1 Haziran Engelliler Şenliği
Yazan Efsane EtrafoğullarıMay 29

yaşamak
engellere rağmen güzel
kimimiz kör
kimimiz sağır
kimimiz topal
kimimiz zihinsel engelli
hatta spastik bile var içlerinde
yani ben
yaşadığımızın ispatıdır
Engelliler Şenliği
ben bugün
onların gülmesini izleyeceğim
dans edeceğim
şarkılar, türküler söyleyeceğim
yaşanmışlıkları paylaşacağım
onlarla
yaşamanın ne demek olduğunu tekrar anlayacağım
ben kendimi bulacağım onlarla
hatalarımı bulup
tekrar irdeleyeceğim
bugün Engelliler Şenliği
bugün ilk gün
ilk defa yapıldığı gün gibi heyecanlıyım
tüm engellilere kutlu olsun
destekler istiyorum sizlerden
Paraf’ım ve etraf ailesi olarak
istemeye de hakkım olduğuna inanıyorum
mesela bir makale
mesela bir yazı
yada şiir olabilir
istiyorum çünkü
her insan
potansiyel bir ”ENGELLİDİR”


Engelli gencin yaşama sevinci
Kayseri’de ilkokul çağında geçirdiği trafik kazası sonrası 2 gözünü de kaybeden hukuk fakültesi mezunu İbrahim Girçi, “Engelli olmak kaderimizse, yaşamak da avantajımız” dedi.
Kaza sonucu gözlerini kaybeden İbrahim Girçi, o günden bu yana kendini geliştirebilmek için elinden geleni yapıyor. Engelli arkadaşlarına da örnek olan Girçi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra girdiği memurluk sınavını kazanarak mesleğini eline aldı. Spor alanında da başarılı olan Girçi, denizi olmayan Kayseri’de hazırlanarak Ulusal Yüzme Yarışması’nda gümüş madalya kazandı.
“YAŞAMAK AVANTAJIM”
Çalıştığı her yerde başarılı olmak için elinden geleni yaptığını belirten Girçi, “İlkokulun son günlerinde geçirdiğim bir kaza sonrası gözlerimi kaybettim. Ortaokulu Ankara’daki körler okulunda okudum. Liseyi de Kayseri’de okuduktan sonra, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdim. Üniversiteyi okuduğum yıllarda girdiğim sınavda devlet memuru oldum. Yaklaşık 15 yıldır devlet memuru olarak görev yapıyorum. Şu anda da Necmeddin Feyzioğlu Kütüphanesi’nde şef memur olarak görev yapmaktayım. Görev yaptığım yıllarda bana verilen görevi en iyi şekilde yapmaya çalıştım. Engelli olmak bizim kaderimizse, yaşamakta avantajımızdır” dedi.
“AKTİF BİR SPORCUYUM”
Girçi, çeşitli kurumlarda görev yaptığını belirterek, Ulusal Yüzme Yarışması’nda gümüş madalya kazanmayı başardığını da dile getirdi. Kayseri Genç Görme Engelliler Kulübü’nde yönetici olan Girçi, “Dernek başkanlığı da yaptım. Şu an Kayseri Genç Görme Engelliler Kulübü’nde halen yönetici olarak görev yapmaktayım. Aynı zaman da aktif bir sporcuyum. Yüzme turnuvalarına katılıyorum. Yüzme de ikincilik madalyası almıştım” diye konuştu.
“AZMİMİ KAYBETMEDEN YAŞIYORUM”
Engelli olduğu ilk zaman sıkıntı yaşadığını söyleyen Girçi, hayata sımsıkı sarılarak azmini hiç kaybetmeden yaşam savaşı verdiğinin de altını çizdi. Girçi, “Gideceğimiz yönleri biliyoruz. Bazen de vatandaşlardan yardım alarak yola devam ediyoruz. Evim iş yerime uzak. Tabi ki engelli olmak kolay bir iş değil. Engelim beni karamsarlığa itmiyor. Hatta kendimizi kabul ettirmemiz için daha da azimli olmamızı gerektiriyor. Ben hiç karamsar olmadım. Hep çalıştığım yerlerde ‘Nasıl daha faydalı olabilirim’ diye düşündüm. Engelli arkadaşlarıma tavsiyem, yaşama azimlerini kaybetmesinler” şeklinde konuştu.
Tüm Engelli Arkadaşlarımının Engelliler Gününü yürekten kutlarım.
Kendinize engelli diye bakmak ise “tek engelinizdir” bu sözümü yabana atmamanızı dilerim.
İşsizlik, Yoksulluk, Sakatlık ve Engellilik
Çalışmak, hem kişisel hem de toplumsal gelişmenin/refahın önkoşulu ve hatta olmazsa olmazıdır. Kişisel ihtiyaçlarını (beslenme, giyinme, barınma, vb.) karşılayabilen bireylerden oluşan bir toplum, “Toplumsal Refah”ını da arttırmış ve Sosyal Devlet kavramının içini doldurmuş olur. Aksi halde, gelir eşitsizliğine dayanan Göreli Yoksulluk ortaya çıkar -ki, bu da gelişmişlik düzeyinin sığ olduğunu gösterir- ve toplum, “Gelişmemiş Ülke” olarak tanımlanır.
Bu tanımı üzerimize almayacak ve ülkemizin Gelişmiş Ülke olduğunu söyleyeceksek, engelliler aleyhine varolan ayrımcılığı ve peşin hükümleri ortadan kaldırmamız ve bununla beraber, gerekli sosyal yatırımları da tamamlamamız gerekmektedir. Ve bunu bir an önce yapmamız şarttır. Zira artık gelişmişlik “refahın genele ne kadar yayıldığı”yla ölçülür hale gelmiştir ve 3-5 tekerlekli sandalye ya da işitme cihazı dağıtarak sorumluluktan kurtulmak söz konusu değildir. Yemezler!..
Bir başka deyişle: Toplumun en büyük azınlığı konumundaki engellilerin, sorunlar karşısındaki ezilmişliğine son vermez ve onlara toplum içinde saygın bir statü kazandırmazsak, gelişmişlikten dem vurmamız söz konusu olamaz.
Güzeli de; ne bu sorunları/engelleri görmezden gelmek ne de çözümleri ertelemek artık mümkündür.
Önümüzdeki günlerde bu sorunlar çözülecek ve “herkesi içine alan, herkese uygun bir toplum modeli”(1) hayata geçirilecektir.
Başka yolu yok!
***
Bu süreçle birlikte, toplumun sorunlarını doğru tespit etmenin ve sonra da çözümler üretmenin önemi daha bir ortaya çıkmaktadır. O halde, işe, “Toplumun en büyük sorunu nedir?” sorusuna cevap vermekle başlayabiliriz; ve benim bu soruya cevabım: “Toplumun en büyük sorunu işsizlik ve yoksulluktur” şeklinde olacaktır.
Aşağıda bu konuyu irdelemeye çalışacağım
***
Herkesin olduğu gibi, biz engellilerin de en büyük sorunu işsizliktir.
Daha doğrusu, hernekadar işsizlik genel bir sorun olsa da, engelliler için daha bir derin sosyolojik etkilere/yıkıma sebep olduğu açıktır.
İşsizlik-yoksulluk-engellilik kavramlarına neden-sonuç ilişkisi açısından bakıldığında, bunları, “birbirlerini doğuran zincirleme sosyal sorunlar” olarak tanımlamak yanlış olmasa gerek.
