Sizce Hala Neden Bekarsınız?
Yazan efkanAra 30

Herkesin etrafında birçok insan var. Her gün yeni insanlarla da tanışıyoruz ama hala bekarız. Yeni insanlarla tanışmak bir noktadan sonra sıkmaya başlıyor. Sil baştan kendini anlatmak, karakterini çözmesi için sürekli o kişiye yol göstermeye çalışmak, yorucu oluyor. Yeterince yorucu olan bu kendini tanıtma merasimlerinde bir de kendini iyi tanıtamama durumları oluşunca hepten uzaklaşıyoruz.
Tanıştığım her insanın bilgilerini de kafamızda tutmamız gerekiyor. Eğer unutursanız vah halinize. Benden başka kiminle görüşüyorsun da benim söylediğimi unuttun diye başınızın etini yiyorlar. Onlar da haklı. İnsan olarak değerliler ve bu değerin kendilerine gösterilmesini bekliyorlar. Tıpkı bizim beklediğimiz gibi.
Kendimce bu soruna şöyle bir çare buldum. Bir dosya tutuyorum. Adı, soyadı, nereli olduğu, nereden mezun, en sevdikleri neler, burcu, ailesi ile ilgili bilgiler ve en önemlisi de beklentileri diye bir bölüm yaptım. Görüşmelerimin ardından ona ait olan sayfaya bu bilgileri giriyorum. Bir daha görüşmeye gideceğimde bu sayfa çok işime yarıyor. Kimsenin de kalbini kırmamış oluyorum.
Asıl sorun bunlar değil. Sorun hala bekar kalmam. Bağlanmaktan korkuyorum ve bundan neden korktuğumu da bilmiyorum. Her bayan arkadaşımın kendine özgü güzellikleri var ve ben hiç birine haksızlık etmek istemiyorum. Yaş otuza dayanmadan da yuvamı kurmak istiyorum ama gün geçtikçe karar vermek daha da zor hale geliyor.
Benim hala bekar kalma nedenim, bağlanmaktan korkmam ya sizin ki neden?
30 Aralık 2008
Efkan


Efkan, yazılarının yoğunluğu evlilik üzerine olunca dikkatimi çektin. Seni baş-göz etmenin vakti gelmiş yoksa sen bizleri baş-göz edeceksin.
AŞK İKİLEMİ
Adam: Kaç zamandır düşlerimde
Sadece bir şimşek çakıyor.
Bir şimşek.
Kadın: Şimşek dediğin bir göz olmasın,
An’lık durumlarda karşılaştığın
Bir göz.
Adam: Bir zaman dilim okşuyor sanki kederimi,
İlerledikçe yelkovan
Hançer gibi saplanıyor
Yüreğime.
Birden
Türküsüz ve şiirsiz kaldığım geliyor aklıma.
Oysa yeni türkülere ve şiirlere,
Yelken açmak elimdeyken.
Kalıyorum bir türkünün nağmelerinde işte.
Kadın: Uçarı bir yalnızlık provası senin kisi.
Her limanı kendinin sanıyorsun
Ve bir süre kalıyorsun orda.
Kalmak istiyorsun daha çok.
Ve hep
Demir attığın sevgilerin sığlığında
Boğulup, bunalıyorsun.
Hep iyiyi oynuyor
Ve saklıyorsun,
Seninde bilmek istemediğin gerçekleri,
Kendinden bile.
Oysa
Seni sen yapan değerlerin yarısı
Gizli bir hazine gibi kanlıyor
Benliğinde.
Adam: Biliyorum aslında.
Bu yüz benim, yarısını görürsün
Ve
Görmek için diğer yarısını
Yüreğime akman gerek.
Fakat korkum var,
O da yüreksizliğim değil,
Geçmişin bıçak izi.
Kadın: Neden düş gibisin?
Gerçek bir pul gibi davranmıyorsun etrafına.
Neden sadece iyiliğin silueti dolaşır
Baktığın aynalarda.
Aslında bir cellâdın,
Baltasıyla dolaştığın gerçek
Benim gibi.
