“Bu Cümlenin İlk Kelimesi Anlamsız”
Yazan edward34Nis 30

”sen benim olmadığın sürece bu cümlenin ilk kelimesi anlamsız”
Kendi hatalarımın okyanuslarına yüzme bilmeden dalan bir dalgıcım. Anlatılmaz anların dalgalarını yüreğimin incelenmemiş kuytularına taşıyorum ki seni ve sensizliği paklasın her hissim.
Yaşanmışlıktan aşınmış gelmelere bezirgân gidişler üreten hallerinin “den” halinde değerin doğruları durmadan eksiler üretiyor. Yerelleşen bir Sibirya esintisi yalnızlığımın sahiline senli penguenler getiriyor.
Sensiz her yanım kutup olmuş meğer acıların penguenleri oynar buzul yaralarımla. Bir kutup ayısı, ayın dolunay haline sana dolanışımı resmetmiş. Gel de artmasın buzulluğum. Küresel ısınmanın sevi ikliminde güzeller iklimimi değiştirmeye başladı. Nemli gözlerin, sensiz kurak sevdamı kurtaramayacak gül bayramlarının gülü. Dedim ya güzellerin sevgi iklimindeyim, birisi çok yakında beni yaza taşıyacak. Cemrelerim bitti gelmedin. Çiçek açan özlemlerim açıldı gelmedin, hazandan azan senli kazanımlar yemyeşilliğe büründü, sen gelmedin. Gelmeler geldi, elde etmeler geldi, imkânsızlığın tümleri tümlenip, bütünleşip geldi bir sen gelmedin.
Paylaşmak ve akışmak için açılan bu yelkensiz gemide ben yaralı bir kaptandım, pusulasız sensizliğin denizine doğru rotam, elimde bir not…
Pusula yerine ”sen benim olmadığın sürece bu cümlenin ilk kelimesi anlamsız”
İşte bu sevdanın denizlerine dehlizlerimin üreyen yüreğini ağlarına, bağlarına, sevmelerine, gelme oltalarına atan bir balıkçıyım. Bunun için sensizliğim, bahtsızlığım masmavi. Her dalgasında farklı maviler çıkar, masmavi gözlerini arar deniz ve ben. Hanginiz mavi, ya içimde yamalanmış mavilerin ivmesinde hangi yürek suyu durulayacak dertlerimin esintisini.
Eşsiz güllerin kıpkızıllarında oğullanan kesret haline tomurcuk oldu sevgim. Lale akışlarının benimi yıkadığı Çamlıca tepesinde İstanbul’u sensiz izliyorum ilk kez. Laleler açılmış, birlikte çekildiğimiz her karenin toprağına gidiyorum, eğilip öpüyorum, kokluyorum, bir avuç cebime koyuyorum, oraya sen basmıştın, orada sen çekinmiştin. Ordadır duruşun, ordadır kokun diye geçici hafızalar kaybederek seni yaşıyorum, seni aşıyorum, senden ve benden geçiyorum.
Bana geldiğin beyaz günlerin yağmur düşleri damla damla sızlıyor özgür baharlarıma. Harını bana sunan Sunaların sunaklarındayım. Dönem bu dönem. Dönem sana diyorum.
Teninde hasret terini anıştırıp duruşlarında birkaç kapsül alarak yeni hayata mesajlar ekliyorum.
Gagasında bütün sevenlerin yüreğini eriten yazılarımın güvercini ufuk çizgilerini senin umudun çatısına çizdi. Yuva yaptı yaralı güvercin.
İki yumurta yaptı hayata. Biri sen, hangi sen olduğu meçhul. Bir ben, aşkın, aşkı yazmanın, seni unutamamanın post modern bülbülü.
Sensiz uçamayan, sensiz bakamayan aşık yanımla yangınlarını aşacaktım, kalışlarına kal olacaktım, kav olacaktım sönen ahlarına.
Sensiz, öyle yanık, öyle tutuşmaya, yana yana “kaknus“ kuşu olmak istedim. Yeniden küllerimden yeniden sana doğmaya, yeniden senden ölmeye… Var mısın? Varan mısın? Aranan mısın? Aşıkan mısın?
