
Gerçeğe uyanışta
Kutsal Bir Düş’de
Sizi Gören Bakış’ta
Evliyaca Yakarış’ta
Kusrumu bile bile
Sürç-i lisan’ım ile
Şefaat yerine dile
Seyahat düşseydi de
Yolu hep siz olan
Her yolu size çıkan
Yalnız size varan
Seyyah;
Ben olaydım
Tem 31

Gerçeğe uyanışta
Kutsal Bir Düş’de
Sizi Gören Bakış’ta
Evliyaca Yakarış’ta
Kusrumu bile bile
Sürç-i lisan’ım ile
Şefaat yerine dile
Seyahat düşseydi de
Yolu hep siz olan
Her yolu size çıkan
Yalnız size varan
Seyyah;
Ben olaydım
Tem 31
Ülkemizin yıllardır tartışmasız sönmeyen yıldızlarından birisi de hiç kuşkusuz Cem Yılmaz. Her yaptığı iş göz dolduruyor ve ülkemiz adına sürekli yenilikçi, kendini tekrarlamayan, her seferinde başarıya en iyi şekilde ulaşmayı bilen bir tavırla da yoluna devam ediyor. Bu zamana kadar tiyatrolarda iki bine yaklaşık stand-up yapan Cem Yılmaz, her seferinde salonlardan izleyenlerini tatmin ederek çıkarıyor. Tabi bu şekilde de başarı üzerine başarı kazanıyor.
İlk filmi Gora ile Cem Yılmaz “en çok izlenen/en çok gişe yapan” film unvanını almıştı. Devamında çektiği Hokkabaz filmi ise Gora’yı edepsiz diye kötüleyenlere tokat niteliğinde içinde edebe aykırı bir şey olmayan bir filmdi. Gora ile Türk tarihinde gerçek manada ilk bilim/kurgu türünde film çeken kişi olan Cem Yılmaz; Gora’nın devamı Arog filmi ile de büyük başarı yakaladı. Bu başarılarına da şimdilerde çekmeye hazırlandığı Yahşi Batı aldı filmini eklemeyi düşünüyor.
Cem yılmaz Yahşi Batı filminde daha önce Arog ve Gora filmlerinde çalıştığı Zafer Algöz, Özkan Uğur ve Özgür Ozan ile de çalışıyor. Hatta bazı haberlere göre de Cem Yılmaz bu kez Gora’da yönetmen koltuğunu beraber paylaştığı Ömer Faruk Sorak ile birlikte Yahşi Batı filmini çekimlerine başlayacak. Hatta ve hatta Ömer Faruk Sorak’ın yönetmenlik dışında filme yapımcı olacağı da gelen haberler arasında.
Peki, Cem Yılmaz Yahşi Batı filminde ne anlatacak?
Cem Yılmaz kendi ağzından filmini kısaca:
“Yahşi Batı deyince akla gelen bir şey var. Belli ki bir Western filmlerine gönderme olacak bir şey. Kaçınılmaz akla gelen şey bu. Amacım tırnak içinde bir kovboy filmi çekmek değil. Tarih olarak 1850, 60-70 oralarda geçtiği için ve mesele Amerika’da geçtiği için ve iki Türk’ün iki Osmanlı’nın başına gelen bir macera olduğu için Yahşi Batı tabir olarak bizim filmin içindeki kahramanların tabiri olarak öyle bir isme oturuyor.
….
Filmin kahramanları, başlarına bizim kovboy filmi diye izlediğimiz tabloya düşüyorlar. İnsanlar hani bilim kurgu şeyi beklemesinler. Bi zaman makinasına binip oraya mı gidiyorlar, değil fiziken oradalar. Orada hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Bizim o filmlerde görüp de korktuğumuz kovboylar, kimsenin ne dediğine pek anlam veremediği bir Kızılderili kabile lideri falan var.”
Diyerek açıkladı.
Cem Yılmaz’ın merakla beklenen Yahşi Batı filminin vizyon tarihi ise 8 Ocak.
Tem 31

