30 Nisan 2010 icin arsiv

Sez_alandım Bir Kere – 1

Hayrettin TAYLAN

Umurlarına sürüldüm gayrı nadasta değilim. Uzak kaldığın her ana,
karbon monoksiti bol özlemler yolluyorum. Sen Âşık Veysel’in seline yakınsın, biraz beni oku rüzgârdan.
* Tetik düştü düşlerime. Sezalandım bir kere.
—Ruhumun düşlerine balonlar uçur. Gözbebeklerine kadar kafiyelensin sevgin.
Henüz, rüştünü kazanmamış geleceğimize tarih ek. Arşivlerine al en yeni beni.
— Korunaksız uzaklarda üşüyorum. Karar ile kararan arasındayım.
—Soruşturmalar açıyorum sen ile illa sen arasında. Bunca imkânsızın sızısında sonrasını çağıran her şeyde kalakalıyorum. Paslanmış yürek tasımı her dem kalaylıyor sevgin.
— Dibi tutmuş karamsarlığın yara adasında yârim olmanı istiyor her şey. İstanbul’un bir aşk adası ve ben yalnız. Ve hem sensiz, hem bütün açlıklara aç.
—Dört yanı çevrilmiş, dört yüreği aklanmış, en büyük aşktan daha yeni temyiz edilmiş, kendi aşkının seri katili olmuş, mısralarda ağlamış, öykülerde hıçkırmış, yeni romanında rumi takvimden ıstıraplar yakmış memnu düşlerin piriyim.
—Pir Sultan değil, Mir Sultan…
Kirliydim, kaçaktım, açılacak gönül kapına konulan kıtmir değildim.
—Seninle baş başa olamadığım ol vaki anların anacaklarında henüz dil ile gönül arasında göz pınarların akmadı.
—Aşk kendini temyiz etmektir. Ben yıllardır Yusuf’la aynı koğuşta kaldım. Sen Züleyha‘ mısın ki mısır bile yetişemeyen kara bağrımın nadaslarında.
—Öylesine sevgilerin peydahladığı sanal aşk bebeği değil benim aşkım.
—Henüz yeni ciltlenmiş hiçliğimin boşluğunda felsefi bir merdiven dayadım bulutlara.
—Nemli bulutlardan seni sordum. Gözü yaşlı yılların buhuru susuyordu.
— Fail-i meçhul bir kalışın vahasına giden ürkek çöl ceylanı olarak geliyorsun kimyalarıma. Her sevginin ilacı simyalarımda saklı bir anın şifresinde gördüklerin rüyaların dersiydi.
—Zimmetine aldığın onca sevginin şehrinde biraz da benim için yaşamaya nişanla kendini. Yürek çeyizlerini hazırla, seni senden istedim.
— Okunaksız, dokunaksız ahitlerimde seni yazdım. Dokunamadıklarıma dokundum.
—Sustum bir zamanlar, zaman sustu. Susmak da aşktan, aşktan da susmaktır.
— Hiç bilinmezliğin hücresindeyim. Yalnız senin saf sevginle besleniyorum.
Ranzasını yaktığım bu mahpus kederin mahzun viranelerinde kendimi sende buldum.
—Yaram ile yaranım arasında raylarında bilediğim gelişlere yürüyordum.
—Bir gün hep yanımda kalacak bir durağın adı oluyorum.
Uzaklarını yasal imkânlarla kiralıyorum. Kiralık bir dünyanın mavzerinde kurşunsuz ve sensiz yaşamak zor.
— Şüphe zırhına kuşandım. Kuşku ile kuşlar arasında beklemeler uçurdum, havana.
— Ant içti gerçek sevgim, söz verdi sözlerim. Özümden sana ütülenmiş yeni bir ben var.
—Kırışık bir dünyanın kreasyonunda en anlatılmaz duygularla beni güle güle giy gönül adam.

Hayrettin TAYLAN

1 Mayıs İşçi Bayramı

firat

1 Mayıs Nasıl Başladı?

İlk kez 1856′da Avustralya’nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento Evi’ne kadar bir yürüyüş düzenlemesi ile başladı.

Siyah-Beyaz Dayanışması

1886′nın 1 Mayıs günü Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Chicago(Şikago)’da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil’de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. O dönemde Luizvil’deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park’a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, ‘Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu’ şeklinde yorumlanmıştı.

