Ağlamanın Ağlatılması
Yazan edward34Şub 25

(sen ağlama, şair bütün ağlayanlar için gözyaşlarıyla yazmaya ithaf)
Yoktun! Yokluğunun esemesinde
Savruldum rüzgârlarına
sustum susmakla susamak arasında sasani hazanlarında
işsiz ve aşksız bir kelebeğin güneşine ısmarladım beni
Güneş doğdu, ben içinde ben doğurdum gitmelerine
Gece başlandı hecelenmeye, harf harf öldüm alfebende
Sustum
küstüm kırılmalara
Dünyayı kapadım sustum
belalarımı sardım sustum
Susmalar sustu, ben susmadım, ben susamazdım
Küsmelerin tayrını uçurdum gökkuşaklarıma
Kuşlar uçtu ta benden, ta gittiğin yerden
Ta senin beni bıraktığın andan, nefesten, gözyaşından
İçimde yalnız benim yaşadığım
Bir sızı türküsü çalınır çala kalem, ala alem hislerle
yüreğiminin senli derinliğinde devrik bir aşk güncesine yok olurken
Yolcuyum
uzaklara uzak
Tuzaklara tuzak
Yazıklara yazık
yorgunum yorgun sevdalara
gözyaşı dolu omzumda aşk dolu, sen dolu heybesiyle
Beni sana getiren Cudi’nin zevk aşınmasında
kalbimi alıp getirdim
ayrılıklarla delik deşik kalbimi
başka bir şeyimde yoktu getirecek
Yoksulum,
Çaresizim
Bir dilim sevda
Bir bardak gözyaşı
Bir dirhem de kavuşma umudu
umut ağacımın en ince dalında sensizliğin sallandığı yerde yarda
anka tutuluşa yuva yapmış
sensizliğimin koynumda ateş içinde ben ateşi
seni aradım bir kentin her keresinde
yapayalnız ve bir o kadar de mecnun
ve
yorgun
yoktun
Çocuklara sordum ağladılar ben ağladım kent ağladı
ırmaklara sordum çağladılar, dalgalandı esrik yüreğim
Çiçeklere sordum boyun büktüler meyveler
ağaçlara sordum yaprak döktüler, döküldü dünyam
sığındığım kuşlar da uçtu gitti, uçurumlarındayım
bir başıma kaldım kalakalmalarda
babası ölmüş bir genç kız gibi
Sarıldım gül dalına
Bülbül salına
bir tomurcuktun hayatın kollarında ve kollarımda
küskünüydün gönlümün en peygamberimsi çiçeğinde
seni aradım sende ve bende her an
yorgun
ve
yalnız
acıkmış bir tornado gibi
dolaştım durdum sokakları ve terk edilmişlikleri
yoktun
tüm denizlere sordum akıp gittiler
yıldızlara sordum bir bir söndüler, ruhum söndü
sigaramı ve tütülmelerimi efkâr ettim savurdum gökyüzüne
hazan ve naz sardı boynumu yaprak yaprak
yavaş yavaş bedenime girdi
ne senden esen bir yel
ne senli bir damla gözyaşı
ne de aşka ve ruha çağıran bir nefes
Gülüşünle aydınlanan sokağımı
sesinle şenlenen caddemi
yürüyüşünle canlanan şehrimi
bir de vedalar bıraktığım durakta şiirler okudum
kentli bir mecnun haliydim
acıyan gözlerle bakıyordu herkes
Sonra gözlerimi,
ağlamaktan yorgun gözlerimi
Ki ağlayan bir şairin ağlaması kimseye benzemez
ulaşamayacağım uzaklara yolcu ettim yol bitmedi
kara trenlere mendil sallayarak. Alil alil oldu yüreğim
duygularımı bir vagona kilitleyip kitlendim sensizliğe
bin ah sürüp dudaklarıma Kaflarımda Kafka okuyarak
sustum!
ne kadar susulacaksa o kadar sustum
…
son dileğimin aynasında, son perme perişanlarımda
kalbinin durduğu yerde kalbimin durduğu anda
bu aşka ağlayan gözyaşlarının hatırına gel dur kalbimde yeniden



Kalemin içimi acıtıyor, ince ince sızlıyorum
Susuyorum acıya, yokluğuna
Ne kadar susmalıysam o kadar susuyorum
Susuyorum susuzluğuma
Susuyorum suya
Tamam tamam
Sustum
Şairler ağlamalı hem de sesli sesli, herkes duymalı bir şair nasıl akıtıyorum gözyaşlarını…
Harikaydı, tebrikler.
