Aynalar Şehrinden Can Kırığın
Yazan edward34Haz 28

Her gece rüyalarıma sarılan gelmenin bebeği olursun.
Her gece sen… Paramparça özlemlerimden birazcık uyumak kalır sonrasında.
Sensiz bir rüzgar çarpar yüzüme, senin nefesin sanır, uyanırım, uyanıklığa sarılırım.
Sen yoksun… Kilitlenir hayaller, haller, acınma ve yokluğun.
Sen yoksun…
Zaman git gide uzar masallara, masal biter, sehere kuşlar uçar. Sabahın olmasına dahalar var. Gece uzun hava söyler.
Beklemek bir çeşit ölmekmiş öğretiyor hayat.
“Sen yoksun… Bu bana her gece binlerce ölüm demektir. “
İlk kez tutuğum ellerinin sıcaklığı, ilk kez baktığım gözlerinin ışıltısı üstüne acı bir karanlık düşmüş.
Bir aşk salına binip salına salına gittin… Dünyaya sığmayan kederimle yapayalnızlığımın suskularında susamış bir beklemişliğin ermişiyim… Sen uzak bir fiyortta dantel dantel yalnızlığını örüyorsun kırgınlıklara. Kıyılarını gözyaşlarınla aşındırıyorsun, çarpıp ağladığı yerde dalgaların.
Neden omzumda ağlamıyorsun ki, uzat ellerini avuç içlerim sensiz çatlamış.
Gözbebeklerin çaresizliği hançerliyor, gözlerim bakışlarından yaralı yarim.
İki ömrün karesindeyiz iki ayrı ve büyük yalnızlıktan oluşuyor kavuşamadıklarımız.
Her şey aslında başka açıdan hesaplanır, sorgulanır. Ven kümeli hesapsızlıklar vernikli yüzler. Ruhu kavuran yoksulluk. Yalanların yılanla öpüştüğü kemirici anlar, şanından bir zanlı daha eksildi aşk tayfasından.
Her şey, anlamsız ve boşluğu yumurtluyor çaresizce.
Gerçek olan şimdi senin yokluğun ve benim sana olan anlatılmaz, ölçülmez, biçilmez, tükenmez tutkum.
Senin seslenişini özledim, yeniden bugün sen benden önce kalk demeni içerledim. Bak nasıl artıyor kalp atışlarımı, gel koy elini vicdanımın üstüne, orda kaldırma, yağmur gözlüm.
Bütün sokaklarım senin ayakların izlerin, sen gideli bu sokağa zülal damlalar inmedi.
Bu şehrin yalnızlık caddelerinde senin levhaların asılı her yere.
Ela gözlerin trafik işaretleri olarak kullanıyor. Ben orda gönüllü trafik polisi. Seni soruyorum gelip geçene ‘Görmedik’ diyorlar. Ne acı, hiç kimse seni görmüyor.
Anlasalar sana olan yakarışlarımı seni nasıl özlediğimi bilmiyor demek. Bu kalabalık neden yüzümde seni sorguluyor, ara bulursun. Sabret gelir.
Volkanlarıma ders veriyor tutuşmalar, ormanlarımın küllerine adını yazıyorum.
Bütün güzeller salıncağımı sallıyor, ben senin salıncağından, ben senin alıncağından düşmüşken.
Seni düşünde düşlerimin fizyonları varmış, bir gün atom olacaksın ve düşeceksin Nagazaki’me. Horişima diğer yanım. Henüz orda aşk yok, sen yok, sensizlik yok gül parem.
Karartılar içinden özlemli sesin geliyor, şehir uykuda,kaldırımlar yalınç suskular seriyor, hayatın vaveylası oluyorsun.
Bir ışık yanıyor özlemli gözlerinin uzaklarında
Harap topraklarımın üzerinden bir nemli bulutun geçiyor. Bir damla gözyaşın değiyor, değinilerime. Çorak düşüncelerime Nice’den son söylem oluyorsun.
Beni okurken, Nice’nin anlaşırlarında aşk yok ki gülüm.
