Mayıs, 2010 icin arsiv

Kader

surgun_ruhum

 Kader bana yalnızlık rolü vermiş.

 Kaçabilmem imkânsız.

 Aynada gözyaşlarımı görüyorum sürekli.

 Kollarımda ise şırınga morlukları.

 Sonra yanan bir ışık görüyorum.

 Duvardaki gölgeme bakıyorum bana gülümsüyor.

 Çevremde kimseler yok.

 Meğer ışığı yakan kadermiş…

 Amacına ulaştığı için pis bir gülümseme alıyor yüzünü

 Bana yalnızlığımı bir kez daha hatırlatıyor. 

Yine de bana kaçma şansı veriyor. 

Deniyorum ama olmuyor. 

Mazide kalan bir şeyler beni mıknatıs gibi geri çekiyor. 

Artık anlaşıldı. 

Alışkanlık yapmış bende… 

Hıçkırıklara boğuluyorum sonra. 

Ama nafile. 

Netice mi? 

Yok.

 

Sürgün Ruhum

Zeynep – Akrostiş

hunter

Zehir oldu sensiz hayatım,
Elini uzat bana da artık barışalım…
Yarım kalan sevdamıza yeniden başlayalım,
Nice aşıklar gibi baharı yaşayalım,
Elalem ne derse desin, birbirimizden kopmayalım
Perişan oldum bak sensiz, bir daha ayrılmayalım…

Zehir oldu gittiğinden beri hayatım,
Ecelim oldun, anlamı yok yaşamanın…
Yaraladın beni ve öylece bırakıp gittin,
Neden böyle oldu, beni neden terk ettin?
Eninde sonunda yine bana geleceksin,
Pişmanım desen de, sen gözümde artık bir hiçsin…

 

Hunter38

Yalancı Masallar

gokkusagi

Küçük bir kız çocuğu boynu bükük
Yüzündeki sevimlilik umurunda bile değil
Oturmuş kapısını önüne yanakları avuçlarında
Kim bilir neler geçiyor yerlerde gözleri…

Üstü başı yırtık pırtık
Ayağında yarım pabuç
Karnı da acıkmıştı.

Mutsuz olduğunun bilincinde sanki
Oyuncak bebek versen tüm dertlerini unutur
O kız çocuğu gibi içimdeki çocuk
Kaçamak ağlıyor gözleri yerlerde…

Belli ki mutluluğunu arıyor
Yalnızlıktan korkuyor
Belki kaçırdıklarının ardından
Boşluyor
O da bilmiyor getirisiz hayatın istediğini
Hep götürüyor.

Uçurtmayı görüyor gökyüzüne
İpleri kendinde değil
İzliyor
Soğuk bir elin değmesinden ürküyor zaman zaman
Tepetaklak başı aşağı yuvarlanmak
Ömründen asgari düşüyor.

Oyuncak bebeklerden sıkılmış hayatın
Sahici olmadığının bilincinde
Sevgileri özlüyor
Boynu bükük kaderimin…

31 Mayıs 2010

Gökkuşağı

Hunter38

Anayurdu koruyan bir Mehmetçiğim,
Sen rahat uyu annem, ben her gece nöbetteyim…
Kısmet olur mu bilinmez şehit olup geleceğim…
Ela gözlerinden bir damla yaş akmasın,
Rabbimden sadece duanı bekleyeceğim…
İstemem arkamdan kimseler yas tutmasın,
Memleketime bir değil, bin can feda olsun…

Anlamadım nasılda geçtiğini,
Sanki hiç bitmez gibiydi; her şey aklımda, dün gibi…
Keşkelerle bitti inan ki…
En güzeli de teskere bileti…
Rabbim herkese nasip etsin böylesini…

Dün gece seni düşümde gördüm,
Elimde resmin, ağladım durdum…
Rezillikti yaptığın, kahrımdan uyuyamaz oldum…
Yalvarışlarımın seni getirmeyeceğini de biliyordum,
Askerdeyken beni böyle terk edişinle ölümüm oldun…

 

