31 Ocak 2009 icin arsiv

Düşenler Ağlamaz Kendi Düşünce

Gülme artık bana; yaralanmışım,

Cehennem azabı tattım ömrümce.

Darmadağın olup parçalanmışım,

Güya aşka düştüm kendi gönlümce.

Sen hep bayramlarda, ben hep matemde,

Bir kötü, kısacık ömürde hem de,

Her şey gelip gitti, ne kaldı elde?

Bana armağanın yalnız işkence.

Kanlı gözyaşımı içime gömdüm,

Derdime katlandım ve hep süründüm,

Her gün ele karşı mutlu göründüm,

Düşenler ağlamaz kendi düşünce.

Haberin oldu mu çektiklerimden?

Hiç pay çıkardın mı gördüklerinden?

Acep utandın mı ettiklerinde?

Edenler bulurmuş günü gelince.

Gülüyorsun artık, inanayım mı?

Kalkıp da yeniden aldanayım mı?

Bu kez ben reddedip kurtulayım mı?

Gör neler çekersin sevilmeyince.

(Hikmet BARLIOĞLU (1933 -2003)‘ nun

HANÇER YARASI isimli Hece Şiirler’ inden > 71 -72/100)

Hayrettin TAYLAN

 

Viran edilmiş gönül köyümüzün azası sen, bense muhtarı… Kalbime düşülmüş bir imza istedin sevme derinliğinden. Ömrüme yazılmış, gözlerine yazılmış dertlerime azıl bir aşk sundum sana.
Bir umut, içimde yanıp yanıp sönen senleri aydınlattı. Apaydınlığın aşk beyazında uyanmak ve bilmek  arasında sana  münzevi  bilinç oluyorum.

Nesnesi değilim aşkın ve gitmelerin ya da benden uzak kalmaların. Ben atamdan öyle gördüm, öyle yaşı yorumu yaşatmayan  belilerdeyim.

Harf harf yazıldım sevda defterine ama uzaksın. Ebru gibi işledim hayatıma
aşkın ta kendisini geçerek. Aşktan öte aşkım. Örselenmiş özlemlerime seni ektim.
Hani dargın, kırgın olursan yersin barışma meyvemden. İşte gözlerimde tesellisi bakışların  öz merhemim. Bakışın tecellisi işte bak
kalbimde temennisi seni tuttular içimden seni yaşamak melodisindeyim.
Başımı yastığa huzurla koyman telaşındayım. Belalarında beli umutların pamuğunu koydum. Uzak kalışına şarkılar çalar içimde. Rüyâlı özlerle uyanırım her sabah
rüyâlı gözlerimde hayâline ısmarlarım kendimi. Riyasız aşkların alışmalarındayım. Biliyorum aşk ezâsız  yürümez. Biliyorum, özlemek de var yalnız kalan gecelerimize. Hangi gece yıldızını unuttu sensiz  karanlıklarımda. Gözlerin neden güneşimi batırır. Yalnız bana bakasın diye mi?

Aşk herkesi kırar, sarar, sorar, yorar, eksilmesin senli anlarımı, daha seni ben kadar tanımadım. Sen bana dediğinden bu yana kırıklar bir bir yanar. İçimde silinmeyen yitmeyen bir sen koşar benimde. Senle tutunmuşluğum tutkularda fırtınalara, dalgalara rotamı kaybetmiş bir gemi gibiyim. Yalpa yalpa aşıyorum aşılmazları, varılmazların vavlarında… Günahını yaşıyorum sensizliğin. Biraz kendime sürgün ve süreğen dünyam. Aşkımıza ağlıyor şimdi yağmurlar bir de gözyaşların. Gökyüzü döküyor içindekileri damla damla senin gibi. Sana sürgün ettim beni. Bitmeyen bir gelişlerin kollarına bıraktın. Sürgünlerdeyim, süren dolar, sürgünlüğün azar, ben benden geçer. Senli hasretlerim çoşar çoşar kalakalırım. Aşk bize sıla, aşk bize Fırat, aşk bize, Kızıldeniz. Aşk bize aşk.
Gözlerimin önünde yüzün o masum bebeksi gülüşün resim sergisi kaçmıyor. Uzaklardayız bir birimize aramız da aşılmaz engeller. Aramızda başka eller, seller, başka yollar, başka hayaller var. Akıp gidiyor hayat senden uzak, sana yakın her anda, her beklemede.
Aşk bize gurbet, gurbet aşkın içinde sense içime uzaklar sunan sunulmuş susmaların süreğen savısın.
Zaman akıp gitmiyor. Her şey aklıma bir sen düşene kadar düşlerim döşeniyor… Büyüyor tekrar gelişin içimde. Tarif ettiğim amalı sızılar sarıyor, kramplar giriyor kalbime kaskatı kesilip kalıyorum kalmalarında.