Sırılsıklam hayallerimden ürkek hasretlerin ceylanı kaçıyor ummalarımdan.
Paslı anılışlardan kurtardın beni, bir derdim var ki yaşıyor ve yazıyorum.
Öpücük çeşnimden kurumuş dudaklarının pınarlarına sulu sepken hevesler derledim. Çapaladım nadas kalmış arzularımın sevda tarlasını
En eski yani seni tanıdığım ilk “anı“ ektim. Giderken akıttığın gözyaşlarını bir şişeye doldurmuştum ya… İşte onunla sevda tarlanın giriş kapısının önüne kıpkızıl, son kızıllığını, genç kızlığından ve özel kızlığından alan bir gül. İlk bana açılacak kadar tüm kızıllığı ve kızlığı şifreli ve gizemli.
Düşünüşlerimizin, efsane gömütlerinde saklı kalmayacak bir gün kavuşmalar… Kızgın buluşmamız sevdamızın incinmiş, inci mercan anılmalarını aklayacak.
Bendeki sevgi seni sen edecek, sendeki sevgi beni ben edecek, gelecek anın deminde bütün yalnız kaldığımız her şey yüreklice sevmenin ve beklemin süzgecinden geçecek ve hep biz olarak sunulacağız hayata.



üstat harika olmuş
Üstadım, pusula su aldığı için okyanus derinliklerinde yuva yapmış. O yuvayı dağıtmak lazım ki, pusula doğru ele uzansın.
Çok güzel demekten başka bir şey gelmiyor sözcelere ama dışı içi seni, dışı okuyucuyu yakıyor.
Çok güzeldi, kutlarım.
Yansıyor geceye birden aşk-ı suretin , gülümsüyor aya kız, uzanıyor rüzgâra sevda ve uykulara dalıyor saçlarını yatağa seren dünyalar güzeli bir kadın.
Rumuz:Güzel Kadın
Tebrikler.
onu çok sevdiğini söyleyen biri çıkıp geliyor gündüzden…
sorular veriyor ellerine ve bitmeyen kaygılar…
gözlerine bakamıyor artık kendinin aynalara küsüyor güzel kadın.
bu kadın bence hiç sevilmiyor
BuNdAN FaZLa AcITaMaZSıN….
Sus”
dedin sustum …
Oysa
Dilimin ucunda öyle çok kelime vardı ki ….
Yuttum
Rumuz:Susmak ile susturulmağa bomba
Eşsiz güllerin kıpkızıllarında oğullanan kesret haline tomurcuk oldu sevgim. Lale akışlarının benimi yıkadığı Çamlıca tepesinde İstanbul’u sensiz izliyorum ilk kez. Laleler açılmış, birlikte çekildiğimiz her karenin toprağına gidiyorum, eğilip öpüyorum, kokluyorum, bir avuç cebime koyuyorum, oraya sen basmıştın, orada sen çekinmiştin. Ordadır duruşun, ordadır kokun diye geçici hafızalar kaybederek seni yaşıyorum, seni aşıyorum, senden ve benden geçiyorum.
bunu gören resimdeki kadın dünya aşka uyanmış diyecek ve gitmeleri darağacına asıp geri dönecek
Bülbülü şeyda olmuş gönül avazkar, çığlık çığlığa şu bülbüle yar bir de sen baksan.
Tebrikler.
İçimdeki mabedin öylece kalsın…
“Bırak”
Diyorum!
Rumuz:Bırakılmışlığın Destanını oku
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir… Beynimi uyuşturuyor özlemin… Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp sürekli bir boşluğa dönüşüyor.
Rumuz: Ne zor sana dön demek
bırak “sen” ‘i, bende kalsın
İçimdeki “sen”‘i sen bile yıkamassın…
Bırak !
Dokunma !
Rumuz
okunsan Ne Olacak
Bana bir kere susma hakkı verseydin, sana neler söylemeyecektim! Oysa sen hep payına susmaları aldın, bana ise hep sessizliğin ezeceği vakitlerle savaşmalarkaldı. Evet! susmak birilerini hep konuşmaya mahkum etmekti. Ve en çok konuşan en fazla hata yapandı her zaman.