Fırtınalar kopuyor içimde
yanıyorum her özleyişimde
Gönül bahçemde çiçeğim
Damarlarımda can suyum.
Nasıl hasrettim kokuna, nasıl içim acıyor bilsen.
Bana kızım değişini, gözlerimin içine bakışını…
Hasretin kor gibi yakıyor yüreğimi.
Gurbet her şeyimizi almış kaderimiz çile.
Dalları fırtınada kopmuş bir ağaç gibi,
Her yaprağımız bir ülkeye savrulmuş.
Yokluğun acıtıyor içimi vefasızca,
Bir resmin var elimde, sarılırım her gece,
Hasret ateşleri yakarak bağrıma…
Ölüyorum her gün dirhem dirhem…
İçime düşüyorsun tane tane her yağmur yağdığında.
Hasretlere dayayıp başımı,
Koynumda volkanları taşıyan bir dağ gibi sustum…
Özlüyorum seni baba.
İmran Şirin
Tem 31

Seni görme ihtimalim kalmamıştı
Uzaktan da olsa duyurmuyordun sesini
Sadece satırlara ekliyordum hasreti
Acını yüreğimin derinliğine çektim.
Bir ses ver istedim…
İnan nefes aldığına şükrederdim.
Yüzünü görmeyi, hasreti, acıyı geçtim
Her ihtimalsizliğini kabul ettim
Sadece bir ses, bir ses ver istedim.
Ezgi
Tem 31

Kas lifine verilen isimdir Tendom, eğer kopma ya da kesilme olmuşsa kendi kendine iyileşemeyecek olduğundan ameliyat olmak şarttır. Ameliyat sonrası yapılması gerekenlerin başında da düzenli egzersizler ve fizik tedavi gelir. Eski halini alması için sürekli harekete ihtiyacı vardır. Bir süre yani ameliyat yaraları kapanana kadar o bölgele takılan aparatlar yüzünden hareket edemeyecektir hatta şişlikler inene kadar sancı yapmaya da devam edecektir.
Ülkemizde ameliyat korkutmaz ama ameliyat sonrası oluşabilecek komplikasyonlar korkutur. Yeteri kadar hijyen sağlanmadığında tüm ameliyatlar için büyük risk vardır. İltihap oluşmaması ve oluşan iltihabın kronik hale dönüşmemesi için ciddi bir bakım gerekmektedir.
Kırmızı kasları kemiklere bağlayan bağ dokudan yapılma uzantılar. Damar damar üzerine geldi yanılgısının sebeplerinden biridir. Zira bastırınca damar olduğu zannedilen dokular gerçekte yorulduğu ya da incindiği için kısmen kasılı kalmış ağrılı kasların tendonlarıdır.
Tem 31

Kimse sahip çıkmadı emanetine Züleyha!
Kimse umuduna senin gözünle bakmadı,
Her güneş doğumunda giyotinler kuruldu yollarına,
Her adım başı umudun çığlıkları,
Ama bütün kulaklar sağırdı sana.
Kimse sahip çıkmadı emanetine Züleyha!
Ödünç mutluluklar buldun defter aralarında.
Kurşun kalem günlükleri dolduran neydi?
Ve neydi seni sana karşı kuran?
Kimse sahip çıkmadı emanetine Züleyha!
Zorla elinden alınanlar emanet değildi aslında,
Kimse bilmedi içinde ölen mutluluğu,
Kimse bilmedi içinde büyüyemeyen umudu,
Kimse hiç kimse bilmedi,
Her sabah Fırat’ta nasıl boğulduğunu…
25.07.2009
Züleyha SELÇUK
Tem 31
boş bir kağıdı elime aldığım zaman,
ilk neyi anlatmak istediğimi düşünürüm
yaşayan ve gözlemleyen insanım biliyorsun
bir de dinleyen
dinlediğim gerçek bir sanatçı olmalı
olmalı ki sana yazabileyim
seninle mesela Candan Erçetin’i dinlemek
huzur veriyordu
düşüncelerime düşünce katıyordu
ilk defa bir dostluktan bu kadar huzur duyuyordum
sen bana dinletiyordun
ben ise seni dinler gibi dinliyordum
oysa ki sesini duymamış biri olarak sesini hayal ederek
seni dinliyordum
Candan Erçetin’i değil.
Tem 31

hayat
dönüp baktığımız gün yığını
ama memat
hayat
geride bıraktığımız aşk yığını
ama hoyrat
hayat
gecede yaktığımız mum yığını
ama feryat
hayat
göğsümüze taktığımız muska yığını
ama rahat
hayat
yolunda öldüğümüz anı yığını
ama bayat
Barış Erdoğan
Tem 31

