Hayrettin TAYLAN

(sen ağlama, şair bütün ağlayanlar için gözyaşlarıyla yazmaya ithaf)

Yoktun! Yokluğunun esemesinde
Savruldum rüzgârlarına
sustum susmakla susamak arasında sasani hazanlarında
işsiz ve aşksız bir kelebeğin güneşine ısmarladım beni
Güneş doğdu, ben içinde ben doğurdum gitmelerine
Gece başlandı hecelenmeye, harf harf öldüm alfebende
Sustum
küstüm kırılmalara
Dünyayı kapadım sustum
belalarımı sardım sustum
Susmalar sustu, ben susmadım, ben susamazdım
Küsmelerin tayrını uçurdum gökkuşaklarıma
Kuşlar uçtu ta benden, ta gittiğin yerden
Ta senin beni bıraktığın andan, nefesten, gözyaşından

İçimde yalnız benim yaşadığım
Bir sızı türküsü çalınır çala kalem, ala alem hislerle
yüreğiminin senli derinliğinde devrik bir aşk güncesine yok olurken
Yolcuyum
uzaklara uzak
Tuzaklara tuzak
Yazıklara yazık
yorgunum  yorgun sevdalara
gözyaşı dolu omzumda aşk dolu, sen dolu heybesiyle
Beni sana getiren Cudi’nin zevk aşınmasında
kalbimi alıp getirdim
ayrılıklarla delik deşik kalbimi
başka bir şeyimde yoktu getirecek
Yoksulum,
Çaresizim
Bir dilim sevda
Bir bardak gözyaşı
Bir dirhem de kavuşma umudu
umut ağacımın en ince dalında sensizliğin sallandığı yerde yarda
anka tutuluşa yuva yapmış
sensizliğimin koynumda ateş içinde ben ateşi
seni aradım bir kentin her keresinde
yapayalnız ve bir o kadar de mecnun
ve
yorgun
yoktun

Çocuklara sordum ağladılar ben ağladım kent ağladı
ırmaklara sordum çağladılar, dalgalandı esrik yüreğim
Çiçeklere sordum boyun büktüler meyveler
ağaçlara sordum yaprak döktüler, döküldü dünyam
sığındığım kuşlar da uçtu gitti, uçurumlarındayım
bir başıma kaldım kalakalmalarda
babası ölmüş bir genç kız gibi
Sarıldım gül dalına
Bülbül salına
bir tomurcuktun hayatın kollarında ve kollarımda
küskünüydün gönlümün en peygamberimsi çiçeğinde
seni aradım sende ve bende her an
yorgun
ve
yalnız
acıkmış bir tornado gibi
dolaştım durdum sokakları ve terk edilmişlikleri
yoktun
tüm denizlere sordum akıp gittiler
yıldızlara sordum bir bir söndüler, ruhum söndü
sigaramı ve tütülmelerimi efkâr ettim savurdum gökyüzüne
hazan ve naz sardı boynumu yaprak yaprak
yavaş yavaş bedenime girdi
ne senden esen bir yel
ne senli bir damla gözyaşı
ne de aşka ve ruha çağıran bir nefes

Gülüşünle aydınlanan sokağımı
sesinle şenlenen caddemi
yürüyüşünle canlanan şehrimi
bir de vedalar bıraktığım durakta şiirler okudum
kentli bir mecnun haliydim
acıyan gözlerle bakıyordu herkes

Sonra gözlerimi,
ağlamaktan yorgun gözlerimi
Ki ağlayan bir şairin ağlaması kimseye benzemez
ulaşamayacağım uzaklara yolcu ettim yol bitmedi
kara trenlere mendil sallayarak. Alil alil oldu yüreğim
duygularımı bir vagona kilitleyip kitlendim sensizliğe
bin ah sürüp dudaklarıma Kaflarımda Kafka okuyarak
sustum!
ne kadar susulacaksa o kadar sustum

son dileğimin aynasında, son perme perişanlarımda
kalbinin durduğu yerde kalbimin durduğu anda
bu aşka ağlayan gözyaşlarının hatırına gel dur kalbimde yeniden

Hayrettin TAYLAN

Print Friendly