Binbir Gece Masalı
Yazan ismetMay 28
Kara ufkun ağarması
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Bu ülkenin kalkınması
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Oynuyorsa eğer anan;
Gülüyorsa eğer baban;
Düşünde görsen de; inan
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Fiyatların düşeceği,
Keselerin şişeceği,
Evde et-met pişeceği
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Sanayin yücelmesi,
Borcun-morcun incelmesi,
Çalışanın dincelmesi
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
‘Tarım kalkındı’ Derseler;
Buna benzer ot yerseler;
Binbir yemin ederseler;
Binbir Gece Masalı ‘dır.
Hışım gibi bir ihracat,
Pire kadar bir ithalat,
Kişneyerek şahlanan at
Bu ülkenin kalkınması
Çalışana kolay ekmek,
İsteklere kulak vermek,
Bu gidişe bir son vermek
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Vatan derdi, ulus derdi,
Onu dedi, geldi, verdi,
Etle bayram eden kedi
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Yoksula çekilen piyaz,
Tatlı tatlı çalınan saz,
Yaktıkları ateş, alaz
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Öküze yem, sana gıda,
Kalmayacak iş askıda,
Yüzecekmiş tekne suda,
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Doğması beklenen güneş,
İşsizliğe karşı savaş,
Bolluk için uğraş, telaş
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Öğretmene saygı-maygı,
Ulus için kaygı-maygı,
Çul yerine yaygı-maygı
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
İşçiye zam, prim, mesken,
Yoksula don, gömlek, cepken,
Gittiğimiz pupayelken
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Esnaf için ayrılan fon,
Beklenilen hayırlı son,
Kıçımızı örtecek don
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Dikçe tutun alınları,
Giydik yine nalınları,
Bunun pembe yarınları
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Aksaklığın düzeldiği,
Haksızlığın ezildiği,
Fırtınanın kesildiği
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Sakatların iş bulması,
İsteyenin okuması,
Belimizin doğrulması
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
‘Bitti’ Deniyorsa ‘talan’;
Çalmıyorsa falan-filan,
Bil ki; onun tümü yalan;
Bu ülkenin kalkınması
Sağırların duyacağı,
Karınların doyacağı,
Artık güneş doğacağı
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
Bir şeyleri öğrenmemiz,
Yalanlara gelmememiz,
Sağduyulu davranmamız
Bin bir Gece Masalı ‘dır.
(Hikmet BARLIOĞLU (1933 – 203)‘ nun
NENNİ DE FERİDE ‘M, NENNİ isimli Taşlamalar’ ından > 54 -58/104)


Zamane çocukları gözü açık doğuyor. Oysa bizler gözü kapalı doğardık. Masallara kanardık hatta çok severdik.
Artık çocuklar hiçbir masala kanmıyor, kendilerini leyleklerin getirdiğini söyleyene de farklı bir gülücük ile karşılık veriyor.
Sanki bugün için yazılmış bir şiir, ileri görüş mü yoksa görünen köyün kılavuz istememesi mi tartışılır.
Demek ki o günden bu güne değişen bir şey olmamış. Eskiden de düzen aynıymış diye düşünesi geliyor insanın.
Unutanın Yazgısıdır Unutulmak! ‘Nefret’ ve ‘münaferet’ karşılığında kullandığımız “itiş kakış”ın, özü gereği bir çokluk içerdiği açık. Çünkü her işteşlik (müşareket) hâli ‘ortaklık’ ve dolayısıyla ‘çokluk’ gerektirir; yani en az ‘iki’ tarafa ihtiyaç duyar. “İtiş kakış”ı topluma ilişkin görmek, her defasında toplumsal bir durum.
…
Thanks for writing, I really enjoyed reading your most recent post. I think you should post more often, you obviously have natural ability for blogging!
Thanks.
İnanacak hal bırakmadılar ki.
çooook güzel tebrikler.
Vatan derdi, ulus derdi,
Onu dedi, geldi, verdi,
Etle bayram eden kedi
Bin bir Gece Masalı ‘dır
dizeleri çoook güzel olmuş.
Gerçekten masaldır.
Şimdi ahanıp vahlanmayalım mı sevgili arladaşlar.
Okuduğunuz bu dizeler 2000 yılından 36 yıl önce yazılmış…
Ne demek bu?
1964 Yılında yzaılmış demek.
Neden 200 yılı mihenk alınmış?
Çünkü şair şiirlerini 2000 yılında yeniden gözden geçirmiş ve de kitaplaştırmak üzere o tarihte biir düzene sokmuştur.
…
1964 neresi, 20009 neresi…
Hani sevgli “karizmatik Başbakan” ımız zaman zaman der ya: “Neredeeen nereye…”
Aynen öyle…
Zaman zaman da “Ah benin bilmem nerelilerim…” diye ciğer yakıcı ünlar ya; aynen öyle.
20009 eksi 1964… Ne der sizler hesaplayın.
Ahhh benim dürtülse bile kıpırdamayan birlikte yaşadıklarım ah…
Ne desem bilmem ki…
Yine de selam ve sevgilerimle demelyim.
Ben de bu arkadaşa ne diyeceğimi bilemiyorum…
Paraf teşekkür etmiş. O site sahibi ve de öyle davranması gerektiğini -bir bakıma anlıyorum.
Ama herkesi yabancı dil bilen sanan bu arkadaşa hayret ettim.
Henüz anadilimizi bile doğru dürüst yazıp konuşamıyorken bu arkadaşın sınıf atlamış olmasını ibretle izledim.