Öyleyse şunu söylemek mümkündür: sorunlardan birinin çözümü için atılan her adım, doğal olarak, diğer sorunların çözümüne de katkıda bulunacaktır.
Daha da vurgulamak gerekirse, “Yapılan araştırmalar, dünyanın her yerinde engellilerin çok büyük çoğunluğunun toplumun yoksul kesimlerinden geldiğini ve yoksulluk içinde yaşadıklarını göstermektedir. Ayrıca engellilik işsizliğin de başlıca nedenleri arasında sayıldığı için bu iki olgu arasında bir neden sonuç bağlantısı bulunduğu söylenebilir. Demek ki, engellilerin topluma kazandırılmalarının önündeki en ciddi sorunlardan birisi, içinden geldikleri sosyo-ekonomik kesimin bir bütün olarak yaşadığı yoksulluk sorunu/gelir dağılımı sorunudur. Doğaldır ki, yoksul kesimler arasından gelen engelliler, yoksulluğu üreten başka sebeplerle de bir arada yaşadıkları için, onlar için yoksulluk adeta bir kısır döngüye dönüşmektedir. Bu, onların toplumla bütünleşmelerinin önündeki en ciddi engeldir.
Birleşmiş Milletler’in “Sakatlar İçin Fırsat Eşitliği Konusunda Standart Kurallar”ında engellilerin topluma eşit katılımları için bazı ön koşullardan söz edilmekte ve engellilerin kendi kendilerine yeterli olabilmesi için meslek edindirilmeleri ve işe yerleştirilmeleri önemle vurgulanmaktadır. Asıl olan, engelli de olsa her bireyin topluma çalışarak üretken bir birey olarak katılmasıdır.”(2)
“Engelli de olsa” yani “Ben” değil “Öteki” de olsa herkesin verilen hizmetlerden ve toplumsal kaynaklardan eşit oranda yararlanmaya hakkı vardır.
Hatta herkes, yaptığı hizmetlerden “Diğerlerinin” de yararlanmasını sağlamaktan ve devlet de yaşamı bu anlayışla planlamak ve yönlendirmekten sorumludur.
Devlet ise engelliler aleyhine ayrımcılık yapmamalı ve yapılmasına da müsaade etmemelidir. Bu sosyal sorumluluk devletindir ve hiç kimsenin ya da örgütün inisiyatifine bırakılamayacak derecede hayati önemdedir.
Tekrarlamak pahasına da olsa; devlet, engelli vatandaşına mesleki eğitim vermek, iş bulmak ve toplum içerisinde saygın bir konuma gelmelerini sağlamakla sorumludur.
Devlet bu sorumluluğunu ne kadar doğru ve hızlı bir şekilde yerine getirirse, engellilerin toplumla bütünleşme süreci de o kadar sağlıklı ve hızlı gerçekleşecektir.
Çünkü “engellilere yönelik ayrımcılığın önlenmesinde en etkili unsur, onları iş yaşamına sokmak, üretken kılmaktır.”(3)
Öte yandan çağdaş anlayışın bir gereği olarak “çalışmak ve işsizlikten korunmak” bir insan hakkı olarak da değerlendirilmektedir
İşsizlik ve çalışma yaşamından kaynaklanan sorunlar, engellileri kuşatan sorunlar arasında, adeta diğer sorunların da temeli konumunda olan, bir diğer söyleyişle, doğrudan doğruya diğer sorunları doğuran ya da bu sorunların daha şiddetle yaşanmasına neden olacak etkilerde bulunan bir özelliğe sahiptir.
Her insanın yapabileceği bir iş vardır ve engelliler de fiziksel ve ruhsal işlevlerinde bir bozulma ya da eksiklik olsa bile, onların bu niteliklerini dikkate alan uygun bir eğitim ve rehabilitasyondan geçirildikleri zaman çalışabilirler, üretime katılabilirler. Çalışmanın, kültürün önemli bir parçası sayıldığı toplumlarda, herkes gibi engelliler de çalışmaya/üretmeye isteklidirler(4)
***
Engellilerin iş hayatında karşılaştıkları sorunlar nelerdir?
“1- Bunlardan ilki ülkemizde, henüz engellileri de gözeten sistemli bir iş analizi ve meslek tanımlaması çalışmasının yapılmamış olmasıdır.
Engelliler hangi işleri yapabilir? Bu meslek hangi eğitim sürecinden geçildikten sonra yapılabilir? Bu eğitim sürecinin özellikleri ve aşamaları nelerdir?.. Bütün bunların ayrıntılarının belirlenmesi gerekir. İş piyasası, eğer belirli niteliklerle donatılmış bir iş gücüne gereksinme duymuyorsa, iş gücünü, bu niteliklerle donatmayı sürdürmek, bir yandan boşa giden emek ve para, diğer yandan da bu niteliklere sahip işgücünün işsizliğine kapı aralamaktır.
2- Engellilerin istihdamını güçleştiren sayısız neden arasında eğitim ve rehabilitasyon konusundaki yetersizlikler büyük yer tutmaktadır Bu gün ülkemizde ne yazık ki engelliler için yeterli eğitim ve rehabilitasyon (mesleki eğitim ve rehabilitasyon dahil) merkezi bulunmamaktadır.
3- İçinde bulunduğumuz iktisadi yapının, engellileri de içerecek bir şekilde düzenlenmemiş olması, işverenlerin engellileri çalıştırmak konusundaki çekingenlikleri ve önyargıları da istihdamın önündeki engeller arasındadır.
[ABD ‘de yapılan bir araştırmaya göre özürlü istihdamı ile ilgili peşin hükümlerin başında şunlar gelmektedir: a)Özürlü işçiler, sık sık mazeret izni alırlar ve sürekli hastalanırlar; b)Verimli ve iyi çalışamazlar; c)Hissidirler. Alıngan, kırılgan olurlar ve çabuk kızarlar; d)Diğer çalışanları rahatsız etmektedirler ve genel çalışma temposunu düşürmektedirler; e)Daha çok iş kazalarına maruz kalmaktadırlar; f)Halkla ilişkiler açısından olumsuz bir manzara oluşturmaktadırlar; g)İşyerinde özel düzenlemelerin yapılması masraflıdır; h)İşten atmak ve cezai müeyyide uygulamak daha zordur; i)Emek piyasasında yeterince sağlam işsiz bulunmaktadır.
ABD’de yapılan bir diğer araştırma ise, “özürlü iş gücüyle çalışma deneyimi olan işverenlerin”, özürlülerle ilgili ön yargıları tamamen ortadan kaldıracak mahiyette tecrübeleri olduğunu ortaya çıkarmıştır: a)İş bırakma ihtimalleri daha az olmaktadır; b)Sorumlu ve kesintisiz olarak çalışmaktadırlar; c)Daha az iş kazalarına sebep olmaktadırlar; d)İşlerini daha çabuk kavramaktadırlar; e)Daha çok iş bilincine sahip olmaktadırlar; f)Daha fazla güvenilirdirler; g)Normal işçiler kadar verim göstermektedirler; h)İşlerine zamanında gelmektedirler; i)Halkla daha iyi diyalog kurmaktadırlar.
