Aşksızlığın Mührü… Hala Benimsin
Yazan edward34Oca 31

Viran edilmiş gönül köyümüzün azası sen, bense muhtarı… Kalbime düşülmüş bir imza istedin sevme derinliğinden. Ömrüme yazılmış, gözlerine yazılmış dertlerime azıl bir aşk sundum sana.
Bir umut, içimde yanıp yanıp sönen senleri aydınlattı. Apaydınlığın aşk beyazında uyanmak ve bilmek arasında sana münzevi bilinç oluyorum.
Nesnesi değilim aşkın ve gitmelerin ya da benden uzak kalmaların. Ben atamdan öyle gördüm, öyle yaşı yorumu yaşatmayan belilerdeyim.
Harf harf yazıldım sevda defterine ama uzaksın. Ebru gibi işledim hayatıma
aşkın ta kendisini geçerek. Aşktan öte aşkım. Örselenmiş özlemlerime seni ektim.
Hani dargın, kırgın olursan yersin barışma meyvemden. İşte gözlerimde tesellisi bakışların öz merhemim. Bakışın tecellisi işte bak
kalbimde temennisi seni tuttular içimden seni yaşamak melodisindeyim.
Başımı yastığa huzurla koyman telaşındayım. Belalarında beli umutların pamuğunu koydum. Uzak kalışına şarkılar çalar içimde. Rüyâlı özlerle uyanırım her sabah
rüyâlı gözlerimde hayâline ısmarlarım kendimi. Riyasız aşkların alışmalarındayım. Biliyorum aşk ezâsız yürümez. Biliyorum, özlemek de var yalnız kalan gecelerimize. Hangi gece yıldızını unuttu sensiz karanlıklarımda. Gözlerin neden güneşimi batırır. Yalnız bana bakasın diye mi?
Aşk herkesi kırar, sarar, sorar, yorar, eksilmesin senli anlarımı, daha seni ben kadar tanımadım. Sen bana dediğinden bu yana kırıklar bir bir yanar. İçimde silinmeyen yitmeyen bir sen koşar benimde. Senle tutunmuşluğum tutkularda fırtınalara, dalgalara rotamı kaybetmiş bir gemi gibiyim. Yalpa yalpa aşıyorum aşılmazları, varılmazların vavlarında… Günahını yaşıyorum sensizliğin. Biraz kendime sürgün ve süreğen dünyam. Aşkımıza ağlıyor şimdi yağmurlar bir de gözyaşların. Gökyüzü döküyor içindekileri damla damla senin gibi. Sana sürgün ettim beni. Bitmeyen bir gelişlerin kollarına bıraktın. Sürgünlerdeyim, süren dolar, sürgünlüğün azar, ben benden geçer. Senli hasretlerim çoşar çoşar kalakalırım. Aşk bize sıla, aşk bize Fırat, aşk bize, Kızıldeniz. Aşk bize aşk.
Gözlerimin önünde yüzün o masum bebeksi gülüşün resim sergisi kaçmıyor. Uzaklardayız bir birimize aramız da aşılmaz engeller. Aramızda başka eller, seller, başka yollar, başka hayaller var. Akıp gidiyor hayat senden uzak, sana yakın her anda, her beklemede.
Aşk bize gurbet, gurbet aşkın içinde sense içime uzaklar sunan sunulmuş susmaların süreğen savısın.
Zaman akıp gitmiyor. Her şey aklıma bir sen düşene kadar düşlerim döşeniyor… Büyüyor tekrar gelişin içimde. Tarif ettiğim amalı sızılar sarıyor, kramplar giriyor kalbime kaskatı kesilip kalıyorum kalmalarında.
Damarlarımda kan akmıyor, sen krizine dönüşüyorum. Patlatıyor damarlarım yine de yoksun.
Tende lazer, sende sürgün halimi kesiyor giyotinler. Giden sürgün, ben kalan kaçak. Gitmelerin bıçağı kesiyor kesişmelerimi. Kesilmişim yarim senden. Yarım bir sen oldun. Yarın bir sen. Yatısına yatsı olmadan önce her anın yatır gibi güllerine çaput bağlasam da hala ben kokuyorsun.