Suskunluğunun gizlediği fırtına,
Yalvarmaya başlayan gözlerinin ifadesi.
Açlığın ve
Yalnızlığın adresi.
Adam: Her zaman tek bir özlemim oldu
Mahşer günü gibi kalabalık
Geçecek bir yürek.
Baktığımda gözleri gözüm olacak,
Dokunan elleri merhamet değil,
Arzunu habercisi olacak.
Tek bir yürekte yaşanacak kalabalık bir hayat.
Anlıyor musun?
Kadın: Soruyorum sana ufukta ne görüyorsun?
Kendini ufkun
İmkânsızlığına attığında
Çözüm bulabilir misin ufkun
İmkânsızlığına?
Adam: Ufukta dans eden noktalar.
Düşlediğim sen ve ben. Bir
Yetişebilsem ufkun imkânsızlığına
Bak o zaman nasıl bir sonsuzluk katardım aşka.
Bir aşk yaşanıyorsa gerçekten
Ufku aşan bir sonsuzluk yok mudur orada?
Kadın: Gel kandırma kendini.
Herkes kendini yaşar.
Sen yaşamın gerçeği
Ve
Düşü arasında bir yerdesin.
Gerçek, acı olan şey,
Bir ihtimalin bile imkânsızlığı.
Düş, bir imkânsızlığın olasılığı.
Senin bulunduğun nokta;
İmkânsız olasılığın ihtimalinde bir keşke duası.
Adam: Anladım, sözümün sonu diyorsun.
Kurulacak bir düşüm yok
Diyorsun.
Kaldır at bütün kurguları.
Düş gerçeğin olamaz diyorsun.
Anladım… Anla…
An…
Kadın: Bilmelisin ki;
Ümidin olabilir ancak,
Düşlediklerinin gerçek olması için.
Ve bekleyişin geç kalmamış bir aşka kürek çekmeli şu zamanda.
Hadi sen git artık…
Ben yeni düşler demleyeceğim…
Adam:…………..(suskun)
Kadın…………..(suskun)
Adam:…………..(suskun, gözleri yerde, tek kelime) KEŞKE.
Kadın: (birden) NİÇİN?
Yılmaz SARI
Söylesem tesiri yok,sussam gönül razı değil. (Fuzuli)
Benim hala bekar kalma nedenim, bağlanmaktan korkmam ya sizin ki neden?,
Bu zihniyette birinin bekar kalması normal sen mümkünse hiç evlenme efkan kardeşim, evleneceğin insanı mutsuz etme hakkın yok çünkü..
evlilikten korktuğu için olabilir
bence bu yaptığın çok saçma. yaptığın sadece kendine eziyet etmek. hayata dair bir güvencen
varsa neden korkuyorsun ki!
evlenmek bir erkek için bir oyundur bence,
Korsan, bağlanmaktan korkuyorum ama evlenince benim ona bağlandığım kadar eşim bana bağlanmazsa diye korkuyorum. Bilsem ki eşim de benim kadar bağlanacak o zaman sorun olmaz zaten.
evlilik kutsal bir yuvadır.evlenmeliyiz bu kutsal yuvaya sahip çıkmalıyız.

Ben de evlenmeye ve yuvama sahip çıkmaya çalışıyorum.
Ben evli bir bayan olarak, bekarlığı tercih ederdim.
Evlilik anlaşabiliyorsan güzel.Anlaşamamaya başlayınca evlilik sultanlıktır demekten kendini alamıyorsun.
Arkadaş seçmek o kadarda kolay bir şey değil,
Çünkü arkadaş seçiminde ne kadar hata yaparsak o kadar kendimize zarar veririz.
Eğer iyi bir arkadaş seçtiysek onu kaybetmemeliyiz. Ona iyi davranmalıyız.
Onunla birlikte hayatımızı sonlandırmalıyız
Bence bekarlık yalnızlık demek, bu yüzden evlenmek güzel bir şey.