*Başbakanlık, Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın yaptırdığı bir araştırma da yukarıdaki sonuçları destekler mahiyettedir.](5)
[Engellilerin, mesleki eğitim ve becerilerine uygun bir işte çalıştırılmamaları çok büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yukarıda da görüldüğü gibi, engelli personel istihdamının işverenlere en itici gelen yanı, varolan önyargılardır. Bu önyargılar yüzünden işverenler özürlü işgücünü personel yatırımı olarak değil, zorunlu istihdam olarak algılamaktadırlar.
Hal böyle olunca da, zoraki istihdam edilen engelli personele "artık" muamelesi yapılmakta ve angarya işlerle aşağılanmaktadırlar. Burada işverenin de engellinin de ortak sorumlulukları vardır. Her ikisi de EŞİT oranda suçludurlar.]
4- Bir başka güçlük de engelli istihdamını kolaylaştırmada kullanılan araçların yeterince geliştirilmemiş olması ve uygulanmamasıdır.
5- Engellilerin istihdamla bağlantılı sorunları istihdam gerçekleştikten sonra da ortaya çıkmakta ve iş yaşamı içinde de sürmektedir. Bu aşamada engelliler sahip oldukları kişisel özellikleri ve nitelikleri ile bağlantılı pek çok sorunla karşılaşmaktadırlar. Bunlar, olumsuz iş ve işyeri koşullarından tutun da, çalıştığı işte karşılaştığı sosyal güvenlik sorunları, yetersiz ücret, işinde ilerleyememe, erken emeklilik gibi sayısız sorunları içeren geniş bir alana yayılmaktadır.”(6)
Görüldüğü üzere iş hayatındaki sorunları 3 aşamalı olarak değerlendirebiliriz. Birincisi, Mesleki kalifikasyon için eğitim; ikincisi, istihdam; üçüncüsü de, çalışma koşulları.
Her üç aşamaya da eşit oranda çözüm üretmedikçe, kalıcı ve sürdürülebilir bir iyileştirmeden söz etmek mümkün değildir.
Onun için, ne yapıp etmeli ve sorunları eşzamanlı olarak ele alarak kalıcı çözümler üretilmelidir.
Aksi halde –bugüne kadar olduğu gibi- sloganvari politikalarla geçiştirilen sorunların çözümü gittikçe zorlaşır ve ödenmesi gereken bedeller de aynı oranda ağırlaşır (Konunun vahameti ve aciliyetinin farkına varan kurumlar yavaş yavaş da olsa bazı çalışmalar yapmaya başladılar. Bu amaçla, yeni hazırlanan Özürlü Yasa Taslağında bazı düzenlemeler öngörülüyor. Ancak taslak incelendiğinde, düzenlemelerin temenniden öteye gitmeyen, “aksi davranışlarda” cezai müeyyideleri öngörmeyen ve yaptırım gücü olmayan içerikte olduğu dikkat çekiyor. Gene de Başlangıç Noktası olması itibarı ile olumlu bazı söylemler söz konusu. Umarım bu dileklerin gerçekleşmesi için hepimiz üzerimize düşen görevleri yaparız.)
***
Sorunların çeşitli ama buna karşılık birbirine bağımlı olması, çözümün de eşgüdüm içinde, hatta tek elden yürütülmesini zorunlu kılıyor.
Bu aşamada, çözüm için bir öneriyi gündeme getirmek istiyorum: Özürlüler İdaresi Başkanlığında, engellilerin iş hayatında karşılaştıkları sorunlar karşısında, hukuki anlamda “arkalığını” yapacak bir birim oluşturulabilir.
Bu birim, çalışan engellilerin haklarının korunması için ilgili kurum ve kuruluşlarla (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Türkiye İş Kurumu, Ticaret Odaları, Meslek Kuruluşları, Sendikalar, Barolar, Sivil Toplum Örgütleri, vb.) koordineli bir şekilde çalışabilir, sorunların giderilmesini sağlayabilir ve engellilerin sorunlarının çözümü için gerek hukuksal, gerekse pratik anlamda her türlü “iş takibini” ve “arkalığını” yapabilir.
Bir örnekle açıklayacak olursak: Engelli bir vatandaş iş yaşamı ile ilgili herhangi bir sorun yaşamış olsun ve bu birime başvuruda bulunsun.
Başvuru üzerine Birim derhal ilgili firma ile bağlantıya geçmeli ve durum sorulmalı.
Eğer firma düzeltme yoluna gitmezse, Çalışma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, SSK, İş-Kur vs. ile bağlantıya geçilmeli ve -önceden hazırlanan plan çerçevesinde- firma hakkında yasal takibat başlatılmalıdır.
Vee:
Firma diyecek ki: “Bu adamlar örgütlü. Eğer yükümlülüklerimi yerine getirmezsem bunlar benim iflahımı söker. Aman bulaşmayayım!..”
Engelli diyecek ki: “Sorunuma çözüm bulmak için varolan, “BİZDEN OLAN” bir örgüt var. Ona sahip çıkmalıyım.”
Maliye Bakanlığı diyecek ki: “Oooooh! Gene bir ihbar; gelsin %3 engelli kontenjanını doldurmayan firmalara kesilen cezaların %20’si”
Çalışma Bakanlığı diyecek ki: “Örgütlü toplum sayesinde çalışan sayısı artacak. Tüketen nüfus ve sosyal ihtiyaçlar için yapılan harcamalar azalacak. Ülke kalkınacak”
SSK diyecek ki: “Gelsin pirimler…”
İş-Kur diyecek ki: Ben formaliteden kurulmuş bir kurum değilim. Adam gibi çalışıyorum ve işçi bulma listelerim gerçektir. Bakın yılda … kişinin istihdamını sağlıyorum.”
Özürlüler İdaresi Başkanlığı diyecek ki: “Biz Türkiye’deki en güçlü kurumuz.”
Velhasıl bir saadet zinciri oluşacak!..
Gel gelelim bunun oluşması için koordinasyon ve çıkar birlikteliği şart.
Bunun en kolay yolu da, engelli personel çalıştırmayan firmalara kesilen cezalardan pay dağıtmaktır. Ancak bu şekilde bu birlikteliği ölümsüzleştirebiliriz!..
***
Engellilerin çalışması ve işsizlikten korunması konusu bir yandan uluslararası belgelerde bir yandan da başta Anayasa olmak üzere ulusal mevzuatımızda gereğince işlenmiştir. Bu yönde, ortaya çıkacak hukuksal düzenleme gereksinimini karşılayacak yeni çalışmalar elbette ihmal edilmemelidir. Ancak bu alandaki asıl sorun toplumsal anlayıştan, uygulamadaki tutarsızlıklardan kaynaklanmaktadır. Bu gün ülkemizde engelliler işsiz kalmanın ezikliği içindedirler. Üretken ve yaratıcı çalışma, insanca ve onurlu bir yaşam sürdürebilmenin ön koşuludur. Bu yüzden engelli bireyin de topluma uyumunda, toplumla bütünleşmesinde bir işe sahip olması büyük önem taşır. Engelli birey işsiz kaldığı ve yaşadığı topluma üreterek katkıda bulunamadığı için kendini gerçekleştirmemekte, ailesine ve topluma yük olmaktadır.(7)
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı, Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslar Arası Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Avrupa Kentsel Şartı, Özürlülere Yönelik Haklar; gibi belgeler özürlülerin yaşam zorluklarını aşmaya ışık tutan değerler, ilkeler ve standartlarla önemli bir destek noktasıdır. İnsanca gelişme felsefesi ve öne çıkan çağdaş zihniyet ayrımcılığa karşı, eşitlikçi, adaletçi, hoşgörülü, katılımı esas alan bakışları içerir. Çağdaş zihniyet ve yaklaşımlar doğrultusunda; uygun yapıları oluşturmak ve uygulamaya dönüştürmek çıkış yoludur. Gündelik yaşamdaki zorluklar, yetersizlikler ve sorunlar zihniyet yanlışlığından ve geçersiz yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır. Özürlülük, dışlanmanın bir nedenine dönüşmekte, yaşamı sürdürme adaletsiz bir çelişkiler yumağını üretmektedir. Özürlülere yönelik örgütsel yapılar işlevsiz kalırken, politika üretememe, program geliştirememe, kaynak ayıramama, yapılanları yaygınlaştıramama, tüm özürlülere ve özürlülük türlerine yönelik uygun hizmetleri sunamama kısır döngülerle dolu bir örgütsel ağı karşımıza çıkarmaktadır. Örgütlü çalışmalardaki eşitsizlik, verimsizlik ve kalitesizlik özürlülere sunulan çalışmaların ortak özelliği olmaktadır.
