
Umurlarına sürüldüm gayrı nadasta değilim. Uzak kaldığın her ana,
karbon monoksiti bol özlemler yolluyorum. Sen Âşık Veysel’in seline yakınsın, biraz beni oku rüzgârdan.
* Tetik düştü düşlerime. Sezalandım bir kere.
—Ruhumun düşlerine balonlar uçur. Gözbebeklerine kadar kafiyelensin sevgin.
Henüz, rüştünü kazanmamış geleceğimize tarih ek. Arşivlerine al en yeni beni.
— Korunaksız uzaklarda üşüyorum. Karar ile kararan arasındayım.
—Soruşturmalar açıyorum sen ile illa sen arasında. Bunca imkânsızın sızısında sonrasını çağıran her şeyde kalakalıyorum. Paslanmış yürek tasımı her dem kalaylıyor sevgin.
— Dibi tutmuş karamsarlığın yara adasında yârim olmanı istiyor her şey. İstanbul’un bir aşk adası ve ben yalnız. Ve hem sensiz, hem bütün açlıklara aç.
—Dört yanı çevrilmiş, dört yüreği aklanmış, en büyük aşktan daha yeni temyiz edilmiş, kendi aşkının seri katili olmuş, mısralarda ağlamış, öykülerde hıçkırmış, yeni romanında rumi takvimden ıstıraplar yakmış memnu düşlerin piriyim.
—Pir Sultan değil, Mir Sultan…
Kirliydim, kaçaktım, açılacak gönül kapına konulan kıtmir değildim.
—Seninle baş başa olamadığım ol vaki anların anacaklarında henüz dil ile gönül arasında göz pınarların akmadı.
—Aşk kendini temyiz etmektir. Ben yıllardır Yusuf’la aynı koğuşta kaldım. Sen Züleyha‘ mısın ki mısır bile yetişemeyen kara bağrımın nadaslarında.
—Öylesine sevgilerin peydahladığı sanal aşk bebeği değil benim aşkım.
—Henüz yeni ciltlenmiş hiçliğimin boşluğunda felsefi bir merdiven dayadım bulutlara.
—Nemli bulutlardan seni sordum. Gözü yaşlı yılların buhuru susuyordu.
— Fail-i meçhul bir kalışın vahasına giden ürkek çöl ceylanı olarak geliyorsun kimyalarıma. Her sevginin ilacı simyalarımda saklı bir anın şifresinde gördüklerin rüyaların dersiydi.
—Zimmetine aldığın onca sevginin şehrinde biraz da benim için yaşamaya nişanla kendini. Yürek çeyizlerini hazırla, seni senden istedim.
— Okunaksız, dokunaksız ahitlerimde seni yazdım. Dokunamadıklarıma dokundum.
—Sustum bir zamanlar, zaman sustu. Susmak da aşktan, aşktan da susmaktır.
— Hiç bilinmezliğin hücresindeyim. Yalnız senin saf sevginle besleniyorum.
Ranzasını yaktığım bu mahpus kederin mahzun viranelerinde kendimi sende buldum.
—Yaram ile yaranım arasında raylarında bilediğim gelişlere yürüyordum.
—Bir gün hep yanımda kalacak bir durağın adı oluyorum.
Uzaklarını yasal imkânlarla kiralıyorum. Kiralık bir dünyanın mavzerinde kurşunsuz ve sensiz yaşamak zor.
— Şüphe zırhına kuşandım. Kuşku ile kuşlar arasında beklemeler uçurdum, havana.
— Ant içti gerçek sevgim, söz verdi sözlerim. Özümden sana ütülenmiş yeni bir ben var.
—Kırışık bir dünyanın kreasyonunda en anlatılmaz duygularla beni güle güle giy gönül adam.