Yüzün gibi parlıyor ilk açılan yıldızda bu gece. Tebessümler kalmaya geliyor yüzüme. İlk kez gülümsüyorum; ama yetmiyor sensizliğe. Sürgünüm aşkına, şaşkın umutlarımın akışı nereye nasıl akacak? Her yerim yare yara. Yaralarım kanıyor. Kanlanıyor, dağlanıyor sen tepem. Bağırıyorum ayrılıklar örtsün tepemi, ıssız bir geliş akışında siyahlar sarmalıyor beni.
Kapkara anlara ayna oluyorum, ne kendimi ne de seni görüyorum. Görünmüşlüğe görülüyor senle göründüğümüz her an…
Kapat yaramı, açıl kara gecelerime ay ve aşk olarak. Gelişin kurtarsın gecemi. Bu gece ece değil. Ecelin hecesi mi? Yalnız ecel mi yoksa acele giden pişmanlık utkusunun unutkanlığı mı anlayamadım gülüm.
Sensiz geçen anların yarası kapatsın artıklarımı. Sıkışmasam hep iki ara kalpte. Sen en iyisi bende tam bitsen ve kapatıp aşklarının kapısını mühür vursan olmaz mı?
Kimim kimsemdir yaşlanan yalnızlığım. Ahu gözlerin, ah o gözlerin neden hala yıldızlar varken hala seni bana ışınlıyor. Gidecek aşkı var olup da sende kalan ah ben ah… ben.
Çok kimseyim, çokça yaşanılan aşkların sahilinde.
Hiçbir şeyimsin, hiçbir şeyime şehir olamadığımsın. Ruhumun caddelerinde gezemediğimsin. Gözlerini ruhumun caddelerin kırmızı ışık eylemediğimsin.
Dokunamadığımsın, donmuş sıcaklarımı ısıtamadığımsın. Alışmışım alışındasın ama alışamadığımsın. Hiçbir şeyimsin hiç gidemediğimsin. Her zaman bekleyeceğimsin, bil ki hecelerimin sözcesi benli sevmelerin son kuşağısın. Düş tacirleri bir bir para sayıyor hayallerimize, beni sana pazarlıyor güzeller. ”beni yok edecek düğmeye basmakta özgürsün”
”Kendin ol”, ruhumun tapınakların üzerine kazılı ve filozofların savunduğu öz sözü ”marka” olarak kullan beni silkmede ve seni silmede, yeniden bana gelmede.
Hiçbir şeyimsin, hiçbir şeyime şehir olamadığımsın. Ruhumun caddelerinde gezemediğimsin. Gözlerini ruhumun caddelerin kırmızı ışık eylemediğimsin. Dokunamadığımsın, donmuş sıcaklarımı ısıtamadığımsın.
Ve benim olduğun, benim olmadığın, benimle kaldığım, bensiz kaldığın, beni aldığın ve beni saldığın özlemin ve aşkın salıncağındasın. Dünya sallamıyor seni, sen sallamıyorsun dünyayı. Öylesine gidişin son kafiyesi olarak yazıldın şiirlerime. Bana da seni yazmak, sonunu hep aynı sevgilere kafiyelemekti.



Okuduğum uyku öncesi düşüme şekil verdi, çok güzeldi. Paylaşım için teşekkür ederim.
Etkili bir dil kullanımı ile ortaya çıkan dillere destan bir eser, tebrik ediyorum.
Gelişin kurtarsın gecemi PARAF… dÜŞLERİN üşümesin… Şebnem
Böyle bir hikayeyi okuduktan sonra düşlerim nasıl üşüyebilir ki?
Durum o kadar mı kötüydü.
Gece henüz bitmedi, kimine göre yeni başlıyor. Gecen aydınlık olsun.
Nasıl yazıyosunuz böyle bir eseri?
Bu nasıl bir hayal dünyasıdır böyle, doyamadım iki kez okudum düşlerin adamısınız tebrik ediyorum.
