Aralık, 2009 icin arsiv

Yeni Yılınız Kutlu Olsun

Korsan

Yine bir yılbaşı geldi bu yılbaşı sevdiklerinizle birlikte mutlu huzurlu bir yıla başlangıç yapmanızı ve tüm yılınızın aynı güzellikte geçmesi temennisi ile, yeni yılın tüm etraf sitesine ve hepinize mutlu, sağduyulu ve sağlıklı günler getirmesi diliyorum.

Korsan

Bahçende Söğüt Dalıyım

Baris Erdogan

yalnızlığıma dokunma
bahçende söğüt dalıyım
çoğalmaktan korkan

Barış Erdoğan

Nefesin

Baris Erdogan

nefesin
ayışığıyla gelmişti
yelesinde imbat kokusu

Barış Erdoğan

Hükümran Senfoni – 10

pas_bob

Dur yüreğim, çırpınma gayrı… Bitsin ütopyalar uğruna çarpışmaların. Usulca çekilmek varken inzivalara, neden bu hasret kızıl elmaya?

Yeter yüreğim, yanma gayrı… Nemrud’un ateşini çek göğsümden, İbrahim değilim ben! Nuh tufanı az gelir bu cehennem yangınlarına… Uslan deli yüreğim!

Bıkmadın mı hala usanmadın mı her zerrene beyaz bayrak açtırmaktan? Tekrar tekrar toplayıp küllerini simurg’luğa kanat çırpmaktan Kaf dağının ardı kadar ırak kalmaktan sevdaya, masallar kadar masal olmaktan, sırçadan saraylar kurup her defasında dağılmaktan? Bıkmadın mı yıkıntılar arasında kana bulanmaktan?

Neden bu inat yüreğim? Üç oda bir salon yalnızlığa gömülmek varken, bir yüreğe sıkışma gayretin? Martının balığa aşkı kadar imkanlıya höykünüşün? Ayağındaki prangaları görmezden gelip meçhule depar atışın? Bileklerinden sızan kanlara aldırmayışın? Neden gözü karalıkta gözbebeklerimi sollayışın? Neden yüreğim bu kadar asi oluşun?

En sert muhtıralara aldırmayıp, kanlı ihtilaller çıkarışın göğüs kafesime meydan okuyup, başkaldırışın? Bir annenin şefkatini taşırken içinde, nedir bu kana susamışlığın? Sus yüreğim, geldin yolun sonuna… Söz sükuta yenik düştü, ben sana, sen sevdaya, sevda ayrılığa… Elemeler bitti, final zamanı şimdi.

İşte çıkıyorlar ortaya, mavi köşe vuslat, kırmızı köşe ayrılık. Başı sonu belli bir oyun bu; mavi kırmızıya hükmen mağlup ve hükmü veren maşuk… Ahmak yüreğim, anla artık, anla! Yaradan’dan başka yar yok sana! Nazar eyle ahvalime, yüz çevirme bana… Sana sesleniyorum… Ey içime düşen düşüm! Bir düşün peşine düşerken, düş-üme düş-müşüm. Getir düşümü, getir ki kurtulsun bu düş(üş)ten ömrüm…

Hükümran Senfoni – 1

Hükümran Senfoni – 2

Hükümran Senfoni – 3

Hükümran Senfoni – 4

Hükümran Senfoni – 5

Hükümran Senfoni – 6

Hükümran Senfoni – 7 ” Şizofrenik Suskunluk “

Hükümran Senfoni – 8 ” Şizofrenik Zamanlar “

Hükümran Senfoni – 9

Gidiyorum Ben

Gulce

sessiz sedasız değil
bağıra çağıra
elim yüreğimde değil
kapıda
gözüm yolda değil güllerimde
gidiyorum
usul usul değil koşa koşa
kan ter içinde gidiyorum
acelem var çekilin
çantasız, azıksız
kendimden gidiyorum
çekilin yolumdan acelem var
gidiyorum
beni bekler deniz
dalgalar
martılarla sözleştik biz
yelkenli beklemekte açıkta
bekler beni
aklımı sevdamı, dünümü, yarınımı
çınar altına bıraktım
talan etsin isteyen
güllerim var sadece gönlümde
gözümde
kan kırmızı, süt beyaz
gidiyorum
çınar dallarına sevdamı bırakarak…
Gülce