Özürlülerin bireysel ve örgütlü oluşumları: kendilerini anlatmayı, yaşam zorluklarına çözüm aramayı gündeme getirirken zihniyet, yapı ve yetersiz uygulamalarla da mücadele etmek durumunda kalmaktadırlar.(8)
***
SONUÇ
Engellilerin yaşam kalitesini arttırıcı önlemler almak, varolan “kötü imajdan” kurtulmalarını sağlamak ve insanca yaşam koşulları hazırlamak sosyal devletin olmazsa olmaz koşullarıdır.
Ve artık zaman eski zaman değildir.
Artık ne devlet sorun yokmuş ya da varolan sorunlar çözülüyormuş gibi davranabilir, ne de engelliler kendilerini -sorunlarla yaşamaya alıştırarak- evlerine hapsedebilir.
Teknoloji (bilgisayar) ve iletişim (internet) alanlarındaki gelişmelerin yanı sıra, Avrupa Birliği ile yaşanan süreç, tüm insanlığı bu vurdumduymazlıktan men etmektedir.
Artık sorunları “çözer gibi yapmak” değil, ÇÖZMEK zamanıdır!
Koşu uzun ve engebelidir, ama herkes elinden gelen en iyi performansı sergilemek zorundadır.
Ve koşmak yerine, koşanları engelleyenlerin bu yarışta yeri yoktur.
Dahası: Kalan sağlar bizimdir!..
Kaynaklar
1- Doç Dr. Kasım KARATAŞ, ÖZÜRLÜLERE YÖNELİK AYRIMCILIK VE AYRIMCILIKLA SAVAŞIM, Ufkun Ötesi Bilim Dergisi, Cilt 2, Sayı 1, s.2
2- Doç Dr. Kasım KARATAŞ, ENGELLİLERİN TOPLUMLA BÜTÜNLEŞME SORUNLARI
Bir Sosyal Politika Yaklaşımı, Ufkun Ötesi Bilim Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, s.46
3- Doç Dr. Kasım KARATAŞ, ÖZÜRLÜLERE YÖNELİK AYRIMCILIK VE AYRIMCILIKLA SAVAŞIM, Ufkun Ötesi Bilim Dergisi, Cilt 2, Sayı 1, s.4
4- Doç Dr. Kasım KARATAŞ, ENGELLİLERİN TOPLUMLA BÜTÜNLEŞME SORUNLARI Bir Sosyal Politika Yaklaşımı, Ufkun Ötesi Bilim Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, s.51
5- Doç. Dr. Ali SEYYAR
6- Doç Dr. Kasım KARATAŞ, ENGELLİLERİN TOPLUMLA BÜTÜNLEŞME SORUNLARI Bir Sosyal Politika Yaklaşımı, Ufkun Ötesi Bilim Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, s.52
7- Doç Dr. Kasım KARATAŞ, ENGELLİLERİN TOPLUMLA BÜTÜNLEŞME SORUNLARI Bir Sosyal Politika Yaklaşımı, Ufkun Ötesi Bilim Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, s.54
8- Doç.Dr.İbrahim CILGA, ÖZÜRLÜLERİN YAŞAM KALİTESİ, Ufkun Ötesi Bilim Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, s.82
Yazarı eklemeyi unutmuşum, yazarı da BÜLENT KÜÇÜKASLAN.
Mehmet Engelliler haftan kutlu olsun, engelli olmak bedensel engel ise kabul etmiyorum, beyin engellisi olmak ise engel olarak kabul ediyorum.
BANA GÖRE DEĞERLİSİN
Sen istersen küs kendine,
Bana göre değerlisin.
Hata bulsan bin yerine
Bana göre değerlisin.
Gözün mü kör? Gam gereksiz,
Başın mı kel, ol taraksız;
Nice gelin var duvaksız,
Bana göre değerlisin.
Topal mısın? Hiç aldırma,
Yere muhtaç uçan turna,
Sebebini boşa sorma
Bana göre değerlisin.
Çirkin misin? Güzel göster…
Güzellik de süs püs ister,
Herkes birbirinden beter,
Bana göre değerlisin.
Kambur musun? Zararı ne?
Ne mübarek bir bak, deve,
Kamburunla gir kalbime,
Bana göre değerlisin.
Dişsiz misin? Yaptırırsın,
İşsiz misin? İş bulursun,
Hapis misin? Kurtulursun,
Bana göre değerlisin.
Barlıoğlu der bir anlık,
Mühim olan şey insanlık,
Öte yanı lafazanlık,
Bana göre değerlisin.
(Hikmet BARLIOĞLU (1933 -2003)’ nun
MÜHÜRLÜ KİLİT İsimli Felsefi şiirler’ inden > 203 -204/412
ENDEĞERLİ YAŞAM NE KADAR BÜYÜK BİR YÜREK TAŞIYORSUNUZ BİLEMEZSİNİZ
SEVGİLER VE SAYGILAR
bakın dostlarım ben kendimi ifade edebiliyorum
ama edemiyen engelli dostlarım da
var
lütfen dinleyin onları
sıkılmadan
3 saatte olsa
dinleyin
duymak
dinlemek değildir
duyup geçeriz bazen
ama dinlediğimiz zaman iş değişir
onlar önemseyin
dinleyin
lütfen
PARAFIM SENİ SEVİYORUM ALLAH RAZI OLSUN
SENDEN Kİ
İFADELERİME İFADE KATMAMA İMKAN VERDİĞİN İÇİN
Mehmedim, üç saat de olsa dinleyin diyorsun ama nereden dinleyeceğimizi açıklamamışsın. Bunu açıklarsan bizler de seve seve dinleriz.