Gönül aşk_ı muhabbette senle
Kapılır kaybolur meçhul benliğinde…
Gece ay olur doğarsın,
Gündüz güneş olur yakarsın.
Perdeler bile kıskanır
Sevda yelini eser durursun.
Ay kıskanır seni,
Sönük kalır gecede,
Güneş kıskanır
Yakmaz teni de
Su gibi berraksın
Irmak gibi çağlarsın gönülde…
Sazsın muhabbette
Ezgisin tellerde
Türküsün dillerde
Sabahlara kadar aynı makamda ruhu okşar
O güzel dilde, Suzidil’de…
Tem 31
Son sözümü söylemedim daha
O gidecek dediler
Ne söylüyor bunlar?
Son sözümü söylemedim daha
Öylece çekip gitmek var mı kitabında
Zemheri ayazında donar kalırsın bensiz.
Tem 31
Çatık kaş altında hasta ruh yatar,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Sendeki her terslik eli hırpalar,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Gül ki; güzelleşsin ruhunla yüzün,
Gül ki; beğenilsin her bir tek sözün,
Gül ki; aydınlansın gecen, gündüzün,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Belirtme gözünü, çatma kaşını,
Çevirip kaçırma yana başını,
Tebessümle yürüt her bir işini,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Asık bir suratla sevilemezsin,
Öfkeyle sorarsan öğrenemezsin,
Bir kez alıştın mı hiç gülemezsin,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Bir tatlı gülüştür kapıyı açan,
Güler yüzlü insan can içinde can,
Hoşlanan hiç yoktur asık surattan,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Gülmesini bilen gönül hoş eyler,
Dertleri, gamları hurdahaş eyler,
Gülenler azapla kolay baş eyler,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Tebessümde vardır izi zekânın,
Asık surattaysa kinin ve kanın,
Gülmek bir lütfüdür Bari Huda ‘nın,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Mendebur adamdan herkes çekinir,
Zira bir bakışta içi görünür,
Gülense aranır, her an sevilir,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Bir konuğun gelse gülüp karşıla,
Meğerki yanında mutluluk bula,
Nice derdi varsa dertten kurtula,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Gül ki; istenilsin, çalınsın kapın,
Herkes olsun sana canlardan yakın,
Asık suratlıdan kendin de sakın,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Tebessümle doğra ekmeği aşa,
Gülerek hasta yat, gülerek yaşa,
Güleç ol insana, böceğe, kuşa,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Uyurken dürtseler; doğrul gülerek,
Çalınsa kapı; aç gülümseyerek,
Gönül çadır ise tebessüm direk,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Sözümü anlama sakın dolaşık,
Güler yüzlü insan değil yılışık,
Kahkahalar atmak almaz yakışık,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Öfkeyle, şiddetle sorulmaz hatır,
Hiddetli her soru kalbi kanatır,
Tebessüm öfkeden elbet evladır,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Barlıoğlu tıpkı gül kadar güleç,
Bir sözü bin derde belki de ilaç,
Bir tek tebessüme her zaman muhtaç,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
(Hikmet BARLIOĞLU (1933 -2003)’ nun
MÜHÜRLÜ KİLİT isimli Felsefi Şiirler’ inden > 243 -246/412)
Tem 31

23 Nisan 1973 Tarihinde Egemenlik ve Çocuk Bayramı için armağan olarak dünyaya gözlerini açmıştır. Komedyenlik ve oyunculuğun yanı sıra başka alanlarda da başarıları ile göz nuru olmuştur. Fazla bilinmeyen yönleri ise karikatürist, senarist ve yönetmenlik yaptığıdır. Ailesi Sivas kökenli olan Yılmaz İstanbul‘da doğmuştur.
Cem Yılmaz’ı izleyip de gülmeyen olduğunu hiç sanmıyorum. İzleyicilerin damarını elinde tutmayı büyük bir ustalıkla başarmaktadır. Hayran kitlesi öyle geniş ki her muhabbet ortamında Cem Yılmaz’ın sözlerinden birine güldüğünüzü fark edebilirsiniz.
Cem Yılmaz en son hangi filmde oynadı, şu an hangi ilde diye peşinde dolanmaktan yoruluyorum. Cem Yılmaz’ı anlatmaya ne sayfalar ne de bloglar yeter. Cem Yılmaz ile ilgili son gelişmelerin takip edileceği bir blogumuz olmalıydı…
Tal
Tem 31