1886′da Şikago’da toplanan Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu, 8 saatlik işgünü için 1 Mayıs’ı grev ve 8 saat uygulamasını fiili olarak hayata geçirme günü olarak belirledi.
Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne 1 Mayıs- Anadolu’da 1 Mayıs ilk kez Osmanlı döneminde, 1905 yılında İzmir’de kutlandı. Bunu 1909 Üsküp kutlaması izledi. İstanbul’da ilk kez 1 Mayıs kutlaması 1910′da yapıldı.
1920′nin 1 Mayıs’ında işgal idaresinin ve Osmanlı Hükümeti’nin yoğun baskılarına karşın 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kutlandı. İşçiler Haliçten başlayarak Karaköy üzerinden Beyoğlu’na kadar bir yürüyüş yaptılar ve “Bağımsız Türkiye” yazılı bir pankart taşıdılar.
1921′in 1 Mayısı’nda İstanbul’un hemen tüm işçileri, özellikle şirket-i Hayriye, Seyrü Sefain, Haliç ıdaresi ve Tramvay şirketi çalışanları 1 Mayıs’ı kutladılar.
1923 1 Mayısı’nda çok sayıda yerli ve yabancı işletmede çalışan işçiler greve çıktı. İşçi taleplerinin arasında, “yabancı şirketlere el konulması, 1 Mayıs’ın resmen işçi bayramı olarak tanınması, sekiz saatlik işgünü, hafta tatili, serbest sendika ve grev hakkı” vardı ve birçok işçi tutuklandı.
Cumhuriyet Sonrası-
1924 1 Mayısı’nı “İşçi Bayramı” olarak kutlayan işçilerin bu eylemi engellenmek istendi. Sekiz saatlik işgünü için bildiri dağıtan birçok işçi tutuklandı.
1925 yılında çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu sonrasında kutlamalara izin verilmedi.
1935 yılında çıkarılan “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun” adıyla çıkarılan düzenleme ile 1 mayıs “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak genel tatil günlerine dahil edildi.
27 Mayıs 1960′ dan sonra da “yasaklar” yaşandı.Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Kanunu’nun kabul tarihi olan 24 Temmuz, işçi sınıfına 1 Mayıs’ın yerine bayram olarak dayatıldı. Ancak bu girişimlerin hepsi, kararlı mücadeleler sonucu geri döndü.
Bu yıldan başlayarak 1975 yılına kadar 1 Mayıs yasal olarak kutlanamadı. Sadece 1927 yılı 1 Mayısı’nda Amele Teali Cemiyeti önünde toplanan işçiler tarafından bir kutlama yapılabildi; bu kutlama sonrasında da çok sayıda tutuklama yaşandı ve Amele Teali Cemiyeti kapatıldı.
1975 yılında 1 Mayıs, yarım asırlık bir zamanın ardından, İstanbul Tepebaşı’nda yapılan bir toplantıyla kutlandı.
1976 yılında on binlerce işçi 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’ndaydı. DİSK tarafından düzenlenen miting için Beşiktaş’tan başlayan yürüyüş Taksim’de son bulmuş ve kitlesel bir 1 Mayıs kutlaması gerçekleştirilmişti. O gün Taksim Meydanı’ nı 400 bin işçi bulunuyordu.
1977 yılında Taksim’de toplanan yüz binlerce işçinin üzerine ateş açıldı ve 36 işçi katledildi. Provokasyonu gerçekleştirenlerle ilgili soruşturma açılmasına rağmen dosya günümüze kadar aydınlatılmadı.
1978 yılında tekrar 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nda yüz binlerce işçi bir araya geldi. Mitingteki ana talep 1977 katliamının faillerinin bulunması idi.
1979 ve 1980 1 Mayıs’ları çeşitli engellemelerle karşılaştı. İstanbul’daki kutlamalara izin verilmedi ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Diğer illerde kutlamalar yapılırken, İstanbul’da kutlama yapılamadı.
12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte 1 Mayıs tekrar yasaklandı ve genel tatil günü olmaktan çıkarıldı.
1987: 7 yıllık aradan sonra sendikalar öncülüğünde bazı milletvekilleri, aydın, sanatçı ve bilim adamları ile birlikte yaklaşık 1000 kişilik bir grup Taksim Anıtı’na 1 Mayıs şehitlerini anmak üzere çelenk bırakmak istediler. Polis sadece milletvekillerinin araçla anıta ulaşmasına izin verdi.
1989: Taksim’de biraraya gelen kitleye saldırıldı. Mehmet Akif Dalcı isimli bir işçi yaşamını yitirdi.
1990: Yine Taksim’e yürümek isteyenlere izin verilmedi. Çıkan çatışmada İTÜ Öğrencisi Gülay Beceren felç oldu.
1996: 1980 sonrasının en kitlesel mitingi gerçekleştirildi. Kadıköy’ü dolduran yaklaşık 150 bin insan toplandı ama yine açılan ateş sonrası 3 kişi yaşamını kaybetti.
2008 Nisan’ında, 1 Mayıs “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanması kabul edilmiştir.
22 Nisan 2009 tarihinde TBMM’de kabul edilen yasa ile 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir.
Ve 1 Mayıs 2010… İşçi Bayramı uzun ve yasaklı geçen uzun yıllardan sonra Taksim Meydanı’nda kutlanacak. Kutlamalara ise binlerce kişi katılacak
1 Mayıs dünyanın birçok yerinde işçi bayramı olarak kutlanıyor. Hak ve Özgürlüklerin savunusu olan bu günün tarih içinde Dünya ve Türkiye’de geçirdiği serüven şu şekilde tarih sayfalarında yer alıyor.