Verilmiş bir yeti vergisi,entellektüel birikim,sanatsal ustalık ve bilinçaltının açlığı tokluğu…
Bütün bu güzel özelliklerin bir insanda toplanması haksızlık olmuyor mu?
Sayın Ayhanpink, sanata olan merakınızın ortada konusunda ehil olanların eserlerini takip ettikçe de eğer sizin de böyle bir beceriniz varsa bunu ortaya çıkarmak için “birikim” sağlamış oluyorsunuz. Gerisi biraz düş genişliği, biraz zeka genişliği biraz da doğuştan kazanılmış olan becerinizdir.
Her talebenin bir üstadı vardır. Örnek almak bu anlamda çok değerlidir. Feyz almak okuduğunu içinde hissedip, süzdürebilenlere mahsustur.
Yok..bende başka eksiklikler var…Allah her insanı bir denklikte yaratır… Her insan bir dünya..
Haklısınız, benim de tek beklentim feyz almak ve okuma alışkanlığımı değerli eserler okuyarak doyurmak.
Aynı denklikte ama farklı yeteneklerle yaratıyor. Bunu size bir şarkı söyleyerek ispatlamak isterdim ama yerim dar.
bir gün geniş bir yerde dinlemek isterim… güzel ses ,güzel düşlerle
Edward34, gülümsetiyorsunuz. Ben her insanın farklı yeteneklere sahip olduğuna örnek vermek istedim. Eğer hepimiz aynı yetenekte dünyaya gelseydik ben de seve seve bir solo konser verebilirdim ama ilk üç dakika içinde tamam Paraf biz şiir okuyalım diyeceğinize eminim.
sizden şarkı dinlemek isterim… şiir de benden olsun.
edward34 bende senden keman çalmanı istiyorum…
Şarkıları sanatçılardan, şiirleri sizin gibi şairlerden, kemanı da virtüözlerden dinlemeyi tercih ederim.
ben keman çalıyorum… müzik de severim…şiir,öykü,nesirin her türü…ama virtüöz değilim çalmak için çalmak
Umarım sizi dinlemek bir gün bize nasip olur, bende müziğe aşık bir insanım, sadece şiir ve bir kaç tane deneme ve hikayem var….
Benim anlatmak istediğim de bu zaten herkes farklı yeteneklerle donatılıp geliyor.
Ben sözlere,dost yüreklere dokundu ben dokundum o dokundu teline,kimisi;
çaldı
çaldııı
çaldııııı…..
sitenin gecesi olsun… tanışma gecesi… herkes kendini katsın
Mutlaka sitenin bir gecesi olması güzel olurdu, herkes kendini katarak güzel paylaşımlar eşliğinde tanışma fırsatımız olurdu, fikirlerin karşılıkı paylaşıldığı sohbetlerin tavana vurduğu bir geceyi herkes benimserdi, katkı olarakta bağlama çalardım….
Çok güzel fikirler bunlar ama üyelerimiz dünyanın dört bir yanından olunca merkez üssü seçmek zor olacaktır.
ben dosta gönül soframı kurdum katığı getirip meskenini mesken tuttum,dost bizim soframızı beğenmedimi sayfamızda göremedik katığımız sizin ki kadar zengin olmasada lezizdir…
Gözlerine mil çekilmiş, başkasını görüp sevmesin diye…
Sürgünüm sana, unuttum ne varsa dünü, bu günü…
Güzel bir aşkın geride bıraktığı harabe kitabeler gibi…
Tadı damağımda kalan bir mühür.
Hiçbir şeyimsin, hiçbir şeyime şehir olamadığımsın. Harika.
yaşanmışlık kokar bu kitabede…yazarın bilinçaltındaki çığlığın türkü olmasıdır…Sedef…
Ay … geceye mil çektin mi…yalnız bitmeyen geceler
Betül,sen şehir misin.. aşka … hiçbir tutkunun kırmızı ışığı oldun mu? Gözlerinde durdu kimseler..Bakışların hiç trafik polisi gibi durdur mu birilerini…
Mil gecede değil sevenin gözlerinde. Gece sürer gider ama mil çekilmiş göz sende kalır.
Bu türküyü sevdim.