Hüzün yıllar sonra
Gülhane parkında
İstanbul’u Sarayburnu’ndan
Sessizce seyretmekti.
Hüzün yıllar sonra
Bir fotoğrafta
Kendi resmine bakıp
Bir yabancıyı görmektir…
Hüzün yıllar sonra
Sirkeci vapur hattından
Vapura yalnız binerek
Boğazın maviliklerinde kaybolmaktı.
Hüzün yıllar sonra
Eminönü’nde, Üsküdar’da
Yâda Karşıyaka vapurunda
Simit ve gazoz tadı aramaktı
Hüzün yıllar sonra
Bir Gelincik mevsiminde
Kan kırmızı ellerle
Papatya falı bakmaktı…
Hüzün yıllar sonra
Karaköy iskelesinde
Balıkçı teknesinde
Balık ekmek kokusunda aramaktı.
Sadberk & Korsan
Tem 31
Mizanda kaldı her şey
Şimdi gülüşlerin arifesi
Yeni baştan sevmelerin
Güzel gönüllerde gezmelerin…
Aydost
Tem 30

Ey
Bakışlarının ihtişamından korktuğum
Yolumu kaybettiğim
Lal olduğum
Çek bakışlarını benden
Utanırım
Bakma bana
Bakma gözleri karabiberim
Gözlerinden gönlüme
Yol aradığım
Gelip kirpiğinde durduğum
Derin manalarında avunduğum
Bakma bana
Bakma gözleri karabiberim.
İstanbul sen olur
Sen İstanbul olursun
Katran karası bakışlarında
Vurgun olursun
Yangınlardayım
Çevir çağlayanlarını
Bakma bana
Bakma gözleri karabiberim.
Silinir tüm haşmeti Ayasofya’nın
Yerle yeksan olur
Azameti Topkapı’nın
Kız Kulesi’nde kaybolur çığlığı
Leandros’un
Başka alemlerdeki ruhumu
Sarar beni günahımın korkusu
İstanbul sen olur
Sen İstanbul olursun
Hadi yum gözlerini
Kirpiğine ay doğsun
Bakma bana
Bakma gözleri karabiberim.
Tem 30
Amasya ilimizi tanımak için yaptığım araştırmada birçok ilkleri okuyarak Amasya ilinin tarihinin ne kadar parlak olduğunu okuma fırsatı yakaladım. Amasya birçok Osmanlı şehzadesinin valilik yaptığı bir şehir olduğunu, Amasya’da valilik yapan şehzadelerden altısının daha sonra Osmanlı tahtına çıktıklarını hayretler içinde okudum.
Oysaki ben Amasya ilini hep Ferhat ile Şirin ile tanımışımdır. Dillere destan olan aşkları ile asırlardan beri birçok genç kızın ve erkeğin dillerinde şiir olan Ferhat ile Şirin aşkı için sevgilisinin evinin önünde kanal kazan birçok erkeğin hikâyesini okumuşumdum. Amasya ilinin Cumhuriyet tarihimizde de önemli yeri vardır, Cumhuriyet’imizin temellerinin atıldığı Amasya Tamimi tarihimizde önemli yere sahiptir.
I. Murad’ın oğlu olan Yıldırım Bayezid, 1386 yılında Amasya’yı Osmanlı sınırları içine almış, 1389′da da Amasya Valiliği’ne atanmıştır. Aynı yıl içerisinde de Osmanlı tahtına davet edilmiştir.
Yıldırım Bayezid’in oğlu olan Çelebi Mehmet, babasında sonra Amasya Valisi olarak tayin edilmiştir. 1402 yılında Ankara Savaşı’ında Timur’a yenilen ve dağılan Osmanlı birliğini Amasya’daki dirayetli yönetim anlayışı ile yeniden sağlamıştır.
1404 yılında Amasya’da doğmuştur. 1415′te 11 yaşındayken Amasya Vali’liğine atanmıştır. Babası Çelebi Mehmet’in 1421 yılında vefatı ile birlikte tahta davet edilmiştir.:
Kardeşi Şehzade Ahmet’in Amasya valiliği sırasında ölümü üzerine (1438) yerine atanan Şehzade Mehmet, bu görevini bir yıl kadar sürdürmüştür.
1454 yılında 7 yaşındayken Amasya’ya vali olarak gönderilen Şehzade Bayezid, 27 yıl bu görevde kaldıktan sonra 1481 yılında Osmanlı tahtına çıkmıştır.
II. Selim’in oğludur. 1566′da Amasya valiliğine tayin edilmiş olup, yaklaşık bir yıl bu görevinde kalmıştır. Amasya’da valilik yapan son şehzade olmuştur.
Amasya Valisi Şehzade Bayezid’in (II. Bayezid) oğludur. 1470′te Amasya sarayında doğmuş, 11 yaşına kadar babasının yanında Amasya’da eğitim almış ve 1481′de Trabzon’a vali olarak atanmıştır.
1540 -1553 yılları arasında Amasya valiliği yapan Şehzade Mustafa, veliaht olarak yetiştirildi. Amasya Halkı tarafından da çok sevilen Şehzade, 1553 yılında boğdurularak öldürüldü.
Yorumlarda Amasya ilinin Coğrafi, Tarihi ve Fiziki yapısı hakkında daha detaylı bilgileri sizlerle paylaşacağım. Sevgi ve Saygılarımla…
Tem 30