Damarlarımda kan akmıyor, sen krizine dönüşüyorum. Patlatıyor damarlarım yine de yoksun.

Tende lazer, sende sürgün halimi kesiyor giyotinler. Giden sürgün, ben kalan kaçak. Gitmelerin bıçağı kesiyor kesişmelerimi. Kesilmişim yarim senden. Yarım bir sen oldun. Yarın bir sen. Yatısına yatsı olmadan önce her anın yatır gibi güllerine çaput bağlasam da hala ben kokuyorsun.
    Yüzün gibi parlıyor ilk açılan yıldızda bu gece. Tebessümler kalmaya geliyor yüzüme. İlk kez gülümsüyorum; ama  yetmiyor sensizliğe. Sürgünüm aşkına, şaşkın umutlarımın akışı nereye nasıl akacak? Her yerim yare yara. Yaralarım kanıyor. Kanlanıyor, dağlanıyor sen tepem. Bağırıyorum  ayrılıklar örtsün tepemi, ıssız bir geliş akışında siyahlar sarmalıyor beni.

Kapkara anlara ayna oluyorum, ne kendimi ne de seni görüyorum. Görünmüşlüğe görülüyor senle göründüğümüz her an…

Kapat yaramı, açıl kara gecelerime ay ve aşk olarak. Gelişin kurtarsın gecemi. Bu gece ece değil. Ecelin hecesi mi? Yalnız ecel mi yoksa acele giden pişmanlık  utkusunun unutkanlığı mı anlayamadım gülüm.

Sensiz geçen anların yarası kapatsın artıklarımı. Sıkışmasam hep iki ara kalpte. Sen en iyisi bende tam bitsen ve kapatıp aşklarının kapısını mühür vursan olmaz mı?
Kimim kimsemdir yaşlanan yalnızlığım. Ahu gözlerin, ah o gözlerin neden hala yıldızlar varken hala seni bana ışınlıyor. Gidecek aşkı var olup da sende kalan ah ben ah… ben.
Çok kimseyim, çokça yaşanılan aşkların sahilinde.
Hiçbir şeyimsin, hiçbir şeyime şehir olamadığımsın. Ruhumun caddelerinde gezemediğimsin. Gözlerini ruhumun caddelerin kırmızı ışık eylemediğimsin.

Dokunamadığımsın, donmuş sıcaklarımı ısıtamadığımsın. Alışmışım alışındasın ama  alışamadığımsın. Hiçbir şeyimsin hiç gidemediğimsin. Her zaman bekleyeceğimsin, bil ki hecelerimin sözcesi  benli  sevmelerin son kuşağısın. Düş tacirleri bir bir para sayıyor hayallerimize, beni sana pazarlıyor güzeller. ”beni yok edecek düğmeye basmakta özgürsün”

”Kendin ol”, ruhumun tapınakların üzerine kazılı ve filozofların savunduğu  öz sözü ”marka” olarak kullan beni silkmede ve seni silmede, yeniden bana gelmede.

Hiçbir şeyimsin, hiçbir şeyime şehir olamadığımsın. Ruhumun caddelerinde gezemediğimsin. Gözlerini ruhumun caddelerin kırmızı ışık eylemediğimsin. Dokunamadığımsın, donmuş sıcaklarımı ısıtamadığımsın.