Evlilik evlilik… Eğer doğru insanı bulursan mutluluk bulamazsan çile. Ama büyük bir sorumluluk iki insan ve tek yürek olabilmek…
ya evlenince sevgide kalmıyor aşk da çevremde gördüğüm kadarıyla bekar bir insan olarak korkutuyor beni evlilik sorumluluk işi, fedakarlık işi ,gerçi fedakarlığa neyse razıyım ama hoş evlenmeden yuva kurmadan da olmuyor. al bakalım şimdi iki ara bir dere.
Evliyim, eşimi ve çocuklarımı çok seviyorum. Sorumluluk sandığınız şey o kadar da korkulacak bir şey değil. Sevdiklerinizi korumak ve kollamak size ağır ya da yük gibi gelmemeli.
Saygılar.
:: LifeMaster DOGRU ERKEK DOGRU KADIN….
Birkaç yıl önce bir uçak yolculuğu sırasında yanımdaki koltukta oturan bir adamın alyansını sağ elinin işaret parmağına taktiğini fark ettim. O anda yorum yapmaktan kendimi alamadım. ‘Bayım alyansınızı yanlış elinize takmışsınız dedim ‘ Adam bunun üzerine bana dönerek ; ‘yanlış kadınla evlendim de ondan’ diye karşılık verdi. Ziglar bu aniyi okuyuculara aktardıktan sonra aklımıza gelmeyen soruyu soruyor;
Peki ya bu adam doğru adam miydi? Yani adamın yanlış kadını doğru adamla mi evliydi. Yazar her şeye rağmen ‘doğru adam’ ve ‘doğru kadın’ olmanın bir yolu olduğunu haber veriyor. ‘Yanlış seçilmiş bir insana doğru insanmış gibi davranırsanız sonuçta doğru insanla evlenmiş olursunuz…. Doğru seçilmiş bir insanla evlendiğiniz halde yanlış davranıyorsanız kesinlikle yanlış bir evlilik yapmışsınızdır. Doğru insan olmak doğru insanla evlenmekten cok daha önemlidir. Kısacası evlenmek için doğrumu yoksa yanlış es mi sectiginiz asil olarak size baglidir. Zig Ziglar kitabin ilerleyen sayfalarinda ‘on ineklik bir kadın araniyor’ baslikli bir oykuyle destekler tezini. Çok yillar önce Hawai adalari ndan ohao da insanlar alisIk olmadiklari bir olaya taniklik ederler. Ohao da mustakbel bir koca bir aileye kizlariyla evlenebilmek icin belli sayida inek vermek zorundadir. Ama kiz bir este bulunabilecek butun ozellikleri ve guzelligiyle alisilmadik bir ornekse dort inek verildigi de olmustur. Yillar once adanin en ucra koselerinde n birinde dogrulugu kanitlanmamis da olsa cok cekici ve iyi huylu bir kadinin astronomik fiyat sayilan bes inek karsiliginda gelin gittigi doğrultusunda belli belirsiz bir rivayet de dolasmaktadir. Ada da iki kizi olan bir adam yaşamaktadır. Büyük olanı bizim toplumumuzdaki deyişle ‘kabul görmeyen’ tipte bastan şansı olmayan bir tiptir. Neredeyse bir cuce kadar kısadır. Babasi ona uc inek fiyat biçmiştir. Iki inekli bir teklife de severek kabul edecektir. Hatta iyi pazarlık yapan biri çıkarsa tek inege ‘fit’ olmaya razıdır. Aslında pazarlık çok ağırlaşırsa yaşlı baba omur boyu kızını besleme yükünden kurtulacağını düşünerek hiç inek almadan bile verecektir. Küçük kız kardeşte ise durum farklıdır. Baba muhteşem bir güzellik ve cazibenin iyi huyla birleşmesinin örneği olan küçük kızdan çok kolay kurtulacağını bilmekte ve geleceğinden hiçbir endişe duymamaktadir. Adanin en zengini olan Johny Lingo bu evin kapisina geldiginde