1 Mayıs Nasıl Başladı?
İlk kez 1856′da Avustralya’nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento Evi’ne kadar bir yürüyüş düzenlemesi ile başladı.
Siyah-Beyaz Dayanışması
1886′nın 1 Mayıs günü Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Chicago(Şikago)’da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil’de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. O dönemde Luizvil’deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park’a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, ‘Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu’ şeklinde yorumlanmıştı.
1886′da Şikago’da toplanan Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu, 8 saatlik işgünü için 1 Mayıs’ı grev ve 8 saat uygulamasını fiili olarak hayata geçirme günü olarak belirledi.
Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne 1 Mayıs- Anadolu’da 1 Mayıs ilk kez Osmanlı döneminde, 1905 yılında İzmir’de kutlandı. Bunu 1909 Üsküp kutlaması izledi. İstanbul’da ilk kez 1 Mayıs kutlaması 1910′da yapıldı.
1920′nin 1 Mayıs’ında işgal idaresinin ve Osmanlı Hükümeti’nin yoğun baskılarına karşın 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kutlandı. İşçiler Haliçten başlayarak Karaköy üzerinden Beyoğlu’na kadar bir yürüyüş yaptılar ve “Bağımsız Türkiye” yazılı bir pankart taşıdılar.
1921′in 1 Mayısı’nda İstanbul’un hemen tüm işçileri, özellikle şirket-i Hayriye, Seyrü Sefain, Haliç ıdaresi ve Tramvay şirketi çalışanları 1 Mayıs’ı kutladılar.
1923 1 Mayısı’nda çok sayıda yerli ve yabancı işletmede çalışan işçiler greve çıktı. İşçi taleplerinin arasında, “yabancı şirketlere el konulması, 1 Mayıs’ın resmen işçi bayramı olarak tanınması, sekiz saatlik işgünü, hafta tatili, serbest sendika ve grev hakkı” vardı ve birçok işçi tutuklandı.
Cumhuriyet Sonrası-
1924 1 Mayısı’nı “İşçi Bayramı” olarak kutlayan işçilerin bu eylemi engellenmek istendi. Sekiz saatlik işgünü için bildiri dağıtan birçok işçi tutuklandı.
1925 yılında çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu sonrasında kutlamalara izin verilmedi.
1935 yılında çıkarılan “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun” adıyla çıkarılan düzenleme ile 1 mayıs “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak genel tatil günlerine dahil edildi.
27 Mayıs 1960′ dan sonra da “yasaklar” yaşandı.Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Kanunu’nun kabul tarihi olan 24 Temmuz, işçi sınıfına 1 Mayıs’ın yerine bayram olarak dayatıldı. Ancak bu girişimlerin hepsi, kararlı mücadeleler sonucu geri döndü.
Bu yıldan başlayarak 1975 yılına kadar 1 Mayıs yasal olarak kutlanamadı. Sadece 1927 yılı 1 Mayısı’nda Amele Teali Cemiyeti önünde toplanan işçiler tarafından bir kutlama yapılabildi; bu kutlama sonrasında da çok sayıda tutuklama yaşandı ve Amele Teali Cemiyeti kapatıldı.
1975 yılında 1 Mayıs, yarım asırlık bir zamanın ardından, İstanbul Tepebaşı’nda yapılan bir toplantıyla kutlandı.
1976 yılında on binlerce işçi 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’ndaydı. DİSK tarafından düzenlenen miting için Beşiktaş’tan başlayan yürüyüş Taksim’de son bulmuş ve kitlesel bir 1 Mayıs kutlaması gerçekleştirilmişti. O gün Taksim Meydanı’ nı 400 bin işçi bulunuyordu.
1977 yılında Taksim’de toplanan yüz binlerce işçinin üzerine ateş açıldı ve 36 işçi katledildi. Provokasyonu gerçekleştirenlerle ilgili soruşturma açılmasına rağmen dosya günümüze kadar aydınlatılmadı.
1978 yılında tekrar 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nda yüz binlerce işçi bir araya geldi. Mitingteki ana talep 1977 katliamının faillerinin bulunması idi.
1979 ve 1980 1 Mayıs’ları çeşitli engellemelerle karşılaştı. İstanbul’daki kutlamalara izin verilmedi ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Diğer illerde kutlamalar yapılırken, İstanbul’da kutlama yapılamadı.
12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte 1 Mayıs tekrar yasaklandı ve genel tatil günü olmaktan çıkarıldı.
1987: 7 yıllık aradan sonra sendikalar öncülüğünde bazı milletvekilleri, aydın, sanatçı ve bilim adamları ile birlikte yaklaşık 1000 kişilik bir grup Taksim Anıtı’na 1 Mayıs şehitlerini anmak üzere çelenk bırakmak istediler. Polis sadece milletvekillerinin araçla anıta ulaşmasına izin verdi.
1989: Taksim’de biraraya gelen kitleye saldırıldı. Mehmet Akif Dalcı isimli bir işçi yaşamını yitirdi.
1990: Yine Taksim’e yürümek isteyenlere izin verilmedi. Çıkan çatışmada İTÜ Öğrencisi Gülay Beceren felç oldu.
1996: 1980 sonrasının en kitlesel mitingi gerçekleştirildi. Kadıköy’ü dolduran yaklaşık 150 bin insan toplandı ama yine açılan ateş sonrası 3 kişi yaşamını kaybetti.
2008 Nisan’ında, 1 Mayıs “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanması kabul edilmiştir.
22 Nisan 2009 tarihinde TBMM’de kabul edilen yasa ile 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir.
Ve 1 Mayıs 2010… İşçi Bayramı uzun ve yasaklı geçen uzun yıllardan sonra Taksim Meydanı’nda kutlanacak. Kutlamalara ise binlerce kişi katılacak
1 Mayıs dünyanın birçok yerinde işçi bayramı olarak kutlanıyor. Hak ve Özgürlüklerin savunusu olan bu günün tarih içinde Dünya ve Türkiye’de geçirdiği serüven şu şekilde tarih sayfalarında yer alıyor.
Fırat