Ve benim olduğun, benim olmadığın, benimle kaldığım, bensiz kaldığın, beni aldığın ve beni saldığın özlemin ve aşkın salıncağındasın. Dünya sallamıyor seni, sen sallamıyorsun dünyayı. Öylesine gidişin son  kafiyesi olarak yazıldın şiirlerime. Bana da seni yazmak, sonunu hep aynı sevgilere kafiyelemekti.

Hayrettin TAYLAN

Eminlik Benim Köyüm – (1)

Huseyin Akcam

Kuş kayasının heybetli duruşunu
Höyük tepesinde macera dolu oluşumu
Silahçılık oynarken o tatlı vuruluşumu
Özlemin, hasretimin var oluşumu

Eminlik benim köyüm kır çiçeğim
Yüreğimin içindeki solmayan memleketim
Uzun yollar ardından titrek bir yürekle gelirim
Sen benim sevdiğim, koklar, ağlar tekrar giderim

Eminlik benim köyüm, hüzün rüzgârım
Hayalin hep özümde hep sevgi uğurlarım
Soğuk esen ayazların ben seni özlerim
Yüreğimde dinmeyen sonsuz mabedim

Kömür tepesindeki kuytu sessizliğin
Gece sessizliğini bozan dertleşen böceklerin
Derin derin sigara çekip volta atan gençlerin
Kayıp giden zamanlarının vazgeçilmez parçasısın

Eminlik benim köyüm vazgeçilmezim
Her girişimde mezarlıktan ağlamaktayım
Kimse bilmez sağanak akan ince yaşlarım
Mırıldanıyor yine ayrılık nağmelerim

29.11.2007

Hüseyin AKÇAM

Sahte Cennetin Kapıları

nergiz

Yanlış zamanda, en yanlış yerde, en yanlış kişilerle…

     Geleceğinin şekillenmeye başlayacağı o geri dönüşü olmayan gençlik yıllarında, sahte cennetin kapılarının ardına kadar açık olduğu o kapıdan giren gençleri nasıl bir son beklediği belli madde bağımlılığından bahsediyorum. Sigara, alkol, uyuşturucu vs.

     Önceleri heyecan ve zevk vericidir. Sonrasında ise kişiyi bekleyen karanlık günler. Madde bağımlılığının en yaygını sigara. Sigara içmiyorsanız hiç başlamayın. İçiyorsanız en kısa zamanda bırakın. Siz hiç sigara içen birinin akciğerlerini gördünüz mü?

     Alkoliklerin çoğu depresyon altındadır ve sorunlarını unutmak ve iyi vakit geçirmek için içerler. Alkoliklerin işlerini kaybetme ve evsiz kalma ihtimali alkolik olmayanlardan daha yüksektir.

     En kötüsü de uyuşturucudur. Çoğu insan kaçmak istediği başka problemlerden dolayı depresyona girdiğinde uyuşturucu kullanmaya başlar. Uyuşturucu kullanmak sorunları ortadan kaldırmaz. Bir süre daha iyi hissedebilirsiniz ama etkisi geçtiğinde eskisinden daha kötü hissedersiniz. Sevdiklerinizle aranızdaki köprüleri yıkarsınız. Artık yalnızlık sizi beklemektedir. Bir gün sokakta aşırı dozdan ölebilirsiniz. Hayatınız bu kadar değersiz mi?

     Madde bağımlılığı kölelikten başka bir şey değildir. Siz köleliği mi seçiyorsunuz, özgürlüğü mü? Duyarlı olan herkese sesleniyorum, uçurumun kenarındaki insanlarımızın elinden tutalım onları kazanalım.

Deniz – Akrostiş

hunter38

Dünyamı aydınlatan güneşimsin sen,
En güzel çiçeklerden bir buketsin sen,
Ne yaparsan yap kopamam ben senden,
İste kölen olurum, istersen ölürüm ben,
Zamansız gönlümde açan goncasın, gülsün sen…

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !

bedava flash oyun pocoyo pocoyo oyna perilice oyun