dün doğmuş bir bebek gibiyim sen yoksan…
ağlıyorum aşk diye diye sen diye diye
yoksun… emziğim şiirimdir yapmışım bırakamıyorum…
sen de ağla süte gözyaşların da karışsın
sensizim…
ve üstelik yeni bir bebek…
ve sana aç…
Şair beni de ağlatacaksınız. Kaleminize sağlık çok acıklı olmuş, acıyı ne de çok severiz.
ve şairi ağlatanlar derneği kuruldu…
sende üye ol… şairi ağlatanlara hesap sor dost gülü
dün doğmuş bir bebek gibiyim sen yoksan…
ağlıyorum aşk diye diye sen diye diye
yoksun… emziğim şiirimdir yapışmışım bırakamıyorum…
sen de ağla süte gözyaşların da karışsın
sensizim…
ve üstelik yeni bir bebek…
ve sana aç
gel emzir beni o büyük tutkunla,utkunla
gel sev beni o büyük sevi akışınla
gel kal dün gibi an gibi
bu sefer ağlma
bu sefer gitme…
şairi ağlatma…mağmalarımı azdırma… buzul tepelerimi yüceltme
gel kal hep kaldığın gibi yeniden yeniden
Adresi verin hemen defterlerini dürelim, şaire bu kadar dert reva mı?
Bu şair hem çok ağlar hem de çok ağlatır. Yazdıkları da alışkanlık yapıyor, çattık belaya.
iki damla da senden aksın.. bir sevdayı kurtarma duasındasın
kurak bir sevda geçiriyor şair…
ektiği sevda mahsülü kurudu…
sevdiğinin ne yağmurları yağar ne gözyaşları
eskiden ikisi de yağardı
iki damla yasemen yasemen aksın aşk duasındasın.
belki duyar,belki ulaşır gözyaşı seli ona
belki yeniden yağar şairin aşk mahsüllerinin üstüne yüreği dayanırsa tabi
Kimse ağlamasın hele de şairler hiç ağlamasın.
sahranı gözyaşlarımın seli aldı… ne kum ne de leyla kaldı
hazan yapraklarını izi bir de şairin dert taşları kalmış geriye
Yoktun! Yokluğunun esemesinde
Savruldum rüzgârlarına
sustum susmakla susamak arasında sasani hazanlarında
işsiz ve aşksız bir kelebeğin güneşine ısmarladım beni
Güneş doğdu, ben içinde ben doğurdum gitmelerine
Gece başlandı hecelenmeye, harf harf öldüm alfebende
Sustum
küstüm kırılmalara
Dünyayı kapadım sustum
belalarımı sardım sustum
Susmalar sustu, ben susmadım, ben susamazdım
Küsmelerin tayrını uçurdum gökkuşaklarıma
Kuşlar uçtu ta benden, ta gittiğin yerden
Ta senin beni bıraktığın andan, nefesten, gözyaşından
Yüreğiniz der görmesin.
Ağlamanın ağlatması yüreğimi dağladı.
Ağlamak bütün zincirlerin kırıldığı an sonra söylemeyen sözlerin sesi.
Beter olsun şair, çölde satışa çıkardığına saysın.
Sahram’dayım ,sahanda yumurta pişiyor sensizliğin sıcağında
biraz beterim ama sana yeterim
Ve şairin gözyaşları zelaldir…Aslı’nı fırat’tan almış…
ve şair acının emzirdiği bülbüllerin çobanı…
hüzünlerinden çeşni yap biraz senlidir bu gece şair
Yeni yetmelere yerim dar, hele de yolda koyanlara bir çift sözüm var ama onu söyleyecek dilim yok.
Bir dil bir dile lal olur
şair çift sözün alır
çift gözüne bakar….
ha pardon gözlerin ne renk ela olmalı kalpler bela olmalı
zelal sa gözyaşalrı durgunluk onun kimliği şair ne güzel yapmış
Hayrettin Bey, şair ağlarsa bulutlar ona ağlar. Bulut oldu yüreğim şairin ağlamasına ağlar.
Kaleminiz daim olsun.
Zelaldir, laldir gözyaşları….
akar yürek nehirlerine eylülde kurur biraz…
nisan da çoşar kar ve yar yağışlarıyla
Kümülüs ol ziperi… buhurlarımı sakla…
ne zaman içlensem yağdır yarlar üstüne
yağdır har üstüne
yağdır şiirler üstüne özelleştirilmiş tşk
Sen içlenme şair, içimizi dağlama
Küme bulutları üzerinden eksik olmasın
Gözyaşların yağmura karışmasın
Ses ağlama, kalemin ağlasın.
