<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Kalp Gözünü Aç Ey İnsan yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 04:01:28 +0200</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.3</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Amadeus tarafından</title>
		<link>http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/comment-page-1/#comment-297295</link>
		<dc:creator>Amadeus</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Feb 2011 23:04:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.etraf.info/?p=40020#comment-297295</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Mevlana&#039;nın olağanüstü kehanetleri

Mevlana 13. asırda atom bombasının tehlikelerinden söz ediyor. Dokuz gezegenin bulunduğunu söylüyor. Oysa bilim bunu ancak 1930 da ortaya koyabildi.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdullah Öztürk, mezarı vasiyeti üzerine Paris’ten Konya’ya nakledilen, &quot;Mecalisi Sebai&quot;, &quot;Fihi Mafih ve Mesnevi&quot;yi Fransızca’ya çeviren Eva De Vitray Meyerovitct’in, Mevlana’nın 13. asırda atom bombasının tehlikelerinden haberdar olduğunu ortaya koyduğunu bildirdi. 

Meyerovitct’in manevi oğlu, Selçuk Üniversitesi (SÜ) Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdullah Öztürk AA muhabirine yaptığı açıklamada, Meyerovitct’in mezarını, vasiyeti üzerine 17 Aralık 2008’de uzun uğraşlar sonucu Paris’ten alıp Mevlana’nın mezarının bulunduğu Mevlana Müzesi’nin yanındaki Üçler Mezarlığı’na naklettiklerini anımsattı. 

İslamiyeti seçen Meyerovitct’in aynı zamanda bir sufi olduğunu ve Müslüman olduktan sonra &quot;Havva&quot; ismini kullandığını dile getiren Öztürk, &quot;Mevlana’nın eserleri Mecalisi Sebai, Fihi Mafih ve Mesnevi’yi Fransızca’ya çeviren Meyerovitct, aslında Mevlana’nın mesajlarındaki şifreleri çözmeyi başarmış ender kişilerden biridir. Pek çok Batılı’nın Mevlana’yı tanıması hatta Müslüman olmasına vesile olan Meyerovitct, verdiği konferanslarda Mevlana’nın eserlerinde işaret ettiği hikmetleri açıklıyordu&quot; dedi. 

Öztürk, bugün herkesin Mevlana’yı daha fazla merak ettiğini ve modern yaşamda başa çıkamadığı dertlerine Mevlana ile çözüm yolu bulmaya çalıştığını dile getirerek, &quot;Meyerovitct’in videoya aldığım konferanslarından, Mevlana’yı anlamak isteyenler için, O’nun ağzından bir sunum hazırladım. Görüntülü ve yazılı olarak bu anlatıları paylaşmayı, hem Hazreti Mevlana’nın hem de İslamiyet’in bir batılı gözüyle doğru tanıtımı için çok önemli görüyorum. Meyerovitct; modern bilimin 1930’da ortaya koyabildiği atom bombasının tehlikesini ve 9 gezegenin bulunduğunu Mevlana’nın daha 13. asırda bildiğini ortaya çıkardı&quot; diye konuştu. 

Prof. Dr. Abdullah Öztürk’ün hazırladığı Meyerovitct’in Mevlana’yı, Batılı bir aydının dilinden anlatan açıklamaları şöyle: &quot;Fransız dini yetkililerden aldığım bilgilere göre Müslümanlığı kabul edenlerin çoğu aydın kişilermiş. Bunlar bir şeyler arıyorlardı ve aradıklarını, özlemlerini İslam dininde buldular. Çünkü yaradılış efsanesi artık bu özlemleri karşılamıyordu ve maddecilik de onları bütünüyle düş kırıklığına uğratıyordu. 