KALBİNİZDEKİ YÜREĞİNİZDEKİ KULAĞINIZLA DİNLEYİN
Gününüz kutlu olsun canı yürekten dinliyoruz.
bazı insanlar kaba yerleriyle duydular
okullar,emek,sevgi ve de
iş istediğimizi
parafım seni bu yüzden
cok seviyorum
sen bizim sesimiz oldun
Yaşama düşülen notlarla albümler hazırladık biz geleceğe.Kor yalnızlıklarımızın nehirleri hiç bulamadılar Kaf dağını, İçimizde zümrüt yeşili bir dağ, ülkümüzdür hüzünlü halaylar. Çığlıklarımız derindir dostlar, çünkü ‘kardelenler yalnız ağlar’…
seni sevmenin o kadar çok nedeni var ki parafım
sağolun ismet abiciğim
murat abiciğim
mazdacığım
eylül fırtanası
suziciğim
ezgim
ve etraf ailesi sağolun
Fiziki sakatlıklar hemen dikkatimizi çeker. Mesela topallayan bir bacağı asla gözden kaçırmayız, ancak topallayan yürekleri de asla fark etmeyiz!
Herkese bir soru sormak istiyorum: Bir kör, sağır, ya da tekerlekli sandalyeye mahkûm bir engelli gördüğümüzde içimizden geçen ilk duygu nedir?..
Acırız… İçin için “vah vah” çeker, “zavallı” gibisinden mırıldanırız. Halbuki bizden beklenen “acıma” değil, “anlama.” Fakat heyhat: Kendini anlamayan başkasını nasıl anlasın.
Biz ne kendimizi anlıyoruz, ne de birbirimizi. Bu yüzden hayat gitgide anlamsızlaşıyor. Çünkü sadece zorluklarını, olumsuzluklarını, kirli yanlarını yaşıyoruz. Oysa hayatta bir sürü güzellik de var: Mesela güller açıyor, çocuklar gülümsüyor, yıldızlar göz kırpıyor, yağmur yağıyor, güneş doğuyor.
Hayatın kışı ayrı, yazı ayrı güzel; denizin durgunu farklı, dalgalısı farklı güzel. Ancak bu güzellikleri fark edebilmek için görebilmek lazım.
Şayet görmüyorsak, bir anlamda görme engelli sayılmaz mıyız?
Kuşların rengi ve ahengi, uçuşu da, ötüşü de ayrıdır… Yazın ayrı, kışın ayrı öter kuşlar. Ama her sabah kuş orkestrasının ahenkli ritmiyle uyanmak sadece duymayı bilenlere mahsus bir imtiyazdır… Yazık ki çoğumuz kuşları duymuyoruz…
Kuşları duymadığımız gibi, eşimizi ve çocuklarımızı da (dinlemiyoruz ki) duymuyoruz…
Bir anlamda işitme engelli sayılmaz mıyız?
Sevmekten korkuyoruz. Sevsek bile bunu saklıyoruz…
Annemiz, babamız, eşimiz ve çocuklarımız onları ne kadar sevdiğimizi bilmiyorlar, çünkü sevgimizi söylemeyi zaaf sayıyoruz.
Bir anlamda sevgi engelli sayılmaz mıyız?
Sevdiklerimizin gönlünü alacak güzel sözler söylemiyoruz…
Bir anlamda konuşma engelli sayılmaz mıyız?
Elimizdeki güzelliklerle zenginlikleri fark etmediğimiz için, mutluluğu uzaklarda arıyoruz…
Bir anlamda zeka engelli sayılmaz mıyız?
Sevgilerimizle birlikte kızgınlıklarımızı, küskünlüklerimizi de saklıyor, duygularımızı salt kendi içimizde yaşıyoruz. Bunu izah için de “kol kırılır yen içinde kalır” diyoruz. (Kol kırılıp yen içinde kaldıkça, kemik yanlış kaynıyor, böylece bir uzvumuz daha çarpılıyor)
Bir anlamda cesaret engelli sayılmaz mıyız?
Farklı inanan, farklı düşünen, farklı giyinen, farklı yaşayan insanları kabullenemiyor, sosyal hayattan dışlamaya kalkışıyoruz…
Bir anlamda saygı engelli sayılmaz mıyız?
Ve hep yakınıyor, sadece şikâyet ediyoruz:
Yani şükür engelliyiz!
Bu anlamda engelli sayımız yedi buçuk milyon değil, belki de yetmiş buçuk milyon!..
Yaşamı idrak etmeden yaşayıp gidiyoruz işte!
Yavuz BAHADIROĞLU
ezgim bana küstün mü
Bu haftanın amacı; özürlülerin sorunlarının çözülmesinde ve önlerindeki engellerin kaldırılmasında tüm toplumun dikkatini çekerek, toplumda engellilere karşı farkındalık oluşturabilmektir.
Mehmetçiğim gününüz kutlu olsun, ama ben seni engelli olarak görmüyorum.Engelleri aşmış bir başarısın sen yüreğinle zekanla sabrınla sosyal duruşunla seninle gurur duyuyorum.Sevgiyi bilmeyen zavalılar engelli benim gözümde senin o güzel yüreğini kutluyorum
Duman adlı grup yeni albümündeki rezil parçasında İhlas Suresi Lem yelid velem yûled okunuşlu 3. ayetini; şarkıda “lem yelid velem löp yutar” şeklinde okuyarak açıktan dalga geçiyor. Lütfen tepkisiz kalmayalım.
Engelliler gününüzü kutlarım.
en güzel şiirlerinden bir şiir yollar mısın
bloğuma
ezgim
insanın insancıl duygularında ve yüreğinde engel olmaması yeterli diye düşünüyorum.. bedenen engelli olmanın yaşam kalitesini düşürmesi tamamen alt yapı ve toplum bilinciyle alakalı bir konu.. çünkü bedenen engelli olmak bir insanın değerini düşürmez.
Engellilerin, acınacak insanlar olduğunu düşünmüyorum.’ Bam teli’ isimli bir prog.takip ederdim eskiden, eli ve kolu olmayıp, ayaklarıyla resim yapıp, sergi açan bir engelli kişi hatırlıyorum ve daha neleri vardı… Yaşamınınız sağlıklı insanlara göre daha zorlaşabilir bunu inkar etmem Allah yardımcınız olsun
Engeliniz nedir, neden kendinize acınmasını istiyorsunuz, siz önce beyninizi engellemiş, karamsarlığa mı büründünüz.
Kendisine aklını yerinde kullanma becerisi verilen kimse, kurtuluşa ermiştir.
Hadis-i Şerif (Beyhaki).
yaşamak
engellere rağmen güzel
kimimiz kör
kimimiz sağır
kimimiz topal
kimimiz zihinsel engelli
hatta spastik bile var içlerinde
yani ben
mehmetcigim bence sen engelli degilsin
sen bir ciceksin
gastre acındıracak olsaydım
dülenci olurdum
ve bunları dile getirmezdim
acındıracak ne var bende
dile getirmek mi
acındırmak
periliçem hoş geldin
Bir umut vardı içimde o umudu da kaybettim
Hayat çok zordu o zorluğa da sabrettim
kırıldım parçalandım
Kimseye ah etmedim
Ölmek, yok olmak kolaydı
Zoru seçtim
Yaşama, senin için devam ettim
Kader güldü yüzüme seni verdi
Sonra hasretini
Dayanabilirsen dayan dedi bu acıya
Sabır denen sanatı öğrenebilecek miyim
Yoksa bitecek miyim hasretinle
Ağlamak çarem değil bilirim
yağmur olup akıyor gözyaşlarım
Duasın dilimde varlığına şükrederim
Boynum bükük sensiz
Çölün ortasında kalmışçasına
Susuzum sensiz
Kendimden çoktan vazgeçtim
Yaşamı senin için seçtim
Yeter ki ellerimi yüzüne süreyim
Kokunu içime çekeyim
Doya doya öpeyim
Bebeğim her şeyim
Ezgi.