Hunter38

Resimli Şiir Yapmak

Bocukum2010

Bugün de resimli şiir konusunu anlatacağım sizlere
İlk olarak resmimi ekliyoruz Microsoft Office programındaki ekle kısmında bulunan resme tıklayarak

resim1

Sonra resmin aşağısına yazımızı yazıyoruz ardından yazıya sağ tıklayarak yazımızı kalınlaştırıyoruz ve renk veriyoruz yazı tipinden

resim2

Ardından resmin üzerine sağ tıklıyoruz metin kaydırmanın üzerine getirin ve metnin arkasına’yı seçin

resim3

Print screen tuşuna basıyoruz paint’i açıyoruz düzenden yapıştır’ı tıklıyoruz kenarda ki bunun karesini tıklıyoruz resmi sağ tıklayıp kesiyoruz.
Tekrar paint programını açıyoruz dosya kaydet diyoruz bit işlem bmp yazan yerin kenarındaki oktan Jpeg’yi seçiyoruz resimli şiirimize isim veriyoruz kaydediyoruz.
M yolla yap typing’ten link alıyoruz sitemize kaydediyoruz.

Böcüküm2010

La-n-et-li Yehova

Hayrettin TAYLAN

Kan emici işgalcilere ithaf

Ruhun sığınaklarında mazlum kelebekler uçar nura
biz nurdan doğan nura koşan ermiş sevgilerin çırasıyız
lanetlenmiş sülünlerin kan haritasında vurulan bebeğim
ağlasam dünya benle ağlar
çağlasam dünya benle çağlar
yüreğimin güney kutbu gazze
yüreğimin kuzey kutbu insanlık
nabzıma sıkan kurşunların kalemiyle acılarım titreşir
suretini büyütür can pazarındaki tarifsiz kan canavarı
annenizin sütüne katılan hainlik bir ömür lanetli kılar
içimizdeki sevgi pınarlarını kurutamaz kırkayağınızın kırk zehri
yalnızlık dehrinde kaybolduğumuz uçsuz kayıplarda
acısı içine işlemiş yitik bir aslanın ormana giriş halindeyim
benim soyumla huyumun gölgesinde terbiye edilmediniz
bu yüzden la masallarınızın aşüfte cadılarından lanetli kaldınız
bu yüzden illa billahi bilmeyen bir avuç sülün sümüğüne yamalısınız
ümmetin alyuvarlarını içerek tarihe kadeh kaldıran dışlanmışlığın kırık aynası
önce kanar yapayalnızlığınız
sonra mevsimsiz kırağılarda üşür yürek devletiniz
hep ezilmişliği onarmakla geçer ömrünüz
hep lanetli emelleri emersiniz domuz memesinden
bu yüzden vicdani ifritinde kavlarınız çıkar teğetinde
bu yüzden kanla beslenen isimsiz bir lanetli çıyansınız
bu yüzden hiçbir zaman mutlu tarihiniz yansımada huzura
kabil’in elma bahçelerinde yasakları eziştiren işgalci
firari düşlerinizin son intiharında gayrı yalnız ötecek gayya kuşunuz
doyumsuz şarap mahzeninde kanınızı içerek sarhoş olacak suçunuz
ihanetlere taranan kefilsiz suçlarınızın saçını tarayacak saçınız yok
hüznü bölüşmeye devam edin korku sığınaklarında
sessizliğe dökülecek sinsiliğiniz
pisliğiyle oynaşıl domuz ders verecek gayya gölgesinde
sen bir hiçin ortasında sıfır kadar boşsun
değerin akıttığın kanla artıyor
sen hiçin piçliğinde tanımsızlığın seçerisi
sen lanetli bir künyenin sınırsız adresi
bütün hainlerin serüveni bir gün gün bile olmadan bitmişken
sen kan dansı kendi teninde yapacaksın bir gün
yeni Hitler türküsü çalınmalı bam telinde
sabun olmalı aşkınız
yıkatmalı sizi insanlık
biz nurdan doğduk, biz nura koşan hilalin lal haliyiz
yıldız yıldız sonsuz büyüklüğümüze kardeş sevginin al haliyiz
aksa da kanımız, yansa da canımız biz inancın güneş haliyiz
haddini bil hiçliğin hoşluğunda kendine boş la-n-et-li

Not: Lütfen bu şiiri herkesle paylaşın…
Lanetli bir marşı herkes okusun…
Mazlumlar ölmez… İnsanlık ölmez…
Biz insanlığın nuruyuz…
Onlar hep lanetli…

Hayrettin TAYLAN

Bitanem & Aşkım – Akrostiş

hunter

Bir anda aşık ettin beni, kendine…
İmkansız görünüyordu aşkımız elaleme,
Tek kelime yetti seni ölümüne sevmeme,
Aşkım diyorlar ki; bizi birleştiren kutsal bir kelime…
Ne güzel gidiyordu balım, her şey seninle…
Elagözlerinle büyülemiştin beni, sen kendine…
Mutluluğu yakalamışken, canım evlenir misin benimle?