Ben Mevlana aracılığıyla, okulda, üniversitede okutulandan, gazetelerde, televizyonlarda anlatılanlardan çok farklı bir İslam dini keşfettim. Buna &quot;derin bir İslam dini&quot; diyebiliriz. Söylemekten gurur duyuyorum, Mevlana’nın son çevirdiğim eseri benim 10 yılımı aldı. Olağanüstü güzel ve büyük bir eserdir bu... Maddeciliğin bütün kimlik ağırlıklı yanına karşın, sanıyorum batı maneviyata susamıştı. 

-MESNEVİ, KÖKTEN DİNCİLİĞİ, BAĞNAZLIĞI VE TUTUCULUĞU REDDEDİYOR 

Bunun da yaşadığımız dönem için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Her yıl Konya’ya gidiyorum ve Mevlana’nın kenti olduğu için O’nu çok seviyorum ve orada olduğum sırada kendimi Konyalı hissediyorum. Kaldı ki benim için İslam ile yakınlaşmayı temsil eden Türkiye’yi de çok seviyorum. Mesnevi’de, kökten dinciliği, bağnazlık ve tutuculuğu, gelenekselliği, kuralcılığı reddeden, çok nitelikli, bütünüyle samimi, hoşgörülü, benim inanışıma uygun bir İslam dini buldum. Türkiye’de çok mutlu oluyorum ve kendimi Türk hissediyorum. Bugün, dünyanın her yanı bilinmektedir. Oysa birkaç yüzyıl önce durum hiç de böyle değildi. Herkes kendi yurdunda yaşıyor, başkalarını tanımıyordu. 

Dönemimizin ihtiyacı olan ve tatmin edilmemiş maneviyat ihtiyacı nedeniyle, kabuğuna çekilerek yaşamanın artık mümkün olmadığını düşünüyorum. 

Ayrıca bilimdeki gelişmeler evrenin eskiden sanıldığı gibi olağanüstü değil çok şaşırtıcı olduğunu göstermiştir. 

-İŞTE MEVLANA’NIN SIRLARI- 

Düşündüğümüzde, bir milyar yıl önce sönmüş bir yıldızın ışığı saniyede 300 bin kilometre hızla bize ulaşır, dolayısıyla aramızdaki mesafe çok kilometre etmektedir, gördüğümüzü anlıyoruz. Ama aynı zamanda Mevlana’da olağanüstü olan şey, kaldı ki İslamı kabul etme nedenim de bu değildir, sanıyorum öngörüleridir ve insanları özellikle de bilime tutkuyla sarılan gençleri etkilemektedir. 

Düşünün, Mevlana atomu keserseniz güneş sistemini bulursunuz diyor. 

İçinde ve çevresinde dönen gezegenler bulunduğunu söylüyor, ama dikkat etmek gerektiğini de belirtiyor. Çünkü bu atomlar ağızlarını açtıklarında, bütün dünyayı yok edebilecek bir ateşin çıkacağını ekliyor. Görüldüğü gibi, 13. asırda atom bombasının tehlikelerinden söz ediyor. Dokuz gezegenin bulunduğunu söylüyor. 

Oysa bilim bunu ancak 1930 da ortaya koyabildi. 

Daha önceleri yedi gezegenin bulunduğu sanılıyordu. Sekizincisini 1840’larda bir Fransız bilim adamı, dokuzuncusunu 1930 da Amerikalı bir bilim adamı buldu. Ama Mevlana daha o dönemde dokuz gezegen olduğunu biliyordu. Batı’da güneşin dünya çevresinde döndüğü söylenirken, Mevlana dünyanın öbür gezegenler gibi, küçük bir gezegen olduğunu söylüyor. Hatta gerçekten olağanüstü başka şeyler de söylüyor. Dünyada yaşayan bütün canlılar yıldızların etkisindedir. 

Güneş bitkileri, hayvanları etkiler, ay denizi etkiler gibi ve dahası bilinmeyen birçok şey daha söylüyor. 

Ben Sorbonne Üniversitesinde İslam Felsefesi doktorası yaparken, İslam dinini keşfettim, ama Mevlana üzerine olan bu doktorayı yapmadan önce, üniversitede öğrenim görürken bize, Müslüman düşünürlerden hiç söz etmediler. 