Yalnızlık

gulce

nasıl da alıştım sana yalnızlık
ben gibi oldun içimde
sığmaz artık hiç kimse yüreğime
koyamam yerine hiçbir nesne
ne kadar alıştım sana yalnızlık
öyle güzel geliyorsun ki bana
gözlerimdesin
ruhumda
yemeğimde uykumda düşlerimde
öyle alıştım ki sana yalnızlık
nasıl alıştımsa yaşamaya
sen varsın sadece ellerimde

gelmişimde geçmişimde
korkuyorum senden ayrılmaktan
korkuyorum bana alışmandan
bırakmazsan beni
gitmezsen ya git dediğim zaman
belki de gitmenden korkuyorum
alıştım sana bunca zaman
korkuyorum işte sensiz de kalmaktan…

Gülce

Kötü Şiirler_9

pas_bob

Kim dedi sana,

Pimi çoktan çekilmiş bu el bombasını hesapsızca avuçla.

Bak her yanın paramparça

Göçe hazırlanmalı artık, yorgun kervanların en ön sıralarında.

Bu yakıcı çöllerde serap görme hayalini zahir zamanlara bırakıp, kavrulan adımları saymalı, değerli hiçbir şey sırtlanılmamış hazine yanlarında.

Yandıkça bilmeli geçecek, bütün yorgunlukların izi iner inmez kaybolunca kumlarda bitecek, dudaklarım görevini unutacak kadar ilaçsız kalınca dinecek tüm sızılar.

Bakacağım ki vaat edilenlere benimde vurmuş yolum.

Varamam sandığım uzak seraplar gözlerimin önünü mesken bellemiş.

Mahşeri kavruluşların en basitinde yora yora ruhumu, öğreneceğim geri kaldığım derslerin ikmalde takılan yarımlıklarını. En temel derslerden zayıf almışım ben. Tenefüslerde oyalanırken kaçırmışım yaşam gereksinimleri en önemli yanlarını. Yakalanıp tek ayak üzerinde bekletilmem bundan.

Bakmayın öyle.

Bundan işte hep kara tahtalara sevdalanmam. Alışkınım tozlu tebeşir kokusuna ve kapı arkası çöp leşlerinin arkadaşlığına.

Eskiyen umutlarım serildi önünüze umarsızca.

İndirseniz ne olur ki gözlerinizi düşlerimden.

Utanıyorum işte

Papatyalarda şaşkın

Türküleri hiçbir dile yakıştıramadık ortak oluşlarda. Soldan saydım sıraları şaşırarak. Eksik bir işaretin izinsizce kaytarışı yola sermiş alfabeyi boylu boyunca.

Paçavra gazetelerle örtüyorum üstlerini kendi cinayetim cesetlerin. Vurdumduymazlar geçerken üzerini okuyorlar da, bir ucundan kaldırıp tanıdık mı diye bir bakış savurmuyorlar. Kimseye atmam suçu oysa. Ellerimle başlattığım suçlarımla kirletmem tertemiz adınızı.

Bu nasıl yara?

Ağlamanın da tadı kalmadı, bu hayat tuzlu yaşlarımdan bile iğrenmeyi öğretti bana. Karıştı kavramlar dişli çarkta. Ucuna takılmış savuruyorum kızıl saçlarımı deli rüzgarlara. İçime çekince erken yorulan nikotine yanmış ciğerlerim yanıyor. Kimse sonunda ayağa kalkmıyor bu oyunun bu defa. Perdeler sessizce kavuşurken birbiri ardına soğuk zemine yapışıyor dizlerim. Bu sızı çocukluktan aşikar bana. Ne uzun zaman olmuş diyorum, takılıp düştüğüm taşlar şimdi kocaman geliyor bana.

Bu acı başka.

Annem hala şaşkın bu deli hikayeden. Gülerken gözlerime gebe yaşların tezatlarından boyun büküyor. Secde yerine bıraktığı duaları sıyırıyor beni her yeni intiharımdan. Yakışmıyor kulağıma okunan ezana bu histeri yara.

