Adını Ötecek Şafak Bülbülleri
Yazan edward34Mar 29

İksirsiz, umutsuz, gelişlerin seyrine doyulmaz kanyonlarında dertlerimin kamyonuna yükledim sensizliği. Varmanın izdüşümüyle ağlarım aşınıyor, semah ve ney eşliğinde coşkumuzun sularına atılıyoruz.
Gölgenin şanslarında üreyen serinlenişine anılıyorum, gece gündüz bütün tenhalarda…
Bakışına sırtımı yüreğine sırrımı içime, sırrına depremlerim, susamışlıklarına bende ölümcül seni büyütüyorum vay vay…
Kutsal sefayla çocuksu gözbebeklerimden bebek yapıyorsun ayrı kaldığımız özlem kumaşlarından.
Hani hatırlar mısın seninle bir akşam evinizin yanındaki parka gitmiştik, seni ilk kez sallamıştım, yüreğimin ipi kopmuş oracıkta kalakalmıştım, suni teneffüs etmiştin oysa ben onun için bayılmıştım zaten…
Özleminle demlenmiş sıcacık kahvenin kırk yıl, kırk gece ve bir bilmece kadar sarhoş aşklara atıyorum kendimi.
Sensizlik denizinde tüm unutuluşları, arlanmış bir ayrılığa aşık sallıyorum yenilmişliklerimden.
Ruhunun sularında sal parçacıkları taşıyan sol yanımdaki şafak rengi acılarla susmuş derinlikleri tembihliyorum büyüsünler sensizliğe.
Canevimin saçaklarına aklanan bir düş bozumundan sonra geldin hayatıma… Baharla har arasında kalıntılı bir akışla besledin sensizliği…
Yeni açılan çiçeklere uçan arı gibi, yüreğime etiketlenen kumru gibi usul usul açılan kıpkızıl bir gül gibi dahası sen gibi girdin hayatıma.
Hangi soruyu sorsam, hangi soruda kalsam, hangi anda kalsam da yine sen…
Masallardan, filmlerden, ayrılmışlıklardan, dahası her çeşit duygudan alfabe olan İstanbul Türkçesi gibi konuşuldun özlemevinden.
Alazlanmış, palazlanmış kentin adımlarında adın da olmalı bensizliği bilmeyen uzakların ismi de kaldırımların her karesine seni yazmalıydı.
Kavuşmayı arşınlayıp gelecek zamanların aşk kaymalarında duru tümcelerle sınavda öğrencilerin rahat çözebileceği bir anlatım bozukluğu sorusu gibi geldim girdin test çözen ruhumun alışma odasına.
Sözcüklerimin kilitli andıklarında gülüşlerin, sevişlerin akışıca, kafiyesiz düşlerime gül rumuzlu bir gazel oldun, ünlü gazelhan “hafız burhan “ bugün güneşime dokunmayı okudu tüm ülke duydu, tüm ülke ağladı; ama sen demek duymadın, sen demek ağlamadın yoksan yanımda vardır bir hikmeti…
Oysa herkesten önce yaralı ozan göğsümü sen sarmalamalıydın. Başını omzuma koyup yıldızlarla birlikte ben masalımı anlatmalıydın.
Bakir yüreğine bakırlar döşedim pak dudaklım, benden senlerine ölümsüzlük ışığı yayılacak… Ve sen bir aşkın ışığı olarak tüm kuytularımı aydınlatacaksın özden ve gözden öte sevgilerinle…
Nemlenen rüyalarıma geleceksin gece silinince adını ötecek şafak bülbülleri.
Özleminin yalnızlıklarında örgeni hazlar sunacaksın, sürgülü kalbinden bir bakışın kilidi, duygulu yüreğini açacak, açılacak kavuşma anlarımız.
Her gece vuslat duvarlarına yeni resimlerini asıp önünde kalakalmalarımın resmini sen gel çiz sevgilim. Ben on kendimde değilim bilemiyorum nasılım, nasıl eriyorum sana…
Akrebin ara çınlanışını duymadığım yelkovan arası aşk hayalimden
yenilgiler taşıyan bu sevi coğrafyamda söyler misin hangi şehir kadarsın bana?
Ninnili beşiklerde gülüşlerinle gül derlediğim bebekkentte misin?
Yaraları kabul bağlanmış, aşk ile yara arasındaki visalkentte misin?
Sevdanın hızlı trenler için döşeli raylarını çığlıkla döşeyen olasılıksız
Kentte misin?
Kimliksiz insanların, sırsız, arsız, sensiz yaşadığı yalınçkentte misin?
Yoksa bizim kentimiz, bizim sevdamıza göre kurulacak diyorsun ve hiçbir şeyin hiçliğinde hoşluğumun gökdelenlerinde bekliyorsun.
Ve bir elimi cebimde çıkarmadığım damat gibi giyiniş halimle sana gelmemi mi bekliyorsun.