İkimiz için aynı bedende bir ufak deli kalp diyecekler kimi gün atacak kimi gün batacak(!?) yapayalnız sabah üstünü örtmediğimde saçını sevip aşk dediğimde geceler kopacak yeniden doğacak gün apansız seni öptüğüm ilk gece bahçede yüreğim duruyor orda öylece hadi git getir al uyanınca…
Ne olur beni unutma diye yalvarışlarımın yerini şimdi nefretim aldı..
Unutmak istedikçe aklıma geliyorsun. İsmin hafızamda öyle bir yer etmiş ki, Her sabah senin isminle başlıyorum güne,her gece unut onu diye yalvarıyorum kendime hıçkırıklara boğularak..Kendimi yitirmişliğim senin eserin..Gurur duy Kendinle!
Rumuz: Çık artık Hayatımdan
cok sevimli bir benzetme sevgili sair
Vakitsiz bir sonbahar akşamındaydım
Candan öte dermansızı
Köşelerdeyim
Yar koynuna yatsam bile
Gurbetlerdeyim
Çok arkadaş kaybetmişim
Dalgınlardayım
Beni yormayın, beni kırmayın
Anlamazsanız kalsın
Hiç dokunmayın
Deniz sakine, dağlar çiçeğe
İçten vermeye
Geçemedik, geçemedik
Koca kışın ayazından vay
Vakitsiz bir sonbahara yakalandık vay
Yaz düşünde çok sarardık
Yaza varmadan
Bir adım bir adım daha
periciğim nasılsın
sana slm vermeden gitmeyeyim dedim
eğer burda isen görüşürüz
kasıldım yine
hadi görüşmek üzere
kendine iyi bak
Kuşlar döndü yuvaya sen gelmez oldun sen gelmez oldun yariiim sen gelmez oldun.Taşlara mı döndü kalbin sen gelmez oldun.
Tebrikler yine harika yine harika
Perim, hoş geldin, çayı kaçırdım değil mi?
canim benim sende
hos bulduk parafim ben sana taze taze yaparim
sen yeterki gel
corum gecesi yapacagiz hemsomda gelsin
Canım Perim, teşekkür ederim. İçmiş kadar oldum, çay bahanesi gönül çaya şeker olacak olan muhabbetine hasret.
Kaçıklar, çerezler hazır.
allah derim
Ucundan başladık bile.
Biz olamayacağız seninle,lûgatımıza oturmamış bu kelime. Sen kendi hayatına, ben kendi acıma kaldığımız yerden devam edeceğiz… Kendi kader yolunda ilerlerken sen an be an; ben o yola çıkan kestirmelerde kestireceğim bir süre, sakın beni uyandırma. Çünkü uyandığımda ilk aklıma gelen yine sen oluyorsun.
Rumuz: Anladım…!
Giremediğin gönül senin değildir!
Tek bir ilmeğin,örgü şişinizden ansızın kayıp çıkmasıyla başlayan bir sökülüş gibi, suslarım çözülüyor, sökülüyor ucunu tutamadığım bir ivedilikle… Sus… Suslar… Sustuklarım… Bir susla içimde birikip kalanlar şimdi nerelerden geldiği belirsiz bir işaretle dökülüveriyor bir bir…
Rumuz: ben artık susuyorum
Ruhumun ve hayatımın sıkıştığı, can çekiştiği şu dört duvar arasında hayatımı yazıyorum sana .. Çocukluğumun mutluluğu olan ağlamalarımı hatırlamam, senden giderken süzülen yaşların yanında.. Kaldırımlardaki gölgemi yakalamak için düşüşlerimi, dizlerimin kanamasını, hıçkırıklarımı hatırlamam; sen düşümden düştüğün kadar canımı yakmamıştı..
