
Anne olarak öyle büyük bir acı yaşadım ki. Yirmi bir yaşında güzel mi güzel bir kızım var. Gençliğinin baharında hastalandı.Bundan üç sene önce sırtında bir yağ bezesi olmuştu. Çok doktorlara götürdüm ama onlar bana bu bir yağ bezesidir bir şey olmaz dediler. Üç yıl boyunca götürdüğüm her doktordan aynı yanıtı almak, onlara inanmamıza sebep oldu.
Aradan geçen üç yılın sonunda kızımın sırtındaki beze büyüyüp acı vermeye başladı. Büyüdükçe büyüdü yumruk kadar oldu. Yavrum gözümün önünde, okulda bayılmaya başladı. Öyle çok üzülüyordum ki. Yavrumun yanında “korkma annem” bir şey olmaz diyordum ama bir yandan da kötü bir şey çıkacak diye çok korkuyordum.
Korktuğum başıma gelmişti. Kızımı teyzesi Tıp Fakültesine götürmüştü ve sonuç hüsran, daha korkunç olanı ise Devlet Hastanesinde ortaya çıktı. Yavrumdan alınan parça acımasız bir hastalık olan kanserdi. Bunu öğrendiğim de dünyam karardı. Öyle bir karardı ki o an ölmek istedim. Çünkü yavrum, ilk göz ağrım, canımdan can olan kızım kanserdi. Ona kanser olduğunu bile söyleyemedim.
Kızım hastalığını doktorun masasında unuttuğu raporu internetten araştırıp öğrenmiş, teyzesine hastalığını sorunca teyzesi korkulacak bir şey olmadığını söyleyince, “bana yalan söyleme ben hastalığımı biliyorum” demiş.
Teyzesi buna çok üzülmüş. Bu arada doktorlar bizi Ankara’ya gönderdiler. Biz Ankara’ya çok ümitsiz bir durumda gittik. Doktorlar yavrumun sakat kalabileceğini felç olabileceğini, yani bize her şeye hazırlıklı olmamızı söylediler. Yıkılmış kahrolmuştum, bu acıya nasıl dayanacaktım. Gurbete gittiğim bu yoldan yavrumsuz dönebilirdim. O zaman benim de yaşamamın bir anlamı yoktu. Çünkü o benim kanım, canım, nefesim kısaca yaşam sebebimdi.
Kızım ameliyata girdi, ameliyat dört saat sürdü. Dört saat sürdü ama ameliyathanenin önünde ömrümden ömür gitti. Teyzesi bir yanda ben bir yanda ben o üzülmesin diye, o da beni üzülmesin diye ağlayamıyorduk. Ama dakikalar, saatler geçtikçe direncimiz kırıldı. İkimiz de gözlerimizde, sakladığımız gözyaşlarını bıraktık.
Sonunda ameliyat bitti. Biricik yavrumu odasına aldılar. Her şey bitti dediğimiz anda patolojiden gelen sonuç bize, bir güneş gibi doğdu o an ki duygularımı anlatamam. Kızımın sonuçları temiz çıkmıştı. Ellerimi yukarı kaldırıp “Allah’ım sen ne büyüksün kızımı bana bağışladığın için sana şükürler olsun” diye dua ettim. Yüce Rabbim öyle büyük ki kimse onun gücüne sorgu edemez.
Biz Ankara’da bir ay kaldık, daha sonra evimize geri döndük. O yalnız hastayken değil ömür boyu benim yaşam kaynağım olacak. Ben anne olarak böyle bir acı yaşadım. Rabbimden dilerim ki bu acıyı başka anneler yaşamasın.