Geceleri duvarlarıma çaldığım renkler mazgal grisi. Bu karanlıklarda iğreti duruyor papatyalar.

Dinmeyen yaşlar yakışmıyor adına.

Almayı unuttunuz eskilerinizi bavulumdan. Beceremedim biçmeyi arta kalanlardan yeni bir elbise, hiçbiri uymadı üzerime.

Son deliliği bu emin olun bitmeyen türkülerimin.Ben yüreğimde kalan kulak dolgunu nidalarınızı ninni diye dinlerim üzülmeyin.Her sabah yeniden gömüp gözlerimi şehrime, her gece tekrar dirilirim aynı dehlizlere.

Mevsimler gibi şaşırdı yolunu sözlerimin gerçekliği. Her adımım sicilimi bıraktı kaynar asfaltta. Takipleriniz değiştirmeyecek yolları yanılmayın.

Yine bana, yine oyunuma, yine kuyularıma çıkacak yolunuz.

Varılacak adresi süsleyemedim işte. Işıltılardan gözlerim yandı da, sizi de layık göremedim aynı kazaya.

Her rüzgarında şimdi İstanbul’un acıları kuşlarımın ağzına yem diye tembihliyorum. Biraz uzaklaşsa bu lodos içime oturan acıyı ısıtacağım biliyorum.

Ne yanına yapışsam ellerime sivri çiviler batıyor.

Ne yanına yapışsam yumruğum kadar dedikleri kalbim yanıyor.

Suçsuzum oysa

Deli kız türkü söylüyor…

Kötü Şiirler_1

Kötü Şiirler_2

Kaç Ölüm Var İçinde? ” Kötü Şiirler_3 ”

Kötü Şiirler_4

Kötü Şiirler_5

Kötü Şiirler_6

Şizofrenik Zamanlar ” Kötü Şiirler_7 “

Kötü Şiirler_8

Bu Gece

Gulce

yüreğim buruk bu gece
en hüzünlü sözleri söyleyebilirim
çıkma karşıma
en hasret yüklü şiirim bu gece
dökülüverir belki de dilimden
en mahrem dileklerim dile geliverir
son kez dinlerim belki seni
git demeden önce
belki de dinlemem kapatırım kapımı
senden gelen sözler ızdırap veriyor
bana söylemediğin sözler var biliyorum
duymak istemediğim
en hüzünlü gecem bu gece
yokluğun var içinde
yıldızlarda arar gözlerim
sevdam kaybolmuş
ne kadar aydınlık oysa bu gece
ve serin ürpertircesine
gözlerim ararda aklım istemez sevdayı
rüzgara salıvermek ne güzel olurdu düşleri
ne uzun bir gece oldu bu gece
ve de soğuk
sabahlar hasret çeker oldu yine
güneşi görür müyüm diye düşündüm
sensiz ne çare.
doğmasa da olur gibi geldi
hüzün esir aldı bu gece
prangalar bağladı düşüncelerime
son verdiğin acı olacak
belki de
son yazdığım şiir olacak bu gece
belki de
sana veda edercesine

Gülce

Mağlup Değilim

metin

Aşkı kendi içinde yalnız yaşamak.
Acı veriyor sevdiğinden uzak kalmak.
İnsan istiyor sevdiğinin yanında olmak.
Doya doya sevdiğinin gözlerine bakmak.

Taşmış sel olmuşum sığmam bendime.
Kimseye olmaz zararım kendime.
Sarmasan da yaramı yaşarım yine.
Razıyım senin böyle hasret sevgine.

Biliyorum ki kırılıp dökülüp incindin,
Suskunluğun inat değil kırgınlığından,
Ben de kendimi iyi tanıdığımdan,
O güzel kalp hak ettiği sevgiyle kazanılacak!

Teleskop

Engelli yasamak

Umut bana teleskop yaptı ve dedi ki
dünyayı daha iyi izlersin
hayatı gördüm ve
umutları hayallerimi gördüm
Umut bana teleskop yaptı hayaliydi belki,
belki de gerçek
baktım
seni gördüm hayallerimde
seni sevdim gerçeklerimde.