Ah canım ahhh! Bilmezsin senden önce neler çektim,
Şiddetinin enkazlar bıraktığı bir kalbimle sevdim
Kimselere hissettirmeden hep gülümsedim…
Izdırap dolu günlerimin üstesinden geldim,
Mutlu olmayı, hayatı yeniden sevmeyi; senden öğrendim…

Hunter38

Sevsen Beni – Akrostiş

hunter38

Sineye çektim bütün acılarını,
Elagözlerinde yaş aksın istemem,
Veren kahrolsun bize bu cezayı…
Seninde yarana tuz basmak istemem,
Elbet bir gün toprak olacak bu beden…
Neden aramayıp, özleminle yanacak seni seven…

Bakma gözyaşıma sil at beni kalbinden,
Elveda bile demeden, çekip gidersen…
Ne kadar çok seviyorsam da seni,
İşte gittiğin gün kaybedersin, hem beni hem sevgimi…

Hunter38

Derdime Dert Katma

Melis

Gidene yol açık
Geleni bekleyen bir ben,
Bir de kırık kalbim var.
Benim olmak istiyorsan;
Al eline iğneyi ipliği,
Dikmeye başla…
Yok eğer uğraşamam diyorsan
Sen de git, giiit
Ardına bile bakma!
Dikmeye kâr etmez sonra
Ne iğne ne de iplik…

Melis Gönül

Sırası Mı Şimdi Gitmenin

Engelli yasamak

Git/me gidersen solar nefesim
Dur/maz gidersin güllerim kanar
Gideceksin bilirim
Gözlerime bakarken git/me

Git/me sevdiğim şehirden
Sen/sizliğimle yüzleştirme
Güllerim ağlar hayalimdeki
Ses/sizliğim yankı olur ayak seslerdeki

Git/me gittiğinde söner
Hem caddelerin hem de pencerelerin ışığı
Dikiş tutmaz yaralarım
Sensiz öpemem sabahın gözlerinden

Git/me yok olurum
Sevda ateşiyle yak/ma sınama
Git/me bir gül için ölmeye hazır bülbül
Rabbini arayan Yunus misali gönül

Git/me sustuğun sözler dilimde
Ardından dökülür binbir hece
Ağıtlar yak/tırma bana
Prangalarda mahkûm bırakma

Git/me sözün bittiği yerdeyim
Takatim yok ki seni arayayım
Sensiz ben biçareyim
Bedenim toprak olmuş.

30 Mayıs 2010
Paraf & Efsane Etrafoğulları

Savaş Kentinde Grilik

gokkusagi

Yüreğimden düştüğün ateş şehirdeyim
Kızılca kıyametler kopartışlarımda
Yanık yanık eyvahında
Kurumuş çeşmelerdeyim şimdi
Senden gittiğim günlerdeyim dövüne dövüne
Kendimi aramaklardayım.
Dağlarda kardelenlere sordum seni
Bozkırlarda dediler.
Kuyusundaki Yusuflara sordum seni
Derinlerde dediler.
Bombardımanlarda buldum kendimi
Avuçlarımdaki küllerimdeyim
Grimsi…

30 Mayıs 2010

Gökkuşağı

Bardaktaki Dudak İzi

gokkusagi

Çiğ düşmüştü aşkımıza ıslak ıslak
Sabahın yeni doğan saatlerinde
İhanet kaldırımlarında
Kör karanlıklarında içimi parçalayan
Soğuktan boncuk buncuk olmuş
Gözlerimde bir gecen.
Kendini sürgüne sevk edilmiş tımarhanelerinde
Ruj lekeli şarap bardağında
Yerdeki cam kırıkları
Kandan ayak izleri gittiğim yerde
Beyaz bir melek olmuşum şimdi
Kalbinde bin pişmanlığın.
Kin tutmayan temiz topraklarımda
Sancıları yaprağımda
Ölümsüz olsa da aşkım
Affetmeye yetmiyor
Ruhumda ki kırgınlıkları
Birleştirmeye yetmiyor
Sende kalsa da varlığım…

