Züleyha SELÇUK

Hadi bay bay diyorum
Ve sen ardımdan incecik elini sallıyorsun.
Bilsen nasıl bir elemin eline düşüyor,
Eylül yüreğim.
Ben soru sordukça sen başını yana eğiyorsun.
Çok mu acıyor gülümseyen gözlerinin
Ağlamayan çocuk yanı?
Çok mu soruyorum?
Susuyorsun…

İlk karşılaşmamızda kısık sesli kelimeni unutmuyorum…
Hastayım diyorsun…
Başka söz bilmiyor gibi
Susuyorsun…

‘Neden konuşmuyorsun Erdal?’ diyorum,
Yüzüme gülümsüyorsun.
Ben sana, acına, yoksulluğuna koşamıyorum…
Gücüm yetmiyor acılarını alıp uçurumdan atmaya.
Ama sen bana gülümsüyorsun.
Kendimi sorguluyorum koridorlar boyu…
İçime dokunuyorsun!

Sana gelmeye bahaneler aramadan,
Olduğum kadarıyla kapını aralıyorum
Sen gülümseyip susuyorsun.
Biliyor musun bebeğim?
Sen kimseye benzemiyorsun.
Ne kadar güçlü duruyorsun karşımda.
Anneni aramıyor, ağlamıyorsun.
Ellerimi sıkıca tutup;
Islanan gözlerime bir yangın bırakıyorsun…
‘Beni semdin mi Erdal?’ diyorum
Başını sallayıp susuyorsun…
Yanağına Eylül busesi bırakıyorum,
Yüzümde dalgınlığı tadıyorsun.
Kimse öpmedi mi hazandan kalan yüzünü?
İçime mıh gibi işliyorsun…
Susuyorsun…

Aceleyle bitirmeye çalıştığım koridorda,
Sana rastlamamla, hayatıma acı bir umut bırakıyorsun.
Susuyorsun…
Sarı benizli bebeğim,
Beni gözlerimden vuruyorsun!
Ne çok kelime kurban ediyorum senin için,
Ama sen konuşmuyor susuyorsun…
Yarana bakamıyorum…
Yaranla kalbimde kıvranıyorsun…
Odandan çıkışımla yapraklarımı bırakıyorum.
Dalsız kalıyorum,
Kuruyorum,
Topraklaşmak istiyorum…

Gözlerini özlüyorum,
Kara gözlerini.
Ellerini özlüyorum,
İnce parmaklı ellerini.
Sevgiler besliyorum,
Duruşuna ve bakışına.
Bebeğim sen hâlâ susuyorsun…

Beni kendimden utandıracak kadar susuyorsun…
20 Temmuz 2009
Züleyha SELÇUK

Print Friendly