Bize, Alman, İngiliz, Latin, Yunan gibi ulusların filozoflarından söz ediyorlardı, ama asla Müslüman düşünürlerden söz etmiyorlardı. Alınacak çok yol var, yapılacak çok iş var. Artık İslam dinini seven, Müslümanlığı kabul etmiş aydın kimseler var. Bunlar İslam dininin özünde neler bulunduğunu dünyaya tanıtmalılar.&quot;&lt;/blockquote&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Mevlana&#8217;nın olağanüstü kehanetleri</p>
<p>Mevlana 13. asırda atom bombasının tehlikelerinden söz ediyor. Dokuz gezegenin bulunduğunu söylüyor. Oysa bilim bunu ancak 1930 da ortaya koyabildi.</p>
<p>Selçuk Üniversitesi (SÜ) Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdullah Öztürk, mezarı vasiyeti üzerine Paris’ten Konya’ya nakledilen, &#8220;Mecalisi Sebai&#8221;, &#8220;Fihi Mafih ve Mesnevi&#8221;yi Fransızca’ya çeviren Eva De Vitray Meyerovitct’in, Mevlana’nın 13. asırda atom bombasının tehlikelerinden haberdar olduğunu ortaya koyduğunu bildirdi. </p>
<p>Meyerovitct’in manevi oğlu, Selçuk Üniversitesi (SÜ) Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdullah Öztürk AA muhabirine yaptığı açıklamada, Meyerovitct’in mezarını, vasiyeti üzerine 17 Aralık 2008’de uzun uğraşlar sonucu Paris’ten alıp Mevlana’nın mezarının bulunduğu Mevlana Müzesi’nin yanındaki Üçler Mezarlığı’na naklettiklerini anımsattı. </p>
<p>İslamiyeti seçen Meyerovitct’in aynı zamanda bir sufi olduğunu ve Müslüman olduktan sonra &#8220;Havva&#8221; ismini kullandığını dile getiren Öztürk, &#8220;Mevlana’nın eserleri Mecalisi Sebai, Fihi Mafih ve Mesnevi’yi Fransızca’ya çeviren Meyerovitct, aslında Mevlana’nın mesajlarındaki şifreleri çözmeyi başarmış ender kişilerden biridir. Pek çok Batılı’nın Mevlana’yı tanıması hatta Müslüman olmasına vesile olan Meyerovitct, verdiği konferanslarda Mevlana’nın eserlerinde işaret ettiği hikmetleri açıklıyordu&#8221; dedi. </p>
<p>Öztürk, bugün herkesin Mevlana’yı daha fazla merak ettiğini ve modern yaşamda başa çıkamadığı dertlerine Mevlana ile çözüm yolu bulmaya çalıştığını dile getirerek, &#8220;Meyerovitct’in videoya aldığım konferanslarından, Mevlana’yı anlamak isteyenler için, O’nun ağzından bir sunum hazırladım. Görüntülü ve yazılı olarak bu anlatıları paylaşmayı, hem Hazreti Mevlana’nın hem de İslamiyet’in bir batılı gözüyle doğru tanıtımı için çok önemli görüyorum. Meyerovitct; modern bilimin 1930’da ortaya koyabildiği atom bombasının tehlikesini ve 9 gezegenin bulunduğunu Mevlana’nın daha 13. asırda bildiğini ortaya çıkardı&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Abdullah Öztürk’ün hazırladığı Meyerovitct’in Mevlana’yı, Batılı bir aydının dilinden anlatan açıklamaları şöyle: &#8220;Fransız dini yetkililerden aldığım bilgilere göre Müslümanlığı kabul edenlerin çoğu aydın kişilermiş. Bunlar bir şeyler arıyorlardı ve aradıklarını, özlemlerini İslam dininde buldular. Çünkü yaradılış efsanesi artık bu özlemleri karşılamıyordu ve maddecilik de onları bütünüyle düş kırıklığına uğratıyordu. </p>
<p>Ben Mevlana aracılığıyla, okulda, üniversitede okutulandan, gazetelerde, televizyonlarda anlatılanlardan çok farklı bir İslam dini keşfettim. Buna &#8220;derin bir İslam dini&#8221; diyebiliriz. Söylemekten gurur duyuyorum, Mevlana’nın son çevirdiğim eseri benim 10 yılımı aldı. Olağanüstü güzel ve büyük bir eserdir bu&#8230; Maddeciliğin bütün kimlik ağırlıklı yanına karşın, sanıyorum batı maneviyata susamıştı. </p>
<p>-MESNEVİ, KÖKTEN DİNCİLİĞİ, BAĞNAZLIĞI VE TUTUCULUĞU REDDEDİYOR </p>
