31 Aralık 2009 icin arsiv

Yeni Yılınız Kutlu Olsun

Korsan

Yine bir yılbaşı geldi bu yılbaşı sevdiklerinizle birlikte mutlu huzurlu bir yıla başlangıç yapmanızı ve tüm yılınızın aynı güzellikte geçmesi temennisi ile, yeni yılın tüm etraf sitesine ve hepinize mutlu, sağduyulu ve sağlıklı günler getirmesi diliyorum.

Korsan

Bahçende Söğüt Dalıyım

Baris Erdogan

yalnızlığıma dokunma
bahçende söğüt dalıyım
çoğalmaktan korkan

Barış Erdoğan

Nefesin

Baris Erdogan

nefesin
ayışığıyla gelmişti
yelesinde imbat kokusu

Barış Erdoğan

Hükümran Senfoni – 10

pas_bob

Dur yüreğim, çırpınma gayrı… Bitsin ütopyalar uğruna çarpışmaların. Usulca çekilmek varken inzivalara, neden bu hasret kızıl elmaya?

Yeter yüreğim, yanma gayrı… Nemrud’un ateşini çek göğsümden, İbrahim değilim ben! Nuh tufanı az gelir bu cehennem yangınlarına… Uslan deli yüreğim!

Bıkmadın mı hala usanmadın mı her zerrene beyaz bayrak açtırmaktan? Tekrar tekrar toplayıp küllerini simurg’luğa kanat çırpmaktan Kaf dağının ardı kadar ırak kalmaktan sevdaya, masallar kadar masal olmaktan, sırçadan saraylar kurup her defasında dağılmaktan? Bıkmadın mı yıkıntılar arasında kana bulanmaktan?

Neden bu inat yüreğim? Üç oda bir salon yalnızlığa gömülmek varken, bir yüreğe sıkışma gayretin? Martının balığa aşkı kadar imkanlıya höykünüşün? Ayağındaki prangaları görmezden gelip meçhule depar atışın? Bileklerinden sızan kanlara aldırmayışın? Neden gözü karalıkta gözbebeklerimi sollayışın? Neden yüreğim bu kadar asi oluşun?

En sert muhtıralara aldırmayıp, kanlı ihtilaller çıkarışın göğüs kafesime meydan okuyup, başkaldırışın? Bir annenin şefkatini taşırken içinde, nedir bu kana susamışlığın? Sus yüreğim, geldin yolun sonuna… Söz sükuta yenik düştü, ben sana, sen sevdaya, sevda ayrılığa… Elemeler bitti, final zamanı şimdi.

İşte çıkıyorlar ortaya, mavi köşe vuslat, kırmızı köşe ayrılık. Başı sonu belli bir oyun bu; mavi kırmızıya hükmen mağlup ve hükmü veren maşuk… Ahmak yüreğim, anla artık, anla! Yaradan’dan başka yar yok sana! Nazar eyle ahvalime, yüz çevirme bana… Sana sesleniyorum… Ey içime düşen düşüm! Bir düşün peşine düşerken, düş-üme düş-müşüm. Getir düşümü, getir ki kurtulsun bu düş(üş)ten ömrüm…

Hükümran Senfoni – 1

Hükümran Senfoni – 2

Hükümran Senfoni – 3

Hükümran Senfoni – 4

Hükümran Senfoni – 5

Hükümran Senfoni – 6

Hükümran Senfoni – 7 ” Şizofrenik Suskunluk “

Hükümran Senfoni – 8 ” Şizofrenik Zamanlar “

Hükümran Senfoni – 9

Gidiyorum Ben

Gulce

sessiz sedasız değil
bağıra çağıra
elim yüreğimde değil
kapıda
gözüm yolda değil güllerimde
gidiyorum
usul usul değil koşa koşa
kan ter içinde gidiyorum
acelem var çekilin
çantasız, azıksız
kendimden gidiyorum
çekilin yolumdan acelem var
gidiyorum
beni bekler deniz
dalgalar
martılarla sözleştik biz
yelkenli beklemekte açıkta
bekler beni
aklımı sevdamı, dünümü, yarınımı
çınar altına bıraktım
talan etsin isteyen
güllerim var sadece gönlümde
gözümde
kan kırmızı, süt beyaz
gidiyorum
çınar dallarına sevdamı bırakarak…
Gülce

