Yokluğunun Son Baskısı
Yazan edward34Nis 29

Gülücükler, yüreğinin lekelerini estirir, yokluğun bastırır bir ömür bastırılmış içsel özerklerimi. Aşk doğarken kaçışmalarımın ovalarına, aşka düşerim, aşka aşarım senli pınarların doğduğu beyaz dalgacıklar eşliğinde. İçimin bentlerini, sevginin bilenen ayet yüzlerinde okur, servetim, kerevetim kanilerine kitabe olur, olunmazdan önce, öncelikli hesaplarım tutulur sende.
Bir tutam kül kalmış, küflenmiş acıların yanılma yerinde. Ollarımın kelepçelerini çözecek anahtarı ruhunun kimyası süzer. Koşmuş, kalışlarımızın alevlerinde yanıklara merhem üreten umudun durularında duruldum ben. Şu kahrolası geçmişimizin sarhoş ve hatalara sarmaş dolaş olduğu anları silecek silgin nerde?
Hani hatırlar mısın bir aile ziyaretinde dönerken şehirlerarası, aşklar arası yolculukta kar yağmış, yar beyazlığın yağmıştı. Hani içimdeki buzlar daha erimemişken yolun buzlu yollarında otobüsümüz şarampole doğru yuvarlanmış ve sen çığlık çığlığa kucağa atılmıştın. Ölümün sıcak ateşinde, sıcaklarımız kurtarmıştı ölümden. O büyük sevgimiz bizi o kazadan kurtarmıştı. Otobüs yavaşlarken açılan kapından karın üstüne atlamıştık, birlikte yuvarlanıp bu aşkın ölümsüzlüğünü kurtarmıştık. Yeniden buzlarım büyümüşken sensizliğe, yeniden benle uluslar arası, gönüller arası bir yolcuğa var mısın?
Işıdıkça gelemeyişin bir yağmur tadına verdim adını. Sevginin en başı, en sonu belliymiş, acıların sonu hiç belli değilmiş, senin acını yaşarken anladım pıtırcığım.
Seninle ilk buluşmamızda yağan yağmur, yağmurun içindeki sen buğusu ve mavi gözlerindeki ömürsel ışıktı. Bütün sevgimi bir kelebeğin kanadına, bir arının iğnesinde, bir kirpinin piklerine ha bir de yüzündeki bene yükledim. Her biri bin bir yerden beni sana taşıyacak bilesin. Karlar altında, yarlar altında, aşklar altında, aylardır görmediğim senler altında yetişen ve büyülü beyazlarını açan kardelenlerim seni bekler. Dağlarımızdaki karlar erimiş, yalnızlık deremiz, kar suları,sen suları, kavuşamamanın imkansız ulaklarıyla taşkın taşkın akar, gözlerim aşkın aşkın son fotona bakar.
Serbest bir şiir gibiyim. Oyunlardan, huylardan sıkıldığında, içinin enlem boylarında kendini imgelere yükleyen bir karışık benden ne çıkar hiç düşündün mü?
Arzularımın kapsüllerini patlattım dermansız kaldığım kavuşma yokuşlarında. Terimi güzeller nakışlı mendilleriyle sildiler, beni senden sildiler. Mutlu musun? Hep yokuşlar ürettin gitmelerden, etmelerden.
Darmadağınıklığın uzağından kurtulmak için yüzdüğüm tüm denizler tuzlu ve sen kokulu. Deniz anları benimi sarar, yunus balığı yunus anlatır bana. Der ki sen mi Yunus mu… daha çok çekti. Hanginizin sevdası özden tüllenir. Hangi dalga sizi aşırır sonsuz okyanuslara.
Kaf dağının ardından kapatmışsın bensizliği, yaralarımın loş ışığında yalnızlığını beslerken çaresiz hallerden. Kozandaki ipekler benim şiirlerimi örerken tüm yüreklere bir gün yüreğin sızlamadı mı?
