Sevdim, Çok Sevdim
Yazan Efsane EtrafoğullarıHaz 29

bugün rüya gibiydi
çünkü rüyamda seni gördüm
seni hissettim
seni seyrettim
seni sevdim
Paraf’ıma
Efsane Etrafoğulları
Haz 29

bugün rüya gibiydi
çünkü rüyamda seni gördüm
seni hissettim
seni seyrettim
seni sevdim
Paraf’ıma
Efsane Etrafoğulları
Tüm laptop fırsatları için tıklayın !
Tüm laptop fırsatları için tıklayın !
cok guzel olmus mehmet
ben bugun sana bir yazi koydum gordunmu
umarim sevdin
by iyi geceler
evet gördüm periciğim
Efsane Mehmedim, sana ne desem de o güzel yüreğine dokunsam bilemez haldeyim.
Gece düşünde gündüz hayalinde yaşar gibisin dostum, seni seviyorum.
Bu şiir benim için özeldi, ilk yorumu yapmak için yazmaya başladım ama gönderdiğimde beşinci sırayı zor kaptığımı gördüm.
Hayret bir şeysiniz.
Sizleri seviyorum.
rüya gibisin
seni sevmek rüyalara bedel
Efsanem benim, sen rüya olamayacak kadar canlı ve heyecanlı bir yüreksin. Teşekkürler.
rüya resitali tam rüyama uygun değil mi parafım
Barış Manço sırf senin için yazmış gibi…
bence rüyamdaki kadına yazmış gibi
İkiniz için diyeyim o zaman.
herkes tatile mi çıktı…bu ne sessizlik
ben bursayım üstadım
nasılsın
hoş geldiniz
bloğuma
iyiyim çok şükür sen nasılsın mehmed …
Külliyat, hoş geldiniz. Başı siz çektiniz ilk tatile giden siz olunca ardınıza düşen çok oldu. Elde kalan bizleriz.
nasıl buldun şiirimi külliyat
iyiyim ayrıca
şiiri sözü çıkardım mehmedim hayatımdan yada çıkarmaya çalışyorum o yüzden kim ne yazıyorsa
mükemmel artık ..hafifledim … paraf mirim iyi akşamlar sizler elde değil gönülde kalıyorsunuz..
sevdin mi tam seveceksin
“güzel insan”
severse
böyle sever
yürekten…
Mirim teşekkür ederim ama siz de bizim gönüllerinde taht kurmuşken şiiri sözü çıkardın nazı da niye?
Buna hakkınızın olmayacağı kadar bir yeteneğe sahipken kaleme küsemezsiniz, küstürmezler. Üzmeyin…
Mehmet senin kadar sevemediğim için kendimle savaşa girdim.
Külliyat, hoş geldiniz.
sağolun sizlerden bu övgü alabilmek bu dünyanın en güzel şeyi
neden her insan sever tentene
mirim naz yok, niyaz yok , kaşifimiz sensin boynumuz kıldan ince size amma
artık cümlenin sözün ağırlığını taşıyamıyorum, söz uçuyor cümle gök kubbede arz-ı endam ediyor
sözümüzü söyleten yar gönlümüze daha da mıh gibi çakılıyor … yara kabuk bağlasın …
nekahat devresine girmek gerek
Mehmet, herkes seviyor ama aynı yoğunlukta olmuyor.
ben bile yazıyorken hakkınız yok bizi sizsiz bırakmaya külliyat
yoksa osmanlıca sözlüğüm küser sana
hoşbulduk tentene merhabalar
benim sadece parafıma ilgim daha coktur çünkü oparaf benim yaşama sepebimdir
26. mesaj da paraf üstadım ne koydunuz ben göremiyorum active x denetrimim yokmuş
meraktan da çatladım ama.)
Mirim, yaralı da olsa yarası kapansa da, kabuk da tutsa her hali ile güzel değil mi aşk? Yaratan’dan değil mi ki sebebi ilahi, hep güzel olduğu yada hep yanında olduğunda mı şiirdir yokluğuna da yazılmaz mı daha ne diyeyim ki… Şimdi külliyat mı yazayım istersiniz…
Sizin çatlamanıza gönlüm asla razı olmaz hemen icabına bakayım.
bütün bu mütaalaları etüd ettim üstadım kendim illa olması mı gerek…
evet illa olması gereknemliydi hayır gerekli değildi o zaman benim de illa onun yanında olmamm
gerek değildi gitmeliydim ve bende gidiyorum iki kişi olmayınca da yokluk bir aşk bir öle de aşk devam ediyor değil mi
Külliyat, şiirnlerin çok güzel ve kalemine küsmen gerçekten büyük bir kayıp olur, saygılar.
tentene Diyor ki:
29 Haziran 2009 Tarih 22:22
Külliyat, şiirnlerin çok güzel ve kalemine küsmen gerçekten büyük bir kayıp olur, saygılar.
tşk ederim tentene lakin ben aşkın şairi olmak istedikçe hep ayrılığın şairi yapmak için
uğraştı felek benim ise ayrılığa söyleyecek cümlem yok gerçekten
Olmalı Şair, susmak ölümdür ayrılık bile yazsa felek sen feleğe bakma.
