ZuleyhaSelcuk

Bir haziran günüydü

Vakit öğleni ikindiye bağlama telaşından uzak.

Sıcak düşüyor gözlerinden kadının.

Adam çocukça sevinçleri almış sesine.

Sözcükleriyle başını dönüyor kadının!

Yığılıyor kadın sevdanın orta yerine

Ölümüne kalıyor görmediği gözlerin renginde.

Bir ses deşiyor yalnızlığın bağrını

Bütün gizler dökülüyor ortalığa!

Yalnızlık bedeni terk eden ruh gibi

Onca soruyu cevapsız bırakıp gidiyor

İki kişilik bir düşten doğuyor kadın yeniden.

Henüz hazır değilken kadın

Adam yürekli bir sevda istiyor,

Bir sevda diyor, yüreğinden bir sevda…

Avuçları kanamış günlüklerin diliyle

En titrek sesin gizemiyle aşk diyor!

Bir aşk ki yürekten

Gerçeğinden

Senden diyor…

Kadın başını döndüren sözcükleri,

Evirip çevirip sevdaya atıyor.

Neleri yakıyor kendi bile bilmiyor.

Sevda öyle sözcükte durduğu gibi,

Yangınsız durmuyor yürekte.

Kadın düşüyor alevleri delirten bir yağmur nefesine.

Adam umarsız, usangaç bir yabancı gibi

Dönüp gidiyor.

Gidiyor yalın bir düşle

Gidiyor iki kişilik bir gidişle.

Kadın sussa dert, ağlasa dert!

Gitsem diyor bende uçurumlar bırakıp geçmişime,

Gitsem diyor gitmek bu kadar güzelse…

Kadın gitse, bilmiyor gitmeyi

Kalsa acıyor kederi içen gözleri

Bütün vedalar kesiyor soluğunu

Ve susarak keskin sözcükler topluyor,

Gecesine düşen adamın gözlerinden.

Her aşk iki kişilik bir cinayet oluyor bütün şiirlerde

Kadın, kendine katil!

Adam, sütten çıkmış kaşığın izinde.

Bitiyor son masalda sevda.

Alınıyor kadından o masum rüya!

Çalınıyor gözlerine hiç dinmeyen fırtına.

Kadın, kendine ecel oluyor iki kişilik bir aşkta.

Susuyor kadın

Haziran hediyesi adamın suskunluğunda.

12 Haziran 2010 (bütün gidişleri sakladı kadın adam üşümesin diye!)

Züleyha SELÇUK

Print Friendly