Bu sözceler seni kırgınlığın dinsizliğinden çıkarmadı mı? Bu kadar imansız kaçış olur mu? Merhametin metinleri seni sağlama almış olmalı.
Tutsaklığı bitmeyen kardelen çiçeğim. Ruhunun en karışık müziklerinden biraz benden çal.
Seni taşıdığım gönül salımda, sen alına alına, sen salına salına gidince ölü denizlere demir attı uzatmalarım. İkilemler arasında senli iklimler oluşmuşken yine bir kırk ikindi yağmur ve gidişlerini tümleyen bir gökkuşağı çıkar her renkte beni sana ve sensizliğe bütünler.
Yaşanmamış evgin kalışlar döllemez içindeki bensizliği. Tutkunun inciten iksirlerinde beni içen güzellerden sana biraz söz derledim.
Nefesini zorlayıp dalabilirsin yazınlarımın dalgalı denizine. Her cümlede ne kadar sen varsın, her kelimede ne kadar eritmişim okuyuver pıtırcığım.



Zamane kızları erkeklerin yazdıklarına kanmıyor. Dünyanın çivisi çıktı.
hergün yareni yadedin,susturun bütün şiirleri,yağmurlarla konuştunuz anlardan geçmeyin….neler neler daha ama giden geri gelmiyor Dev Mecnun bunu bilin
Üstadım, her paragraftan ayrı bir eser çıkacak kadar yükleme yapmışsın. Bu kadar duygu bir yüreği dibe vurdurmaz mı yoksa dibe vurduğu anda en büyük sıçrayışını yapmak için mi bekler?
Tebrikler.
Ben ne söylesem ifade edemem duygularımı.Tek kelimeyle harika
Tutsaklığı bitmeyen kardelen çiçeğim. Ruhunun en karışık müziklerinden biraz benden çal.
Rumuz
ev Mecnun yazma damarı kurumasın
Amin, hiç kurumasın.
Dev Mecnun kurutmaz o damarı bilir nasıl can bulacağını
Göz varsa ağlamayı da bilecek gülmeyi de dil varsa konuşmayı da bilecek susmayı da yani sebepsiz bir şey olmayacağı gibi
düşen yaprak, kırılan dal, bana ibret çağrıştırır.
Çoktan pıhtılaştı kanım, nerdesin?
Ölüm kadar soğuktu tenim
Ölüm kadar yalnızdım
Ölüm kadar oldum
Ölüm kadar
Ölüm.
Ne zaman adını söyleyecek olsam kendime, titriyorum, irkiliyorum, söyleyemiyorum.
Hala mı diyorsun belki. Evet.Her türlü beklentiden, korkudan arınsam da hala, evet.
Neden bilmiyorum bu böyle.Endişeleniyorsun belki.Haklısın.Fakat, kelimelerle anlatılamayan şeylerde var, biliyorsun. Ölmeden önce öldürdüm kendimi, görüyorsun..
Gülücükler, yüreğinin lekelerini estirir, yokluğun bastırır bir ömür bastırılmış içsel özerklerimi. Aşk doğarken kaçışmalarımın ovalarına, aşka düşerim, aşka aşarım senli pınarların doğduğu beyaz dalgacıklar eşliğinde. İçimin bentlerini, sevginin bilenen ayet yüzlerinde okur, servetim, kerevetim kanilerine kitabe olur, olunmazdan önce, öncelikli hesaplarım tutulur sende.
harika tebrikler sayin sair
Sözcüklerine baktığımda kalbime güven ve huzur akıtan tatlı insan…
Tebrikler.