Yalnızlık

gulce

nasıl da alıştım sana yalnızlık
ben gibi oldun içimde
sığmaz artık hiç kimse yüreğime
koyamam yerine hiçbir nesne
ne kadar alıştım sana yalnızlık
öyle güzel geliyorsun ki bana
gözlerimdesin
ruhumda
yemeğimde uykumda düşlerimde
öyle alıştım ki sana yalnızlık
nasıl alıştımsa yaşamaya
sen varsın sadece ellerimde

gelmişimde geçmişimde
korkuyorum senden ayrılmaktan
korkuyorum bana alışmandan
bırakmazsan beni
gitmezsen ya git dediğim zaman
belki de gitmenden korkuyorum
alıştım sana bunca zaman
korkuyorum işte sensiz de kalmaktan…

Gülce

Kötü Şiirler_9

pas_bob

Kim dedi sana,

Pimi çoktan çekilmiş bu el bombasını hesapsızca avuçla.

Bak her yanın paramparça

Göçe hazırlanmalı artık, yorgun kervanların en ön sıralarında.

Bu yakıcı çöllerde serap görme hayalini zahir zamanlara bırakıp, kavrulan adımları saymalı, değerli hiçbir şey sırtlanılmamış hazine yanlarında.

Yandıkça bilmeli geçecek, bütün yorgunlukların izi iner inmez kaybolunca kumlarda bitecek, dudaklarım görevini unutacak kadar ilaçsız kalınca dinecek tüm sızılar.

Bakacağım ki vaat edilenlere benimde vurmuş yolum.

Varamam sandığım uzak seraplar gözlerimin önünü mesken bellemiş.

Mahşeri kavruluşların en basitinde yora yora ruhumu, öğreneceğim geri kaldığım derslerin ikmalde takılan yarımlıklarını. En temel derslerden zayıf almışım ben. Tenefüslerde oyalanırken kaçırmışım yaşam gereksinimleri en önemli yanlarını. Yakalanıp tek ayak üzerinde bekletilmem bundan.

Bakmayın öyle.

Bundan işte hep kara tahtalara sevdalanmam. Alışkınım tozlu tebeşir kokusuna ve kapı arkası çöp leşlerinin arkadaşlığına.

Eskiyen umutlarım serildi önünüze umarsızca.

İndirseniz ne olur ki gözlerinizi düşlerimden.

Utanıyorum işte

Papatyalarda şaşkın

Türküleri hiçbir dile yakıştıramadık ortak oluşlarda. Soldan saydım sıraları şaşırarak. Eksik bir işaretin izinsizce kaytarışı yola sermiş alfabeyi boylu boyunca.

Paçavra gazetelerle örtüyorum üstlerini kendi cinayetim cesetlerin. Vurdumduymazlar geçerken üzerini okuyorlar da, bir ucundan kaldırıp tanıdık mı diye bir bakış savurmuyorlar. Kimseye atmam suçu oysa. Ellerimle başlattığım suçlarımla kirletmem tertemiz adınızı.

Bu nasıl yara?

Ağlamanın da tadı kalmadı, bu hayat tuzlu yaşlarımdan bile iğrenmeyi öğretti bana. Karıştı kavramlar dişli çarkta. Ucuna takılmış savuruyorum kızıl saçlarımı deli rüzgarlara. İçime çekince erken yorulan nikotine yanmış ciğerlerim yanıyor. Kimse sonunda ayağa kalkmıyor bu oyunun bu defa. Perdeler sessizce kavuşurken birbiri ardına soğuk zemine yapışıyor dizlerim. Bu sızı çocukluktan aşikar bana. Ne uzun zaman olmuş diyorum, takılıp düştüğüm taşlar şimdi kocaman geliyor bana.

Bu acı başka.