Sevgi emek ister, emek güç ister
Güçlü bir sevgi için
Sevgi karşılık ister, karşılık fedakarlık ister.
Fedakar bir sevgi için
Sevgi cesaret ister, cesaret yürek ister
Cesur bir sevgi için
Sevgi özgürlük isterse aşk onun özgürlüğü.
Gözler de ispatıdır
Sevgi pamuksa aşk tüydür
Üfleyince uçar
Gider konar sevdiğine
Yumuşacık bir dokunuşla
Sarar tüm benliğimi
Kalırsın bende…
30 Nisan 2010
Gökkuşağı

Sen, içmek isteyince kesilen suyum,
Sen serinlemek istediğimde yakan çölüm,
Sen koklamak isteyince kuruyan gülüm!
Sen, sen, sen benim, tek umutsuzluğum!
Melis Gönül
Yazan:
Efsane Etrafoğulları
Nis
30

En çok beğendiğimiz şairler ve şiirleri vardı
Okumaktan büyük zevk aldığımız.
Senin en çok sevdiğin şair kim diye sorduğumda
Gülümserdin, bilmezmiş gibi yapma derdin.
Biliyordum ama soruyordum
Senin ağzından duymak istiyordum
Nasıl yazıyorsun
Bunca kelimeyi, bunca hissi anlamıyorum derdin.
Bakıyorum inceliyorum hayatı
İçimdeki seni bulup yazıyorum
Sadece içimdeki şairi başkalaştırıyorum o kadar.
Kimi zaman
Ümit Yaşar oluyorum,
İnançsızlığımın ortasında inancım oluyorsun.
Yazdıklarım seni yaratıyorum
Kimi zaman ise
Ömer Hayyam gibi seni soruyorum
İsyanlar ediyorum sana
Yazıyorum aşkı, Ümit Yaşar misali
Yaşıyorum seni, Ömer Hayyam gibi…
30 Nisan 2010
Efsane Etrafoğulları

Malzemeleriz:
1/2 paket makarna
1 su bardağı mayonez
1 su bardağı sarımsaklı yoğurt
8 adet küçük salatalık turşusu
5 adet sosis
küçük kutu konserve havuç
küçük kutu konserve mısır
küçük kutu konserve bezelye
1 çorba kaşığı sıvı yağ
1 demet maydanoz
1 demet dereotu
100 gr. yeşil zeytin
tuz
karabiber
Yapılışı:
Makarnaları haşlıyoruz. Sosisleri, salatalık turşularını, maydanozu ve dereotunu küçük küçük doğruyoruz. Zeytin çekirdeklerini çıkartıp onları da ince ince doğruyoruz. Bütün malzemeleri bir kaba boşaltın ve karıştırıyoruz. Makarnamız servise hazırdır.
Afiyet olsun.
Ezgi