Bütün yokluk mu her yer; bari bir “YOK” der sada yok mu? (M.Akif Ersoy)
Belâ’ya müştak kıldığın gündür; yar
Bilip bulduğum anda; yoksun yok
Asr-ı yıllarca gönülüm figandır; yar
Gül-üp daldığım anda; yoksun yok
Şahdamarımdan da yakın düşen közün
Yangın-ı cehennem kıldı kalbimi özün
Ahad sırrında görüp aşık eyleten yüzün
Solup, sildiğin anda; yoksun yok
Hilkatine delil garib-i varlığım madem
Sultanım kapında neden hep bu matem
Ben ki; Havva izinde aleme düşen adem
Dalıp Kovulduğum anda; yoksun yok
Susma ey yar; cesedim ruhuma kara peçe
Susma ey yar; efkarım yine sen bu gece
Susma ey yar; yak/arışım sana hece hece
Dil/inip kıyıldığım anda; yoksun yok…
Tem 30
Etraf.org yaklaşık bir
senedir, en iyi şekilde ayakta durmaya çalışıyor. Buradaki yazar arkadaşlarım, web sitemizi en iyi şekilde sahiplenmiş durumdalar. Bu durumdan her ne kadar hoşnut olsak da ”etrafı çok daha iyi şekilde dağıtmak için”, yazar arkadaşlarımızdan beklentimiz; Güncel konular ile ilgili düz yazı yazarak kendi bakış açılarını yansıtmalarıdır. Bu sebeple Burhaneddin kardeşimin yazdığı, şeylere bütün kullanıcı arkadaşların uyması etraf.org web sitemizin geleceğini etkileyecektir. Bu yüzden mümkün olduğu kadar bu kurallara uymak için titizlik göstermenizi yürekten diliyorum.
Sevgi, saygı ve hürmetlerimle…
Paraf
Etrafı daha iyi dağıtmak isteyen Sevgili ve Değerli etraf kullanıcıları; ben Burhaneddin, geçmişten bu güne bir şekilde etraf.org web sitemizin içinde bulunduk. Hedefimiz her zaman en iyi olmak ve ailemizi büyütmektir bu bakımdan samimiyetlerini hiçbir zaman esirgemeyen etraf.org yazarlarının aşağıda yazılı olanları uygulaması web sitemizin geleceği açısından çok önemlidir. Gereken ilgi ve alakayı göstereceğinizi ümit ediyorum. Saygılarımla…
- Google’da daha iyi sıralara gelebilmek için aktüalite ve popüler yazılara ağırlık vermeliyiz. Şiir veya manzum eser yazacak dostlarımız, popüler içerikli yazılar, kültür-sanat yazıları, gündem yazılarını ve edebi yazılarını özgün yazabilmelidir. Bu yazılarımızda özgünlük en büyük şart olmalı.
- Yazılarımızda içerikte anlattığımız konulara yönelik kaliteli link çıkışı yapmalıyız. Örneğin İstanbul ile alakalı yazı yazıyorum. Yazının içinde İstanbul kelimelerine link vermeliyim. Örn. İstanbul
- Etraf.org kullanıcılarının hepsi tarayıcı olarak mozilla firefox kullanmalı. Ve alexa eklentisini indirmeli, kurmalı. Kesinlikle ve kesinlikle mozilla’dan vazgeçilmemeli. Alexa eklentisini kullanmazlık yapılmamalı.
Mozillayı indirmek için tıkla (mozilla’yı indirdikten sonra, alexa eklentisini indirin ve kurunuz.)
Alexa eklentisini indirmek için tıkla
- Bu tarayıcıyı ve eklentiyi ekleyen kullanıcılarımız; boş vakitlerinde bolca sitede gezinti yapmalı ve sayfa görüntülemeyi artırmalıdır.
- Yazıları yukarda dediğim şekillere göre yazan kişiler etiketlerin girerken, kesinlikle ve kesinlikle çokça etiket girmemeli, az ama konu ile alakalı, popüler etiket girilmelidir.
Şimdilik yukarda yazılan kurallara uyan yazarlarımız, web sitemiz için en iyi olanı yapmış olacaktır. Bir süre bu şekilde yapılırsa hedeflediğimiz başarı bizim için uzak değildir. Samimi ve dostluk içinde etrafı dağıtmaya devam! İyi yazmalar, herkese başarılar…
Tem 30
ben sana yazarken
her zaman Onur Akın dinlerim
1999 yılında tanıdım onu arkadaşımın sayesinde
ne dinliyorsun dedim
“boş ver senin tarzın değil” dedi
müzik evrensel değil mi?
benim tarzım olsun yada olmasın ne fark eder dedim
“pekala Onur Akın” dedi
verdi kulaklığını birlikte dinleme başladık
o günden beridir dinlerim
sana yazdığım günlerde
en çok şu soru gelir aklıma
Onur akın ve Sen olmasaydınız ne olurdu?
Onur Akın malum 68 kuşağına Aşkı öğreten adamdır
kadınlara bacı gözüyle bakılmayacağını söyleyen
aşk adamıdır
Onur Akın’ın şarkılarında ise seni görüyorum ve yaşıyorum
Yağmur yüklü bir bulut oluyorsun
seninle ağlıyorum
Mayın hattında oluyorsun
birlikte dağlara çıkıyoruz
Asi ve Mavi oluyorsun
gözlerin ışığın rengi oluyor
en çokta sevdiğim şarkı oluyorsun
ekmeğim, tuzum oluyorsun
sevdiğim memleketim oluyorsun
seviyorum seni…
Tem 30

