Harflerin Esrarı
Yazan edward34Şub 26

“Herkes laftan anlar, insan odur ki rumuzdan anlaya”
İnsan esma’dan esma harflerden mürekkeptir. Kelimelerin ruhu harflerdir. Bir dilin irfani mi yoksa dünyevi mi olduğunu kelimelerinin içinde barındırdığı harflere bakarak anlayabilirsiniz. Harfler tek başlarına ayetlerdir (bknz. hurufu mukatta) ancak idraki dar insanın ayetleri anlayabilmesi için harfler kelimelere dönüştürülmüştür. Kelimelerden cümleler kurar, cümlelerden paragraflar örer, paragraflardan uzun uzun yazılar inşa eder anlatmaya çalışırız. Halbuki insan rumuzdan anlayana denir. Az kelimeyle çok şey anlatmaya şiir denir. Mecazdan anlayana bilgili kişi, alegoriden anlayana arif kişi denir. Az söz söylemek dilin zekatı, az kelime kullanarak çok şey anlatmak yazarlığın şanındandır. Bu anlamda Osmanlı yazı dilinin harekesiz oluşu onun irfani bir çaba içinde oluşunun göstergesidir.
Harfler sırdır. Sırrı ifşa eden S harfinin eSrarını kelimelerin ormanında harflerin peşine düşerek bulabilirsiniz. S hangi harfin içine girmiş ise Sır olmuştur, eSrar olmuştur, efSun olmuştur. Mesela gizem ve Sırrın öz akrabalığı yoktur: inSan gizlemek ister halbuki toprak çömleklerin üzerine çekilen cilaya verilen Sır ismi gibi, Sır açığa çıkarılması istenen beklenen bir şeydir. Açıktadır ancak herkeS göremediği için Sır olmuştur. Ş gösteriŞ’in remzidir. İçinde yer aldığı kelime ulvi olsun süfli olsun göz kamaŞtırır, Bütün bakıŞları üzerine çeker. İçinde Ş harfi olan bir tane iddiasız kelime bulamazsınız. GüneŞ, ateŞ, aŞk, Şehvet, Şevk, nakıŞ, Şhov, Şehit. Oysa bu kelimelerin benzerleri yakın akrabası sayılan diğerlerine baktığımızda daha Sade, daha Sakin bir hal görürüz. Yukarıdaki Ş li kelimelerin S li benzerlerine bakalım isterseniz. AteŞ ten yükselen ıSı, aŞk ile atışan Sevgi, Şehvetle at koşturan köSnü, Şevk ile yola düşen iStek, nakıŞ ile göz okşayan deSen, Şhov ile sahne alan göSteri ne kadar da Sönük kalıyor Ş nin yanında.
AŞk ile ateŞin kızı, Şah ile Şeytanın arkadaŞı: Ş. Bir kelimenin önünde yürüdüğü zaman ona Şekil verir, kelimenin ortasında yer alırsa esası teŞkil eder, kelimenin ayak ucunda bile dursa onu baŞ yapar.
İçinde Ş harfi olmayınca Şah olmaz hiçbir kelime. Ş insanı tanımlayınca insana Şahsiyet verir. Onu, Şah yapar, Şeyh yapar, Şövalye yapar, Şakir yapar, Şakirt yapar, Şehsuvar eder. Şerefli yapar, Şeytanla iŞbirliğine girer Şaki yapar, Şırfıntı yapar, Şempanze yapar, Şirret yapar, Şerefsiz yapar .
Yakıcıdır; GüneŞ ten alır ateŞini. GüneŞ, ateŞ, Şems, Şahap hep ş ile ıŞıldar.
S Sırları barındırır karnında. Ş nin yanında Sönük kalır ama bir nevi ş’nin akıllı kardeşidir. Aşık olmak yerine Sevmeyi Şüphe etmek yerine Sorgulamayı, teŞhir yerine sergilemeyi Salık verir. TaSnif eder, Soru sorar, Sorgular, Şekillendirmez belki ama sonuçlandırır.
Pek çok harf için bu karşılaştırma, bu kıyas yapılabilir. V harfi ile B harfinin yönetim ile ilgili yer aldığı kelimelerin kısaca kıyasını yapar isek karşımıza şu kelimeler dikilir ve ifşada bulunur. V harfinden pek çok yönetici kelime neşet eder… Vasi olur, padiŞah’a akıl veren Vezir olur, Vali olur, Vekil olur. Valide olur ama Baba olmaz. Oysa diğer bir yönetici harf B bakan olur amma BaşBakan da olur, Bey olur, Buyruk verir, Baş olur emir verir, Baba olur devlet ile özdeşleştirilir.