Fırat

Sen Benim Tek Umutsuzluğum

Melis

Sen, içmek isteyince kesilen suyum,

Sen serinlemek istediğimde yakan çölüm,

Sen koklamak isteyince kuruyan gülüm!

Sen, sen, sen benim, tek umutsuzluğum!

Melis Gönül

Şairler Ve Şiirler

Engelli yasamak

En çok beğendiğimiz şairler ve şiirleri vardı
Okumaktan büyük zevk aldığımız.
Senin en çok sevdiğin şair kim diye sorduğumda
Gülümserdin, bilmezmiş gibi yapma derdin.
Biliyordum ama soruyordum
Senin ağzından duymak istiyordum
Nasıl yazıyorsun
Bunca kelimeyi, bunca hissi anlamıyorum derdin.
Bakıyorum inceliyorum hayatı
İçimdeki seni bulup yazıyorum
Sadece içimdeki şairi başkalaştırıyorum o kadar.
Kimi zaman
Ümit Yaşar oluyorum,
İnançsızlığımın ortasında inancım oluyorsun.
Yazdıklarım seni yaratıyorum
Kimi zaman ise
Ömer Hayyam gibi seni soruyorum
İsyanlar ediyorum sana
Yazıyorum aşkı, Ümit Yaşar misali
Yaşıyorum seni, Ömer Hayyam gibi…

30 Nisan 2010

Efsane Etrafoğulları

Makarna Salatası

makarna

Malzemeleriz:

1/2 paket makarna
1 su bardağı mayonez
1 su bardağı sarımsaklı yoğurt
8 adet küçük salatalık turşusu
5 adet sosis
küçük kutu konserve havuç
küçük kutu konserve mısır
küçük kutu konserve bezelye
1 çorba kaşığı sıvı yağ
1 demet maydanoz
1 demet dereotu
100 gr. yeşil zeytin
tuz
karabiber

Yapılışı:

Makarnaları haşlıyoruz. Sosisleri, salatalık turşularını, maydanozu ve dereotunu küçük küçük doğruyoruz. Zeytin çekirdeklerini çıkartıp onları da ince ince doğruyoruz. Bütün malzemeleri bir kaba boşaltın ve karıştırıyoruz. Makarnamız servise hazırdır.

Afiyet olsun.

Ezgi

ezgi

Sevgi Dolu, Umut Dolu, Aşk Dolu

be-6

sen benim geçen yılımsın

sevgi dolu, umut dolu, aşk dolu

geçmek bilme

ateşim diner

 

 

sen benim günümsün

arzu dolu, umut dolu, aşk dolu

kan kırmızısı bir gül bırakma

ateşim yanar

 

 

sen benim yönümsün

sevgi dolu, umut dolu, aşk dolu

alıp götürme deryalara

ateşim söner

 

Barış Erdoğan

Kim Demiş Aşk Yalan Diye?

Melis

Aşk değil midir dilimi söyleten,
Aşk değil midir ki ağlatan,
Aşk değil midir canlar yakan!
Aşk değil midir karanlıktaki ışık,
Aşk değil midir, buz tutmuş yüreklerin tek sebebi!
Kilit vurulmuş kalplerin tek sahibi,
Yanmış amma kül olmamış,
Bakmış ama doymamış,
Dokunmuş ama bitmemiş!
Bir dert ağır gelmişken dayanamazken,
Bin dertlerini çekmemiş mi aşk yüzünden,
Yar yar diye?
Yeter ki aşk olsun,
Aşkıyla, derdiyle, gözyaşıyla, sevinciyle ,
Güç bulan, bekleyen, umut besleyen,
Değil midir aşk bunlara sebep…
Kim demiş ki aşk yok?
Aşk benim,
Aşk sensin,
Aşk gören gözlerim,
Aşk yanan kalbim,
Aşk benim diğer yarım!
Aşk sen,
Aşk ben,
Aşk yoksa sen de yok!
Aşk yoksa ben de yok!
Aşk yoksa hiçbir şey yok!
Yok, yok!

Melis Gönül

Can Canana Kurban Olsun

Melis

Can canana kurban olsun

Sana olan hasretimden,

Dökülen gözyaşlarım

Yaralarına merhem olsun.

Melis Gönül

Hovarda

be-6

Şirin`e ulaşmak için deldiğimiz dağlarda
kimi aşını aradı
kimi aşkını
bense gönlü hovarda

Barış Erdoğan

Hiçliğin Son Bulur

be-4

hüzne ekmek banarım
açlığım son bulur

özüme ekmek banarsın
hiçliğin son bulur

Barış Erdoğan

Hiçliğim Son Bulur

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !

bedava flash oyun pocoyo pocoyo oyna perilice oyun