Annem hala şaşkın bu deli hikayeden. Gülerken gözlerime gebe yaşların tezatlarından boyun büküyor. Secde yerine bıraktığı duaları sıyırıyor beni her yeni intiharımdan. Yakışmıyor kulağıma okunan ezana bu histeri yara.

Geceleri duvarlarıma çaldığım renkler mazgal grisi. Bu karanlıklarda iğreti duruyor papatyalar.

Dinmeyen yaşlar yakışmıyor adına.

Almayı unuttunuz eskilerinizi bavulumdan. Beceremedim biçmeyi arta kalanlardan yeni bir elbise, hiçbiri uymadı üzerime.

Son deliliği bu emin olun bitmeyen türkülerimin.Ben yüreğimde kalan kulak dolgunu nidalarınızı ninni diye dinlerim üzülmeyin.Her sabah yeniden gömüp gözlerimi şehrime, her gece tekrar dirilirim aynı dehlizlere.

Mevsimler gibi şaşırdı yolunu sözlerimin gerçekliği. Her adımım sicilimi bıraktı kaynar asfaltta. Takipleriniz değiştirmeyecek yolları yanılmayın.

Yine bana, yine oyunuma, yine kuyularıma çıkacak yolunuz.

Varılacak adresi süsleyemedim işte. Işıltılardan gözlerim yandı da, sizi de layık göremedim aynı kazaya.

Her rüzgarında şimdi İstanbul’un acıları kuşlarımın ağzına yem diye tembihliyorum. Biraz uzaklaşsa bu lodos içime oturan acıyı ısıtacağım biliyorum.

Ne yanına yapışsam ellerime sivri çiviler batıyor.

Ne yanına yapışsam yumruğum kadar dedikleri kalbim yanıyor.

Suçsuzum oysa

Deli kız türkü söylüyor…

Kötü Şiirler_1

Kötü Şiirler_2

Kaç Ölüm Var İçinde? ” Kötü Şiirler_3 ”

Kötü Şiirler_4

Kötü Şiirler_5

Kötü Şiirler_6

Şizofrenik Zamanlar ” Kötü Şiirler_7 “

Kötü Şiirler_8

Bu Gece

Gulce

yüreğim buruk bu gece
en hüzünlü sözleri söyleyebilirim
çıkma karşıma
en hasret yüklü şiirim bu gece
dökülüverir belki de dilimden
en mahrem dileklerim dile geliverir
son kez dinlerim belki seni
git demeden önce
belki de dinlemem kapatırım kapımı
senden gelen sözler ızdırap veriyor
bana söylemediğin sözler var biliyorum
duymak istemediğim
en hüzünlü gecem bu gece
yokluğun var içinde
yıldızlarda arar gözlerim
sevdam kaybolmuş
ne kadar aydınlık oysa bu gece
ve serin ürpertircesine
gözlerim ararda aklım istemez sevdayı
rüzgara salıvermek ne güzel olurdu düşleri
ne uzun bir gece oldu bu gece
ve de soğuk
sabahlar hasret çeker oldu yine
güneşi görür müyüm diye düşündüm
sensiz ne çare.
doğmasa da olur gibi geldi
hüzün esir aldı bu gece
prangalar bağladı düşüncelerime
son verdiğin acı olacak
belki de
son yazdığım şiir olacak bu gece
belki de
sana veda edercesine

Gülce

Mağlup Değilim

metin

Aşkı kendi içinde yalnız yaşamak.
Acı veriyor sevdiğinden uzak kalmak.
İnsan istiyor sevdiğinin yanında olmak.
Doya doya sevdiğinin gözlerine bakmak.

Taşmış sel olmuşum sığmam bendime.
Kimseye olmaz zararım kendime.
Sarmasan da yaramı yaşarım yine.
Razıyım senin böyle hasret sevgine.

Biliyorum ki kırılıp dökülüp incindin,
Suskunluğun inat değil kırgınlığından,
Ben de kendimi iyi tanıdığımdan,
O güzel kalp hak ettiği sevgiyle kazanılacak!

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !

bedava flash oyun pocoyo pocoyo oyna perilice oyun