İmkansız Sevdam
Yazan arkimNis 30

Zemheri soğuğundayım yârim
Sensizliğin pençesindeyim
Bir adım ötesindeyim ellerinin
Bir anlık zamandır sesinin uzaklığı,
Ellerim uzansa yakalayamaz ellerini.
Yürek verir de kendini, duyamaz sesini
Bir başka dünyadasın sevgili.
Seyran olmuşsun gözlerime yâr
Seyrederim seni uzaklardan.
Umutlu bir imkansızlıkla beklerim
istekli bir beklentisizlikle severim
Nasıl anlatsam yârim derdimi
Haykırırım ismini
Dağ duyar
Taş duyar
Gök duyar
Bilirim hissedersin sen de yârim
Duyamazsın ama beni
Bilirsin uzaklardayım ben
Yüreğinde yaşatırsın sevgili beni
Gözyaşların akar sessizce
Bilirsin hissederim gözyaşlarını
Ama tutamam ellerimle.
Silemem gözyaşlarını dudaklarımla
Bilirsin sevgili.
Mesafeler değildir bizi ayıran
Bir kuş olur uçardım yine sana
Bir rüzgar olur eserdim senden yana
Yağmur olur yağardım sana.
Güneş kavurmaz yüreğimi
Bilirsin çölleri aşarım da gelirdim sana
Bilirsin mesafe tanımaz bu sevda
Bilirsin imkansızlıklardır bizi ayıran
Sen ve yüreğinle kalırsın baş başa
Ne yere koyacağını şaşırırsın sevdanı
Bilirsin Kimle konuşacağını, bilemezsin
düşlerine girer de dinlerdim seni
Sana kendimi verirdim de yoldaşlık ederdim sana
Bilirsin uzaklıklar değildir bizi ayıran
Bilirsin çaresizliklerdir yollarımızı bağlayan
Yüreğin daralır
Gözlerin kısılır
Bir acı duyarsın sevince benzer
Bir yara olur imkansızlıklar yüreğinde
Bilirsin lokman hekim gerekmez
Bilirsin ilaç kâr etmez
Bilirsin bir sevdalı sözcüğün yüreğindedir dermanın
Bilirsin sevdalı bir bakışın sevecenliğindedir çaren
Bilirsin bir anlık çalınmış sevişmelerdedir canın
Ah sevgili ah
Ahlar düşer dillerden sevdamıza dair
Bilirsin bir imkansız sevdadır bu
Bilirsin zamandan çalınmış bir andır buluşmamız
Yaşamın bir armağanıdır bu sevda bilirsin.
Bir armağandır bu sevda imkansızlıklar içinde yaşansa da
Bilirsin sevgili bu sevda yaşanmamıştır kimselerce
Bilirsin belki yaşanmayacaktır bir daha
Bilirsin umutlu bir imkansızlıklardır bu aşkın adı
Bilirsin de yüreğine söz geçiremezsin yine de
Yürek kanatlanmış sevene doğru
Yürek ne mesafe tanır
Ne de imkansızlıklar
Bırakırsın kendini yüreğinin sesine
Yüreğin taşır seni aşkın denizine
Arkim


Güzel olmuş ben çok beğendim teşekkürler.
içten şiir için teşekkür.
Yüreğiniz dert görmesin kutlarım
Arkim, her sevda içinde biraz imkansızlık barındırmalı değil mi? Bence ulaşılamayan aşktır, ulaşında aşk kalmıyor. Leyla ile Mecnun da kavuşsaydı şimdi aşka onları yazamazdık.
muhtesem olmuş tuna’m
İmkansız diye bir şey yoktur.Sadece insanlar kendilerine uymayanlara imkansız diyorlar bence.
Sade bir dille akıcı olrak yazılmış.İyi olmuş.
Tebrikler çok güzel olmuş.
Yazınız çok güzel olmuş.Beğendim , emeğinize sağlık.
güzel olmuş bu şiirini bizle paylaştığın için teşekür ederim.
Tebrikler çok güzel olmuş kaleminize sağlık.
Tebrikler çok güzel olmuş.
Yazınızı okudum çok begendim.Tebrik ediyorum.