Yazan:
Barış Erdoğan
Nis
30

sen benim geçen yılımsın
sevgi dolu, umut dolu, aşk dolu
geçmek bilme
ateşim diner
sen benim günümsün
arzu dolu, umut dolu, aşk dolu
kan kırmızısı bir gül bırakma
ateşim yanar
sen benim yönümsün
sevgi dolu, umut dolu, aşk dolu
alıp götürme deryalara
ateşim söner
Barış Erdoğan

Aşk değil midir dilimi söyleten,
Aşk değil midir ki ağlatan,
Aşk değil midir canlar yakan!
Aşk değil midir karanlıktaki ışık,
Aşk değil midir, buz tutmuş yüreklerin tek sebebi!
Kilit vurulmuş kalplerin tek sahibi,
Yanmış amma kül olmamış,
Bakmış ama doymamış,
Dokunmuş ama bitmemiş!
Bir dert ağır gelmişken dayanamazken,
Bin dertlerini çekmemiş mi aşk yüzünden,
Yar yar diye?
Yeter ki aşk olsun,
Aşkıyla, derdiyle, gözyaşıyla, sevinciyle ,
Güç bulan, bekleyen, umut besleyen,
Değil midir aşk bunlara sebep…
Kim demiş ki aşk yok?
Aşk benim,
Aşk sensin,
Aşk gören gözlerim,
Aşk yanan kalbim,
Aşk benim diğer yarım!
Aşk sen,
Aşk ben,
Aşk yoksa sen de yok!
Aşk yoksa ben de yok!
Aşk yoksa hiçbir şey yok!
Yok, yok!
Melis Gönül
Yazan:
Barış Erdoğan
Nis
30

Şirin`e ulaşmak için deldiğimiz dağlarda
kimi aşını aradı
kimi aşkını
bense gönlü hovarda
Barış Erdoğan
Yazan:
Barış Erdoğan
Nis
30

hüzne ekmek banarım
açlığım son bulur
özüme ekmek banarsın
hiçliğin son bulur
Barış Erdoğan
Hiçliğim Son Bulur
Yazan:
Barış Erdoğan
Nis
30

bana İstanbul’u göstermeyin
hasretlikten bölünürüm
İstanbul’dan bir güzel göstermeyin
hasetlikten ölürüm
Barış Erdoğan

Zihnimdeki düşünceler uzayıp gidiyorken
Elimi uzattığımda tutuverecekmişim gibi
Şirin bir bulut kadar uzak
Beklentilerim
Geceleri yıldızları seyrediyorken
Göz kıpıyorlar bana
Dudağımda mırıldandığım
Türküyle
Anlaşılmaz bir şekilde dans ediyor
İki ileri bir geri
Beklentilerim
Tatlı bir tebessüm
Çığlık çığlığa sevinç
Bazen de acı bir hıçkırık
Çoğu zamanda
Zaman…
Gökkuşağı
Yazan:
Barış Erdoğan
Nis
30

Irmak, koşarak boşalacağı denizin yolunda çırpınıyordu, o deniz belki de bendim; gül, kokusunu aldığı toprağa savruluyordu, o toprak belki de bendim; bir şiir sevdalandığı gönül yolunda sarhoş ezgiler dağıtıyordu, o gönül belki de sizsiniz
sevgili paraf
sevgili selcan
sevgili zeytin
sevgili ezgi
sevgili 1′e 1
sevgili ufuk
sevgili efsane
sevgili gökkuşağı
sevgili patozaf
sevgili korsan
daha kimler
daha kimler..ben sizin rüzgarınızla yelken açtım..çok tşk…
Barış Erdoğan
Yazan:
Pclerin Bilgesi
Nis
29

