Ağlayan Portre
Yazan eylül2424Şub 26

Züleyha’yı düşte gördüm ağlıyordu. Garipsedim bu yanılgı çehresini, kör çığlıklar bile susmuştu; Züleyha ağlıyordu. Bir yangından çıkmıştı belki susuzluğa kanıyordu. Oysa gözyaşları vardı yanaklarında, oysa ağlıyordu düşümdeydi Züleyha. Bütün pencereleri kapatmıştı zindana yaren olmaktı niyeti. Kimsesizlik düşlerde bile onu terketmedi. Sandıklar dolusu umudu tüketip düşlere gizlenmişti, ağlıyordu durmadan. Cevapsız bir soruydu Züleyha, Eylül bakışlı bir amâ. Düşlerde ağlıyor, düşlere aldanıyordu. Çorak bir yüreğe düşmüştü bir yaz gecesi hatıralar kabuk altı kanayan bir yaranın bilmem kaçıncı senesi. Yıllar geçip giderken düşlerin tek gerçeğiydi Züleyha.
Düşte gördüm ağlıyordu Züleyha, bir martı kanadıydı gözleri sulara doymuyordu. Gün gibi aklımda Züleyha ağlıyordu. Beyaz bir sevdaya karalar giydirip sevdayı toprağa adıyordu. Matemi vardı yorgun omuzlarında, belki bu yüzden ağlıyordu Züleyha. Kan kızıllığında gözleri uçurumlara dalıyordu. Düşümdeydi, ellerimi bırakıyordu. Sorgusuz bir kaçağın suç mahallinde duruşuydu Züleyha. Kimseye cevabı yoktu kaçışları dönüp dolaşıp aynı yere uğruyordu. Düşümde Züleyha vardı ve ağlıyordu. Kırıp camı çerçeveyi hıncını alamıyordu. İçine atıp bütün kederleri geçmişe yol alıyordu, duraklar hep Eylül’dü, Züleyha hazan. Mutluluk gidiyordu gözlerine uğramadan.
Bir akşam gökyüzüne ahlar salıyordu, bu yüzden bütün bulutlar kızıllığı tadıyor, Züleyha ağlıyordu. Yolculuklar yaşamış yollardan ayrılmıştı. Sabah esintisi saçları toprağı öpüp, Züleyha’dan ayrılmıştı. Kim bilir daha ağlamadığı kaç acı yaşamıştı. Düşümde Züleyha vardı ağlayan bir kadın! Gözleri nemli bir buluttu, hüznünün adını koyamadım. Kapanan bir kapının kilidiydi düşleri. Rüyaları çıkmaz bir sokağın adresi. Bulup buluşturup ödünç umutlar almıştı, ceplerinde çakıl taşları düşümde soluklanmıştı. Sonra kimseye sitem etmeden ağlamaya alışmıştı. Bu yüzden Züleyha düşümde ağlamıştı. Kimler vardı yırtılmaya yüz tutmuş günlüğünde kimlerin adını karalamıştı? Kime sevda yanığı bir yürek adamıştı? Ahları gökyüzünden yağmur yağmur süzülüp hangi duvarlara çarpmıştı. Bugün düşte gördüm Züleyha ağlamıştı. Gitmelerin acısı dost bakışlı bir düşman kiniydi belki. Bu yağmalanmış yaşam kader değildi ve kim bilir daha kimler gitmelerin ardına düşüp yollar tüketecekti. Şimdi düşlerde ağlamak vardı sokak çocuğu masumiyetiyle, şimdi düşlerde gizlenmek vardı Züleyha’nın kimliğiyle.
Kimliksiz bir yaşamdı aslında Züleyha. Düşümde bile kapanmayan bir yara. Büyüttüğü rüyalar bile yalandı aslında. Hangi aynaya baksa yüzüne nefretler çarpıyordu. Hangi denize aksa susuzluğu tadıyordu ve bugün düşümde Züleyha ağlıyordu. Sitemler yoktu gözyaşlarında hakkını sormuyordu yaşanmadan tükenen yıllarından. Hasretle bakmaya kalacaktı geçen Eylül’ler ardından. Her şey bitmişti çoktan ve unutmalar başlamıştı buruk hatıralardan. Bir lokma ekmeğe sürülecek katığı yoktu zamanın. Hiçbir an umudu takıp koluna geçmeyecekti hayatından. Bu yüzden duramazdı ağlamadan.