Bekleyeceğim

metin

Ben ne yaptım seni sevmekten başka,
Hep ümidim var sensiz olsam da bu aşka.
Şaşıran sen mi yoksa ben miyim?
Öyle bir acı veriyorsun ki kendimi bilemedim
Ne yaparsan yap silemezsin,
Bende olan seni benden.
Şimdi sensiz, seninle geçmiyor günler.
Mahkûm ettin beni bana sensiz günlerime.
Dertler benim acılar benim
Güzel günler senin olsun.
Görüyorum ki umursamaz olmuşsun,
O güzel günleri
Hatırlamaz olmuşsun mutlu anıları.
Çekmekle biter mi sanıyorsun,
Bu sensiz yalnız günler.
Bekliyorum hepte bekleyeceğim.
Geri dönmese bile bende gibi bekleyeceğim.
Hep acılar içinde yansam da bekleyeceğim.
Acıyı şerbet yapıp bekleyeceğim.

Gülün Gölgesi

Melis

Bir gül bahçesi hayal ettim hep, uçsuz, bucaksız,

Bir kırmızı, bir sarı, bir pembe, bir beyaz, mor; rengârenk güller…

Kırmızı güllerim; ben olayım istedim,

Sıcak olsun! Dikkatini çeksin sevdiklerimin,

Hep göz alan içten içe bakılası,

Sarı güllerim; annem, babam olsun istedim,

Üzerime titreyen fedakâr,

Aklım da sararmış rengiyle; emeklerini unutmayacağım,

Pembe güllerim; dostlarım, arkadaşlarım olsun istedim,

Hatasız kul olmaz  pembe yalanlarımız olursa,

Bizi bizden etmesin diye.

Beyaz güllerim; kararınca kalbim, deli gönlüm coşunca,

Aydınlık günlerin de olacağını hatırlatsın diye,

Asla hiçbir şey için geç olmayacağını,

Yeni bembeyaz sayfaların, umutlarım için açılacağını,

Mor Güllerim; beni her zaman hayata karşı ciddi olmamı,

Asla, yenilmemem, mücadeleden vazgeçmeyeceğimin,

Ama benim güller dolusu bir bahçem yok ki!

Düşümde, hayalimde var oldu hep, terk etmedim onları,

Hayatımda hep var oldular, hayali güllerim,

Ben, sadece, güllerin gölgesinde kendimi eylerim!


Melis GÖNÜL

Koca Çınar

Anaerobik

Geçenlerde yine yalnızlık içinde (tutsak) içinde gezerken, bir ay öncesine kadar yurttaki odamdan bakıp arkadaşım dediğim ve çırılçıplak sonbaharı yaşayan çınar ağacını gördüm. Hep arkadaşım olarak kalacağını sanıyordum. Lakin o da hayatı kurallarına göre oynuyormuş. Zamanı geldiğinde solmayı da yeşermeyi de biliyormuş. Yeşerdiğini görünce bir hüzün çöktü içime nedendir bilmem! Belki arkadaşını, dert ortağını kaybetmekten, belki de onun gibi yeşermediğim, cümbüşe katılamadığım için kıskançlıktan…

Dile geldi

HAYAT MEVSİMLER gibidir dostum

ELİNDE OLMADAN YAŞARSIN

Solmayı ve yeşermeyi

Fazla takma

Sonbaharı yaşıyorsun

Ben mevsimleri yaşarken

Sende renklenirsin

İlerde

Solmak yeşermek,

Elinde olmadan yaşamak

NEDEN dedim

100′lerce yıl

1000′lerce yaşam gördüm

Hepsi aynı NEDENden gitmiştir.