İmkansızlık tepelerinde akan dünyanın en büyük şelalesinden ruha ruh akıtan suların toprakla derince öpüştüğü ama sevdanın eşercikçe dudak aradığı, tutku felsefesinin asırlarına sır olup, kademlerimin bitmesini mi bekliyorsun.
Bu sevmek nedirin oğullanmasında yüreğimin arıları senli gülistanlarda balını valsını ararken başka soru sormama gerek var mı her şeyimin her şeyi…



Üstadım, tek konun aşk olsun. Aşk yaz, aşka yazıl. Okusun seni ahular dersini ezber etsin yürekler.
Sözcelerinde kaybolsun sevenler.
Yüreğinin aşk yanan yerine sağlık.
Tebrikler güzel olmuş. İlham kaynağınızı da kutlamak gerek.
sayin saiir siirleriniz okadar guzelki okumaktan mutluluk duyuyorum teprikler
Hayrettin Bey, yazdıklarınıza hayran kalmamak mümkün değil. Hem aşk, hem de aşk acısını hissettiriyor tüm satırlarınız. Tebrikler.
Vardır elbet bir hikmeti ama yine de üzülüyor insan yokluğunda, yokluğu can yakıyor.
Tebrikler harika olmuş.
Aşık gider ama aşkı miras kalır dillere name olur söylenir herkesin duyduğunu bir giden yar duymaz ya da duymak istemez.
Hayrettin Bey, tebrik ederim çok güzeldi.
Ah Hayrettin Hoca ah, aşınla kavuruyorsun etrafı, sen yaz ki okudukça aşka gelsin, aşka kansın etraf.
Tebrikler.
“Aşksızlığa mahkum edildiysek bu dünya yansın” der biri o da Türk.
Şafak bülbülleri hiç susmasın aynı adı zikretsin.
Tebrikler.
Eski bir gemiye yükler gibi ayrıldım duygularımdan Vedalaşmak çok zor inan ümit vaad eden yarınlarımdan Her şeye sünger çektim bir seni çıkartamadım aklımdan Bir kere daha bak gözlerime son bir kere daha. Ekmeğin tadı yok mavi gökyüzü kayıp sen yoksan…
Tebrikler.
Acı ve yokluk da olsa sonu aşklar tükenmemeli.
Harika yazmışsınız yüreğinizi kutlarım.
Nerede olduğunu bilmediğiniz bir sevdayı bekliyor şiir.
yaralar kabuk bağladığında,sızılar dibe çöktüğünde,ruhunuz rehber olup getirecektir sizi yeri sanı belli olmayan sevdaya.
Tebrikler harika şiriniz
Sessizliğinden mı dinginliğinden mı nedir bilemem ama hep insanı çeker aşk sancısı.
Duymasını istedikçe sesini o arkasını döner ve gider, gitma zamanı gelmişse, durdurmaya kimsenin gücü yetmez.
Tebrikler.
Şairim Aşkım ben sana yaparım kahveyi, sonrada falına bakarım. Falında bir aşk var, eskisinden daha da büyük bir aşk. Kalemine mürekkep takviyesi yap yeni aşka yazılacak çok şey var.
Öpücükler alnından.
sevgili sair o kadar icten ve sicak yaziyorsunki antatikteki buzlari hepten eriteceksin
cicakliginla, ask sulari basacak dunyayi
aaaaa çiğdem gelmiş. nerelerdesin çiğdemciğim özledik seni
Temizlik yaptımbugün.. Hem de tüm benliğimde. Bütün kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hattakanımı bile temizledim. En küçük yerlerine, kıvrımlarına girmiş, sinmiş tüm pislikleri attım. Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce.
Seni özlüyorum. Gecenin en zifiri anında bile odamı aydınlatan bu aşkı özlüyorum en çok da her gün duyabilmek için çırpındığım sesini. Seni özlüyorumişte… Her kavgamızın sonunda çekdiğim sancıları, seni kaybetmek korkusu yüreğimi bir bıçak gibi kestiği anları bile.
Tebrikler Şair çok güzel anlatmışsın iç buhranları ve duyulamayan yar yüreğini.
Bugün yeni bir gün başladı benim için sabahtan. İsyankar hayatımda yeni bir sayfa. Her yeni sabaha söylediğim cümleyi yeniden kekeledim ağzımda. Artık sevmeyeceğim, vazgeceğim. Bu kez nedense eski günlerden daha bir kararlıyım Umutsuzluğa sürüklenmiş, sevmekten yorulmuş kalbim nedense daha bir güçlü.
Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne Tuttum, ta içime oturttum seni Aldım, okşadım saçlarını, öptüm İçtim yudum yudum güzelliğini Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette Bendeydi özlemlerin en korkuncu Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu.
Sevdiğini, onu özlediğini haykırdıkça o daha da duymaz olur.
parisli peri nerdesiniz merakta koyma beni
duyyyyyyyyy sesimiiiiiiiiii
Tebrikler.Paylaşım için teşekkürler.