30 Mayıs 2010

Gökkuşağı

Geçmiyor Zaman

ezgi

Uzun bir gündü hatırladığım, saat on iki
Dalıp gidiyorum uzaklara
Bir sigara yakıyorum,
Bir kâğıda bir iki dize yazıyorum
İnceden sitemleri olan
Neler olduğunu bilememek, senden haber alamamak
Çılgına dönüyorum.
Hiç kımıldamıyor, akrep de, yelkovan da
Ben de kımıldamıyorum yerimden bir an
Yani tam böyle geçiyor uzun zaman
Korkuyla çarpan kalbimle, yorgun bitkin düşüyorum
Çıka geliyor saat tam on iki.
Ve hala bir haber yok senden.
Ağlıyorum çaresizliğime, acıyorum yalnızlığıma

Ezgi

Sanal Sevgiliye

Engelli yasamak

Sıradan insanların
Sıradan yaşadığı duyguları vardır.
Yalanlarla yaşarız gerçek olan duyguları
Öyle bir hale getirmişiz ki
Sevdaya aşka şüpheyle bakmışız
Birbirimize…

Mesela seni
Sıradan bir gecenin
Yok olmaya yüz tutmuş bir sokağında buldum.
Yürüyordun ve
İçkiliydin ayakta zor duruyordun
Bir bakıyordum kahkahalar atıyordun
Bir daha bakıyordum
Gözlerinden süzülen inci tanesinde kendimi görüyordum.
Belki de isyanlar ediyordun sıradan olan
Aşka sevdaya
Öylesine sıradan güzelliğin vardı ki.
Herhangi bir kadına benziyordun
Ruhunu hissedecektim
Tenine dokunacaktım
Bir gecelik aşk yaşayacaktım
Ve bitecekti…

Çünkü
Sıradan insandık,
Sıradan sevdik, sıradan seviştik.

30 Mayıs 2010

Efsane Etrafoğuları

Aşkın Emanetisin Yarama

Hayrettin TAYLAN

kirlenmiş gitmeler şehrinde seni aradım
göz pınarların denizim olsun
temizlenmek istiyoruz seninle aşkla
yorumsuz sahillerinde çıplak olmak istiyor hayallerim
sorgusuz ve sorusuz sevmek istiyorum öylece
iç çocuğumu doyuran melek olmanı diledim
yapayalnız kaldığım, kalamara günlerime

Sonsuzluk ve onsuzluk dramında kardeş olup susunca
Hiç anlatılamayacak dokunuşların dokusunda döküldüm gidişine
mağrur bir kelebeğin kanadına yükledim umutlarımı
güneşi bekledim senden önce ya doğsun ya batsın
ikisi aynı şey sen yokken
gözlerinin ışıltısı odamda yoksulken…
sen aşkın emanetisin bana
tespih çekiyorum uzun gecelerin masallarında
sana geleceğim yüreğimi nakışlayan cadılarla
beni sana anlatacak kader, aşk ve yeni cadı
bu şairdi, bu senin aşk kavminin peygamberiydi
bu senden öte bir sendi bilmedin gülücük bakiresi

sonsuza dek “dök “olarak kalamayacağım
senden dökülen yaralarımın kabuklarında kavi olacağım
aşkına kül olmaya yakın olacağım
Gelinmez ve yaşanmaz dediğin ne varsa orda olacağım
bekleyişinle, bende kalışınla, gülüşünle, güllerinle solacağım
seni bulduğum bende kendime ruh denizi akıtacağım
yunus olup aşkın yer altı gemisini yürüteceğim

tekil ve çekil bir o kadar herkes vekil duruşlarında
durulanacağım dua ile
kalmalarını seveceğim
bende kaldıklarını seveceğim
seveceğim işte…
haylaz bir aşk çocuğu olarak yürek evinde yonacağım
palyaço gibi çocuksu düşlerinle oynayacağım
kutsadığın yarama dokunacak belkiler
keşkelerimden küskün faylar uzanacak
her şeyde sallanacak sensiz gönlüm
çelişkiler bileşimden sana su olacağım
başka seçeneğim yok
başka gideceğim yok
başka seveceğim yok

