
Kırgınım
Kitabelerinde birbirimizin izleri olan utulmazlığımıza
kırgınım kendim ile seni unutamayan kendime
Hüzünleri depolanmış son baharın yaprağıyım
Kedersizliği yazdım seni unutan sana
Dolaşıyorum yanardağlarımda çıplak ayakla
Minimize edilmiş ahların esintilerinde
Serinleniyor özlemlerim
Sana kavrulan anlarım anne oluyor acılarına
Gözyaşlarının leğeninde sensiz bebeği yıkıyor yakarışlarım
Parçalayıcı oluyorum koca aşık olarak
Kırgınım bu halime
Beni aşka doğurduğun kente metruk ve meçhul “ ben “yaşlanır
Yedinci rengin yedinci tepesinde yeşillerim tükenir
Doyduğum kente aşk sefiliyim
Sensiz Medine fukarasıyım
Güzeller sevgisiz bırakmıyor
Aşksız değilim
Hangi aşk rengidir sorma
Hangi mideyle yaşıyorum sorma
Kırgınım sana
umutların tünelinden karmakarışık kimliğime yolcuyum
arıyorum senli bir ahuyu huylarından su içmek için
gelişi gülüşüne kafiyeli şiirim olasın diye
dönüşü olmayan öfkelerin tatsızlığından
vizesiz gidişlerinin mührü akıyor bahtıma
Adın sevinç oluyor
ama kırgınım…
gözlerinde söz banyosu yapmadım diye
sözlerinde göz boyası yapmayan ruhuma
Kırgınım
arzularımın kırkayaklarında kırk haramilerimden masal dinlemedin diye
Mantığının meteliğinde hislerin sislere karıştı diye
Benliğime sudan kurşunlar yağdırıyorum
vuruluyorum gözyaşlarından
susuyorum yaralarımla
merhemim senin varlığın
yaşamazsan da yaşıyor olman bile aşktır gülüm
oyduğumuz oyunların tutku oyuncağısın
ben sende büyüyemeyen yaramaz bir çocuk
mutluluğun sonesinde seni okuyor dizeler
şarkısını dinlediğimiz ayrılıkların redifinde
kırgın gazelin vezninde medlerine silmendim
üzerime düşen düşlerin yıldızında geceledim seni
iki kişilik bir aşk heceledim
defalardan çıkarılan afların safındayım
sayısız kez közleniyor kavuşmalarım
gelgitin bölüyor yakamozlarımı
Kırgınım…
Sonuçsuz sarılmaların sıcağında mahrum ettiğin için
Kırgınım çoktan seçmeli bekleyişlerime gelmediğin için
ansızım
sızım kadar sözüm
kudurmuş acılar sözlüğüyüm
kırgınlığım beyazın ayrımında
siyahlarına sardığın yalnızlık girdabından çık
hayat ne aşktan ne de senden ibaret


Sen benim her şeyimdin
Aşkımızı bitirdin
Beni böylece bırakıp gittin.
Yazıklar olsun sana ve sevgine
Adam gibi severken
Bırakıp ta gitmek niye?
Seni sevdiğim kadar kimseleri
Asla da sevemedim.
Ben artık aşka yemin ettim,
Aşka lanet ettim
Tek derdim sendin
Sende beni bırakıp ta gittin
Söyle şimdi seni nasıl sevebilirim?
Seni seven hislerimi sen bitirdin
Seni seven kalbimi söküp gittin
Sevdamızı sen bitirdin
Ben bitiremedim
Aşkımız bitirdin.
Beni böylece bırakıp gittin
Söyle hiç mi sevmedin?
Ben seni adam gibi sevdim
Ama sen adam gibi
Sevmesini bile beceremedin.
Suçum seni sevmekmiş
Artık dönme istemem
Sevmeyi de bundan sonra beceremem.
27.02.2010
Ali YALVAÇ

Resim kaynağı
Malzemelerimiz:
Kapuska
Mayonez
Ceviz
Yoğurt
Garnitür ( mısır, havuç, patates, bezelye karışımı )
Yapılışı:
Kapuskayı yıkayıp süzüp ince doğruyoruz. Garnitürümüzü de katıyoruz.
Yoğurt ve mayonezi katıp karıştırıyoruz. Servis tabağına alıp servis yapıyoruz… Çok basit ve çok leziz oluyor, salatamız servise hazırdır.
Afiyet olsun.
Yaptığım yemeklerden dolayı göbeklendim diye şikâyet edenler olunca site üyelerini rejime almaya karar verdim. Organik salata ile akşamı hafif bir şekilde beslenerek atlatıp kahvaltıya ağırlık vereceğiz. Zira bu salata ile kimse doymaz yarı aç yatacaksınız.
Ezgi

Yazan:
Barış Erdoğan
Şub
28

zaman dingin bir türküye iç geçirir ama hiç sızlanmaz
yaman aşklar yaşasa da ‘gül’ tenli kadın hiç uslanmaz
Barış Erdoğan
Yazan:
Efsane Etrafoğulları
Şub
28

Bakmak güzele güzel olduğu için
Bir çiçeği görmek gibi yaşayabilmek senin gözlerinde
Ürkek bir kuşun yüreğini hissedebilmek ellerinde
Dağ esintisiyle gelen binbir çiçek kokusunu koklamak teninde
İlahilerde ezan sesinde duymak senin sesini
Sonrası ağlamak ebruli zamanlara
Sonrası yalnız ve paramparça içimi yakan aşk
Sonrası bana kalan
Gitmelermiş…
28.02.2010
Efsane Etrafoğulları

Aldık başımıza belayı,
Bir akşam vaktiydi üstelik.
Ellerimiz ceplerimizde,
İhtilâl heveslisiydik.
Kime sorsalar bu halimizi,
Herkeste aynı dizeydik.
Biraz deli,
Biraz canı ortaya koyma heveslisi.
Türküler hep tadını bilmediklerimiz üstüne yazılmıştı,
Her söz ”özlemişim” diyordu…
Biz özlemi alnından öperken,
Ayrılıklar büyüdü ceplerimizde.
O akşam aldık başımıza belayı!
Şiire daldık gece ayazdı
Türkü sesiyle uyandık sonra
”Ağlama yar ağlama,
Mavi yazma bağlama,
Mavi yazma tez solar
Yüreğimi dağlama”
Diyorken türküler
Biz
İhtilâl heveslisi iki deli
Sevdayı yayacaktık sözüm ona
Ellerimizi ceplerimizde unutarak
Ve elimize gelen ayrılığı umursamayarak.
Aldık başımıza belayı,
Geceyi aydınlatan ay da karardı.
Siren sesleriyle doğarken güneş,
Şiirler ikimizi ayrılığa bağladı.
Tutuklu çocuklar,
Mahpusta sevdalar,
Cellattı voltalar…
Bizi bilmem ama
Beni yaşatmaz ayrılıklar!
Aldık başımıza sevdayı…
Züleyha SELÇUK
Yazan:
Efsane Etrafoğulları
Şub
28

Sana dair yazıyorum artık içimdeki sevdayı
İçli bir müzik gibi her zaman seni dinler oldum.
Yalvarışlarım bu yüzden
Bir sese, bir nefese ihtiyacım bu yüzden.
Baktım yüzlerce güllere ilk nurum gibi
Sevdim sadece…
Dokundum bir yaprağa dokunur gibi
Sana dair yazıyorum artık içimdeki kopan fırtınayı
Sevdayı, aşkı,
İsyanları…
28.02.2010
Efsane Etrafoğulları