NEDENsizdir hayat

Kimi zaman solarsın

Kimi zaman yeşerirsin

Mevsimleri yaşamaktır

AN’ı yaşamaktır hayat dedi

Koca çınar…

Hayrettin TAYLAN

sağır bir yokluğuna yortusunda yordamlarımı serdim
tükendim, yamacındaki gülücüklere
susmalarımdan anlatılmaz anlar şifrelendin derdime
haykırışlarımın devriyesinde yine kanayan yaram coştu
dedim ya sen her yokluğun filminde başroldesin
beni oynuyorsun en uzaktan, en acılı senaryolarla
biçâre bir maşukun maşasını aldım elime
yüreğinin közünde sensizliği kızarttım kızıl güllerin gölgesinde
hijyenik olmayan ve seyyar gönüllerde, güzellerce sunulan
ekmek arası aşkları yemekten bıkmıştım
Oysa sen ruhumun kebabıydın, lime lime tadındaydım
Bütün açıkmış ömrüme özetlenen vasli vasli adımdaydın
alışırım dedim alıştırması yapılmamış uzaklarında
Alışılacak gibi değildi değillerin
Yokluğun yoklarıma kurumuş ütüsüz nehirler sunardı
Suyun da huyun da ütülenmesi gerekmiş yeni öğrendim
dedim ya dünya güzeli de olsan huyun sazıma uymuyor
Gitmek vardı gökkuşağımın tonlarında, elaların topladı belalarımı
Yokluğuna devrik hatta esrik kaçışlar besteledim en ücralardan
sevmek en zor olanmış yeni anladım
gitmek zordan da öteymiş ancak anladım aşka ile alışmamak arasında
unutabilmelerden döllenen unutamayışın utkun baharındayım
gelişine yeni gelişmiş harları sundum
elin elime değecek günün teğetinde dünyam duracak diye
sustum bekledim
bekledim sustum
anlatamazdım bu çağın en büyük aşkını yaşayan kendime
deli tutkulardan bilgece hevesler heceledim gecesiz her anına
İçimdeki çocuk ile can kırıklarında doğan ergen arasında erklerim
anladım seni,
anladım aşkı
en olmazların muz kabuğuna bastım
düştüm düşlerine gayrı yaralıyım
gayrı biçare
bilemedin göz bebeklerimin neden tutku bebeğini büyütemediğini

Bilseydin, uzak kalışların en korkunç uçurumunda
öylesine gidişlerin salıncağında sallanır mıydın
hiçbir şey özetleyemiyor, hiçbir harf baş harf olamıyor kalakalışlarımıza

gel tut beni, tutkunun en sevimli bebek ellerinden
sensiz, zamansız kadar cüce kalan bir bebeğim
gel büyüt beni, son gülüm, kırmızılar aşka yakışırken

Hayrettin TAYLAN

Özledim

metin

Sormayın dostlar hasretimi,
Kimse bilemez çilemi,
Bilemezler içimdeki yaramı.
Sevdiğimi çok özledim.

Yay gibi çatık kaşını,
O güzel kahverengi gözlerini,
Her söylediği doğru sözünü,
Ben sevdiğimi özledim.

Aşkın Sonumsa Ben Sona Geldim Yâr

Varlığın bir başka, yokluğun bir başka sarsıyor bedenimi
Ruhum tenden ayrılmış peşindeyim yâr.
Gündüzüm bile sen yoksan gecenin mahşerini yaşatıyor
Sensizlik ne kadar zormuş yâr.
Ruhum ruhuna ezelden biçilmiş kaftan
Yorulmadan taşı beni yüreğinde yâr.
Koparıldım etimden, tırnağımdan hiç gözümün yaşına bakılmadan
Sen de beni çölde susuz bırakma yâr.
Çok şey mi istediğim senden
Biraz aşk, biraz şefkat, al bağrına bas beni yâr.
Kırarsam seni bir güne bir gün
Kefen olsun aşkın bana yâr.
Gözüme senden başka göz değerse
Kör olsun gözlerim hiç acımam inan yâr.
Senden ayrı olduğum her gece darağacında astım kendimi
Ben sensiz ölemedim bile yâr.

28.12.2009
Yaban Gülü

Gecenin En Derininde

Korsan

Ay şahitti yakamozlu gecelerde akan gözyaşlarıma
Ay şahitti sahil kenarında çakıl taşlarına ismini yazdığıma
Ay şahitti balıkçı sandalında başım iki elimde haykırışlarıma
Ay şahitti var ile yok olmak arasında git gel yaptığıma
Ay şahitti deniz kenarında gözlerim ummanda seni aradığıma
Ay şahitti sana koşmak isterken her defasında düşmelerime
Ay şahitti yüreğim kan ağlarken yıldızlara seni sorduğuma.

