Kime Yazıldığı Bilinmeyen Bir Soru Gibisin
Yazan edward34Mar 28

Sen sessizleşince, sesimden suların şarkısı çalınırdı. Suskun dertlerimin bütün halleri sergilenirdi. Kimsesiz kalırım şehrin orta yerinde. Aşk araması yapıyor sivil aşkın tecimenleri, üstümde senli bir şiir çıktı yakaladılar. Ne yapayım seni yazıyorum her dem.
Büyük şehir ki ortasında sen, kıyısı ben… Gidiyoruz metropoliten zevklerin sonelerine.
Dağılırım, serpişirim, kuytu mahallerin çimenlerine. Yüreğimde karanlık bendler yükselir. Bir yanım ikiz kuleler, bir yanım sensiz gecekondu özlemler. Saçı ve sakalları uzamış, durumların fotojeniğiyim. Kendime çekmişim kent içre sensiz ötelere. Sakallarımı ve geceyi uzatıyorum. Ruhumun son uzantısıyla her an seni düşlüyor can televizyonum.
Gülücüklerinden sonra reklamların başlar. Ütü reklamında iyi oynamışsın. Ütüsüz bütün beklemeleri reklamında oynadığın varavara ütünle ütüleyeceğim. Ha bir de son dizini çok beğenerek izliyorum. Dizide sen oynayınca dahası konusu hep ben olunca, senaryosu özümden çalınınca kalakalıyorum dizinde. Ah keşke bir de dizinde… Neden dizinde hep “yapmasaydın” sözcesini tekrarlıyorsun. Aciz bir mecnunun hatası bu kadar derince işlenir mi? Reyting kaygıları taşıyorsun Nazlıcan… Oysa bizim aşkımız çoktan gişe rekorları kırmıştı.
Bensizliği bir dizi şeklinde her gece yayımlatmana anlam veremiyorum. Ha sevgilim gündüz biraz iş güç derken tekrarlarını izlemiyorum. Arada haberleri sen sun. İçimde ölen Ayşeciği anlat izleyenlerine. Seni gözleyen gözlerimi yalnız yayımlat… Saçlarımı ve yüzümü değil. Gözlerim renklidir ve televizyonla da uyum sağlar sen üzülme Nazlıcan… İçim karıncalanıyor, sensiz tam çekmiyor her şeyim. Biraz antenimle oynar mısın? Çanak tutan her şeyden bir çanak yapar mısın bana? Bari sensizliği rahat rahat izlemek istiyorum.
Bir karınca dolaşıyor kalbimin atan yerinde… Bir karında topluyor tutkularını İstanbul’un onca trafiğini aşarak seni bana taşıyor. Kışa, aşka, yalnızlığa nemalanıyoruz.
Elime alıyorum, sensiz gülleri, yüreğimde yetiştiriyorum,düştüğü zamandan kaldırıyorum
ve özneleşen gelmeni asıyorum ruh ağacıma. Amaçlarım susayınca susuyorum, annesi tarafından korkutulan masum bir çocuk gibi. Ama sen konuş içimde, sen bağır içimde.
Sen konuştukça sözceler bereketli pamuk tarlası gibi beyazca raks ediyor
sen konuştukça sana dokunuyorum sankilerim. Sancılarımda sanrılarım sarılır benimle… Okunursan bilinmezliğe bilmediğim bir ırmakta yıkanır umutlarımız. akar parmak arasından sevda pınarımız. Oltası hazır bir balıkçı gibi bana yakalanmanı bekliyor aşk. Yakalanırım sana. Sessizliğini_kimse-sizliğini emmek istercesine bebekleşir. Ağlarımla ağlarım yanında.
Sen sen ol… Beni emzir tutkularında dahası hayal ettiklerimi.
Konuşmak isteyen suskun sevdamla konuş, aynalarımı toparla senli konuşmalarla travma geçiren içlemlerim. Susma… Dilinde yaralar benli de olsa, bensiz de olsa susma aşka.
Yalnızlığım kanırtsa da… Su serp üşümelerime. Kimliksizliğini açıklamayan uzak akışlarımız üzmesin seni. Sen “su”sun. Su akışır suya.
Tüm kavuşamamalarımız “sessizliğe” ulansa da,aramızda Çin sedleri örülse de
yalnızlığım benim ilk kervansarayım uğramak istersen uğurlarını bozdur da gel.