Şimdi umutlarım varılmaz uçurum diplerindeki mayınlara asılı, yeniden bir aşk yolculuğu için mayınlarıma basmayı denemiyorsun.
Ben yeniden yapamam… Git başka pınar başlarında bekle, bir güzel salına salına gelir kurak beklemelerine.
-Git yeni bir hayat kur, kumruluk sanatımız son imgesi buymuş.
-Gitmek, gelmenin aynada taranmamış halidir gülüm. Bende taranacak gelmeler var, sevmeler senle süslenecek.
Yalnız sensizliğin kaybolduğu korkunç mağaralarda hayallerim aynası düştü.
Dur basma yüreğimin yeni aynasına. Dikkat et orada. Ki benim, senin mağarandaki derin sularına düşen Yusuf adılında. Derin bir oh çek, zamandan ve mesafelerden seni çekiyor ellerim. Bir çığ düşmüş, düşlerine beyazların o yüzden üşüyor karanlık kavuşmalarda.
Sonra dağlar çöküyor anılmadığımız her ana. Dağlanıyor beklentiler, senden eklentili buluşma ovalarından yalnız senli baharlar yüceliyor.
Aşklar devriliyor
Tutkuevi yıkılıyor
Altında kalıyor sevdamız.
Gel diyor ilk defaların, son bakışların, pişmanlık amanların.
Her gece gözlerim tavanda bir noktaya dikilmiş, yıldızlıktan aya, aydan dünyaya, dünyadan bana dönüşünü formüle ediyorum.
Seni düşünüyorum, ayna şehrinden.
Bir gün can kırığının beyazlanmış saçlarını taramanı bekliyor şiir gözleri.
Ayna şehrinden, güzelliğinin ışıltısında kırılmışlıkları tara, bir ömür için, yollarımı ara süslenmiş güzel geleceğize.



muhteşemsiniz hayrettin abii
parafım bu akşam yazım yok mu
İnce bir sızı kalır andıkça daha derine düşen…
her şeye rağmen beni, tabiattaki tüm canlıları ve hayatı çooook seviyorum.
uykusuzluğun kardeşi oldun sevdam sevdan varken mutluluktan uyuyamadım gittin şimdide kahırdan uyuyamıyorum ve sevdam sana sesimi de duyuramıyorum sevmiştim yüreğimin devrimi oldun gece gündüz yok artık yokun evrimi oldun ters yüz edilmiş günlerin çevrimi oldun.
“Sus” dedin sustum… Oysa Dilimin ucunda öyle çok kelime vardı ki… Yuttum… Kendi cümlelerimde boğdun, Ne yapsanda bendeki “sen”‘i kirletemezsin “Sen”‘i öyle bir derine sakladım ki Sen bile ulaşamassın…
Rumuz: Bırak! Dokunma! İçimdeki mabedin öylece kalsın…
Yine bir Hayrettin Taylan klasiği..kalemine sağlık üstad!
Yokluğunun Son Baskısı
baskıların son yokluğu
yokluğun sonu
sonların yokluğu
çokluğun oğulluğu sen…
anlam veremediğim utulmayışların sihri
ve sihirbaz bir şairin asana karşı Musa’laşması
aşkın son yılanı
ısırıldım sevilerden
Dürüst olanları
Mutlaka vardır
Ama çoğunluğu
Cidden yalandır
Sarf edilen sözler
Yalandır gözler
İnsanları yalan
Sevmeler yalan
Demek yokluk yardan olunca böylesi çekilmez böylesi ölümcül oluyor.Şair aşka yakışan
yapılmalı vakit yok diyor mısralarınız.masal bitmeden ve sabaha ermeden aşkın yakasına
yapışıp geri getirilmeli Gözleri Nemlican.