Hayrettin TAYLAN

Cevher

Melis

-Üstad, Barış Erdoğan- Jestine ithaf’tır…

Bir “ben” var benden içeri; beni bilen bir “sen” varsın! Sen de kalalı beni…

Melis Gönül

Dejavu Ve İpek Şal

Engelli yasamak

İpek bir şal üstüne ne söylenir ki?
Bursa işiydi ve
Rengârenk Lale motifleriyle süslenmiş
Baktım sadece
Çünkü sana benziyordu.
Ellerin kadar yumuşaktı dokunmaya kıyamadım
Renkler ise
Seninle geçirdiğim günlere benziyordu
Eşsizdi ve
Yaşamaktı o saatleri tekrar tekrar
Sevdanı aşkını, hissedebilmekti.
İpek bir şal hakkında ne söylene bilir ki
Senden başka?

29 Mayıs 2010
Efsane Etrafoğulları

Farkındayız

gokkusagi

Pozitif değerlerle yüklü
Organize eden aklınızı
Zayıflamış ruhumuzu
İyileştirmek için
Tadılmamış bilgilerle bilinçlice
İlerlemesi sağlayan
Fark etmediklerimizin farkındağındayız.

Avuçlarından üflediğiniz tecrübelerinize
Dayanarak adım adım
Ayaklarımızı yere sağlam basmamız için
Mesajlar verdikçe her geçen anımı huzur içinde egomuz.

29 Mayıs 2010

Gökkuşağı

Yalnızlık

surgun_ruhum

Arayışlar içerisindeyim kayboluşlarımla birlikte

 

Havada asılı gibiyim nerdeyim ki ben

 

Yalnızlık…

 

Bu kadar acı tek bir söze nasıl sığabiliyor?

 

Artık mavinin tonları üzerinde yaşanıyor hayatım

 

Ve herkes bunu gökkuşağı sanıyor.

 

Rengârenk göründüğüm için beni de renkli sanıyorlar

 

Oysa ben yüreğimde siyahla var oluyorum

 

Bütün gözyaşlarımı karanlıklara akıttım.

 

Çünkü içim de kararmıştı artık

 

Tıpkı karanlıkta kaybolduğum gibi.

 

Sürgün Ruhum

Sürmanşetten Aşk Faciası

gokkusagi

Sararmış gönül sayfamda verilmiş ilanlara
Eskimeyen kenar köşelerimde kalmış
Dikkatsizlik sonucu gözlerden kaçmış olma olasığı
Kuvvetli ihtimallerde sınırlı.
İhtimaller zincirleri arasında okunmamış
Başsağlığı ilanlarına yanlış yazılmış
Gönül gözümün en güzel yerinde
Basım hatası gündemden düşmüyor hani
Endişelerimin yoğunlaştığı bir bardak suyla
Silinmiş dalga dalga
Sarı siyah çelişkisi içinde kaybolma ihtimali
Verdiğim ilan artık karınca duası ile italik yazı
Eski dil ağırlıklı olduğundan anlaşılmıyor.
Çeviri kalıplarına uymayan
Benzer kelimelerle bezedim
Eskimeyen büyük harflerle gönül sayfama
Artık dikkatinden kaçamaz
Manşet attım.

 

29 Mayıs 2010

Gökkuşağı

Nar Dudaklım – Akrostiş

Korsan

Narçiçeği gibi kokardın yüreğime
Adını zikrederdim senin yokluğunda
Ruhum uçmuş sana konmuştu.

Dudaklarım mırıldanırdı senli şarkıları
Umutsuzluğumun umudu olmuştun
Doğan her güneş yeni umudumdu
Aklımda sen, beynimde sen, hep sen
Kalp sızılarımın sebebi olmuştun
Lal oldu dilim biçare seferiydim sana
Ilık meltem rüzgârların sardı benliğimi
Mabedimde özümde sözümde hep sendin.