herkes onu kucuk kizi isteyecegini d usunur. Oysa o herkesin tahmininin disinda bir sey yapar. Yasli adami sevince bogarak buyuk kiza talip olur. Ihtiyar sevincinden neredeyse havaya ucmaktadir. Hem cok zengin hem de eli acik insan olarak tanindigi icin en azindan standart fiyatin karsiligi olarak uc inegi odeyecegini dusunur. Sonra biraz hayal kurarak cömertliği ve zenginligiyle belki dort inek verecegi de aklina gelir. Derken adam hayal sınırlarını zorlar. Ve belki de bes inek bile verebilecegini dusunur. Johny kizi istemeye gelince yanında 12 tane inekle gelince babanin nasil duygular besled igini anlayamazsiniz. Yasli baba neredeyse kalpten gitmek uzeredir. Johny fikrini degistirmeden olmeden veya kendini toparlamadan kabile reisine hazirliklar yapmasi icin haber vermeye kosar. O gunlerde normal balayı bir yil surerdi ama 12 ineklik gelin aldiysaniz herhalde uc ineklik balayi ile yetinmezsiniz. Boylece gelin ve damat iki yillik balayi niyetiyle bilinmeyen yerlere gitmek uzere yola cikarlar. Damatla gelinin donmesinin beklendigi gun onlari gorur gormez haber vermek uzere koyun disina bir gozcu gonderilir. Gun dogduktan az sonra gozcunun sesi duyulur. Dogal olarak gelenler gelinle damat mi diye merak ederler. Gozcu oyle tahmin ettigini ama emin olamadigini soyler. Adam Johny’i hemen tanimis fakat kizdan emin olamamistir. Kiz asina gelmistir. Ama yaklasan kadin cok guzel zarif ve kendinden emin birisidir. Cift iyice yaklastiginda hic kimsenin tereddut’u kalmaz. Kizin guzelligi cazibesi ve cekiciligi en elestiric i gozlerde bile reddedilmeyecek olcudedir. Yakindan bakanlar. Johnny’nin 12 inek karsiliginda iyi alisveris yaptigini dusunurler. Isin puf noktasini soyle ozetler Zig Zaglar : ‘Johnny 12 inek odedi, kiz 12 ineklik bir kadin haline geldi.’ Bu hep böyle olmaktadır. Esinize-sevgilinize verdiğiniz değer, ona kazandırdığınız değerdir. Aslında ‘doğru adam’ doğru kadını inşa eder.
Doğru kadın da doğru adamı…
ERKEKLERDEN DAVACIYIM..
Bir kadını sevemeyen sevmesini bilmeyen bilmediği halde bir kadını hükmü altına alan erkeklerden,
Bir kadının ruhuna hitap etmeyen
Onda boşluk yaratan, sadece kendi cinsel ihtiyaçları için seviyor gibi yapıp bir kadını eş yapan sonra da ondan sadakat bekleyen erkeklerden davacıyım.
Bir kadınla konuşmayan anlaşamayan onu başka ortamlara sürükleyen, KULAĞINA hatta diline küpe takan erkelerden,
konuşurken ay diyen konuşanlardan…
kadına el kaldıran hatta bununla yetinmeyip yumruk atan aciz erkeklerden davacıyım.
bir kadına sahip olmak için ilk başlarda onurunu pas pas yapan erkeklerden davacıyım..
dedikodu yapan çocuk gibi ağlayan erkeklerden davacıyım.
sarhoş olup etrafı dağıtan erkeklerden davacıyım .
çocuğunun rızkını içkiye kumara şans oyunlarına yatıran kadını akşama ne pişirsem diye düşündüren erkeklerden davacıyım.
Sonra kadın kötü oluyor,
Oysa onu öyle dolduracaksın ki her halinle
Boş zamanında bile hiç kimseyle hiç bir şeyi paylaşmayacak oturup seni hayal edecek bunu sağlayacaksın kardeşim.