Darmadağınıklığın uzağından kurtulmak için yüzdüğüm tüm denizler tuzlu ve sen kokulu. Deniz anları benimi sarar, yunus balığı yunus anlatır bana. Der ki sen mi Yunus mu… daha çok çekti. Hanginizin sevdası özden tüllenir. Hangi dalga sizi aşırır sonsuz okyanuslara.
tüm denizler tuzlu ve sen kokulu
ömru hıcveden bu ahnek sureklı vahım
armonık surerse hakkım,keyıflı zıhın
gençliğim hayatla balçık,dibinde rehin
daime yön verdin yönüme daim
ömru hıcveden bu ahnek sureklı vahım
kalburüstü şarkılar yazın hatırlar beyin
manevi gönülde sancı,hısımda perçin
daime yön verdin yönüme daim
Kalbim yolcu bekle yolumu avuttum umudumu gözlerimi kuruttum, sordugum soruların yanıtı neydi inan bana bende unuttum…
O telaşla, bırakın Paris yolunda ılık rüzgarla taratmayı saçlarımızı
Sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz …
Gözümüz saatte söyleştik hep,
Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık ..
Hep yetişilecek bir yerler vardı.
Aranacak adamlar, yapılacak işler ..
Bir sonraki günün telaşı, bir öncekinin tersine bulaştı;
Başkalarının hayatı bizimkini aştı ..
Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine ,
Kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu
Veya
Ha babam erteledik ..
Hayatta hiç ağlamayan birisi kendisine ait, GÖKKUŞAĞINI göremez.
ol bülbül ölse gül-i içün
gülde dirhem yok merhametü diken üçün…
sevdalanma ey şeyda bülbül kanatma yaremü
senin üçün açmadu ol gül sevdasu çaremü…
sanman taleb-i devlet ü cah etmeye geldik
biz aleme bir yar için ah etmeye geldik
Benim halimden haber sorarsan,
Bir çift sözüm var sana, yürekten
Sevginle gireceğim toprağa,
Sevginle çıkacağım topraktan.
ÖMER HAYYAM
çiçekler kurudu bikere
cicekler kurumaz hep acar
çok begendim.
Ben çok beyendim deşekkürler.
tebrikler.
Harika olmuş
Teşekkürler gerçekten çok güzel olmuş
Teşekkürler gerçekten çok güzel olmuş.
çok beyendim teşekürler
Çok beğendim teşekkürler.
Yazınız çok güzel ve anlamlı olmuş,devamın gelmesinide dilerim.
Çok güzel olmuş tebrikler
Arzularımın kapsüllerini patlattım dermansız kaldığım kavuşma yokuşlarında. Terimi güzeller nakışlı mendilleriyle sildiler, beni senden sildiler. Mutlu musun? Hep yokuşlar ürettin gitmelerden, etmelerden.
tebrikler elinize saglik
bağırıyom duymuyorlar
çağırıyom duymuyorlar
gönlüm bir güzeli sevdi
onu bana vermiyorlar vay
sular içmem, seni içerim yar
yüreğimde gonca bilirim yar
gecelerde yıldızımsın yar
seni sevdim yar
ölesiye yar
ah!… kaderimsin yar
kaderimsin yar
gönlüme ferman
sevmek suç mu
gönül neylesin yar
ayıranlar hiç mi sevmedi yar
sensiz nasıl yaşanır bahar
saramadan yar
saramadan yar
ah!… kaderimsin yar
Nefesini zorlayıp dalabilirsin yazınlarımın dalgalı denizine. Her cümlede ne kadar sen varsın, her kelimede ne kadar eritmişim okuyuver pıtırcığım.