Hem polis, hem de kırmızı ışık bazen de şehirdim.
“Sen henüz dinlemedim benden türküler
benim aşkım uymaz her saza”
Bu şehir neden harap bırakıldı…betül
Yeni dirilişler için…
Yeniden dirilişinde ışıkların hangi renge kimyalı..ürkek bir ceylan gibi salına salına yürüme harap kentimde
Şiirse, öyküyse, romansa sevgiliyi düş, düş de gerçek, gerçekte…
Hayat beni neden yoruyorsun?
hangi yorgunluk senin şarkın ve hangi söz senin yorgunluğun
Deliler gibi yanıyorum, yuvadan uçup gidiyorum. Heyecandan ismini bile, senin aşk diyen o diline bile…
Yorgunluğum dilsizliğim, susuşup kalışım.
sahranda susuz kalmak çare mi… serap gelir mi ki.. ben zaten susuzum.
Hayat onu çeker de çekebilirim. Bana bu da geçer de geçebilirim.
Hayat öyle kısa ki susuz geçecek zaman yok, suyunu bul.
Şikayet edersem bile hala gönlüm sendedir. Dildeki yalan, yüreğimin termometresine bak.
aşk suyu akar mı ki yeni yaşamalarda… bulma pusulası var mı
”
bir baharlık nefes ver bana
bir parça güneş ,bir parça sen ,bir parça su,sahralardayım,
çiğdemler açmış bahardır aşkdır haber verin
Her yenisi aşktır ki yenisi olmuştur, akıtmak istersen akar. Pusulası yüreğin.
Mağrur bir uçurum oldu kalbim, susmuyor sızım.
İzine alışalım, beni yakan güneş onu da yakmasın.
Her şey aklıma bir sen düşene kadar düşlerim döşeniyor…
Çok güzel ifadeler.
Aşkın yazgısı bu mutlaka gidecek ya da çok uzaklarda olacak ki acıtsın. Güzel bir hikaye.
Geçmek bilmeyen gecelerin bile gündüzüne kavuştuğunu unutmamalı.
Sevdiğin, olmasa bile sen içine katmışsındır, yüreğinin en derinine, senin için dünyanın en güzel gözlerinin daima sana baktığını hayal edersin.
Susacak kalem sensiz hecelere…
Yürekte kanayan bir yaradır sızısı ne unutturur ne de unutur.
Aşk vazgeçilmezdir, aşksız insan çorak toprak gibi günden güne solar. Aşkın mühürüne sahip olmalı.
“Şimdi kimsesizlik ” dedi ve sessizliğe gömdü şirinliğin.
oysa “aşk dolusu” konuşmak istiyordun.
BEYZA
Kalemi kırmak gerekiyorsa susmak en güzeli.
Ben, hayatı yıkmış, çapından fazla çapalama yapan güzellerin suyunda ve huyundan yıkanmış uslanmaz ve bir o kadar us üstünde yürüyen aşk cambazı. HANDE … SUSMALIMIYIM
Gidişlere susmalı ama yeni dokulara haykırmalı. Toprakla örtüşünce zaten susacağız.
Ermişsiniz o zaman murada.
Dalgana bir çakıldım ki ben deniz üreten heveslerin umuruyum.Gözbebeklerimi, ödünç verdim bilindik anlara… direnru….
Yol doğru ise ilerlemek gerekir, ödünç verilen elbet geri döner.
direnru… geri dönüşler çözüm mü
Geri dönüşler boşa emek harcamaktır. yeniye akmalı tamiz, ak ve saf olmalı öyle kalması için de dişleri ile kazımalı hayatı.
Peki senin yenilerinde aşk kazısı yapmak zor mu… gül bahçende güller solar mı
Zordur ama zor olduğu kadar da değerlidir. Güller bazen solar bazen yeniden tomurcuklanır bahçevanın hünerine bağlı.