Olabilir bence…İmkansız aşklar.Yazıyı çok beğendim.Güzel olmuş.Tebrikler.
Aslında insanlar öldüklerinde değil unutulduklarında ölürlermiş. Kimimiz hayatımızın yarısını bizim için gerçekten değer verdiklerine ayırırlar. Ama bizim için önemli olan değer verdiğimiz kişinin kalbini kırmamak. Mutlaka insanlar sevdiklerinden bir gün ayrılacaklar. Bu sebeple gerçekten değer verdiğimiz kişiyi kırmamalıyız.
Güzel olmuş
Sana katılıyorum.
Tebrikler çok güzel olmuş.
Melik Kokluk süpersin.
tebrikler
Ben imkansız aşklar için yaratılmışım…
Harika, kutlarım.
Ne güzel bir şiirmiş güzel yüreğinize sağlık diyorum.
Şiirin bitirdi beni
yüreğin kalemin varolsun.
”Gönlümde pazar açtım hikmet incilerine dert alır gül satarım gülümü gören kaçar…”
Tebrikler.
Halden hale sokar aşk insanı, tebrikler.
Alacakaranlık da olsun ölümüm…
Toplansın iki üç dost beş on yabancı
Gün doğmadan kurulsun darağacı
Beni hayallerimin bittiği yere asın…
başucumda kuru bir yaprak
elimde mürekkepten kalma izler
gözlerim yarı açık
hayallerimin bittiği yer beni gizler…
Gözyaşların akar sessizce
Bilirsin hissederim gözyaşlarını
Ama tutamam ellerimle.
Silemem gözyaşlarını dudaklarımla
Bilirsin sevgili.
Mesafeler değildir bizi ayıran
Bir kuş olur uçardım yine sana
Bir rüzgar olur eserdim senden yana
Yağmur olur yağardım sana.
Güneş kavurmaz yüreğimi
Bilirsin çölleri aşarım da gelirdim sana
Bilirsin mesafe tanımaz bu sevda
Bilirsin imkansızlıklardır bizi ayıran
Sen ve yüreğinle kalırsın baş başa
AŞK.yaşanıyorsa sürer
AŞK..uzaksa süründürür …efsanedir..
tebrikler ruhunuzun zincirlerine…
selm arkadaslar .nasılsınız umarım hepiniz iyisinizdir.arkadaşlar hepinize bu değerli yorumlarınız için tüm yüreğimle tsk ederim .sağolun .o güzel gözleriniz yaş görmesin.
A.s. sizin de yüreğiniz aşk derdinden başka dert görmesin.
Hoş geldin Tuna, bizler iyiyiz. Umarım sen de iyisindir.
Güzel dileklerin için de teşekkürler, bilmukabele.
hb arkadaslar bende iyiyim sükür.en güzel sevgi ve sevdalara diyelim.
Hoş geldin Tuna.
Diyelim Tuna, ardına da Amin diyelim mektubumuz pulsuz kalmasın.
paraf hanım bana yardım eder misiniz
Elbette, sorun nedir?
özele yazdım
Arkim, aşk nedense hep imkansızlıkları seviyor ve imkansızlıkları imkan dahiline alabilmek için de nice ömürler o yolda harcanıyor.
Yüreğine ve kalemine sağlık.
Sancı dolu görüşmelerin bıraktığı izler, rüyalar halinde eriyip dağılıyorlar. Beden bütün gece uykusunda rahatlatıyor kendini. İnsanlar yaşadıklarını bilmiyorlar ve gürültü hâkim oluyor ruhların yerine.
Artık inkar etmiyorum, arkasına gizlenmiyorum sessizliğin, Anladım sessizlik geri getirmiyor seni. Utanmıyor, usanmıyorum seni istemekten. Yeter, Canım yanıyor, Ellerimde tenin kokusu kalmış. Emanet sevdana ihanet etmedim.
Yüreğimdesin, Gözlerimden akıyorsun. Her umursamazlığına rağmen hâlâ isteniyorsun.
BEN SANA MECBURUM
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.
Belki haziran da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.
Atilla İLHAN
Mırıldandıklarım
Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan…
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
“içtenliğin” ya da “dünya görüşünün” kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim, yani bizim için…
Murathan Mungan