13.54

29 Mayıs 2010
Korsan

Hamdım Olmaya Geldim

be-1

ovam kovana sığmaz

kovanım yavanmış

arım yarıma sığmaz

her yanım yelkovanmış

 

 

kovana sır saklanmış

özünü arayan arıyım

özü balda aklanmış

bulunmaz bir yarıyım

 

 

izin dizinde hazır

dizin gözünde kalsın

gözün özünde vezir

özün sözünde kulsun

 

 

umman tanrıdaymış

derine dalmaya geldim

insan sanrıdaymış

hamdım olmaya geldim

 

Barış Erdoğan

Şiirinde Dile Batan Bir Sözcük Vardı

be-4

“şiir”inde

dile batan bir sözcük vardı şairim

bendim

silme

yamayım diye

 

 

“şirin”de

gönle batan bir öykücük vardı şairim

bendim

silme

komadayım diye

 

Barış Erdoğan

Bu Şiir Âşıklara

Engelli yasamak

Seni anlatan şiir istiyorsun
Kelimeler veya sözcükler her şeyi anlatmaz ki
Gezip, görmek, hissetmek lazım
Bir de
Serseri ruhum aşkla yanmalı acılar çekmeliyim
Seni yazmak için

Gezmek seninle bir şehri
Keşfetmek gibidir
Mistik ve natürel ortamlar da seni yaşamaktır
Bir çayı, yanında simidi gülüşünle paylaşmaktır.

Seni görmek ise farklıdır
Gözlerim kapalı olsa bile gönül gözüm açık olmalı
O zaman görebilirim
Nemrut dağında doğan güneşimi.

Seni hissetmek ise bambaşkadır
Sevdanı Aşkını yaşamaktır
Sonrası
Şiir yazmaktır kelimelerce

Beni anlatan şiir yazmamı istiyorsun
Ben ise
Seni yaşamayı…

28 Mayıs 2010

Efsane Etrafoğulları

Yeniden Doğmak İstiyorum

delikanli

Aldığım nefesimdesin
Her defasında
Seni içime çekiyorum
Gözlerime bakarak
Seni seviyorum
Diyeceğin günü
Bir bebeğin dünyaya
Geleceği günü
Beklediği gibi bekliyorum.

28 Mayıs 2010
Delikanlı

Nar Dudaklım

gokkusagi

Gözlerinden geçtim yolumu kaybetmiş bir kuş misali
Çırpınıyordun havada asılı kalmış boşlukta
Sahipsiz virandı, yuvasızdı
Bal gözlüm.

Gözlerinden geçerken kaplumbağa misali kabuğuna gizlenmiş
Korkuyordum yeşillerde bağlı kalmış bağlarda
Ayakkabısı çıkmış dünyada tabansızdı
Bal gözlüm.

Gözlerinden geçerken deve kuşu misali bakışlarını saklamış
Sanıyordum koca bir kaya
Sevgisiz bir diyarda gurbetsizdi
Bal gözlüm.

Gözlerinden geçerken şöyle bir baktım o gözlere
Derinleşmiş acılarda kendimi buldum
Serseri kılığında içi çetin cevizdi
Bal gözlüm.
Acılı gülüşlüm…

28 Mayıs 2010
Gökkuşağı

Sufi

be-3

sufi
inler Yusuf’i
gömleğim Züleyha’da kalsın

Barış Erdoğan

Günün İncisi

be-7

-sevgili gönüldesin’e-

Her insan kapağı açılmamış bir öyküdür;şairler bin öykü…

Barış Erdoğan

Gönlüm Bir Deli Güvercin

be-1

dilin dolaşır engereğim

adım içi boş sözcük

gönlün bulaşır en gereğim

tadım zehir sanma

 

 

boynum vurmak mı istersin

elin altında

gönlüm bir deli güvercin

davran Ali kılıcına

Allahaşkına

 

 

Barış Erdoğan

Nefesim Kadar Yakın Olmalısın

delikanli
Kısa bir sohbetin
Hayaliyle yanarken
Gecem gündüzüm
Bütün dünyam oldun
Ağzından erkeğim
Kelimesini duyduğum an
Yeryüzünün en mutlu
İnsanı oldum
Allah’ımın bana gönderdiği
En özel varlığım
İtaat ettiğim tek kadınsın
Her zaman koynunda
Uyanacağım hayaliyle yaşıyorum.

28 Mayıs 2010

Delikanlı

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !