Gidiyorum Ben
Yazan GülceAra 31

sessiz sedasız değil
bağıra çağıra
elim yüreğimde değil
kapıda
gözüm yolda değil güllerimde
gidiyorum
usul usul değil koşa koşa
kan ter içinde gidiyorum
acelem var çekilin
çantasız, azıksız
kendimden gidiyorum
çekilin yolumdan acelem var
gidiyorum
beni bekler deniz
dalgalar
martılarla sözleştik biz
yelkenli beklemekte açıkta
bekler beni
aklımı sevdamı, dünümü, yarınımı
çınar altına bıraktım
talan etsin isteyen
güllerim var sadece gönlümde
gözümde
kan kırmızı, süt beyaz
gidiyorum
çınar dallarına sevdamı bırakarak…
Gülce


Bir kendim bir ben gidiyorum diyor Sezen Aksu ama gerisinde yaşanması gereken korkuları bırakıyor. Korkular senden de uzak olsun, cesurca ve gönlünce bir hayat geçirmeni diliyorum. Günlerimiz sayılı, akrep yelkovan ile kovalamacada sen de yakala hayatı saçlarında tut ve…
Tebrikler.
Tebrik ederim.
Gülce tebrik ederim, bazen insan alıp başını gitmek ister arkasına bile bakmak istemez, kendisiyle yüzleşmek ister, bu bir kaçışmıdır yoksa kendi muhasebesini yapmakmıdır bilinmez, en azından acılardan biraz olsun uzaklaşırsın, bir bitişin hikayesi veya bir başlangıcın hikayesi olursun.
Tüm etraf üyelerinin yeni yılını kutlar aileleri ile yeni yılda tüm isteklerine kavuşmasını temenni ederim.
teşekkürler dostlarrr…
Bir tanem!
Son mektubunda:
‘Başım sızlıyor yüreğim sersem! ‘ diyorsun.
‘Seni asarlarsa seni kaybedersem;
diyorsun;
‘yaşıyamam! ‘
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın kalbimin
kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlılarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgilim;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nazıma!
Ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim…
Karım benim!
İyi yürekli
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim:
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.
NAZIM HİKMET
Sonsuz bir ertelemeydi hayatım.
Aslında bu bir gecikmişlik değildi. Hayattan istifa etmek de değildi. Hem sen olmadan nereye gidebilirdim ki? Ben senden uzaklaştığımda gecikmiş olurdum her şeye, seni sevmekten vazgeçtiğimde intikam almış olurdum her şeyden, seni sevmekten vazgeçtiğimde intikam almış olurdum kendimden…
Uzağa, istediğim uzaklara gitme şansım ancak yanında olursam mümkündü. Çünkü ne zaman içime baksam yüzünden geçen bütün zamanları, bütün özleyişleri, yüzünden gerçek dünyaya açılan yolları, başka ve öteki hayatları görüyordum… Yüzünde varlığımın sende kalan parçasını görüyordum. Böyle zamanlarda yüzünde, acıyla gölgelense de bağışlayan bir gülümseme olurdu. Ve bu gülümseme senin beni bir gün içindeki varlığımla buluşturacağını hissettirdi…
İşte o zaman bu sürgün bitecekti…
İşte o zaman yaşadığım bütün endişeler, bu suçluluk, değersizlik duyguları, bu korkular, bu günaşırı intiharlar bitecekti…
Bunu bile bile yaşamak nedir bilir misin? …
Geri döneceğini bile bile tanımadığın, sana hep yabancı yollara düşmek…
Karşına çıkan herkeste seni aramak… Seni hatırlattığı için birine âşık olduğunu sanmak… Sen olmadığını bile bile, bütün hayatını bu ilişkiye adamak için çırpınıp durmak…
Bunu bile bile yaşamak nedir bilir misin? …
Düşünsene, ben seninle düşlerimi, heyecanlarımı, çocukluğumu, acılarımı aldattım…
Seni unuturum diye yaşamaya başladığım her aşkı, ben yine seninle aldattım…
Sen beni içine almadığından beri yıllardır ben seninle kendimi aldattım…
Bir tek seni sevdiğim doğruydu… Ve bu doğru yüzünden hayatım yalana battı…
Sen beni dışladığından beri beni sevenlere bir hayalet hediye ettin…
Tepeden tırnağa aşka, tepeden tırnağa özleme batmış bir hayalet…
Bu hayaletin içinde beni değil seni gördüler hep. Çoğu bu hayalete dayanamayıp çekip gitti…
Kimisi senin beni beklettiğin kapıda, beni bekledi. Seni beklemekten yorulur, onunla birlikte çekip giderim diye buralardan…
Ve ben en çok onların sevgisine inandım. En çok onlara derinden üzüldüm. Ve hep merak ettim, karşılıksız ve onca yıl bir hayaleti nasıl böylesine sevebildiler diye… Dünyanın iyi bir yer olduğuna ve yaşamak için çok sebep bulunduğuna bu insanların bir hayalete duydukları o akılalmaz, o sonsuz sevgileri yüzünden bir kez daha inandım…
Seni unutmak için başladığı her aşkı yine seninle aldatan bir hayalete…
Cezmi Ersöz
Çok güzel dizeler okudum.
Saygılarımla…
Yürekli mısralar…
mor ve ötesi – araf – 2010 | izlesene.com