Arkadaşlar bugün sizinle günümüzün aşkları, günümüzün evlilikleri, günümüzün dostluklarını tartışacağız. Ben aşkın bir heves olduğunu düşünüyorum açıkçası çünkü insanlar amaçları uğruna karşı cinsini kandırıyorlar. Aşk diye bir şeye inandırıyorlar aşk bir oyundan ibarettir tabii bu benim fikrim günümüzün aşkları daha doğrusu oyunları ünlülerin yaşadığı aşkından daha kısa sürüyor hatta daha da kısa.
Birçok evlilik teklifi aldım, birçok çıkma teklifi aldım ama hep hazır değilim diye geri çevirdim gerçek hayattakileri çünkü gerçek hayatın erkekleri ile flört edersem tamam çok cesaretliyim gerektiğinde çok güçlü bir kızım ama bir fırsatını bulup Allah korusun neyse çakışabilirler benimle ondan gerçek hayattaki kişileri tercih etmiyorum.
Sanaldakilerle idare ediyorum çünkü sanaldaki sanalda kalıyor eli elime değmiyor bakmayın bu laflarımdan korkak gibi durduğuma aslında ne deliyim bir bilseniz geçmişte neler yaptım. Valla kapıyı camı kırdım yumrukla, camla saldırdım aileme, kendimi öldürmeye çalıştım, binlerce kez intihara teşebbüs ettim ama ölmedim bunalım dönemimde biri çıkma teklifinde diğeri evlilik teklifinde bulundu ikisine de sert çıkıştım.
Sonra bir gün bir pazar günü evlenme teklifi eden biri ailemle aramı bozmaya çalıştı onun yüzünden kaç sene ailemle küs kaldım. Sonra 17’lik bir çocuk vardı abimle ilgili yalan da söyledi. Yalanım yok ona inanmadım dolduruşa girmedim önceki bana ders oldu sonra netten bulduk onlarla da gırgırına anladığınız gibi aşk bir dalgadır. İnsanlar akılları sıra karşı cinsleriyle dalga geçiyor oynuyor sonrada kullanıp atıyor ama benim her zaman şudur lafım aşkım olacağına ölene dek dostum ol.
İnanın ki dershaneye giderken bir oğlanla tanıştım kapkara bir şeye benzemiyordu Allah’ın gücüne gitmesin ama kaç kızı kandırdığını bana kendi söyledi aynı anda kaç kızı idare ettiğini de. Bana da istersen sende katılabilirsin listeme dedi ama yok ben almayayım dedim.
Evlilik ise o da oyuncak gibi oldu bu zamanda çevremde evlenen boşandı, evlenen mutsuz oldu. Evlenen çocuğu kucağında anasının evine baba ocağına döndü daha neler neler… Sevgi vardır sevgi kalıcıdır, dostluk kalıcıdır. Aşklar geçici bir hevestir işte budur sözüm, işte böyledir benim fikrim en iyisi hayat arkadaşı olarak sevebileceğin ama aşk değil bakın sevebileceğiniz biriyle yoldaşınla yoldaş olup hayat yolunda ilerlemek ben böyle düşünüyorum ama sizi bilmem kaç kişi bana katılır.
Ben şunu bilirim bir gün yalnız kalırsam hayatta Allah korusun o zaman ben sadece yalnızlığıma çare olacak bir kocayı isterim ayıptır demesi ama benim dostluklarım kalıcıdır dostum dediğim insandan asla vazgeçmem ölene dek.
Kardelenimorkidem
Yazan:
Efsane Etrafoğulları
Nis
29

Ulu Cami’den heykele doğru giderken
Sol tarafta köylü pazarı diye bir yer var
Orada sor
Âşıklar kahvehanesi nerde diye
Sazıyla sözüyle âşıklar
Türkü söylüyor.
Saat 16.00’da orada ol
Bir saat
Birlikte
Türkü dinleriz
Dediğin akşamı hatırladım.
O akşam sabah olmamıştı
Saatler
Kahrolası su gibi akan saatler geçmek bilmemişti
En sonunda sabah olmuştu.
Şimdi de
Öğlen olmuyordu
Çıldıracak gibiydim.
Geçmez dediğim zaman geçmişti
Vuslata bu kadar yaklaştıkça
Kelebekler uçuyordu yüreğimde
Ve vardım âşıklar kahvehanesine
Seni gördüm
Seninle yaşadım sazın bam telinde
Âşıkların sesinde seni dinledim.
Oraya ne zaman yolum düşerse
Bin âşık doğar
Bir şair yok olur yüreğimde…
29 Nisan 2010
Efsane Etrafoğulları

Yüreğini açta gör
Sevdiğine bak da gör
Ekini ektin biç de gör
Bu nasıl dünya öl de gör.
29 Nisan 2010
Gökdeniz