Umudun geleceğe gizlendiğini bilmez gibiydi. Gözyaşları biraz dinse belki baharı görecekti. Ama Eylül’lere saplanıp kalan bir hüznün anatomisini benimsemişti. Bir kez baksa gözlerime bütün gerçekleri söyleyecektim, kelimeler salacaktım gökyüzüne ve anlacaktı anlamını yücelttiği birçok cümlenin ne kadar sıradanlaştığını. Belki dünlerden kopup düşlerden ayrılacaktı, belki kelimelerime umut bağlayacaktı. Ama düşümde bir mahkumdu ve ağlıyordu Züleyha. Demir parmaklıklar, tel örgüler, yüksek duvarlar, dar koridorlar yoktu; hüzün gama vurmuş Züleyha ağlıyordu. Geceler uzayıp gidiyor, gündüzler düşüme uğramıyordu. Alacakaranlıktan beri aynı resim vardı gözlerimde. Ağlayan bir kadın… Vefasız bir gündüz müydü beklediğim; gün doğmuyordu. Sonra uzattım ellerimi gözyaşlarını silmekti niyetim. Ellerim gözlerinden geçip, gözyaşlarına değmeden gidiyordu. Tekrarlar başladı sonra… Ama nafile bu yalnız ıslak bir düştü ve Züleyha öylece ağlayacak; ben düşümü ırmak ırmak içime akıtacaktım. O ağlayacak; ben sevdanın rengini anlayacaktım. O ağlayacak ben Yusuf’u arayacaktım. O ağlayacak; ben katıksız gözyaşı tadacaktım.
Bu yüzden bugün düşte gördüm Züleyha ağlıyordu. Yadırgadım bu yanılgı çehresini. Artık unutamam Züleyha’nın gerçeğini. Züleyha ağlayan bir kadındı aslında, tek heceli bir mısra. Geceleri hastane koridorlarını arşınlayan bir hasta…
Sussun artık bütün çığlıklar Züleyha ağlıyor, yar diye Eylül’e yanmalar Eylül kalmalar bitsin. Bir seher vakti düşleri yırtıp kulak pasımı silsin kahkahalar. Dinsin artık gözyaşları Züleyha ağlamasın. Hiç dostum yok mu benim birisi gelip beni ıslak düşten kurtarsın.
Züleyha Selçuk


Eylül, uyan ıslak düşler senden uzak dursun. Yüzünde baharın gülümsemesi yer bulsun. Kalemine sağlık çok güzel yazmışsın, okumaktan keyif aldım.
Kalemini seviyorum.
Züleyha hep ağlar, ağlamakta..
Ağlamalar düşte kalsın, dökeceğin gözyaşları hep mutluluktan oldun.
Yaprak dökmesin mevsimin, Züleyha’nın gözyaşları bahar yağmuru gibi yenilik, yeşillik, tazelenmiş hayatın müjdecisi olsun.
Düşten uyansak bile o yara hiç kapanmayacak onunla yaşamaya alışmak gerek.
Kaleminize sağlık, Yusuf misali…
Umudun gizlendiği yüreğin,
Son gemisindeyim,esrarengizliğin,
Hayata diyet içinde biat,yaşanmışlığın,
Asi ve hoyrat geçmisin son portresindeyim,
………………………25.02.2009
……………………..Hüseyin AKÇAM
Düşten düş-tün,
Seni bana ört-tün,
Ben sende göç-tüm,
Portrede sön-düm,
Biliyormusun ben öl-düm,
Ama Rüyamda,gör-düm,
Uyandum,portren-dim…
Züleyha ağlıyor,
cocuk orda vızıldıyor,
kulaklar uğulduyor,
gözlerde damlalar,
yürekte hep acı var,
bir gün bu ayrılık şarkılarını,şiirlerini zincire vurup yargılamadan asacağım….
evet alışmak lazım ağlamaya ve bir çok şeye daha.
SEVGİLİ PARAF güzel dileklerin için teşekkürler
evet SAHRA bahar müjdemi aldım dün gece artık umutlu ve mutluyum
heartthief_hsyn
‘birgün bu ayrılık şarkılarını şirlerini zincire vurup asacağım’bende yardım ederim desem şiirler gücenir mi acaba?
Züleyha hep ağlayacak ki sahip olduklarının değerini bilsin, hayatına kendi anlamını taşıyabilsin diye. Züleyha ağladıkça değerlenecek.
Yüreğinize sağlık çok güzel yazmışsınız.
Doğarken başlıyoruz ağlamaya ta ki son nefese kadar. Zaman oluyor unutuyoruz derdi tasayı ama bu çok da uzun sürmüyor. Yaşam; acı, gözyaşı, aralara serpiştirilmiş kahkahalar ile Yusuf’un peşinde aramalarla geçiyor.
Kaleminize sağlık, tebrikler.
Ne Züleyha susar ne de Eylül’de kalmalar. Tek başına ağlamasın Züleyha.
Yüreğinize sağlık çok beğendim.
Eylül Hanım çok dokunaklı yazmışsınız Züleyha’yı ağlatan sebepleri yok etmeyi isterdim ama bu hayatın gerçeğine aykırı. Züleyha’yı susturmaya gücüm yetmez ama ben de onunla birlikte ağlayabilirim.
güzel bir yazı okuyan herkes kendinden bir şeyler bulabilir. Tanıklık ettiğim için “düşlerde ıslanan çakıl taşlarına” dahda anlamlı bir yazı benim için…
Hepimiz biraz payı var galiba akan gözyaşlarında ağlamak en güzel duygu tam da masumiyetimiz yolculuğa çıkacakken.