O kadında uçurum oluşturmayacaksın ne ruhen ne de cinsel
Senden güzel sözler bekliyorsa gerekirse şair olacaksın
Senden tükenmeden sevişmeni bekliyorsa sende sorun varsa tıbbı kullanacaksın hiç utanmadan….
ama onu asla ortada bırakmayacaksın aldatmanın hiç bir türünü yaşmayacaksın,yaşatmayacaksın
Onun için Oxford bitirmen gerekiyorsa bitireceksin
Her konuda suçu ona atmayacaksın
Sonra bizi de siz gibi biliyorlar ya
Ve zaten aklı karışık kadın yanına yaklaştırmayarak kimseyi cezayı yine kendine kesiyor
Kadını esir yapmayın
Kadına hitap edin özgür bırakın bakın hayatınız ne kadar güzelleşecek
Ha bu arada bazı anlaşılmaz kadın da yok değildir
Yıllar yılı onun adını dahi hatırlamayan bir adamı hala kalbinden silmeyecek kadar beceriksiz duygudan yoksun ama onunda babası erkekti.. kadını yetiştiremeyen ona gerçeği yakalama cesareti vermeyen
O ne der bu ne der diye önce kendini düşünen
Ama hayat bir film değil başa sarıp yeniden yaşayamazsın
Ve ödünçte almazsın.
Babam anama ne olur vay çocuklarım derken ömür biter
O dediklerin senin için hayatından vazgeçmez .
ERKEKLERDEN davacıyım.
Kadını muhtaç eden erkekten davacıyım…
Ali Rıza Karataş (A.eray)
Zekeriya, teşekkür ederim.
Doğru erkek, doğru kadın olayına da katılıyorum. Çok güzel bir yaklaşım.
EVLİLER OKUYUN BEKARLAR DERS ALIN –
Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için..
17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da…
Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor.
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan…
Nedir bu dayatmalar?
Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine yada en azından eşit olması bunların sadece ikisi…
Olmaz, yürümez diyor toplum…
Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına “hot” dediğinde oturmalı kadın…
Yada yumuşatıyorlar; efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı…
Eğitimde de böyle.. Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layıkı….
eşim benden 2 yaş büyük; ne
“hot” dememe gerek kaldı
17 senede, ne de benden önce çöktü…
Yıllar içinde ben yaşlandıkça o
gençleşti, “oo Can bey kapmışsınız çıtırı”
esprilerine muhatap dahi oldum.
EŞiM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi; ben bir taneyi 9 senede bitirdim..
Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım…
Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran…
Bunu unutmadık biz. Ben konuşurken o dinledi,
Ben dinlerken o konuştu 17 sene.
O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o “haklısın bitanem…” dedik,
öfke bitip fırtına durulduğunda
“ama bir de böyle düşün” de dedik fikrimizi savunurken.
Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi,
aynı amaç için savaşan neferlerdik bu hayatta…
Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak
cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..
Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon,
kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da
ama…
Sevginin en büyük dostuydu bizim
için “güven”… Ve güvenin ardına saklanmış bir
“saygı” vardı daima…
Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede…
Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi
sütliman yaşayacaktık…
Öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bir gece, misafir odasında…
Gece yarısı kapı açıldı, eşim “ne yapıyorsun burada?”
diye sordu kapının eşiğinden, “uyuyorum” dedim buz gibi bir sesle…
Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla… “kay yana” dedi.
“daracık yatakta. ne yapıyorsun?” dediğimde benim yerim senin yanın,
sen gelmezsen ben gelirim” dedi…
Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek…
Ve bence doğrusu da bu…
Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde
kavga ettik, yatak odamız hariç..
Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin
tutmadık birbirimize…
Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41
inci çift olacaktık o listede…
Ama oyunun kurallarını biz koyduk… Ne de olsa
bizim oyunumuzdu, oynanan…
Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun
bence…
Topluma kulaklarını tıkayarak hem de… Ne benim, ne de bizim sözlerimizle…
Sadece gönlünüzden geçtiğince…
Dediği gibi Ataol Behramoğlu’ nun;
“Yaşadıklarımdan öğrendiğim
bir şey var: Yaşadın mi büyük yaşayacaksın, ırmaklara,
göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır.