Hatta yalnızlığını azaltan başka ederler çıksa da kullan benim yolumda…
Aynı anda aynı şeyi düşlere almak mümkünmüş meğer, dil susar, yürekler Türkçe anlatamaz sensizliği biraz yabancı sözceler giriyor ki aşk yabancı sözcük, ben sana yabancı olacak o kadar. Öyleyse atıyorum geleceğe güneşi. Biraz ışılda umutlara. Seni bir tanıdık saysın geleceğimiz. Aynı cümleleri harca aşk panayırında. Her aşığın dükkanından biraz benden al. Biriktir beni, küresel krizim geçerse, aramızdaki buzul aguşlar erirse, bir de eskilerim eskirse bil ki seni yazmış kader. Benim için tüm günlerden başka bir gün değildi senli olduğum günceler. Zamanın bölünüşünü senli her anın toplamıyla meşguldüm.
İlginç bir güncenin orta yerinde Zind ile konuşuyor zindelerim. Bir kurgu tilmizinden temiz bir an öğreniyorum.
Bana “bakışını gösteren” samimi içlenişler öğreniyorum. Leyla’dan çok farklısın. Leyla çirkindi, Leyla sosyal değildi senin kadar, Leyla aşk zenginiydi. Acep Leyla kadar zengin misin? Duyuyorum, anımsıyorum nehirlerinin çağıldamalarını, imkansız şarkılar besteleyip gözyaşlarınla okuduğunu biliyorum. Ya bu yeter mi Leyla olmana, Ben Mecnun’un atasıyken. Serin ve sakin bir bekleme ekle dert denizi akıyor aşkımıza.
Bir gülümsemen dalgalandırıyor. Bir bakışın çılgın gelişleri akıtıyor.
Bu olgun sular susarsa gecemize. Bu senli dalgalar kapanırsa uçuk özlerime.
Sen en iyisi günışığını taşı cebinde. Karanlığın her köşesinde beni senden çalmak isteyen onca güzel ırmak çağıldarken.
Hadi, sen gün ışığını yolla aşkıma. Karanlık katran bir gecede gidenin yüzü yüreğimde resim sergisi… sonrası yok bunun… ve olmamalı da…
sadece bir “hadi!” demeni özetliyorum
Kışkırtır bana gelmeleri, bana dönmeleri. dünyan o gün senin için dönsün.
Kışkırtmadan usulca bir aşk getirme, aşklaşmış bizli karışımdan karışmış bir sevda boğazı aç. Ben Marmara, sen Karadeniz, buluştursun özlem gemimiz sularımızın karışacağı bir güne. Bu hadiyi çok içledim. Birikmiş yılların…
diyesim geliyor. Şimdi tam zamanındayım yaşamanın Ya Rab bunu da çok görme…
Soru üstüne soru yazıyorum ve sen… Kime yazıldığı belli olmayan bir soru gibi cevabını sorunun içinde dahası bir gün bana gelmende saklıyorum.



Sadece okumakla kalmadım, yaşadım. İçim öyle çok acıdı ki, en çok hangisi acıttı bilemedim.
Tebrikler güzel olmuş.
Hayrettin Bey, kaleminize sağlık. Acı olup dizilmiş tüm kelimeler.
Bilinen bir öykü olunca… için acıdı demi…Aşk ne kadar aşk Paraf… acıtmaların öyküsü…eski acıtmalar…
Bir eşi olmalı insanın!!!
Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye başlamalı. Seni şimdiden özledim!!!
tşk
Hem de çok acıdı… Acıyana da, acıtana da acıdı…
Kendimi halimi hiç hesaba bile almadan acıdı, bir de onu hesaba dahil etsem altından kalkılmazdı.
Kalemine sağlık Üstadım, aşk acısı Yazarım.
Yanındayken bile özlüyorum demeli, aşkam olmamalı yollar gözlenmeli. Geldiği an tutkular akmalı çağlayan olup nehirlere karışmalı.
Yalvarış halini almışken yokluğu, dualar karşılık bekler senden Ey Yarab, duy Şairin içten dökülen sözlerini.
Aşk kadar aşkından uzak kalmak zorunda kalmak da zor be Üstad.
Tüm dilekleriniz gerçek olur inşallah,kutluyorum
Kendine yazılanları yabancı gibi okuyan yürek taş olsa cevap verirdi ama engin bir sebebe mi talip nedir, bilinmez. Tebrikler.
Tebrikler Üstat çok güzel özetlemişsiniz.
Sana akıyorum, hiçbir şey bu akışı geri çeviremiyor. Çünkü sen her taraftasın.Sağımda, solumda, arkamda, karşımda. Ne yana dönsem, ne yana yol almaya kalksam ulaşılacak her noktada sen duruyorsun. Sana akıyorum, çünkü senin yolunda yürüyorum.