Geveze ve bilge harfler vardır. Türkçe’de sesli harf dediğimiz A, E, I, İ gibi harfler çok konuşup az söyleyen harflerdendir. Zurnaya, Kavala ses veren nefestir ancak boşluğa üflediğin nefesten ancak tıs sesi alırsın. Sesli harf dediğimiz harflerin bir kısmı bilge bir kısmı yönetici bir kısmı savaşçı mahiyettedir. Öte yandan harflerin tek başlarına tuttukları anlam alanı ile etkileşimlerinden doğan anlam dünyası genişleyebilir İttifaklar kurunca farklı kombinasyonlar farklı karakterler ortaya koyarlar, yükselen burcun, burçlar üzerindeki etkisi gibi, kaymaklı kadayıf gibi.
Hülasa harfler sırdır. Yukarıda ifade ettiğim düşüncelerimin bilimsel bir mahiyeti yoktur. İstatistiklerle, nicel gözlemlerle desteklenmemiştir. Modern hurifiliğin temelini atmak gibi bir niyete de sahip değilim. Ancak uzunca bir süredir harflerin kendi başına manası olduğu, tek başına konuştuğuna dair bir inanca sahibim. Harfler sırdır. Sırrına ulaştır ya Rabbim!
Ve (Allah Teâlâ) bütün eşyanın isimlerini Âdem’e bildirdi. Sonra bu eşyayı meleklere göstererek, «Bunların isimlerini Bana haber veriniz, eğer siz sâdık iseniz» diye buyurdu. (Bakara No:31 / Ömer Nasuhi Bilmen Meali)
Dediler ki: «Seni tesbih ederiz, Senin bize bildirdiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphe yok ki alîm, hakîm olan Sen’sin.» (Bakara No:32 / Ömer Nasuhi Bilmen Meali)
Buyurdu ki: «Ey Âdem! O şeyleri adları ile meleklere haber ver!». Âdem de o şeyleri adları ile haber verince (Cenâb-ı Hak) buyurdu ki, «Size dememiş miydim ki, Ben şüphesiz göklerin de yerin de gizliliklerini bilirim. Ve sizin izhâr ettiğiniz ve gizlediğiniz şeyleri de bilirim.» (Bakara No:33 / Ömer Nasuhi Bilmen Meali)



Şahane, şaheser bir tespit. Emeğinize ve yüreğinize sağlık.
Hayrettin Bey, çok ilginç bir araştırma yapmışsınız çok hoşuma gitti ve ilgimi çekti. Paylaşımınız için teşekkür ederim.
Yarabbim, ne donanımlı bir şair. Şairin sırrına ulaştır.
Aslında Sahra…Ruhunun pin kodlarına baktım.Seçtiğin Rumuzdaki “S “remizi aslında seni ele verdi.Boşuna Çölde aşkım olarak seçmedim..tşk
Sırrımı biliyorsun sanırım
Siz bundan sonra bana “Şahra” diyebilirsiniz “Ş” daha etkiliymiş.
Sırrınızı bilmiyorum, bildiğim ayaküstü sattığınız.
Ziperi..NEDEN zip seçtiğinin remizlerini biliyorum her sözce aslında ruhumun şifresidir.. tşk
Teşekkür ederim.
Şevdim Şizi…Şatmadım.Ki aşk bazen çocukluk yapmaktır..Çöl ya …biraz bedevileştirmiş beni orda,birde bir anda kmse yokken..kumlar sevgiliyken biri sürü ahu gelince..Bedevi şair açıldı
Şair tenhada mı yürekli, ahular sarınca yüreği de mi ŞaŞkın?
Şaşkın şair…Şahrada.Şah…Şükür edeer.Şevkine şifrelenir.Şuuru kayıp,Şahrası uzak… yok sırrıni bilmez…Nedir senin sırrın…
Ben de nickimi budan böyle “Şaraf” olarak değiştirsem mi ne yapsam?
Sadakattir erdemim. Sizin gibi Şatıcı değilim yani.
Şaraf…Şan,şiir,şevk,şair,şaşmak,şekillenmek, Her Şey ..Şunda Şende gel Paraf ,pardon Şaraf..
Sadakalarını verir misin şaire… gönül sadakası ,ruh zekatı,tutku fitrelerini…
Garip bir şair..Çölde..Hurma ile geçinir
Şevke geldim, Şairin gazına geldim, ben de oldum Şakir’in Şaraf’ı.
Şerefe diyelim o zaman.
Günahımı vermem artık, ben kendi günahımın cezasını çekerim. Şaire kıyamadığımdan.
Şahra ile Şakir şerefe…Şükran… Şanlı olsun.Şehrimiz kaim olsun.Şefsiz olmasın melodimizi..Çal beni gecenden
Şahra..Şairini üzme…Üzüntünün üzümleri çıkmadı..Paraf ..Orda çıktıysa gönder seradan..Şahra günahını istemem ki sen benim son gün_ahımdın
Paraf, üzüm gördü mü? Burası narenciye diyarı ömrümde balığı limonsuz burada yemek zorunda kaldım. Ben size başka yerden üzüm bulurum.
Bulamazsam ekerim.
Üzüme de asılır asmalara gelesice.