Korsan

Af Yok

Ezgi

İlk gidişin değil bu gitmeler
Bir gün dönmeyeceğini biliyordum.
Sensizliğe alıştırdım çoktan yüreğimi
Geri dönmeni istemiyorum.
Yorgun düşeceksin, bitmeyen yollarında
Hırpalanacaksın bu kargaşada
Nefesin daraldığında, biraz huzur aradığında
Uzağımda kal selamını bile yollama.
Alıştım yalnızlığıma, alıştım sensiz hayata
Fırtınalar esiyor bu dingin limanda
Hatıralar bile yol vermez, bu yürek seni af etmez.

Ezgi

Aşksızlığa Son Ağıdım

Hayrettin TAYLAN

Dökülüşün üşümesinde bozuk bir plak gibi çalındım sana
Gidişin gölgesinde serin bir hevesin suyu aktı aklarımdan
seni düşünüyorum diye, düşünceye vuruldu kement
gülüşlerin kulaç atarken bakışamadığım her denizde
su, aşkı da sensiz düşlerle girdiğim duşu da temizlemez
yansımalarına güzellerden kurbanlık anlar sunuyorum
resimler çiziyorum resmen bende kalışın ressamı olarak
Kelebek iklimiyle güneş boyatıyorum rujlu dudak uçlarında
Senin olmaya sancılı bir öpücük yamacında kuruyor önce hayalin dudağı
tutkunun kırışmış ve beklemelere karışmış kavi son halinde ben yokum
mendilini yolla,
sözlerini yolla
geleceğini yolla
ateşin de arasında olsun
beklerken bir ömür ütülesin hesaplarımı
vicdanımın peteklerine bal yapsın ak arıların
aşamadım sensizliğin son senfonisindeki son parçalanışı
gözbebeklerine öpüşken gözyaşlarını utumadım
öylesine çalınan gidişin frekanslarına bağlanamadım
en kolayı ağlamaktı yapamadım içim ağlıyorken
ulaşamadım, ulaklarında henüz kırık can parçaları vardı
dokundum yaşayamadıklarımızın bam teline
sazdan önce söz çalındı, göz alındı damlalardan
vuslatın tetiğine bastım bin kez senden vuruldum ölmedim
kutsi yaralarım iyileşmemek için kabuk kabuk zincirine bağlandı
Suskun ahın vahasında serap gördüm, seni göremedim
bir tükeniş atlasında su ve aşk yan yana vanasını açtı
varamayışın aktı, akla ile karama, karalarım bağlanırken
billur sesinin bıraktığı türkü türkü içlenişlerde kaldım kendime
sessiz bir çağrıdır telimi sen kopardın ömrümden abalar yanarken
biraz sus dedin
biraz us dedin aşkımıza
oysa tatlı bir huzurun aynasında seni taradım meleklere
demli pınarlarından gönlünü demledim cennet-i aşk alaya
huriler ilişir gözüme diye seni cennetimden kovdum
gayrı meleğim değilsin, gayrı sensiz bir cehennemdeyim
bütün terk edilmiş güzellerin ateşinde yanıyorum
cehennem iyi geldi bana, ateş ve aşk yakmıyor
gelişinden usanmayan bir usun perma safi haliyim
ruhun gibi sarılır belkiler bana
kavuşmak denilen geçitlerde deli dumrulum
sana benzeyen her güzelden biraz aşk alıyorum zoraki
bir daha olmazın çığlığıyla düşüyorum düş dehlizine
gel çıkar beni bendinden
üşümüş ağlarıma atıver, ağlamadan hep öyle kalam
bir bakışın olsun yanımda
çevirme gözlerini tutkumun ali uydusundan
kayıpsızlığımın dünyası döner hep sana

Al beni, al ile bal arasında beli arzulara
Ki ben Yunus’ un sosundan aşka ekmek bandırdım
Ki Yusuf’un kuyusunda damlalarını topladım
Ki ben takılırım sevdanın senli yıldızlarına gece ile hece arasında
Ki ben aşkın ta kendisiyim, ta içindeki iç kadar aşkım

Hayrettin TAYLAN

Ay Şahitti Sadece

Gulce

ay şahitti sadece sana olan sevdama.
bir de dalgalar gözyaşlarıma.
sana söyleyemediklerimi haykırdım her gece onlara.