Umarım anama falan sövmemiştir
Kulakları çınlasın anadilimizde kullanıcı adı olanların.
Bu arkadaş konusunda sevgili Paraf beni acilen bildirebilirse mutlu olacağım.
Devam edip de hatalı bir tavır takınmak istemem.
“Bu arkadaş konusunda sevgili Paraf beni acilen bildirebilirse mutlu olacağım.
Devam edip de hatalı bir tavır takınmak istemem.”
Diye yazmışım
Bu arkadaş konusunda sevgili Paraf beni acilen bilgilendirebilirse mutlu olacağım.
Devam edip de hatalı bir tavır takınmak istemem
demek istemiştim.
Yanlışlık için özür dilerim.
ismet abiciğim iki gündür rahatsızlıklarım
artığı için
annem bana sitem etti
yat dinlen diye
anne bu
kırılır mı
yattım dinlendim
selam söylemişin bana
allah razı olsun
aldım kalbime koydum selamını
Geçmiş olsun sevgili delikanlım. Umarım ciddi bir rahatsızlık değildir.
Annene de seni koruyup kolladığı, sağlığını düşündüğü için teşekkürlerimi, selam ve sevgilerimi ilet.
Ama internet insanı aman aman zorlamaz ki…
Yine de annendir doğrusunu bilen ve kararlaştırıp uygulayan.
Canını sevdiğim Abim, sitemizi yabancılar da takip ediyor ve onlar da kendi dillerinde yazıyor. Küfür edilmiyor, edilmiş olsa zaten buna izin verilmez. Yine de sözlerinle çok tatlısın, gülümsetiyorsun beni, işte bu yüzden seni daha çok seviyorum. Moralimi şarj ediyorsun.
Yhabancılar da -Tarzanca da olsa- Türkçe bilmeliler.
Ne bileyim ne yazdığını? Türkçe siteye girip kendi dilinde yazmak; müslüman mahallesinde salyangoz satmak girişimi bence. Kabullenemiyorum.
Ya da -en azından- site yöneticisi olaral sen tercüme dip paylaşmalısın sevgili Paraf. “Thanks” dediğine göre; arkadaşın yazdıklarını teşekkür edilecek bulmuş olmalısın.
Ben de anlasam ve de tercümeyi sana bırakarak karşılığında birşeyler yazsam isterdim.
kaslar kasılıyor benim ismet abii
parafım biliyor bazen o kadar zor anlar yaşıyorum ki
Üstelik bu arkadaş şiir (Taşlamayı) Türkçesinden okuyup anlayabiliyorsa; neden kendi dilinde mesaj gönderiyor, onu da anlayabilmiş değilim.
Söyle bunları kendisine…
Krfamp gibi bir rahatsızlıksa sevgili Mehmet, seni anlıyorum diyebilirim. Zaman zaman bende de o durumlar oluyor. Ne olduğunu yaşamayan anlayamaz.
Yeniden geçmiş olsun kardeşim.
krfamp gibi olsa öpüp başıma koyacağımü
onun gibi basit değil
“Krtamp”değil elbet
Kramp demek istemiştim.
Klavyeme mi parmaklarımın dikkatsizliğine mi, neye kızsam bilemiyorum.
kızmayın bende aynı hatayı yaptım
kusura bakmazsın umarım
yemek yemeğe gideyim ismet abiciğim ellerinden öperim
“Hatasız kul olmaz;
Hatamla sev beni…”
Dememiş mi Orhan Abi’ miz sevgili Mehmet.
“İşte öyle bir şey…”
Afiyetler olsun sevgili Mehmet. Yiyeceğin yemeği pişirenlerin ellerine sağlık dilemeyi unutma sakın. Tuzlu da olsa, kıvamında da olsa, tatsız da olsa…
tabi ki diliyorum emek var içinde sevgi var içinde
annem var içinde
Abim, kısacası “bana yazma imkanı verdiğiniz için teşekkür ederim, siteyi takip ediyorum ve beğeniyorum” yazmış.
Bence de bizim dilimizde yazması daha uygun düşer ama iyi sözlerini silmek de ona saygısızlık olur diye ellemedim.
Yine de dürt o arkadaşı. Bizler -en azından ben- yabancı dilden anlamıyor/uz/um…
Türkçe siteye o dilden yazılması gerek.
Ben onlaerın sitelerine girsem ve yazdıklarını anladığım halde onların dilinde değil de anadilimden yazsam; ne olurdu? Bir sor kendisine.
Süper dizelerdi çok güldüm.
Selam Olsun.Hepsi birer umuttular Birer birer uyuttular. Bizi burada unuttular. Gidenlere selam olsun. Bu acıyı çekeriz biz. Dağı, taşı deleriz biz. Yanmasını biliriz biz. Yakanlara selam olsun.
“…Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni yaratanı düşün , kabre gireceğini bil, öyle hazırlan.”
Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik. Dürüsttük: Bir zamanlar, Londra Ticaret Odası”nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye
levhası asılıydı: ” Türklerle alışveriş et, yanılmazsın.” Ama şimdi ne olduk?
Bunca asırlarda olduğu gibi, bugün de, milletlerin bilgisizliğinden ve bağnazlığından istifade ederek bin bir türlü siyasî ve şahsî maksat ve menfaat temini için, dini âlet ve vasıta olarak kullanmak teşebbüsünde bulunanların, içerde ve dışarıda varlığı, bizi bu konuda söz söylemekten alıkoyamıyor.