En çok sevdiğim şiirimi sana armağan ediyorum Mehmetçiğim. Festivalde bulunmak çok isterdim.Sende bizler yanındaymış gibi gülümse bizi hayal et yanında,çünkü yüreğim seninle olacak. isterdim,
sağol ya
ezgim
Kutlu olsun.
Arkadaşım önce siz kendinizi engelli görmeyeceksiniz, siz acımayacaksınız ki diğerleri de olaya öyle yaklaşacak. Bu gece az sonra başıma bir kaza gelip de benim de engelli olmama engel var mı?
Yok, o zaman hepimiz aynı konumdayız, hayat bu sıkı basacağız yere ve dik duracağız.
Acımayacağız, gurur duyacağız.
bende gurur duyduğum için sizinle paylaşıyor olamaz mıyım?
biraz da madalyonun öteki yüzünden bakmalısın gastre
Sevgimi sunuyorum sana
Renk renk turuncu,
Mavi, sarı, yeşil, eflatun
Mor, kırmızı,
Sevgimi veriyorum sana
Çiçek, çiçek
Fesleğen, yasemin, gelincik
Sevgim uçuyor sana
Martı, güvercin, kanarya
Sevgim hep sana
Hep seninle
Herkese çok teşekkür ederim.
Mehmet ben 1 Haziran..Aşkın Engellileri Yazsam makbule geçer mi?
tabi ki
Hiç merak ettinizmi bir engelli anne bebeğini nasıl büyütür,hayata nasıl hazırlar ? onlar engellere rağmen engelleri aşan anne babalar. Çünkü bizlerin ve yakınlarımızın başına böyle üzücü şeyler gelmediği sürece hiçbir şey yapamıyoruz…bu üzücü durumlar bize çok uzak geliyor ve ALLAH korusun deyip geçiştiriyoruz.ama unutmayılım ki sağlıklı bile olsak her an bizlerde engelli olabiliriz…Engelli olmaları onların değil bizim sucumuz ..sadece para kazanmak içi yapılan bozuk plansız yolarda meydana gelen kazalar yeterli emniyet tedbirleri olmayan pahalı ama içi boş arabalar iş güvenliği tam olarak sağlanmayan çalışma koşulları kısa sürede ehliyet alarak trafiğe salınan trafik canavarları…töre oy uğruna yapılan akraba evlilikleri..daha fazla para için bilinçli olarak büyütülmüş hormonla besinler…bilinçsizce geçirilen hamilelik dönemleri hain terör örgütünün acı sonuçlarından biri olan GAZİLİK…tüm bu üzücü sonuçları denetlemek en aza indirmek elinde olan ama İHMAL eden devlet adamları…8.5 milyon kişi çok büyük bir rakam ve biz onlar için hiçbir şey yapmadık… 40 50 tane tekerlekli sandeye dağıtmak bu milyonlar içinde çok az bi sayı bunların dağılımı sırasında televizyondan izlerken bir şeyler yapıldığını sanıyoruz ama engelli vatandaşlarımızın sayısı hızla artıyor LÜTFEN bir gün de olsa şunları yapmaya çalışın ya da düşününüz. GÖZLERİ görmeyen bir kadın makyaj yapmak istemezmi ? ayakları olmayan bir adamın bir magazadan ayakkabı reyonuna bakarken neler düşündüğünü biliyor musunuz. ? tek bacaklı bir kız çocuğunun OKS sınavı için tercih yapmadan önce okulları gezerken daha az basamaklı okulları tercih listesine almak için basamakları saydığını biliyormusunuz ?GÜNEYDOĞUDA bacağını yada kolunu bizler için veren GAZİLERİMİZİN büyük çoğunluğunun eş,sevgili veya nişanlısı tarafından ilk bir yıl içinde terk edildiğini biliyormusunuz ? bacakları olmayan yürüyemeyen kız çocuğunun rüyalarında özgürce koşup oynarken nasıl mutlu oldugunu gülümsediği bilirmisiniz ? BİR ENGELLİ AİLESİ OLMANIN NE OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ ?
parafım seni rahatsız etmek istemem demek ki işin çok
ben yatmaya gidiyorum
seni ne kadar çok sevdiğimi bilmen kafi
annemsin
dosttumsun
Mehmet, her gece Paraf’ı çağırıp ne yapıyorsun merak ediyorum.
Engelliler günün kutlu olsun. Tüm engellilere ve engelli ailelelerine de haftaya yakışır şekilde seslerini duyurma imkanının tanınmasına da çok sevindim.
kısganma
suzi
seni de cağırıyorum
bak
suzi gel buraya
suzi orda mısın
ona bir şey soruyorum
ondan akıl alıyorum
değil mi parafım
bana destek yok mu
Beni de yoklamaya dahil ediyorsun biliyorum da hadi sen ben kullanıcıyız ama Paraf sitenin tek sorumlusu onun yetişmesini beklemek hata olur.
Zaten kadın nefes alacak vakit bulamıyor.
Mehmet, bana bu gece için şiir yollamayacak mısın?
Unuttun mu yoksa?
suzi istersin de ben yollamaz mıyım fakat öteki bloğa yollasam
olur mu
İstediğin bloga yolla ben izini takip eder bulurum şiirimi.
Zencefil Allah, sabırlar versin… Herkes ve hepimiz potansiyel birer engelliyiz aslında… Bir anlayabilsek…
Mehmet, engelliler için evlendirme sitesi varmış, oraya takılacağım diye bizi burada unutma ama söz mü?
boş ver suzi
ciddi işler bu işler
evlilik
site ye kalmışsa
Haklısın sen evlenme, hep bizimle kal.
suzi sen bir şey isteyeyim mi
İste bakalım.
bu akşam senin yazdığın bir şiiri görmek istiyorum
bloğumda
bu blokta
mehtapla konuşuyordum şiirini geç hazırladım ayrıca kusura bakma
Önceki yazdıklarımdan bir şiirimi eklesem olur mu?
olur
tabiki
Ölüm Gibiydi Gidişin
Ölüm gelse bu kadar üzülmezdim
Ölüm bedenime gelir sen ise ruhumdan giderdin
Hazır değildim gözlerimden kaymana
Hiç hazır da olamazdım, ummazdım
Umulmadıktı gidişin, dallarımı kırdın
Dolu yağdı üzerime
Çiçek açamam artık bahara, benden bekleme
Ölüm gibiydi yüreğimden gidişin
Hiç sarsılmadığım kadar güçlü sarsıntılardan geçtim
Anmak istemem ne o günü ne de o günkü sözlerini
Unutmayı seçtim, unutabildiğim kadar
Kabuk bağlayana kadar duymak da istemem sesini
Daha fazlasını bekleme benden
Ölüm gibiydi gidişin dedim ya!