<p>Bunun da yaşadığımız dönem için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Her yıl Konya’ya gidiyorum ve Mevlana’nın kenti olduğu için O’nu çok seviyorum ve orada olduğum sırada kendimi Konyalı hissediyorum. Kaldı ki benim için İslam ile yakınlaşmayı temsil eden Türkiye’yi de çok seviyorum. Mesnevi’de, kökten dinciliği, bağnazlık ve tutuculuğu, gelenekselliği, kuralcılığı reddeden, çok nitelikli, bütünüyle samimi, hoşgörülü, benim inanışıma uygun bir İslam dini buldum. Türkiye’de çok mutlu oluyorum ve kendimi Türk hissediyorum. Bugün, dünyanın her yanı bilinmektedir. Oysa birkaç yüzyıl önce durum hiç de böyle değildi. Herkes kendi yurdunda yaşıyor, başkalarını tanımıyordu. </p>
<p>Dönemimizin ihtiyacı olan ve tatmin edilmemiş maneviyat ihtiyacı nedeniyle, kabuğuna çekilerek yaşamanın artık mümkün olmadığını düşünüyorum. </p>
<p>Ayrıca bilimdeki gelişmeler evrenin eskiden sanıldığı gibi olağanüstü değil çok şaşırtıcı olduğunu göstermiştir. </p>
<p>-İŞTE MEVLANA’NIN SIRLARI- </p>
<p>Düşündüğümüzde, bir milyar yıl önce sönmüş bir yıldızın ışığı saniyede 300 bin kilometre hızla bize ulaşır, dolayısıyla aramızdaki mesafe çok kilometre etmektedir, gördüğümüzü anlıyoruz. Ama aynı zamanda Mevlana’da olağanüstü olan şey, kaldı ki İslamı kabul etme nedenim de bu değildir, sanıyorum öngörüleridir ve insanları özellikle de bilime tutkuyla sarılan gençleri etkilemektedir. </p>
<p>Düşünün, Mevlana atomu keserseniz güneş sistemini bulursunuz diyor. </p>
<p>İçinde ve çevresinde dönen gezegenler bulunduğunu söylüyor, ama dikkat etmek gerektiğini de belirtiyor. Çünkü bu atomlar ağızlarını açtıklarında, bütün dünyayı yok edebilecek bir ateşin çıkacağını ekliyor. Görüldüğü gibi, 13. asırda atom bombasının tehlikelerinden söz ediyor. Dokuz gezegenin bulunduğunu söylüyor. </p>
<p>Oysa bilim bunu ancak 1930 da ortaya koyabildi. </p>
<p>Daha önceleri yedi gezegenin bulunduğu sanılıyordu. Sekizincisini 1840’larda bir Fransız bilim adamı, dokuzuncusunu 1930 da Amerikalı bir bilim adamı buldu. Ama Mevlana daha o dönemde dokuz gezegen olduğunu biliyordu. Batı’da güneşin dünya çevresinde döndüğü söylenirken, Mevlana dünyanın öbür gezegenler gibi, küçük bir gezegen olduğunu söylüyor. Hatta gerçekten olağanüstü başka şeyler de söylüyor. Dünyada yaşayan bütün canlılar yıldızların etkisindedir. </p>
<p>Güneş bitkileri, hayvanları etkiler, ay denizi etkiler gibi ve dahası bilinmeyen birçok şey daha söylüyor. </p>
<p>Ben Sorbonne Üniversitesinde İslam Felsefesi doktorası yaparken, İslam dinini keşfettim, ama Mevlana üzerine olan bu doktorayı yapmadan önce, üniversitede öğrenim görürken bize, Müslüman düşünürlerden hiç söz etmediler. </p>
<p>Bize, Alman, İngiliz, Latin, Yunan gibi ulusların filozoflarından söz ediyorlardı, ama asla Müslüman düşünürlerden söz etmiyorlardı. Alınacak çok yol var, yapılacak çok iş var. Artık İslam dinini seven, Müslümanlığı kabul etmiş aydın kimseler var. Bunlar İslam dininin özünde neler bulunduğunu dünyaya tanıtmalılar.&#8221;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Azap Yelpazesi tarafından</title>
		<link>http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/comment-page-1/#comment-275654</link>
		<dc:creator>Azap Yelpazesi</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 19:10:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.etraf.info/?p=40020#comment-275654</guid>
		<description>Aşk altın değildir, saklanmaz.
Aşıkın bütün sırları meydandadır..