Sahra.. bahçeden asma olduğunu neden söylemedin bir ömür asmalarım ondandır
Şahın yoksa Şah..Ahın yoksa ah… Ama üzümsüz olmaz ki aşk şarabından içmeden
Üzümü benden, ezmesi Şekerim Şahra’dan içmesi de artık sana kaldı şair.
Tamam, ben ezerim araya da Şairi de katayım mı?
Şahra, kaŞ yapayım derken göz çıkarma lütfen bırak Şairi yaŞasın.
Ezdirmem sana ne kendimi ne de Şairimi.
Benden şerbet yapcak..Kime içircen ki…Ama sen önce tad emi,,,
ss manası yeni çözüldü.ama z yi bulamadım.
Hayrettin Bey, sizi yürekten kutlarım. Bu güne kadar bu konu ile ilgili böyle bir yaklaşımı hiç duymamıştım. Çok başarılı bir çalışma olmuş, tebrikler.
Sayın Hocam, yaptığınız çalışma için teşekkür ederim. Harflerin sırrı olduğu muhakkak.
“Elif Lam Mim” diye başlayan ayetlerin her zaman bendeki yeri bu sırrın ne olduğunu düşünmeme sebep oluyordu.
Bu konuda başka çalışmalarınız varsa onları da okumayı arzularım, teşekkürler.
Tebrik ederim hem güzel hem de faydalı bir çalışma olmuş. Her harfi tek tek işleseniz daha da güzel olurdu. Ben de “d” harfini deeğrlendirmenizi bekleyeceğim.
Saygılar.
Bir harfin kuyruğu varsa o harften korkmak gerek, “Ş” ve “Ç” gibi.
Hayrettin Bey, neden Edward diye sorsam ne dersiniz acaba?
Edward Tayland(mahlas):Her edebi türden eser verince bir mahlas ihtiyacı duydum
Edward Said(Lübnan) Edward Chan(Japonya)..ABD..Avrupa ..her yerde evrensel bir isim..
Ayrıca Felsefi kuramım var…Orda kuramcı ismim ::..New-enizm… tşk
Türkiye(Hayrettin TAYLAN) olarak medearı iftiharımız oldunuz. Açıklama için ben teşekkür ederim.
YaŞa, baŞa, taŞa oturma denir yani “Ş” üstüne oturtmuyor da. Ona nispeten “S” güzel oturtur, SeSSiz Sakin, Salıncak, Sandalye gibi. Arada da giydirir Sandalet gibi…
Güzel bir paylaşım teşekkürler.
Armağan Hanım, bu ince espriniz ile beni kopardınız. Çok yaŞayın emi.
Burada yazılar kadar yorumları okumak da çok keyifli.
Hayrettin Hocam yine güzel bir konuya değinmişsiniz tebrik ederim.
Efkan Bey, teşekkür ederim hep birlikte çok yaŞayalım ve birlikte gülelim.
Dudağınızın kenarında tebeSSüm alayım SızlaSın andıkça…
Süründürür bu Sözler beni, Süzülür gözümden Sureti…
Ruzgara bir koku ver ki, hirkandan;
Geleyim, izine dogru arkandan;
Birakmam, tutmusum artik yakandan,
Medet ey sairim, Yunus’um medet!
Necip Fazil KISAKUREK
Harflerin esrarı malum günün esrarı bir karmaşa oldu hocam?
Ellezi-alleme-bil-galem.
Allemel-insane-malem-ya-lem
Alak süresi.ayat-4-5
Kaleminize sağlk.Bizlerde sizden bilmediklerimizi öğreniyoruz.
Yazınızı zevkle okudum kutlarım.
Asıl sırr-ul esrar insi sırlara sevkediyor..
İnsan esma’dan esma harflerden mürekkeptir.
ilmel yakin..
aynel yakin..
hakkel yakin….
Onu, Şah yapar, Şeyh yapar, Şövalye yapar, Şakir yapar, Şakirt yapar, Şehsuvar eder. Şerefli yapar, Şeytanla iŞbirliğine girer Şaki yapar, Şırfıntı yapar, Şempanze yapar, Şirret yapar, Şerefsiz yapar
şahı şaiir yapar..
tebrikler…
- İzeş-şemsü küvviret
- İzes-semâün fetarat
- İzes-semâün şekkat
GüneŞ, ateŞ, aŞk, Şehvet, Şevk, nakıŞ, Şhov, Şehit.
Yakıcıdır; GüneŞ ten alır ateŞini. GüneŞ, ateŞ, Şems, Şahap hep ş ile ıŞıldar
bilgi hazinedir..veren de hazine ..teşekkürler
Hayrettin Hocam, gerçekten ilginç bir tespit yapmışsınız. Kelimelerin sihirli dünyasını çözmek çok güzel, yürekten tebrik ederim.
Harika yazmıŞsın. Tebrikler.
Çok değerli şeyler öğrendim kaleminiz var olsun.
Sevgi ve saygılar.