-Korsan’a-
beni gül dalına astılar
kesildim bülbül ey yar
beni bülbül alnına astılar
açtım kızıl bir gül ey yar
Barış Erdoğan
Tem 30
Gitme içimin Leyla’sı üşüyor,
Çöldeydi onca zaman,
Şimdi zemherine düşüyor!
Gitme,
Kal yüreğimde,
Şubat ayazı doldu düşlerim,
Ağustosa yol alamıyorum…
Gitme içimin Leyla’sı tükeniyor,
Çoğalmaya yeminliydi oysa
Şimdi kısır sevdalara gizleniyor!
Gitme,
Kal yüreğimde,
Kurak mevsimler doldu şehirlerim,
Yağmurlu caddelere varamıyorum…
Gitme içimin Leyla’sı ölüyor,
Gelişinle yeni doğmuştu oysa,
Şimdi yokluğunla ölüme yürüyor!
Gitme,
Kal yüreğimde,
Matem sedası doldu günlerim,
Yaşamdan tat alamıyorum…
Züleyha SELÇUK
Tem 30
Yazdıklarımı,
Sana yıllar önce göndermiş olsaydım eğer;
Onları benim yazmış olduğuma dair
“Bir” ihtimal bile vermezdin,
Bilirim…
Oysa tüm yazdıklarımı,
Bir gün onları okuma ihtimalinin varlığını düşünerek yazdım ben…
Tem 30
Canda ot olamadın
Bir sana doyamadım
Alıp sineme saramadım
Nerdesin ey yar?
Sevgine kapılıp daldım hayale
Aldın ruhumu çaldın benden beni
Vurdun gazele
Sarardı soldu canotum
Neredesin ey yar?
Sen ki güneştin ruhumu ısıtan
Sen ki aydın geceme doğan
Sen ki ciğere nefes olan
Nefessiz bıraktın beni
Neredesin ey yar?
Gözlerine hasretim
Gülüşüne, gamzene,
O sıcacık şefkatine,
O sıcacık tende terine,
İhtiyacım var.
Neredesin ey yar?
Yüreğimdeki yaşlar kana döndü
Damlaya damlaya kan gölüne döndü
Ruhum sensiz karardı zindana döndü
Meçhulün yüreği mahkuma döndü
Sende tutuklu kaldı yüreğim
Neredesin ey yar, neredesin ey yar…
Saat: 02,40 – Salı
28.07.2009
Tem 30
Sen yokken ne kadar çirkin bu deniz,
Ne kadar hırçın bu bulanık dalgalar,
Martı çığlıkları sarhoş naralarından farksız,
Kumsal dikenli dikenli,
Pis suların ortasında kepazeliğe çıkmış
Yelkenli.
Hiç bilmezdim;
Bu çamların bu kadar çirkin olduklarını,
Yağmurların böyle iğrenç yağdıklarını,
Güneşin öç aldığını insanlardan,
Ayın bu kadar menhus göründüğünü
Yakından.
Meğer ne kadar rezil bir dünyaymış bu dünya,
Taşları kepeklerden gevrek,
Pamukları taşlardan sert,
Gündüzleri gecelerinden
Ve geceleri gündüzlerinden
Namert.
Çilelerime tanıklar ister çile demeye, anam-babam,
Her çilem denk geliyor bir işkenceye,
Ne gündüzlerim benziyor gündüze,
Ne geceye gecelerim,
Sensiz cennetlerde de olsam;
Cehennemdeyim.
(Hikmet BARLIOĞLU (1933 -2003)’ nun
BİR ESİNTİLİ KUŞLUK VAKTİ isimli Serbest Şiirler’ inden > 93 -94/100)
Tem 30