Aşkın Şairliğini yapmaya devam et o zaman bu hakkı elinden kimse alamaz ki.
Haziran 2009 Tarih 21:52
ben bile yazıyorken hakkınız yok bizi sizsiz bırakmaya külliyat
yoksa osmanlıca sözlüğüm küser sana
seninle araştırmayı öğrendim
tentene Diyor ki:
29 Haziran 2009 Tarih 22:29
Aşkın Şairliğini yapmaya devam et o zaman bu hakkı elinden kimse alamaz ki.
ayrılıktan zor belleme ölümü görmeyince sezilmiyor mihriban…
gittiğinde var olsada söz hep ayrılıktan yana düşer… şu üçgünlük dünyada bir sigara içimlik eğleşenşenimzi olmadı
külliyat yapma bunu bize
sana son söyleceğim söz budur
yüreğine sağlık paşam harikasın…
sağol mechul parafım
parafım
orda mıswın
Tebrikler Mehmet, yüreği güller açan baharsın.
sağol harabe
şiiri yazdığım yok ortalıkta
ama
Ne demek istediğini anlayamadım.
şiirimi paraf için yazdım iyi geceler öpüçüğü alamadım ondan
şans öpücüğü
ayrıca
Şimdi anladım, gelir herhalde seni öpmeden uyumana gönlü razı olmaz.
parafım nerdesin özlemim iyi geceler
seni seviyorum ömrüme iyi bak
çünkü sen ömrümsün
Mehmedim sana da iyi geceler ve öpücüğünü de yolladım.
yok musun ya
sağ olasın ömrüm

seni sevmek için yaratılmış gibi
yaşadım yıllarca
ama sen yoksun
seni seviyorum diyorum
hayalimdeki kadına.
hayalimdeki kadın seni seviyorum
parafım yarın senin ile bir şey görüşmek istiyorum
yani bugün olacaktı
ne zaman müsait olursan yazar mısın
bana
Günaydın Rüyaların Prensi.
günaydın rüyam
nasılsın
parafım bu akşam seninle bir şey görüşmek istiyorum ulaşabilir misin bana
rüyamsın
seni seviyorum rüyam ömrüm
İlk fırsatta ulaşacağım sen de benim canımsın.
seni sevmek için yaratılmış gibi
yaşadım yıllarca
ama sen yoksun
seni seviyorum diyorum
hayalimdeki kadına.
hayalimdeki kadın seni seviyorum
Hayaller sonsuz istektir, kur kura bildiğin kadar.
O mechul sevgilinin sıcaklığında kal kala bildiğin kadar.
Açma gözlerini,biraz daha zaman tanı hayellerine
Birazdan gözlerini açtığında gerçek hayat acıtacak canını.
Hayaller gerçek olsa deriz, bazen ummadığımız zamanda bakmışız hayallerimize kavuşmuşuz. Bazı hayeller imkansız değildir ucu madiyata dayanır. Bazı hayaller vardır , yanındadır elini uzatsan tutarsın aslında fakat senin değildir, hayalindir sadece imkansızmı imkansızdır tutamazsın,yanlış zaman ve yanlış yerde çıkmıştır karşına. Hayal kurmak güzeldir bence beyni o anlık boşalmaktır. , fakat eğer o hayale kendimizi kaptırıp gerçek dünyamıza alırsak hep mutsuz oluruz. Gerçek dünya çok farklı burada canımız acır ve canımız acırken gülerizde,ne mi yapmalıyız hayatta her zaman dozu ayarlamalıyız. Gerçeklerle yüzleşmekten kormadan,kabullenmeli ne aşırı sevgiyle bağlanmalı, ne sevgisiz kalmalı,insan ne yaparsa kendine yapar. kendimize vereceğimiz zararı bi başkası istesede bizim kadar vermekte etkili olamaz. Mantık , bazen duygunun önüne geçebilir,imkansız ben yapamam yüreğim söz dinlemiyor diye bir şey yoktur. Biz yaratılırken sabır diye bir erdem verilmiş biz insan oğluna. eğer sabrı bilmezsek insanlığımızın ne erdemi kalır.Bu can bir emenettir.Şu kısa dünyayı neden zehir ederizki kendimize,bazen hüzünü sever insan hafiften kendini dinler,isyana ne gerek var bukadar, ne acele bir gün ,hepimiz çıkmayacakmıyız o sonsuz yolculuğa.Ne kaldı dünden bize hatıra bir iki güzel sözden başka. Zaman su misali nekadar çabuk akıyor daha dün dü kucağımdaki bebeğim kocaman oldular.