Ölüyüm şimdi…
Suzidil
sağol suziciğim
Sen de sağ ol Mehmet, az şiir yollamadın bana.
onlar benim değil ki yazarları belli
sen kendi emeğinle yazmış dygularını vermişsin
sen sağol
Defalarca seslendim sana dün gece. Bir zamanda çağrımı duyar gelirsin diye düşündüm. Düşmüş meğer, ben çok sonra anladım. Çığlık çığlığa ismini haykırdığım sokaklarda aradım saçından düşen tek bir teli. Sarı, güneşin ışıklarıydı sanki, bazen altın mı acaba diye düşünürken saçlarını, gözlerine takılı kalırdı gözlerim. Sensizliği süsleyen gözlerinde kaldı tüm hatıralarım ve benliğim. Tüm sevdalara kapattığım anda kapıları içeriye dalan arsız bir rüzgardın sen aslında. Ben güneş olmanı istedim oldun, ben altın gibi görünmeni istedim göründün. Ben beni sevmeni istedim belki senden, en zor olanı da buydu aslında ama sen sevmiştin zaten. Seni düşündüm yine düşümde. Gündüz gibisin ama gecelerin sevdalısısın sen. Bir gündüz tanıdım seni, bir gecede sevdalandım, bir gecede gündüzde mi yitireceğim yoksa seni. Kızma bana, kazandığım için yitirmeleri aklımdan geçirmeye başladım şimdi. Kaybının hüznünü düşledim bir an, senin arkanda durmuş bana el sallıyordu. Senin veda edişn sandım o hayali ve düştü bir damla yaş gözlerimden sol yanıma.
Sen aslında son yanıma düşen bir korsun ama sakladım seni. Kendimin bile görmek istemediği, dilimin söylemediği, elimin yazmadığı bir şeysin sen belki. Uzun yolların ardında görmek hatta kavuşmak istediğim özlemlerimsin benim. Her gece yıldızlardan düşmelerini izlediğim sihirlerden bir damlasın belki hayatımda. Senin kırmızılığın ya da maviliğin miydi beni böyle sarhoş eden, yoksa kadehteki kan kırmızı mı? Saklanan tel bir öpücükte yaşıyorsun sol yanım. Kar yağmış dışarıda, şöminemde şahlanmış alevler ve benim düşlerimde sen. Kırmızı, mavi, deniz ve şarap, bembeyaz bir halı var her yerde. Sen geliyorsun düşlerimle birlikte gecenin ortasını delerek. Elinde kocaman beyaz zambaklar, biliyorsun sanki en sevdiğim çiçeğin zambak olduğunu. Seninleyim, seninim artık. Kar, deniz, kırmızı, zambaklar ve sen… Aşk denilen giz, biliyorum ki sensin.
Maviye bakan bir pencere buluyorum elimde zambaklar ve yanımda sen. Gözümüzün alabildiği kadar uzaklara bakıyoruz birlikte. Hiç olmadığım bir yerde hissediyorum kendimi, hafif ve mutlu. Her yer beyaz ve mavi. Nerdeyim?’ diye düşünmüyorum ilk defa. Biliyorum ki, hüzün köyünden huzur köyüne gelen bir bulutta seyahat ediyorum seninle. Kavalcının çaldığı onca şarkıya rağmen beni bırakmayan bir şeyler vardı o köyde ama şimdi yok… Şarkılarımı özgürce söylediğim bir gökyüzü ve deniz var karşımda artık. Senli saatlerin tadını çıkardığım hatta uzattıkça uzattığım, oyunun bitmesini istemeyen bir kız çocuğu gibi davrandığım … Seninle küçük bir kız çocuğu olduğum, saçlarımın iki yandan at kuyruk olduğu ve senin saçlarımı okşadığı bir düş görüyorum şimdi. Düşün içinde düş. Hepsinde sen varsın. Güneşsin, altınsın bazen, bazen de şarap gibi kızılsın. Gün batımlarında tüm görkeminle geceye yükselen bambaşka bir yıldız gibisin sen. Kırmızı ve parlak, aşk ve sıcak, gecenin aydınlığı ve düşün içinde bambaşka bir düşsün sen. Sen her şeysin gecelere dair…
Mavisihir
parafıma
sevgilerimle
SENSİZLİKSenli bir sensizlik yaşarım ben ezelden beri
Tüm özlemlerimi biriktiririm sana
Gelip gör isterim beni, sevgimi, hasretimi
Durmadan sana dair şarkılar söylerim duvarlara
Senli bir sensizlik yaşarım sevgiye doğru
İster aşk de buna, ister sen başka bir isim koy
Batıya giden bir yolda benim yönüm hep doğu
Sensizliği al da, içime bir de kendini koy…
Sandıklarıma sen doldun geçmişten geleceğe.
Naftalin yerine seni kokun sardı tüm dantelleri
Anılarımın sararmış köşelerinde senden resimler
Bir de baktım ki geriye,
Geçmişimin tümü sen, geleceğim ise kızılmavi…..
Yalanın çıplaklığı kadar hafif ol o rüyalarda
Öyle bir gel ki tüm gerçelerin gidişini seyredeyim pencereden
Yağmur yağmış, serin bir koku sarmış etrafımı
Ben yağmurda ağlamayı da severim
Gizlenirim yağmurda gözyaşlarımdan
Yalan, anadan üryan, belki de hiç olmayan….
Mavisihir
suzime
şiirler ve yazılar
mavisihir.blogcu.com
alınmıştır
isteyen olursa girip okusun diye adresini veriyorum
Günaydın Mehmet, herkese hayırlı sabahlar dilerim.
günaydın suziciğim
nasılsın
sabahladım yine
okudum
blogtaki tüm yazıları
şiirleri
köye gidecğim
Mehmet engelliler günün kutlu olsun.
Mehmedim, sabahladıysan artık köye giderken uyursun. Şiirin için teşekkür ederim.
Verdiğin blogun adresine de şimdi uğrayacağım.
SEVGİYE DAİR…
Sevgiyi tarif etmeye kalktım bu gün.Dilimde alışılmıştan farklı cümleler vardı. Herkesin anlayabileceği durulukta başladım konuşmaya. İlk cümleler klasikleşmiş demedin dinlerken. Sevgi emek , sevgi vefa, sevgi kendinden vazgeçmek, sevgi yüreğini koşulsuz vermekmiş. Sevilmek ondan daha güzel bir şeymiş. Sıcacıkmış, çocuk gibi safmış, tarafsız, korkusuz, çıkarsızmış. Sadece huzur duymakmış, içinde kocaman bir pencere doğan günü izlemekmiş her dakika. Sevgi böyle bir şeymiş meğer.
Mehmedim, bu da benden sana olsun. Aynı blogdan ve başlığına da linkini ekledim.
Dua ile kaderimizi değiştirebilir miyiz? Doğumun, ölümün ve nikâhın zamanı kaderde belli ve değişmez. Biz hayırlı ömür, hayırlı eş için dua ediyoruz. Pekiyi, burada dua ne kadar geçerlidir, ne de olsa değişmez bir gerçek var. Hepimizin bildiği bir âyet vardır: “Her ümmet için bir ecel vardır.” Engelli yaşamamız da kaderin tecellisidir. Şikayet etmeden kabullenmek gerek.
Gününüz kutlu olsun.
Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!
Engelliler günü toplumun her kesiminiz günüdür ve günümüz kutlu olsun.
Gayretimiz olması gerekene doğru olsun lütfen.
Düşmez, kalkmaz bir Allah. Her an her şey değişebilir ve yaşamın garantisi yok. Engellilerimize de sahip çıkalım.