Harika bir yazı kutlarım.
cok guzel yazmissiniz
elinize saglik
Sırılsıklam oldum yağmur altında yürürken ve sana ve bize dair söylediğim şarkıları, şiirleri belleğimde yoklayıp yinelerken sesli sesli, yanağımdan akan damlalar içlerime doğru gelişigüzel yol alıyor, süzülüyor, değdiği dokunduğu her yerimde sevda kokan sözcüklerin, bakışların titriyor.
yalnızlığa dayanırım da,bir başınalığa asla. Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka. Bir dost göz arayışıyla.Saat tıkırtısıyla… Korkmam,geçinip gideriz biz Mutlulukla…
Bir kadın çocuktur aslında…çocuk gibi davranmayı sever.erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister. Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını…
Tebrikler Züleyha, bir daha ağlama…
Kimse kimsesiz değildir Züleyha bile.
Kimsesizlerin kimsesi, Yaratandır.
Züleyha’nın her gözyaşı için Cennetten alacağı vardır ama yine de ağlamasın Züleyla’lar.
Hem çok güzel yazmışsınız hem de gerçeklerin üzerindeki perdeyi sıyırıp açmışsınız.
Tebrikler yüreğinize.
Her kadın biraz Züleyha. Tebrikler.
Islak düşten uyanmanın zamanı gelmedi mi? Uyandırmak için gürültü mü yapmalı?
Züleyha’nın düşten uyanmak için gürültü yapılmasından hoşlanacağını hiç sanmam. Uyuyan güzel’deki gibi onu derin düşten uyandıracak bir beyaz altı Prens öpücüğü etkili olabilir belki.
Uyan artık bu ıslaklıktan bak yarının umutları kapına geldi ağlamak kime, niye olduğuna göre anlam kazanır. Gözyaşların sadece Allah için aksın Züleyha, nur olsun yüzünde izi kalsın. Başka elemler sana hiç uğramasın.
Tebrikler çok güzel yazmışsınız.
Eylül yine kalemi kanatmışsın, damla damla içtim sözlerinin yanındaki gözyaşlarını. Kahkahalar atalım artık birlikte yetmedi mi Züleyha’nın ağlaması. Doymadın mı gözyaşına, uyumana izin yok artık aç gözünü.
Hadi gülümse…
Tebrikler ağlayan tüm Züleyha’ların bu gözyaşlarını silecek bir Yusuf’ları olsun.
Eylül, çok güzel yazmışsın, yüreğimi acıttın. Artık uyan bu düşten, gözyaşlar dinsin.
ağla Züleyha,insanlar acı içinde.
ağla gidenler doldu günlerine,
yağmurun bereketini unutmadan
ve kuraklığa zaman tanımadan
ağla….
Niye ağlatıyorsun Züleyha’dan ne istiyorsun? Bırak o da gülsün en çok gülmeyi hak eden ağlamasın.
ağlasın dünyaya ihanetler uğramış,
sevdalı şiirleri çalınmış
eşine dostunu hüzün uğramış
büyütmeyin sadece Züleyha ağlamış…
Büyütmayalim de ne yapalım, bırakalım da ağlamayı Züleyha’nın kaderi mi yapalım?
Büyütülmeli, önemsenmeli ki, yeterince ağlayan Zülayha’dan sadece mutluluk adına gözyaşları dökülmeli.
sarı bir başak tanesi kadar hüzün
başı yere eğik ve nazlı
susamış dudakları ağlamkla ıslatsın
bıraktım dindiremediğim ağrısını
Züleyha ağlasın!!!
Güneş gibiydi görmediğim sarı başakların,
Yüreğinde filizlendi maviye bakan umutların,
ZÜLEYHADA dem buldum umutsuz yarınların,
Yelken açmiş eleminde mavi dolu bakışların
………………………………Hüseyin’den
ay karanlık solgun yüzlü bir sonbahar,
güneşimi dün gece ben uyanmadan vurdular,
nasıl paramparça ve acıyan bir bakıştı gördüğüm,
ayrılığa yeminli bir dünya bıraktılar
…………Züleyha dan
…..
Bu gün dinlediğim şarkılar haz vermiyor,
Sanki notaları eksik geliyor,
Bir Züleyha’da demm durdum,vurulmuş,
Güneşini almışlar kırılmış,
Dünyası siyah olmuş maviyi onutmuş,
Ben nasıl melodilerde ritmikleşirim,
bir dost elemnde ekerken kaderi kederi,
Kederinde filizlenmezmiyim,damla damla
su olup çağlatmazmıyım yüreğinin duvarlarını,
Güneşin yedi rengini acmazmiyim gözlerinin ferine
Soldu gül benizli yüz,
Artık aynalar bulanık suların ardına saklanır oldu.
Şahdamarından kesildi umut,
Devran hüzünlere gizlenir oldu.