Hayal edip resmetmek
Dile getirip yüreği kağıda dökmek.
Du a edip sabretmek varken
Neden hayatı zindan ederiz
Ömür dediğimiz nedirki
Her iki nefes arasında gizlenmedimi
Görmek için güzellelikleri
Nedenki gözümüzü klör ederiz
Tebrikler.
Mehmet kardeşim harikasın her geçen gün daha da güzel yazıyorsun kalemine sağlık.
Mehmet, hem hayat ile hem de kendi ile barışık bir insan ve enerji dolu. Yazdıkları ile de kendi enerji ve yaşam sevincini bizlere aktarabiliyor. Ne mutlu seni okuyabilen bir çift göze sahip olmak.
ezgim sağol da benim bir hocam vardı felsefe ve mantık dersine girerdi
mantık ilk dersinde
” Mantık en büyük mantıksızlıktır” demişti
dyugular olmasaydı sen şiir yazar mıydın
sevebilir miydim hayalimdeki kadını
Duygularımız olmasaydı hiç olurduk, anlamsız kalırdık.
sağol kanayan kelebek
sağol efkan
duygular olmasaydı bilemiyorum ama ben olmazdım bu gercek
Tebrikler.
İnsan ne kadar severse yüreği de o kadar büyüyor, yüreğinize sağlık.
Mantık en büyük mantıksızlık derken hocan bence mantıksız konuşmuş
Şimdi diyeceksin ne oldu bu Ezgiye Duyguları mı öldü.
Mehmet, ben sevmekten yanayım her zaman bilirsin, sadece sevginin derecesi bize ızdırap veriyorsa dozunu ayarlamalıyız, burada da devreye girecek olan mantığımızdır, düşün bak bana hak vereceksin.
Bazı şiirler var ki kalemden çıkmaz…
Gözyaşıyla yazılır, kağıttan sızmaz…
Yüreğinize sağlık.
Mehmet, harika yazmışsın yine, kutlarım.
Tebrikler.
Aşk bir hayattır…
bakın arkadaşlarım sağol benim paraf’ıma duyduğum sevgiyi anlatamam
ben yok olmayı düşünürken varlıksın var olmayı düşünmemi sağladı
tekrar
hayatımsın ömrümnsün
en önemlisi parafımsın
yaşama sebebimsin
rüya’msın kadınımsın
seviyorum seni
dostun mehmet
Böyle hissedip hayata dört elle sarılabiliyorsan ne mutlu sana.
paraf’ım
dinleyenim beni dinler misin
böyle düşünüyorum böylede olacaktır
paraf’ım beni istemiyeceğe kadar
Mehmet, Paraf seni öyle çok seviyor ki “istemeyeceğe kadar” diye bir söz sarf etmemelisin.
Şiirlerin çok güzel, yüreğin hiç kederlenmesin.
şaka yapmıştım
tal şaka
sadece gülme ikonu koymayı unutmuşum
iyi akşamlar Parafcan ı gören var mı?
:
yok
Ben gördüm.
Ya biz MAZDA385 i soruyoruz
iki gözüm nerdesin ya
özlemim sin
bye
mazda nerdesin söz veriyorum eylülün şiirlerini ilk yorumlarını sana bırakacağım
söz veriyorum
Eylülüm, bana ulaşan bir bilgi yok ama ulaştığı an paylaşacağım mutlaka çünkü ben de meraklandım.
Her şey hepimiz için ama başımıza ne gelirse gelsin bir yakınımızla bilgi ulaştırmak merak edenlere karşı bir sorumluluktur bu söz ben de dahil olmak üzere hepimiz içindir.
Umarım ki olumsuz şeyler olmasın ama insan meraklandıkça da hep olumsuzu düşünüyor elinde olmadan.
ben burdayım rüyam
Hem gül yanaklarından hem de gözlerinden öperim.