yıldızının kaymasını bekleyen bir dilek tuttu, yüzünü göğe çevirdi, kolları iki yanına açık, hava soğuk… soğuk olan neydi? hava mı; yoksa… sen mi? gidişin mi? gelişin mi? beni yeni güzelimin kollarına atışın mı
Rumuz:Ne.Ne…
peri hanım orda mısın
ben mehmedin arkadaşı mahmut
evet mehmet nasil
yaramaz bir durum yoktur insallah
parafı nerdeymiş diye soruyor
size
ağız düzeldi
yamulmuştu ama
iğneyi yedi
parafin nerde oldunu bilmiyorum
uzgunum
gecmis olsun mehmetcigim
koç gibidir arkadaşım ben onunlayim bu akşam
her birazcık üzülmüş
o yüzden
mehtabı carpmış
size öyle dememi istedi
peri hanım paraf hanım okur mu yazdıklarımızı
okursa benimle konuşsun
Mehmet kardeşime geçmiş olsun.
o mehtabi ben yakalayacagim mehmedimi
nasil uzermis o
Varlığınla yüceltirken
Yokluğunla ezme beni
Gelişine sevinirken
Gidişinle üzme beni
Üzme üzme üzme üzme üzme beni üzme
mehtap uzme……………
insallah okur
paraf size cevap verir
bir isi cikmistir
paraf hanım yok galba
mehmet misilmisil uyusun artik
paraf onunla yarin konusur
tatli ruyalar olsun
Peri….ruhun üşümesin..Güzel paylaşımlarına tşk… bu şiir sevdan bitmesin
bunu tatiran siz guzel ruhlu sair ben tesekur ederim
Pardon peri Fransa’da affına sığınarak msn kullanılırlar mı yoğun… bizde hastalık
Gözlerin gözlerime değdiğinden beri her nefesim senin için… Sihrini kaybetmesin uzak dokunuşların, özlemli dudaklarına giydirdiğin çılgın çırpınışlarını esirgeme benden
hemde nasil o kadarki bizim evde kuyruk var sirad bekliyoruz
Denizdeki beyaz köpük
Yağmurun ilk damlası
Kederlerim demlenir
Çayım keklik kanı
Fırtınaya hazır mevsim
Sindi kış havaya
Kar kapattı aramızı
Bir küçücük odada
Gel de al kalbimi
Hazırım kanmaya her defa
Dayanamaaaaam,dayanamam
Ölüm gelir başom üstüne
Çekerim derdi dert üstüne
Dayanırım inan herşeye
Sensiz olamam
A.. cidden mi şimdi sende mi msn kullanıyorsun ilginç.. seni msn görmek bana acaip geldi… ben seni hep şiir perisi olarak gördüm de
Benim yazılanları okumama gibi bir durumum olamaz. Anında okuyamayabilirim ama eni sonu mutlaka okurum.
Mehmedin, şimdi iyi olmasına sevindim. Size iyi geceler dilerim.
iyi geceler herkese
Perim, gece daha yeni başlıyor. Sana da iyi geceler.
Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller… Sanki dalından yeni koparılmış sanadır Şair.
Şair, kalemini öyle ustalıkla kullanıyorsun ki, her cümlenin en az iki anlamını okumak ve bunu düşünmek büyük bir haz yaşatıyor.
Sayın Şair, düşünüşlerinizdeki kavuşma anı gerçekleşse ne yazacaksınız diye hep düşünüyorum. Dilerim kavuşma olur ve siz de bunu yazdığınız zaman bizler de kavuşma anının heyacanını doyasıya yaşarız.
Sevgiler.
Sen; Bailes’s kadar tatlı,Tekila gibi çarpıcı, Dhmple kadar asil, Kanyak gibi sıcak, Şampanya gibi özel, Malibu kadar egzotik,Kokteyl kadar karmaşıksın ve işte saydığım bu sebeplerden ötürü de seni okumayı seviyorum.
dudaklarım adına kavuştu”
“bir bana bir sana”
“sevda düştü ateş düştü”
Rumuz:Açılsın sevgiler
Değerli kardeşim;
Yazılarınızı nete girdikçe takip etmeye çalışıyorum. Maşallah hepsi birbirinden değerli, hüzünlü, muhabbetli, sevgi dolu…
Gönlünüze sağlık.
Şair her sözün anlam içre anlam taşırken onun yokluğu ile askıda kalmış cümlenin kelimleri, tebrikler.
ders niteliğinde hoş bir şiir…sevgiler sonsuz…