Zelal dir,laldir gözyaşları
eylül de alır benliğine hazan vurmuş yaprakları
ve sararır ömür koynuna sarıpel değmemiş kahırları
İstanbul’u sel alır yüreğimi el alır..duydun mu?
Bir gece kondudur yüreğim şimdi
oysa senli bir gökdelenim vardı yağmurlar ve aşklar ilkin bize değerdi
Eylül….
Kahırlarının kahinini kurşuna dizdim ve aldım iksirini
gayrı gülümsemek gayrı güllere açılmanın tan vakti
güneşimi kapatmasın ahlar
Hocam, kaleminize sağlık şair ağlarsa işte böyle ağlar utansın ahular, kumrular.
bütün ahlarım aynalarda
hiç bitmeyecek ellerim asılacak yüzsüzlerin yakasına
o zaman haykıracağım gülümsemelerim yeniden doğacak!!!!
bir şair üstelik erkek…ve ağlaması kimseye benzemez.. utansın ahular,
Merhameti yok ahuların, çok acımasızdır kumrularım.
istanbul benim dalgalanırım susuz kalırım
çığlık çığlığa bazen suskunluğum
gizli bir anım gizli bir yanım kalır
ama aşkta soluklanırım
oysa lafa gelince merhamet kuşları, yuva yapar duygu ağacında ahular..
ya yuvası gagalanınca…. asar ruhu asi asi akar her denize
Yuva yaptıklarını da inkar etmeyelim de belki hata biraz da bizdedir diyebilelim. Ne de olsa onlar ahu.
son dileğimin aynasında, son perme perişanlarımda
kalbinin durduğu yerde kalbimin durduğu anda
bu aşka ağlayan gözyaşlarının hatırına gel dur kalbimde yeniden
gece ansızın sıçrayarak uyandım,
gördüğüm bir rüyaydı,ağlayan vardı çığlık çığlığa
divane olumuş gönlümde pervane
ağlamanın ağlaması olmuş hiç bir ağaça konmayan kuşlar bile
açtım elllerimi,aç yüreğini.açtım kollarımı sil göz yaşlarını
sen ağlama, şair bütün ağlayanlar için gözyaşlarıyla yazmaya ithaf)
sen ağlama ağaç gövde den kırıldı de koptu de,şiirler ağlasın
tebrikler
Şairin yüzünü güldürecek yorgun olmayan bir sevda lazım. Tükenmek olan umutlarını da yeşertmek lazım.
Şairler yazsın, şiirler ağlasın.
Yüreğinize sağlık, harika olmuş.
Ay….ay doğsun göz damlaların üstün gözyaşı yakamozunda
sende ol…yorgun olmayan sevdayı anlat..
Yorgun olmayan sevdayı şairden dinlemeli çünkü şair yorgunu bile çok dingin anlatıyor.
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
üstada tebrikler………aşk yağmurlarında ıslansı gözleri ayrılık yağmurlarında değil
şiir çok güzel olmuş ellerine sağlık
Yoktun! Yokluğunun esemesinde
Savruldum rüzgârlarına
sustum susmakla susamak arasında sasani hazanlarında
işsiz ve aşksız bir kelebeğin güneşine ısmarladım beni
Güneş doğdu, ben içinde ben doğurdum gitmelerine
Gece başlandı hecelenmeye, harf harf öldüm alfebende
Sustum
COK etkileyici
Gülüşünle aydınlanan sokağımı
sesinle şenlenen caddemi
yürüyüşünle canlanan şehrimi
bir de vedalar bıraktığım durakta şiirler okudum
kentli bir mecnun haliydim
acıyan gözlerle bakıyordu herkes
sayin saiir sanki okuyucunun ruhunun icinde
Bu şairin heykelini dikmeli, ibreti alem olsun şairin gözyaşları. Ağlatanlar utansın.
Ya nerdesin…nerde dikeceksin… Bari Çok meşhur bir yerde diksen iyi olur..hani ağlatan duvarı gibi…Ayrılan oraya gelsin ,çok yaşa
İbreti alem diye sallandırılan meydana dikmesin de nereye dikerse diksin. Bence razı olmak lazım.
Razı olmak gerek…Kaderdir…
Şairi çok teslimiyetçi görüyorum.
Sayın Hocam, bravo…
Enfes dokunmuş sözler.