Gidiyorum uzaklara
Senin olmadığın kendi dünyama
Uzaklık kavramını aşılmayan dağlar
Geçilmeyen denizler mi sandın…
Aramıza açılan mesafelere hiç aldırmadın
Gidiyorum uzaklara senin olmadığın kendi dünyama…
Ezgi
Tem 30

Gözleri var şimdi aklımda
Gülen yüzüne yakışan gözleri
Gözlerimi yumduğumda
Beni yakan gözleri…
Zencefil
Tem 30

Bir daha sarmasan da beni
Param parça olmuş benliğimden.
Gözlerimden akan yaşlarla,
Virane olmuş yüreğimle…
Gönül bahçemde gül olacaksan
Bülbül olur gelmeni beklerim.
Taşırım ben hasretinin yükünü.
Acılarım koynumda sır gibi…
Susar dillerim yanarım ben aşkınla.
Hayallerim son bulunca paramparça olur bedenim.
İşitmeyen kulaklar duyamaz çığlıklarımı.
Sevenler sahilde hep yalnız kalırlar.
Başım eğik… Tükenmiş umutlarım…
Gözlerimden akan yaşlarla,
Virane olmuş yüreğimle,
Sen git…
Ben beklerim…
Peri & Korsan
28.07.2009
Tem 30
Gaiplerden bir serçe sesi
penceremin pervazında mavisi
davetime icabet gel gör beni
bu aşığı hak neyledi neyledi…
Sohbetin yüreğimde bir kaçış
anıların küflenmiş zahirimde
sen kol kanat ol beyhudeye
masum ötüşün dolsun evime…
Lambaları sen için yakayım
tüm karanlık düşlere inat
lanetlenmiş bedenim ellerinde
onu sen giydir, sen donat…
Tem 30

etraf
Aşktır
Hasrettir
Özlemektir
Gecenin nemidir
Gözlerin feridir
Romantizmdir
Yaralı yüreklere merhemdir
Yalnızlara yardır, yarendir
Uykusu kaçanlara yastık, yorgandır
Üşüyenlere güneştir
Acıkanlara aştır
Yani
Çok şeydir
Her şeydir…
Tem 29
Gecelerin suskunluğu bitti
Soğukluğu sıcaklığa döndü
Sen geldin ya
Yalnızlık mı, o artık yok burada
Sen geldin ya
Yaralar kapandı artık
Kanamıyor acıtmıyorlar beni
Sen geldin ya
Ne hüzünlenir aşk çiçeğin
Yaprakları dökülür
Ne sessiz çığlıklar atar bu ev, duvarlar
Sen geldin ya…