Bazan bir insan bazen de bir güzel davranış bağlar ipler kopmak üzereyken sizi hayata.
seninle araştırmayı öğrendim
lütfen bırakma şiir yazmayı
günlük 5 kelime yazarım manalarına bakarsın olmaz mı?
yeni de bir osmanlı lügat aldım ki 90.000 kelime var kaç yıl sürer hatmetmek hıfz etmek
Külliyat, Mehmet kardeşimi kıramaz biz de bu vesile ile faydalanırız diye düşünüyorum.
biliyorum ya onun için sözlük aldım ya
lütfen seni okumak istiyorum beni kırmA
Bir gecenin kör karanlığında yitirdim seni, bu sokakta. Sonrasında gelen her günün gecesinde, sokağın her taşını seni bulmak için dolaştım, ezberledim. Yitip gittiğimizi bile bile, içim acıyarak ve bir yandan da aslında seni acıtarak yaptım bunu. Olan her şeye öfke vardı içimde. Bazen çığlık atarak, önüme çıkan taşa, ağaca, kuşa seni benden alanın o olduğunu sanarak kızıyordum. Kim bilebilirdi, benim yitirmenin acısını yüreğime azık yaptığımı? Senin sevdan yerine geride bıraktığın koca boşlukları doldurmaya çalıştığımı kim görebilirdi? Her yeri kaplayan yüksek duvarların olduğunu bilirdim elbet. Seni saklayan duvarı aradığımı, sen bil istedim ama nafile… Sesim sana hiç ulaşmadı.
Bu her şeyin hem başı, hem de sonuydu. Senin hem gelişin, hem de gidişindi o gün. Senden öncesi ve sonrası vardı hayatta. İnsanın kaybetmeye dayanamayacağı tek varlığın umudu olduğunu, nasıl öğrendiğimi sorma. Acılar içinde kıvranarak, ay tutulmasında gelgitler yaşayarak, gündüz güneşimi kaybederek ve en kötüsü senin gidişinin arkasındaki kör karanlığa, mahkum olarak. Bu mahkumiyetin hem başı, hem de sonuydu o gün. Ben sonunu göremesem de, seni arayacağıma emin olmanın verdiği bir güç vardı içimde. Bir gün gelecekti, bu kör karanlığa güneşin doğduğu an.
Umudunu yitiren bir insanın, geride kalan hatırlarla kendini beslediğini ve tutunduğunu öğreniyordum senin gidişinden sonra. Hayata dair söyleyeceklerim asla bitmeyecekti. Sana dair anlatacağım gece masalları gibi, ilgiyle dinleyecekti belki kaldırım taşları. Seni ararken, sokaklarda onlarla dost olacağımı bilmeden, hunharca harcadığım adımlarımı , artık daha dikkatli atıyordum. Senden düşen bir anıyı ezmemek için ve senin taşların üzerine düşen gölgeni, hatta çiçek kokusunu andıran kokunu bile taşıyan kaldırım taşlarını görmeden geçmemek için…
Ne çok nedenim vardı seni aramak için ve sana dair anılarımı haykırmak için. “Umudum kayboldu, gören var mı?” Kör karanlıklara bıraktı yerini ve gitti. Kırdım onu biliyorum, bana ceza veriyor aklınca. Bilmiyor ki; ben çoktan pişmanlık duvarının önünde, tek ayak üzerinde beklemekteyim onu gündüzleri. Geceleri de kaldırım taşlarına sorarak aramaktayım izlerini. Kayboluşlar yaşamaktayım, sahte gözlerde onu aramaktayım, yalancı şarkılar dinlemekteyim. “ Bir duysan da sesimi, koşup geliversen bana umudum…” Yeniden şenlense bu yürek, yeniden sevmelere doysa, yeniden gülse gözlerim. “ Bir duysan da gelsen, keşke…”
Böyle seslendi sevgiliye, umuda, hayata ve gecenin kör karanlığına…
Mavisihir
PARAFIM SENİ SEVİYORUKM
Oku!
insanı oku, alemi oku, yaradılanı oku
kendini oku;
kimsenin kırılmasına müsebbib olmak için son değil bu;
bu son sadece ve sadece kendi kırılmışlığımın sarılması;
bende kendi kırılmışlığımı yaramı okuyorum ,
yazmalısın ki okunsun külliyat bak yazmayı bilmeyen ben bile yazıyorsam
Külliyat biz de senin yaranı kenardan okuyalım ne çıkar hepimiz yaralı değil miyiz?
sen hem okuyup hem de okutmalısın bizi senin bloğunu dağıttırmıyacaksan kahve içemiyeceksek seninle
ne anlamı var ki yaranı okumanın
bir de kelime gerektir yazmaya zengin bir kelime dağarcığı
ee onun içinde lügatler devririyorsun o zaman yaz ki okuyalım mehmed..
tatile çıkmadan önce paraf’a bir şiir sözüm onu yazmaya çalışıyorum..sonrasında
bundan sonra kalem sana okumak bize
bundan sonra tevazu sana övgü bize
bundan sonra sükunet sana eleştiri bize…
etraf bir ailedir
yara’n yara’mdır okutmalısın yaranı
vay canına ne rüya’ymış be parafım halen etkisindeyim

“Ne demeliydim ki ? Gözlerine almalıydın beni !”