hiç bakmadım gözlerinin karasına
bakarsam kaybolacaktım derinliğinde yoksa
kırasım geliyor bazen
gitmene izin veren ellerimi
lugatımdan çıkardım veda eden sözlerimi
isyan ediyorum her aynaya bakışımda
gurur ne işe yarıyor yalnız başına
yana yakıla seni arıyor şimdi
ey sevgili
geri getirmez mi gittiğin o yollar seni
dönmesen de hiç bilmesen de
gönlümün arka bahçesinde bekliyor olacak
bir kelebek seni.
kendim bıraktım yapayalnız kendimi
aynaya bakamaz oldum düşündükçe yaşanmamış dünlerimi.
ben göndermesem de sen gidecektin belki
ama o zaman bu bomboş duvarları
anıların süsleyecekti.
yine ay şahit yalnızlığıma
dalgalar da gözyaşlarıma
bakabilseydim bir kere gözlerinin karasına
yalnızlık yerine
kaybolurdum belki kıyılarında…
Gülce

Yüreğimin İhalesi Sana Kaldı

metin

Aşka yasak koymakla yasaklanır mı aşk!

Aşk ne yasak dinler ne zincir,

Dolar taşar, çağlar, yıkar bendini,

Kimse durduramaz bulur kendini.

Gidiyorum artık.

Çölün ortasında nereye gittiğini bilmeden,

Belki gittiğim yer sensin belki umudun sonu,

Beni bedbaht ettiğinden haberin var mı sevdiğim?

Her sensizliğin, her seni sensiz yaşamanın,

Verdiği acıdan haberdar mısın sevdiğim?

Ama ben o acıyı senin yokluğuna bile

Seninleymiş gibi mutluluğa umuda yüklüyorum.

Sensiz bu hayat boğuyor yakıyor beni.

Hep özlüyorum her an seni.

Bu acıyı örter mi hiçbir mazi perdesi?

Ömrümün sen olmazsan biter neşesi.

Canım yanıyor, canım acıyor

Her yerde gözlerim seni arıyor

Görmediğim yerlerde bile

Hasretinle huzur buluyor bedenim.

Medcezir

Özledim hem de nasıl özledim

Yokluğunda varlığını katık ettim.

Azalmadım, çoğaldıkça çoğaldım

Çoğaldıkça daha çok özledim, tenimsin.

Nefes almak varlığına eş olmakmış,

Ruhdaşım, sen yokken ben ne kadar yalnızmışım.

Yanmışım, susamışım ve çok açmışım,

Küçük bir çocuk bıraktın ardında gel büyüt beni, benimsin.

Dillenmez yaralarım ama sen yine de hiç çekmedim sanma,

En az senin kadar geçtim acılardan.

Hırpalandım, yıprandım çoğu zaman

Ölüp ölüp yeniden dirildim, ölmek ne zormuş can.

Ecelimi beklerdim, sen ondan önce geldin

Bahar dallarında çiçeklerim var artık.

Aşığınım diye hor görme beni

Sözlerin hançerdir ansızın öldürme bu nuru, kaderimsin.

Renklerimde izlerin, tutuldu kelime başları

Aklım fikrim sen olmuşken, yolumu şaşırdım.

Tut ellerimden önderi ol bu aşkın,

Yıkık, dökük benden sen oluştur, eşimsin.

28.12.2009
Medcezir

metin

Ben seni nasıl sevdim sevdiğim.
Ben seni sensiz nasıl yaşadım.
Her anım her düşüm seninle dolu.
Sensiz bu can bu bedene ağır sevdiğim.

Seni özlüyor, senin hasretinle kavruluyorum.
Hep dilimde sayıklıyorum ismini.
Hep düşüncelerimde yaşıyorum seni.
Biter mi bu çile sence sevdiğim?

Bu sevgi hasret dolu, bu sevgi çile dolu
Bu sevgi kaçmakla biter mi sevdiğim?
Kaçmak neye yarar ki, insan kendinden kaçabilir mi?
Nereye gidersen git sevgin senle olmayacak mı?

İçimdeki duygular aldı artık beni benden
Koparır mı sanıyorsun bu dalgalar seni benden
Sende seviyorsun belli her halinden
Ama biliyorum bu kadar geliyor elinden.