Ve
hayat, sunulmuş bir armağandır insana…”
CAN DÜNDAR
Erkeğin ağzından laf böyle alınır..
Kadin: Ben ölürsem ne yaparsin?
Tekrar evlenir misin?
Adam : Hayir. Kesinlikle hayir !!
Kadin: Neden?? Evli olmak hosuna gitmiyor mu!!??
Adam : öyle demek istemedim. Tabi ki gidiyor.
Kadin: O zaman neden tekrar evlenmezsin ki??
Adam : Tamam. Tamam. Evlenirim.
Kadin: (yüzünde üzgün kirgin bir ifadeyle)Evlenirsin..
Adam : (ne diyecegini bilemez ve azicik kizgin bir iç çeker)
Kadin: Onunla bizim yatagimizda mi yatarsin?
Adam : Başka nerde yatilabilir ki?
Kadin: Benim resimlerimi kaldirip yerlerine
onun resimlerini koyar
misin??
Adam : Sanirim bu yapilacak en uygun sey olur.
Kadin: O zaman onun benim ayakkabi koleksiyonumdan
Ayakkabilar giymesine de izin verirsin….??
Adam : Hayir onun ayaklari 37 numara…
Kadin: ………………….? !!!
Adam : Haas….s…………….!!!
Site içinde hiç evelenen yok mu? Şöyle bir düğün yapsaydık arada biz de eğlenirdik.
Evelenen = evlenen olmalıydı, özür.
………….. ♥ ..♥ …..♥
…………. ♥ ♥ .¦♥ ♥ ¦♥ ♥ ♥ ¦
………… ♥ ♥ ♥ …..¦♥ ♥ …♥ ¦¦¦¦
……….. ♥ ♥ ♥ …..♥ ♥ ♥ .. ♥ ♥ ¦¦
……….♥ ♥ ♥ …… ♥ ♥ … ♥ ¦.¦¦
…….. ♥ ♥ ♥ …..♥ ♥ …. ♥ ♥ ¦
………. ♥ ♥ ♥ ¦..♥ ♥ ….♥ ♥ ♥ ¦
……….. ♥ ♥ ♥ ♥ .¦♥ ♥ ♥ ♥ ¦
…………… ♥ ♥ ♥ ¦♥ ♥ ….¦
…………….¦¦¦¦ ♥ ¦.¦¦
.. ♥ …………… ♥
… ♥ ♥ ♥ ..¦………♥
…. ♥ ♥ ♥ ……….. ♥
….. ♥ ♥ …¦…….¦ ♥
………….¦…….. ♥
……… ♥ ♥ .¦…¦ ♥
…… ♥ ♥ ♥ ♥ ..¦..¦ ♥
……¦♥ ♥ ♥ ♥ …¦. ♥
…… ♥ ♥ ♥ ……¦ ♥
……¦ ♥ ♥ ………¦ ♥
……. ♥ ………¦ ♥
……………….. ♥
……………….. ♥
………………… ♥
______(¯`(█ ´¯) __(¯`v´¯)
_______(_.^._) __(¯`(█ ´¯)
_________(¯`v´¯) ´(_.^._)
________(¯`(█ ´¯) (¯`v´¯)
_________(_.^._) (¯`(█ ´¯) ..
____(¯`v´¯) _____ (_.^._) (¯`v´¯)
___(¯`(█ ´¯) __(¯`v´¯) __(¯`(█ ´¯)
____ (_.^._) __(¯`(█ ´¯) __(_.^._)
_____ (¯`v´¯) ´(_.^._) (¯`v´¯)
____(¯`(█ ´¯) _█ ___(¯`(█ ´¯)
_____(_.^._) _█ _____(_.^._)
___________█
_________█
_______█ ___█ █ _.█ █
______█ ___█ █ █ █ █ █ █
______█ ___█ █ █ █ █ █ █
_______█ ___ █ █ █ █ █
________█ ____█ █ █
_________█ ____█
__________█ _______█ █ _.█ █
_█ █ _.█ █ ___█ _____█ █ █ █ █ █ █
█ █ █ █ █ █ █ ___█ ____█ █ █ █ █ █
█ █ █ █ █ █ █ ___█ _____ █ █ █ █ █
_ █ █ █ █ █ ____█ _______█ █ █
___█ █ █ _____█ _________█
____█ ______█ ____________
……….ÇOK GÜZEL …………
T……………………………..S
E……………*……………….A
B………..*…*…*……………Y
R………..*…*….*…………..G
İ…………*…*…*……………I
K………….*..*..*…………….L
L…………….*……………….A
E…………….*……………….R
R…………….*………………..