Hiç kimse senin denizde ne büyük dalgalarla karşılaştığınla ilgilenmez, herkes gemiyi sahile getirip getirmediğine bakar…
Ne zaman göremeyen, duyamayan, konuşamayan, yürüyemeyen… Kısacası bedensel engelli birini gördüğümüz zaman, onun ne kadar incineceğini düşünüp, tahayyül etmeden hemen acıma oklarını fırlatmaya başlarız. Asıl acınacak olanın biz olabileceğimizi hesaba katmadan yaparız bunu.
Engellilerimizin günü kutlu olsun, yaşamı onlar için daha yaşanılır hale getirmek için el ele vermeliyiz.
Vicdanı delinmiş bir dünyada yaşıyoruz. Kendi çelişkilerinin zebunu olmuş, insanlığın kaderini ilgilendiren büyük çelişkilere teğet geçen bir dünya.
zekeriya06 Diyor ki:
30 Mayıs 2009 Tarih 15:23
Gayretimiz olması gerekene doğru olsun lütfen.
Düşmez, kalkmaz bir Allah. Her an her şey değişebilir ve yaşamın garantisi yok. Engellilerimize de sahip çıkalım.
…
Ben Allah’ la yanışıklardanım ama baikalarının dertlerini O’ na taşımak konusunda mezun ya da yetkili değilim.
Aranızda bu imkanı olan varsa; “Yapma sevgili Allahım, bunları da sen yarattın. Niye böyle yapıyorsun?” desin bakalım sözleri dinlenecek mi?
Sadece Allah dıiında Allah’ çı bazı kimseler tarafından .” Allah’ ın hikmetinden sual olunmaz…” sesleri duyacaktur.
“Neylerse güzel eyler…” miş…
…
Ben bir deliyim; attım çukura bir taş.
Sorun benim değil; “Kırk akıllı” nın…
Selam ve sevgiker olsun yine de…
Bir önceki yazdıklarımda yazım hataları var ve aşağıda düzelterek yanlışlıktan ve dikkatsizliğimden dolayı özür diliyorum.
zekeriya06 Diyor ki:
30 Mayıs 2009 Tarih 15:23
Gayretimiz olması gerekene doğru olsun lütfen.
Düşmez, kalkmaz bir Allah. Her an her şey değişebilir ve yaşamın garantisi yok. Engellilerimize de sahip çıkalım.
…
Ben Allah’ la tanışıklardanım ama başkalarının dertlerini O’ na taşımak konusunda mezun ya da yetkili değilim.
Aranızda bu imkanı olan varsa; “Yapma sevgili Allahım, bunları da sen yarattın. Niye böyle yapıyorsun?” desin bakalım sözleri dinlenecek mi?
Sadece Allah dışında Allah’ çı bazı kimseler tarafından .” Allah’ ın hikmetinden sual olunmaz…” sesleri duyacaktır.
“Neylerse güzel eyler…” miş…
…
Ben bir akılsızım; attım çukura bir taş.
Sorun benim değil; “Kırk akıllı” nın…
Selam ve sevgiker olsun yine de…
özel insan…içi dışı bir olup da taşkınlığını da sevgisini de doruklarda yaşayacak kadar yürekli insan…bildiğin yolda devam et. iç sesini kaybetme…
Seni evlat edinmeye kararlıyım
yaratıcı ve sevimli çocuk, umarım senin gibi gülen gözleri olan bir oğlum olur bir gün.
trio
ateşten geceliğinin askılarını kurtarıp omuzlarından
geceyi çırılçıplak bıraktı rüzgar
utandı cümle karanlıklar
yıldızlar başka bir evren soruyorlardı biliciye, göçeceklerdi
arkalarında kalan o derin boşluğu umursamadan
bir başka boyuta uzuyorum aşk gözlerini ört
acılarıma başka tavsiyelerde bulun hayat
gece, yıldızlar ve ben
bitik üçlü…
birkaç şüpheyi ihlal ettik
birkaç ezberin hatırına
birkaç zaman çaldık tarihten kimsenin ruhu duymadı
ağustos/07
Seyit PELİTLİ
mevsim artıklarıydık biz
eylül sonu marylou eylül sonu
geçip gitsen de kalır ardında begonya kokusu
kestane dolu kumsallarda çekilirken deniz
bırakıp gidemem yüzüstü seni ben
marylou seni ben
senden kalan
son ışıkları içmeden
gönül örsümde her dem
bir türkü okunur
gönül örsümde her dem
bin şiir dokunur
Barış Erdoğan Anamur
parafım sana o kadar çok şeyi borcluyum ki
Beni Dokuyorsun
her tezgahta lime lime beni dokuyorsun
şiir kalpli bir adam yaratmak için
Barış Erdoğan Anamur
beni dokuduğun sağol
dosttum ve arkataşım
Engelli yaşamak kolay değil, engelli ailesi olmak da kolay değil. Tekrar Engelliler Haftasını kutlarken, yaşamınızda kolaylık ve sabır diliyorum.
parafım biz bunları aştık
aştığımıza da en büyük örnektir
bu resimler
engelliler şenliğimiz kutlu olsun
not kusura bakma parafım anca çekebildim
Mehmet kardeşim o günü bizlere de yaşattığın için teşekkürler.
Engelli Şenliği Gemlik 2009 Fotoğrafları server değişiminde kaybedilmiştir.
Mehmet resimler süper olmuş, sen hangi resimdesin?
arka plandayım suzim
sen nerdesin bakayım özlettin suzi
güzel resimler
hepsi bir öyküyü
bir şiiri
yani
yaşamın kendisini anlatıyor
seni gördüm…
Arka planları inceleyerek seni bulmaya çalışıyorum.
kalenim sağol der
arjin üstadına
suzi gelsene bir dakika
Geldim.
sağol parafım allah razı olsun yaa
suzi gelsene işte bizler böyleyiz
mehmet bey
engelliler haftasını kutluyorum
*********************
bence engeli olanlar
bilgisiz olanlardır
bilginin olduğu owada
doğan güneş
hiç karanlık olmaz
**************************
Anladım Mehmet.
sakın aklına acındlrma gibi gelmesin suzi
ben ne isem hepsi odur
beni merak ediyor musun suzi
beni görmen çok güzel arjin dosttum
şahsanem hayatında bunlar gibi masumane bir şey gördün mi
Resimler çok güzel görünüyor, Mutlu olduklarını görmek de çok mutlu ediyor.
harikaydı beş gün bugün bitti
Nice güzel günlere diyelim.
Bugün tüm dünyada 3 Aralık Özürlüler Günü. Toplumun engelliler konusunda dikkatini çekebilmek ve daha duyarlı olmalarını sağlamak için her yerde çeşitli etkinliklerle kutlamalar düzenleniyor. WHO’ya göre dünya nüfusunda 500 milyon engelli yaşıyor.
Umarım bir gün ama mutlaka bir gün özürler özür olmaktan çıkar, tıp ölüm harcindeki her soruna bir çare bulur.
İnşallah paraf
Efsane buraya o şenlikten fotoğraflar eklemiştik ama server değişiminde onları kaybettik.
evet gördüm senin canın sağolsun paraf belki seneye video ile gönderirim
Bu sene şenlik yapılmadı mı?
yapıldı ama annemin rahatsızlıkları filan derken gidememiştim
Bu işin gelecek senesi de var ya nasip diyelim.
evet senesi var belki ikimiz düzenleriz
Bir o işe el atmamıştık onu da yaparız.
neden olmasın ki bizim şenlik komisyonundan neyimiz eksik
candan erçetin – söz vermiştin | izlesene.com