TEBRİKLER
Bir bakışta kırılan aynalardan
Her gün karşıma çıkar melankoli
Terkedilmiş sahipsiz şehirlerde
Alnıma kurşun sıkar melankoli
Bir bakışta kırılan aynalardan
Yürek ülkemde açan ak güllere
Yine hasreti katar melankoli
Göğe varan yollarda, ayağıma
Bir diken gibi batar melankoli
Sessiz bir çığlıkla düşen çığ gibi
Omuzlarıma biner melankoli
Birbirinden beyaz sahifelerden
Şiirlerime siner melankoli
Gözlerimi kapattım yokluğumda var olan kendimin üstüne. Çığlığımda taşıdım ellerime sığmayan bensizliği, kızıl sancıların içdökümünde. Rüzgar saçlı bir yalnızlıkta yandım. Nehirler geçti içimden, içim nehirlerden geçti; talan edilirken Züleyha´sına aşk düşen bağışlanmış mısralar. Ve şimdi kalbimde adı…
Rumuz: ey aşk! Kalk ayağa ve ağla tutuşuncaya dek!
Tebrikler.
Yorgun, argın şiirlerle yalnızlığıma sesleniyorum her gece. Göğsümde bir sıkıntı büyütüyorum hüzün mavisinde… Sustukça sus’uyorum ve susadıkça sana yazıyorum. Uykularımı böldüğün yerden kanıyor gecelerim duyuyor musun… Karanlık hayallerimle tutuyorum ellerinin mevsimsizliğini.
Hayat, çarpar ya ağırlığını camlarına evlerin, ışıklara aldanmayın, evler de yalnızlıktır, evler de… siz çekersiniz gece büyür, gece çeker de bazen siz küçülürsünüz; geceler yalnızlıktır… Yalnızlığın tablosunu çizer ufukta biri, atlasını yalnızlığın uzak sularda notaları Kurşunlanmış Bir Şarkıdır YALNIZLIK….!!
Hep sormuşumdur kendime; Aşkı harekete geçiren nedir? Yoksa insanın geçmişini silme isteği midir bizi aşka yönelten? Şöyle bir bakın; en tutkulu serüvenlerin kahramanlarına; karasevda kurbanlarına, aşktan yanıp tutuşanlara, bir bakın. Çoğu taşınması ağır bir kişisel tarih yükünü sırtlanmış insanlardır.
Tebrikler.
İsyan etmedim ne sana ne sensizliğe
Beni muhtaç ettin göz yaşı damlası kadar sevgiye
Şiirler yazdım gel perişan halimi gör diye
Kanayan yaramı sararmısın ,dağlarmısın kimbilir
Aci cekmenin sonu yokmus anladim.
Yaran bir yerlerde surekli kaniyor.
Yarali olan nerelerim varsa hepsi bagiriyor aciyla “yardim et” diye.
Hicbir sey yapamiyorum. Elim kolum bagli.
Tipki ayriligimiza engel olamadigim zamanki gibi.
Hicbir sey soylemeden gidilmezdi ya aslinda.
Sen gittin!
Çok güzel yazmışsınız, tebrikler.
ÖLEN BENDİM ,GİDEN SEN Demiştin ya bir defasında; Sana gel deyişimin sessizliğimi bu ? Diye, Bak işte mırıldandım seni.içinde , Ben kokan sen gibi Gelişin sonbahardı ; Eylül dü ,Ekimdi ne fark eder.. Ürpertici bir kasım gecesiydi ,kahrolası Özledim bilirsin.. Gelişim..Sensizliği buluşum…
Tebrikler…
Sefası bitti ömrümün, Şimdi dağa çıkarım, düze elveda. Düze duman çöker, düze kar yağar, Bahara elveda, yaza elveda… Bahtiyar; Derinde sızlayıp yaran, Kalbini dağlayıp üzer herzaman. Göze hüzün çöker, göze yaş dolar, Sevince elveda, düşe elveda…
_____♥ (¯`:´¯)♥
____♥ (¯ `•.\\|/.•´¯)♥
____♥(¯ `•.(۞).•´¯)…♥
____♥ (_.•´/|\\`•._)♥
_______♥(_.:._)♥
________║¯█€
________║¯█_€€___
________║¯█__€€€
________║¯█_€€€€€__
________║¯█€€€€€
________€€€€€€___
______€€€€€€
_____€€€€\’¯█___
____€€€€║¯█
____€€€_║¯█___
_____€€_║¯█
_______€║¯█___
Sevgi ve saygılar.