Sevgi Pıtırcığı, Peri bu benzetme sana da çok yakışıyor.
tesekurler parisli dost yanimda cay keyfi yapiyoruz parafim
Afiyet, bal, şeker olsun Pıtırcıklar. En güzel keyifler sizin olsun.
uzaklar olmasaydi parafim senlede bir cay keyfi canigonulden isterdim
ama kalbimizde paylasalim
caddelerde rüzgar
Caddelerde rüzgar aklımda aşk var
Gece yarısında eski yağmurlar
Şarkı söylüyorlar sezsiz usulca
özlediğim şimdi çok uzaklarda
deli dolu günler hayat güzeldi
kahkahalarıyla günler geçerdi
ellerim uzanmaz dokunamamki
özlediğim şimdi çok uzaklarda
o da özlüyormuş benim biirtaanem
çok üşüyormuş ben olmayınca
öyle yazıyor son mektubunda
o da özlüyormuş benim biirtaanem
hep ağlıyormuş ben olmayınca
öyle yazıyo son mektubunda
aşkolsun bize yok mu cay
periciğim
paraf’ım naber
canim kurban sana mehmedim
Şair bu ne güzel bir benzetme ve hitap şeklidir böyle, takılı kaldım dilek için ağacın dalına bağlanmış çaput gibi.
Tebrikler çok güzel yazılmış.
Ağlama! ‘’ GÜLÜM ‘’ağlama derdin bana derdin ama en çok ta sen ağlattın beni kıyamam derdin güzel gözlerine derdin de bende inanırdım gözlerimin güzelliğine bir başka bakardı gözlerim sen güzel deyince gözlerine…
Sensiz yaşayamam derdin bana sarılınca bende bir başka sarılırdım inanırdım bensiz olamayacağına inanmak ne zor şimdi kollarının başkalarını sardığına…
Nasıl seveceğini bilirdin beni ben söylemeden bilirdin neleri sevdiğimi kızdığımda gülerdin hemen türlü oyunlar yapardın beni güldürmek içinbir dakika bile küsemezdim sana küs kalmayı bile beceremezdim yüzüne bakınca…
GÜL’ düm ben senin dilinde GÜL kokuyorum sanırdım ’’ GÜLÜM’’ diyerek saçlarımı kokladığın da!
Rumuz: ”GÜLÜM” derdin de! GÜL sanırdım kendimi
Yalnız benim için bak yeşil yeşil şarkısını söylerdin birkaç kadeh içtiğinde
Ben de yalnız sana bakardım hep yeşil yeşil gözlerimle…
Ağlamaları yakıştıramamıştın gözlerime gülmemi isterdin gülünce gözlerinin içi gülüyor derdin.
Rumuz: ne çok aldanmışım
Ölmek istemezdin ölümden korkardın ölüp de seni bir başkasına yar etmem der kızardın da! ben senden sonra kimseye GÜL demem derdin ben kimseye yar olmadım senden başkasına GÜL olup kokmadım…
Sen başka bir yar buldun GÜL sanıp başka tenler kokladın. Ben sana hep inandım.
Senden sonra kimseye yar olmadım senin sözlerin hep yalanmış çoktan anladım sen söz verip hiçbir sözün eri olmadın değmezdi sana biliyorum ben seni de ben gibi doğru sandım Yanılmış olsam da!
Rumuz: Merak etme yıkılmadım doğrular sarsılsa da yıkılmazmış sen gittiğin de bunu çok iyi anladım ben yıkılmadım…
CektiySEN Kahrımı Helal Et Hakkını ZORLU SEVDAM Hoşcakal.!!!
pc’im bozuktu siteye uğrayamadım
sizlere yeniden kavuşup paylaşımda bulunmak büyük mutluluk.
Aşkım Şairim, şiir olup yağmışsın alnına gelsin en hasret kokan öpücüklerim.
canım yanıyor
Canım yanıyor,içimde bir sızı nedenini bilmiyorum
Adı sensizlik belki
Yada ulaşamamak, ağlayamamak derinden
Rumuz: Ya canım ol,ya da cehennem
Üç nokta; bir an durmaktır… Bir nefeslik moladır… Bazen korkudur, heyecandır… Bütün duyguları içinde barındırandır…
Rumuz:Üç noktalı aşklara
Gözlerine bakınca ölüm uzak benden,
Sonsuza dalar gibiyim.
“Yokluğunun son baskısı” fazla tiraj yapar.
Tebrikler Şair.