Yırtık düşler biriktiriyorum Geceye.
Ne zaman yoksun desem! Hep inadıma dikiliyor Hayalin gözlerime.
Söz diyorum bu defa Söz!
Unutup sağıma atacağım Seni!
Bu defa gideceğim bu senaryodan!
Gideceğim adımını attığın sokaklardan!
Geçeceğim Acı’ma dokunduğun yerden! Derken;
Dilimin ucunda kalıyordu hep,
İçimden atamıyorum SENİ!
Seni çok sevdim diye başlıyorum yine Satırlarıma.
Gittin derken bile direnç vaat ediyor kalemim.
Yenik düşüyorum en alından gülüşüne!
Alnının üzerinden geçen yazgıya bakıp! Sızım olacaktın.
Hani O bırakıp giderken Beni! Bu öksüz, yetim gülüşlerimi yüzüstü koyup gidişine
Bakmayacaktım!
Alnına dokundurup veda buselerini! Yüzüne bakıp susacaktım!
Dün ki Gibi.
Bir gelip bin gidişin gibi!
Bir alev gibi düşerken ellerime, avuçlarımda yanan gözlerin gibi!
B/akmayacaktım Ayrılığa..
Hani Ç/ölüme düşen kurak dudakların gibi!
Sözlerinin yeşilinde izinsiz gelişlerinin ıslaklığı gibi,
Kısa metrajlı susmalarımın öğretilerinde, sessiz arsız dilenmelerinde Saçlarını t/arayacaktım.
İçine b/akıp b/akıp , içime almak isteyecektim!
Sesime , se(n)ssizliğe düşüp, Tuzlu su dökecektim Yokluğuna..
“SEN” diye bütün notaların belkemiğine vurup!
İç cebime iliştirip ! O şarkı diyecektim.
O şarkı da bizi anlatıyordu!
Biz Olamadığımız Anı’n ince tel dokunuşunu d/inletiyordu kulaklarımda..
D/inlerken! B/aşka’ları diyordu! O.
Sesini yanıma verip , Bir b/aşkasını besliyordu içinde Sevgili..
T/anım(s)adığım korkulardan tutunup’ d/üş(t)ecektim yokluğuna,
Diyordum! O gidiyordu..
Tekrar Sordu Şehir Gözlü!
Gözlerimin içindeki Okyanus seni ne kadar alabilir İçine!
Sustum!
Eflatun düşler biriktirip cebimde, Yüzündeki Gamzelerine savurdum!
Yüzüne Baktım!
O gözlerin Beni Y/akabilir Dedim! Sustun..
Sustun Şehir Gözlü ! Ne dememi bekliyordun ki..
Ne dememi! Vazgeçmemi mi ?İçini içime alıp gitmemi mi ?
Ne demeliydim ki Gözlerine almalıydın beni ?..
Hadi Şehir gözlü!
Yanını yanıma verip ! Bu gece doğmayan güneş’e inat!
En doğu yanınla içime at İç sızılarını!
İçim acısın! Sen acıma gözlerinden! Acıtma içini.
B/akma ayrılığa ! Dur.
Seni bana getir zifiri karanlıkların ayazından!
Yüzümü suretine sür hadi!
Sür beni Vuslat’ın heyecan ritmine!
Kavuştur ayak izlerimizi, Yan yana
İki elimizi aynı yöne bitiştir!
Kalabalıkların sicim sicim yağmurlardaki akışına akıt beni.
Hadi bu Şehrin ayak izlerinde Yalnız adımlar olmamalı!
Mavi bir gece !
Mavi bir göz yaşı Sun g/özüme.
Denizleri okşayan kayıp bir alfabe ile soğuk demli bir çay gibi içelim yalnızlığı!
Yazmaya devam etmeliyim seni Şehir gözlü!
Hayatımın en sevdalı yanından,
Sana varmak için!
Her gece öldürüp kalemimi sana doğmak için!
Yazmalıyım seni..
Gizlediğim cümleleri heceledim , ilk hece ve son hece!
“SENİ ÇOK SEVDİM”
“Hadi Şehir Gözlü Gözlerimin perdeli yanını aç !sür gözlerime dört nala koşan Hasretleri”
Fatih KABA