30 Eylül 2009 icin arsiv

Ekonomiye Can İşte

etraf

Bu rakı…
Bunu içersen;
fabrikası kazanır, dağıtımcısı
kazanır, bayileri kazanır,
bakkaldan alırsın bakkal kazanır

manav ve peynirciler kazanır,
mezeciler kazanır, balıkçılar kazanır,

anason üreticisi çiftçiler kazanır,
şişe üreticisi kazanır,
nakliyeci kazanır, taksiciler
kazanır…

meyhanede içersin meyhaneci kazanır,
aşçı kazanır, garson ve komi kazanır…
içtikten sonra kaza yaparsın;
kaportacı kazanır, tamirci kazanır,
hastaneler kazanır, doktorlar
kazanır

Allah göstermesin ve gecinden
versin amma ölürsen;
mezarcılar da tabutçular da imamlar da, çiçekçiler de
kazanır

Velhasıl tüm Türkiye Kazanır…
İçin, ekonomiye can verin…

Türkiye için bir duble de siz
için…

Diyor bir üstadımız, Ben de Türkiye’nin ekonomisinin canlanması için bireysel olarak yapmamız gerekenleri yapmaya hazırız diyorum.

Kolbastı Şiiri

kolbasti

   Karadeniz insanına hayran olmamak mümkün değil. Hamsiye olan düşkünlükleri iyi bilinir. Hamsi buğulama, hamsi tava, çiğ hamsi, hamsi pilavı, hamsi turşusu, hamsi tatlısı derken hamsi ile ilgili yapılabilecek her şeyi yapmış durumdalar.

   Son günlerin en revaçta müzik ve oyunu olan kolbastı da bu yolda devam ediyor. Kolbastı için şiirler, klipler ve daha kim bilir dana neler yapacaklar. Sevdikleri her şeye sahip çıkmaları dikkatimi çektiğinden bundan sonraki gelişmeleri de takip edeceğimiz bir blogumuz olmalıydı.

Kolbastı ile ilgili okuduğum ve hoşuma giden Yusuf Ter’in şiirinin peşine bakalım daha nasıl çalışmalar gelecek…

 

Kol Bastı

Dere yolu kül ateş
Ayrılık olur kardeş
Dere yolu yaren eş
Kol bastı ziller taktı
Para zengine aktı

Yalana doyum olmaz
Vekilin gülü solmaz
Banka kasası dolmaz
Kız kolbastıya kalktı
Para zengine aktı

Sel götürdü evleri
Gökdeleni devleri
Öldürdü sevenleri
Şimdi kolbastı vakti
Para zengine aktı

İlahi takdir dediler
Hep yoksulları yediler
Gittiler geri döndüler
Kol bastı koldan baktı
Para zengine aktı

Yusuf, haydin uşaklar
Oğlan kızı kucaklar
Uçmaz şimdi uçaklar
Yeter kolbastı sıktı
Para zengine aktı
Yusuf Ter

bayragimiz

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.
 

Anlamı: Mehmet Akif Türk milletine cesaret ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi Türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. Şair ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor. O halde en son Türk bireyi son nefesini vermeden Türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, Türk bayrağını söndürmek mümkün değildir. Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır. Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır. Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizden kimse alamaz.

Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
 
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
 
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

Anlamı: Şair ikinci kıtada bayrağımızın o zaman ki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor. Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir. Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş yerine düşman bayrakları asılmıştır. Kaş çatmak öfke halini ifade eder. Kaş ayrıca edebiyatımızda hilale benzetilir. Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir. Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır. Kahraman Türk milletini üzmektedir. Türkün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır.

Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır. Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa âşık Türk milleti de özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir. Bu milletimizin en doğal hakkıdır. Çünkü Türkler bağımsızlıkları ve bayrakları uğruna pek çok kan dökmüşlerdir. Bu kanları bayrağa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp göklerde dalgalanması gerekir. Türk milleti daima Allah’a inandığı ve taptığı için özgürlük onun hakkıdır.

Çakıl

ihtimal1

Kısa kızıl saçları

Çakıl taşa benzer

Küçük gözleri ve

Tatlı dili, sevimliliği ile

Çakıl deriz biz de ona.

İsmi gibi de taş sanır kalbini

Ben ağlamam der ama

Canı yanınca o da ağlar aslında.

Sandığı gibi taş değildir kalbi

Gizliden yardım etmeyi de bilir

Muhtaç insanlara.

Hele bir de

Konuşmaya başlayınca hızından

Yetişemez kimse ona

Bazı zaman ne dediğini

Kendisi bile anlamaz ki.

cakil

Çakıl‘a sevgilerle…

Gizli

prestij

   Can Yücel gibi bir üstat her şeyin bizde gizli olduğunu söylüyorsa bence doğru söylüyordur. Yazdıklarına kendi hayat tecrübelerini kattığından, okuyanlara da ışık tutmayı hedefleyen eserleri var.