şair usta şiir roman …. Hiçbir şeyimsin, hiçbir şeyime şehir olamadığımsın. Ruhumun caddelerinde gezemediğimsin. Gözlerini ruhumun caddelerin kırmızı ışık eylemediğimsin. Dokunamadığımsın, donmuş sıcaklarımı ısıtamadığımsın.
ben bahçıvanların eğitmeni… acep kolay olur mu ki
Boynuz kulağı geçer derler kim bilir belki ustası belki de talebesi için kolaydır.
Lavinya… sanatın lavinyası olduğun belli…ruhuna komşu olmak umuduyla
gülbahçen nasıl..kırmızı güllerini koparmak zor mu Mr Zorisko
Uzaklardayız bir birimize aramız da aşılmaz engeller. Aramızda başka eller, seller, başka yollar, başka hayaller var. Akıp gidiyor hayat senden uzak, sana yakın her anda, her beklemede.
Aşk bize gurbet, gurbet aşkın içinde sense içime uzaklar sunan sunulmuş susmaların süreğen savısın.
aşk ayrılıkları sever,uzaklar aşkı sever
ayrılık uzaklık sevdi bizi …
kaleminiz sanat koksun
ruhunuza komşu olmak istedim
Harf harf yazıldım sevda defterine ama uzaksın. Ebru gibi işledim hayatıma
aşkın ta kendisini geçerek. Aşktan öte aşkım. Örselenmiş özlemlerime seni ektim.
Hani dargın, kırgın olursan yersin barışma meyvemden. İşte gözlerimde tesellisi bakışların öz merhemim.
ruhum alidir ??
Örselenmiş özlemlerin tazelensin
İşlediğin aşk yakanı bırakmaz
Dirilişindir, merhemindir
Gözlerinden yakala
Yakaladığın senindir
Okumaya değer bir eser, yorumlar da bu güzelliğe güzellik katmış, tebrikler.
Ruhların dansı bu, doyumsuz bitmeyen senfoni.
her Arif
hü/en/er Arif
her ali
hü/en /er ali
her Ruh
hü/en/er Ruh
ali+ Arif +ruh= ali ruh
hande….doyulsun ..senfonisinde ruh
Harika bir yapıt.
Nesnesi değilim aşkın ve gitmelerin ya da benden uzak kalmaların. Ben atamdan öyle gördüm, öyle yaşı yorumu yaşatmayan belilerdeyim.
Harf harf yazıldım sevda defterine ama uzaksın. Ebru gibi işledim hayatıma
aşkın ta kendisini geçerek. Aşktan öte aşkım. Örselenmiş özlemlerime seni ektim.
Büyüyor tekrar gelişin içimde. Tarif ettiğim amalı sızılar sarıyor, kramplar giriyor kalbime kaskatı kesilip kalıyorum kalmalarında.
Damarlarımda kan akmıyor, sen krizine dönüşüyorum. Patlatıyor damarlarım yine de yoksun.
Kapat yaramı, açıl kara gecelerime ay ve aşk olarak. Gelişin kurtarsın gecemi. Bu gece ece değil. Ecelin hecesi mi? Yalnız ecel mi yoksa acele giden pişmanlık utkusunun unutkanlığı mı anlayamadım gülüm.
Sensiz geçen anların yarası kapatsın artıklarımı. Sıkışmasam hep iki ara kalpte. Sen en iyisi bende tam bitsen ve kapatıp aşklarının kapısını mühür vursan olmaz mı?
Kimim kimsemdir yaşlanan yalnızlığım. Ahu gözlerin, ah o gözlerin neden hala yıldızlar varken hala seni bana ışınlıyor. Gidecek aşkı var olup da sende kalan ah ben ah… ben.
Çok kimseyim, çokça yaşanılan aşkların sahilinde.
Dokunamadığımsın, donmuş sıcaklarımı ısıtamadığımsın. Alışmışım alışındasın ama alışamadığımsın. Hiçbir şeyimsin hiç gidemediğimsin. Her zaman bekleyeceğimsin,
Hiçbir şeyimsin, hiçbir şeyime şehir olamadığımsın. Ruhumun caddelerinde gezemediğimsin. Gözlerini ruhumun caddelerin kırmızı ışık eylemediğimsin. Dokunamadığımsın, donmuş sıcaklarımı ısıtamadığımsın.