………………*………………..
………TEŞEKKÜRLER………….
_________@@@@@@@@___________@@@@
________@@@________@@______@@@__@@
________@@__________@@__@@@______@@
________@@_________________________@@
__@@@@@@_______@@@@@@_________@@
__@@____________@@@@@@@_________@@
_@@____________@@@@@@@@_______@@
_@@____________@@@@@@@@____@@@
_@@@___________@@@@@@@______@@
__@@@@__________@@@@@________@@
____@@@@@@_____________________@@
_________@@_____________________@@
________@@___________@@________@@
________@@@________@@__@@@@@@
_________@@@_____@@@
__________@@@@@@@
…………..@
………….@
…………@
…………@
_____________@@__@_@@@…………..♥ *♥ *♥ *******
_____________@__@@_____@…………..♥ *♥ *♥ *******
____________@@_@__@_____@…………..♥ *♥ *♥ *******
___________@@@_____@@___@@@@@…………..♥ *♥ *♥ *******
__________@@@@______@@_@____@@…………..♥ *♥ *♥ *******
_________@@@@_______@@______@_@…………..♥ *♥ *♥ *******
_________@@@@_______@_______@…………..♥ *♥ *♥ *******
_________@@@@@_____@_______@…………..♥ *♥ *♥ *******
__________@@@@@____@______@…………..♥ *♥ *♥ *******
___________@@@@@@@______@……………♥ *♥ *♥ *******
__@@@_________@@@@@_@…………..♥ *♥ *♥ *******
@@@@@@@________@@…………..♥ *♥ *♥ *******
_@@@@@@@_______@…………..♥ *♥ *♥ *******
__@@@@@@_______@@…………..♥ *♥ *♥ *******
___@@_____@_____@____…………..♥ *♥ *♥ *******
____@______@____@_____@_@@…………..♥ *♥ *♥ *******
_______@@@@_@__@@_@_@@@@@…………..♥ *♥ *♥ *******
_____@@@@@@_@_@@__@@@@@@@…………..♥ *♥ *♥ *******
____@@@@@@@__@@______@@@@@…………..♥ *♥ *♥ *******
____@@@@@_____@_________@@@…………..♥ *♥ *♥ *******
____@@_________@__________@…………..♥ *♥ *♥ *******
_____@_________@…………..♥ *♥ *♥ *******
_______________@…………..♥ *♥ *♥ *******
____________@_@…………..♥ *♥ *♥ *******
_____________@@_@…………..♥ *♥ *♥ *******
______________@@…………..♥ *♥ *♥ *******
______________@…………..♥ *♥ *♥ *******
_____________@…………..♥ *♥ *♥ *******
_____________@…………..♥ *♥ *♥ *******
______________@…………..♥ *♥ *♥ *******
______________@…………..♥ *♥ *♥ *******
____♥♥♥♥ ♥♥♥____ ♥♥♥♥♥♥♥
__♥♥♥♥♥♥♥♥♥__) (__♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
_♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥__♥♥♥♥♥♥(¯`v´¯)♥
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥(¯`(●)´¯)♥
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥(_.^._)♥♥
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥(¯`v´¯)♥♥♥♥
_♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥(¯`(●)´¯)♥♥♥
___♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥(_.^._)♥♥
______♥♥♥♥♥♥(¯`v´¯)♥♥♥♥♥♥
________♥♥♥(¯`(●)´¯)♥♥♥♥
___________♥(_.^._)♥♥
______________♥