   Kendimizde gizli olduğu düşünülenin ne kadarını keşfedebildik acaba?

 

Her Şey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif…
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü…
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin…
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün…
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin…

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin…

Can Yücel

kolbasti

   Kolbastı müziğini duyup da içi kıpır kıpır oynamayan yoktur sanırım. Benim de beğeni ile izlediğim bu oyun nereden çıktı diye merak ettim ve başladım araştırmaya…

   Kolbastı oyunu çok eskiden beri vardı ama son dönemlerde yapılan televizyon programları ile popüler hale geldi, başlangıcı ile ilgili değişik söylemler olsa bile artık kolbastı eğlencelerimizin kaçınılmaz favori oyunu olarak yerini sağlamlaştırdı.

   Kolbastı, 1930′lu yıllarda ağaların ve dayıların olduğu bir dönemde ortaya çıkmıştır diye rivayetler var. O dönemde Trabzon’da mağaralar bulunurmuş. Faroz’da Değirmendere’de Arafilboyun’da Boztepe’de…

   O mağaralarda ağalar dayıların âlem yaptığı söyleniyor. O dönemde askerlerin Kolluk kuvvetleri varmış, Kolluk kuvvetleri bu âlemlere baskın yaparmış. Âlemcilerde basılmayalım diye kapıya erketeler koyarlarmış gözcüler yani… Erketeler Kolluk kuvvetlerini gördüğü an içeri haber getirirlermiş içerdekilerde haberi aldıklarında seslerini kısarlarmış… Başlarlarmış söylemeye kısık sesle “Geldilerrrrrrrrrr Bastılarrrrrrrrr Vurdularrrrrrrrrrrr”…

   Kol kuvvetleri böyle baskınlar yaptığı için oyuna Kolbastı denilmekteymiş. Ayrıca Faroz’lu balıkçıların av sonrası bir araya gelip eğlence düzenlemeleri de bu oyunun tarihini oluşturmaktaymış. Kolbastı da yöreye uygun kürek çekme, yüzme, ağ atma, olta atma, ağ çekme, balık tutma gibi yerli insanların uğraşlarını simgeleyen hareketleri varmış diye söyleniyor. Kolbastı son yıllarda oyunun popülerlik kazanmasıyla daha da hareketli bir hal almış oldu…

Canıma Yetti

aydost

Hudalardan bir nidasın

İstemem sözlerim çoğalsın

Sarhoş kafayla da yazamam

Aynalar şehrinde yalnızlığım…

 

Aydost

Ölüyorum

Engelli yasamak

Ölmek
seni severek ölmek istiyorum.
Ölürken bile seni seviyorum demek,
koynuna sokulup cennet kokusunu hissetmek,
gözlerinde peygamberi görmek…
Sana geldiğim gün gibi o heyecanla ona gitmek
yeniden dünyaya gelirsem sevdiğimi istemek.
Şairin dediği gibi;
Mehmedim aşk ölmektir her gece
gün ışıdığında ise onunla doğmak gibi…

30 Eylül 2009

Efsane Etrafoğulları

Vista İşletim Sistemi

microsoft

Microsoft resmen Vista rezaletini kaldırmak için elinden geleni yaptı. XP işletim sisteminin rahat ve kullanılışlığından sonra Vista işletim sistemi kullanıcılarını çıldırtmaya yetti.

Oğuzhan Oktay

Rüyadayız

Muhurlu Kilit

Soruyorsan bizi Tanrım;
İşte biziz. Buradayız.
Halimizi sorma ya Rab;
Bir tükenmez rüyadayız.
Sohbetliyiz düşmanlarla,
Dost olmuşuz isyanlarla,
Kumardayız vicdanlarla,
Yüz kızartan riyadayız.
Yalanlarla dolu diller,
Haramlarla dolu eller,
Fitne, fesat hep gönüller,
Günah için sıradayız.
Yorulmadık izzet için,
Koştuk durduk zillet için,
Ömür boyu işret için
Kadehlerle hurradayız.
Bir kuyuda ip olmadık,
Bir kitaba kap olmadık,
Tek baltaya sap olmadık,
İşte öyle aradayız.
Barlıoğlu söz diyorken,
Biz sandık ki daha erken,
Gemi gitti pupa yelken,
Biz kupkuru karadayız.

(Hikmet BARLIOĞLU (1933 -2003) ‘nun
MÜHÜRLÜ KİLİT İsimli Felsefi Şiirler ‘inden > 187 -188/412)

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !

bedava flash oyun pocoyo pocoyo oyna perilice oyun