Doğan güneşin sabahına
Güne ilk merhaba diyen,
Kuş cıvıltıları eşliğinde
Titrek elleriyle benim için
Hazırladığı mis gibi sıcak sütüme
Sevgisini katan
Her gün şafak sayan
Asker yolunu bekleyen
Genç bir kızın heyacanı gibi canlı
Saraylarda geçmiş çocukluğu
Savaşlarda geçmiş gençliği
Hayatının ilkbaharını henüz yaşamadan
14′ünde evlenmiş
Dedem için tek bir kötü söz söylememiş
Çektiği tüm sıkıntılara inat
Yıllanmış çınar gibi
Dimdik
Yüzündeki çizgilerin binlerce anısı
Acısı, tatlısı ile
Dinledikçe onu
Doyamadığın
Nasihatler veren, ders alman gereken
84 yıl boyunca
Yüreğindeki saygıyı eksiltmeden
Pırıl pırıl kalbi ile
Sevgisini çevresine yansıtan
Ve
Kadere bak şarkını her dinlediğinde gözleri yaşaran
Gerçek bir Osmanlı hanımıydı benim anneannem.
29 Nisan 1990
Gökkuşağı

Sevda yürekte gelinlikli kızların nakışı gibidir, her bir nakış duyguların oyasıdır.
29 Nisan 2010
Korsan
Yazan:
Barış Erdoğan
Nis
29

çiçekler topladım
her yaprağında leyla(k) kokusu
mecnun olma
Barış Erdoğan
Yazan:
Barış Erdoğan
Nis
29

her limanda seni görüyorum
kadırgam su alıyor
Barış Erdoğan
Yazan:
Barış Erdoğan
Nis
29

seni her gün görebilmek uğruna
mor bir güle diken olmuştum
Barış Erdoğan
Yazan:
Barış Erdoğan
Nis
29

sarı buğdaylar biçtim deste deste
onlar saçlarındı
nice denizler aştım mavi mavi
onlar gözlerindi
hurma ağaçlarının gölgesinde uyudum
onlar parmaklarındı
her yan gül kesmiş
mis kokular gelir burnuma
o tenindi
Barış Erdoğan
Yazan:
Barış Erdoğan
Nis
29

bir kırlangıcın kanadıydı
beni vurduğunuz sözcükler
karaya boyalı
bir martının gözleriydi
beni öldürdüğünüz sözcükler
yaraya oyalı
bir papatyanın yapraklarıydı
beni yaşama döndüren
sana sevdaya doyalı
Barış Erdoğan
Yazan:
Barış Erdoğan
Nis
29

beni bir sabah arasan
postacı haber verse
ya da kapıcı dese ki:
sizi bir kadın aradı…şey…
ölürüm
beni bir sabah aramasan
ben gene ölürüm
Barış Erdoğan
Yazan:
Barış Erdoğan
Nis
29

ve zaman geri gelmişti ben uyurken dizinde
düşüncelerimi kuruturdum sensizliğin ipinde
Barış Erdoğan

Tanrım bu ne büyük lütuftur, bağışladın onu bana
Nasıl bir sevdadır bendeki, Mecnun’a sorsan…
Tanrım bu ne büyük ıstıraptır, haram ettin onu bana
Nasıl sevilir yar böylesine, Leyla’ya sorsan…
Ali Erez

Dikili bir ağacımız olsun diye
Elimizde birer kürek
Bir kürek sen, bir kürek ben
Sen, ben derken açmışız bir çukur
İnmişiz dibine
İkimiz de çabalıyoruz kazdığımız kuyudan
28 Nisan 2010
Gökkuşağı
Yazan:
Efsane Etrafoğulları
Nis
28

Belki o resimdeki bilinmeyenleri anlatırsın
Bilmediğim o kadar çok bilgi var ki senin hakkında
Sen illa ki sen…
Sana durup bakarım hiç bıkmadan
Bir resminde o kadar güzelsin ki.
Mavi gözlerinle ümitsiz insana ümit veriyorsun
Kıvırcık saçların,
Saçlarını uçuran rüzgârı bile kıskanıyorum…
Makyajın çok güzel
Ya o fuların kahve renkli tonlarında
Ayakta durmuş dergi okuyorsun
Belli ki
O kadar önemliydi okuduğun, mavi gözlerini alamıyordun
Neydi beni bu kadar büyüleyen,
Bir kadın mıydı yoksa hayalleri miydi?
Sadece bakıyordum
Hayallerimde
Bir kadına bakıyorum yarınlara bakar gibi…
28 Nisan 2010
Efsane Etrafoğulları