Yemek yenir ikram yapılır, üstüne çay ikramı yaparken ev sahibi çayın içine biraz işer. Çayı ikram eder. Tabii durumu anlayan adam çaktırmadan nezaketi bozmaz. Tekrar çay almasını istediğinde, içmeyeceğini belirtmiştir. Bu durum hiç iyi niyet değil, aklın sıra hasmından bir öç aldığını düşünmüştür.

  Davet faslı bitmiş, ayrılma zamanı; veda zamanı diğer arkadaşı onu evine davette bulunur. O da daveti kabul ederek bir hafta sonraya anlaşırlar…

   Sidikli çayı içen öç alma duygusuyla hazırlık yapar. Hazırlık olarak kurutulmuş boku özenle hazırlayarak kahve kıvamına getirir.  

   Davet günü yemekler yenir, ikramlar yapılır. Fasıl kahveye ikramında bulunulur tabi; ‘boktan yapılan’

kahve içilir. Tekrar kahve alıp almayacağı sorulduğunda:

  –Kahvenin çok güzel olduğunu belirtmiştir.  Tabi hemen tekrar ikram yapılır ve sorar… Kahveyi hangi bakkaldan aldın ? diye… O an cevap verir, SENİN çay aldığın bakkalın YAN KOMŞU bakkalından…

Print Friendly