Hayrettin Bey, tüm ruhunuzu sarmış aşkınızın ızdırabı, kaleminize sağlık dilerken ruhunuza da dinginlik dilerim.
♥ Dost vurulunca değil unutulunca kahrından ölürmüş.Biz dostlarımızı kır çiçekleri gibi avucumuzda değil kurşun yarası gibi yüreğimizde saklarız
parisli peri nerelerdesiniz
Hayat bazen içinden tek başına çıkılamayan bir çile yumağına döndüğünde yanında bir dost arar içimizdeki solgun yürek; bulursa ne âla… Bu aralar huysuz ihtiyarlar gibiyim. Geçmişimi dostlarımı dost sandıklarımı emek verdiklerimi anılarımı her şeyi sorgular oldum. Bunca sorgulamadan sonra elimde kalan o kadar az şey var ki.
Tebrikler Şair.
teprikler sair
GONUL ISTERDIKI CAGRILARIMIZA CAGRI ATILSIN. GONUL ISTERDIKI SEVDIGIMIZ ARASIN! HERNEYSE GONUL BUNADA ALISIRSIN
Gönül hep karşılık bekler ama her gönül bu saadete eremez.
Sus yüreğim. Feryat etme. Çığırtkanlara yaraşır bu yaptığın, bir de küçükkız çocuklarına. Oysa sen büyüdün, çığırtkan da olmadın hiçbir zaman. Sen bilir miydin sormadığım soruların cevaplarını. Bir açık kapı olsaydı, güneşi de baharı da getirebilir miydin? Anlar mıydın dilimden, konuşmadan…
Tebrikler harika olmuş.
sen konuştukça sana dokunuyorum sankilerim. Sancılarımda sanrılarım sarılır benimle… Okunursan bilinmezliğe bilmediğim bir ırmakta yıkanır umutlarımız. akar parmak arasından sevda pınarımız. Oltası hazır bir balıkçı gibi bana yakalanmanı bekliyor aşk. Yakalanırım sana. Sessizliğini_kimse-sizliğini emmek istercesine bebekleşir. Ağlarımla ağlarım yanında.
parislidost Diyor ki:
29 Mart 2009 Tarih 14:53
parisli peri nerelerdesiniz
selam dost ben hep burdayi
gece nobetteydim uyumus kalmisim
güzel olmuş tebrikler.
tebrikler sayin sair gine derinlere daldirdin bizleri
bir dost asla unutulmaz ,hayat bazen engeller kor
Konulan engeller sevgi bağının gücünü ölçmeye yarar. Güçlü aşklar ve sevdalar uzaktayken daha çok sarıp sarmalar.
evet parafcigim,cok guzel anlattiniz
Teşekkürler Paris’in en güzel Perisi.
Gurbet zor zanatır,
Dayanır kılarsın
Hasreti,sılay,özlemi
Ya dostsuzluğu! ..
Dayanılırmı gurbetde
Açyüreğini
Vardır zulasında mutlak;
Yabir sevgin, ya bir acın
Paylaş dostula bunu
Sun dostun önune
Bir şölen sofrasına sunar gibi,
Bir başka olur, dostunla paylaşılan
Sevginin hazı
Acın dayanılır kılınır.
Dost yaranın melhemi,
Sevginin katığıdır,
Kalmasın sevgin katıksız
Olmasın yaran melhemsiz
Aç yüreğini dostlun sıcaklığına.
C.C
Belki yabancı olduk şimdi..Adını da bitti koyduk…Yolda görsem tanımaktançekinirim seni… Ama bitmez… hiç bir kimse…hele ben..hiç bir şey bitmedi gidemez.. Yazdım çizdim, bir çözemedim işte…
Seni,
kendimi…
ee hayat çözemediklerimiz değil midir zaten…? çözdüğünü alır kenara koyarsın…
Tebrikler.
parisli perilicem sen calistikca ben yoruluyom
Sensiz buralardan gidiyorum, Bil ki seni de yanımda götürüyorum. Sakın ağlamasın o güzel gözlerin ardımdan, Sel olup akmasın gözyaşların, Gelmesin aklına seni unutacağım.. Biliyorum istesem de unutamayacağım.. Yüreğimin derinliklerine saplanmış Bir hançerdi sevdan, Silemedim seni kalbimden…
Aşkım şairim harikasın.
Hadi…!
Çok güzel bir paylaşım olmuş.Tebrikler.