Kaybolup Gittim Cümlelerde

Engelli yasamak

İlk defa şiir yazıyormuşum gibi heyecanlıyım
Lal idim konuşuyorum yüreğimle
Kör idim göremezdim dünyayı
Nazlı çocuk idim
Umutlarım hayallerim bir de
Rüyalarım vardı ama sen yoktun

Yağmurumdun

Baris Erdogan

çimlendim kurak bir yürekte
yağmurumdun

demlendim uzak bir yürekte
hamurumdun

Barış Erdoğan

Saç Beni Ey Yar

Baris Erdogan

ne zaman ki çimlere uzandım

uzağındaydım

yeşerdim

biç beni ey yar

ne zaman ki bulutlara uzandım

uzağındaydım

yaşardım

iç beni ey yar

çok zamandır

yakınındayım

içimdeki bozkırları biçtim

saç beni ey yar

Barış Erdoğan

Uykusuz Gecelerim

Melis

Ne uykusuz gecelerim var bilemezsin!

Ne sen sor, ne benim gücüm yeter anlatmaya…

Senin ismini heceler kalbim her gece,

Ağlarım kalbimdeki namelere eşlik etsin diye,

Solarım gecenin karanlığında,

Yorgun düşerim de uyku girmez ki gözlerime,

Benim seni sensiz beklediğim, bir gece daha,

Karanlıklar içinde kördüğüm işte!

Ne sen varsın yanımda, ne de uyku var gözlerimde…

Dalmışım karanlıklar içinde, bir senin ellerin uzanır diye,

İki yana bırakmışım ellerimi kendimden geçercesine,

Yine karanlıktayım ve yine gece de kaybolmuşum uykusuz,

Ne ellerin ellerimde, ne gözlerin gözlerimde,

Ne varlığın benimle, ne yokluğun benden ayrı,

Kaçıncı gecedeyim bu kaçıncı uykusuzluğum…

Bin defa da söylesen bekleme artık gecelerde sessizce!

Ben yokluğunda varım! Sensizken seninle karanlık uykusuz gecelerimde.

Melis Gönül

Hiç Bilmedin

ZuleyhaSelcuk

Uzun uzadıya bir öykü değilim,
Kısa ve anafikirdi anlatacağım.
Dinlesen anlardın,
Anlasan yanardın.
Leyla’da çöl misali,
Mecnun’a kanardın.

Herkesi anladın, dinledin bir bir,
Önce uzun vadeli sözleri sıraladın.
Ben özümü sana emanet ederken,
Sen kendini benden uzaklaştırdın.
Anlasan sevdalanırdın,
Sevdalansan susardın,
Züleyha’da yasak misali,
Yusuf’a kanardın.

12 Haziran 2009
Züleyha SELÇUK

McPaRaF Bahçemdeki Çiçekler

Bahçemdeki çiçekler açmazlar seni bekler
Sensizlik yarama yara ekler
Sensizlikten yıkılmış bu şehir
Sana yazılmış bu şiir
Sen gittikten sonra yine ben
Sensizlikte seni ararım
Bu aşkın acısını karalara bağlarım
Sensizlik sessizlikmiş
Sen gidince anladım
Yine ben seniz geçen günlerime yandım
Yine ben seni aradım
Dönersin sandım
Ama yine aldandım
Her gün sensizlik beni bitiriyor
Bahçemdeki çiçekler bir bir soluyor
Bedenim sensizlikten boğuluyor
Seni asla unutamıyor

Sana Olan Sevdamdandır

metin

Gözlerime ışıktın

Gördüğüm an seni yaşadım

İçimde mutluluktu yüzeme gülümsemen

Bir güneş gibi beni ısıtan

Yağmur olsan yağsan ıslatsan beni

Üşürdük biz seninle

Doğan bir güneş misali

İçimi yine senle ısıtırdım

Yüreğim daima seni bekler

Gecemde gündüzümde seni arar

Ne mutluluk ki her anımı, her soluğumu

Seninle yaşadığım bir nefes oldun benim için

Yaşama nedenimdin, bir ömür oldun

İkimiz için sonsuzluğa uzanan eller bizimdi

Bir hayal oldun

Seninle avunduğum günler için

Yaşamak seninle güzel sevdiğim