Mevlana</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk altın değildir, saklanmaz.<br />
Aşıkın bütün sırları meydandadır..</p>
<p>Mevlana</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sürgün Ruhum tarafından</title>
		<link>http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/comment-page-1/#comment-189013</link>
		<dc:creator>Sürgün Ruhum</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 08:16:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.etraf.info/?p=40020#comment-189013</guid>
		<description>Güzel anlatım yüreğinize sağlık Hanımeli hanım 8-)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Güzel anlatım yüreğinize sağlık Hanımeli hanım <img src='http://www.etraf.info/wp-content/plugins/tango-smileys-extended/tango/cool.png' alt='Cool' title='Cool' class='tse-smiley' height='16' width='16' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sevda Çiçeği tarafından</title>
		<link>http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/comment-page-1/#comment-188994</link>
		<dc:creator>Sevda Çiçeği</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 02:37:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.etraf.info/?p=40020#comment-188994</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Aşkı için kendinden bile vazgeçmiş olan değerli yüreklere selam olsun en büyük kazanç sizindir.&lt;/blockquote&gt;
Size de selam olsun kısa bir anlatımla çok şey amaçlamış bir paylaşım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Aşkı için kendinden bile vazgeçmiş olan değerli yüreklere selam olsun en büyük kazanç sizindir.</p></blockquote>
<p>Size de selam olsun kısa bir anlatımla çok şey amaçlamış bir paylaşım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Selcan tarafından</title>
		<link>http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/comment-page-1/#comment-188878</link>
		<dc:creator>Selcan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 20:55:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.etraf.info/?p=40020#comment-188878</guid>
		<description>Ne gül sevmek kolay ne de gül olmak. Bülbül olmayı seçtiysen bir ömür yanacaksın. Gül olmayı seçtiysen bir ömür solacaksın.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ne gül sevmek kolay ne de gül olmak. Bülbül olmayı seçtiysen bir ömür yanacaksın. Gül olmayı seçtiysen bir ömür solacaksın.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Selcan tarafından</title>
		<link>http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/comment-page-1/#comment-188773</link>
		<dc:creator>Selcan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 19:41:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.etraf.info/?p=40020#comment-188773</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;“En güzel yastığın nedir?” diye sorsalardı bana, hiç tereddütsüz “yarın” derdim. Yastık… Başımı usulca bırakıp kendimi unuttuğum yer. Yastık… Gözlerimi kapatıp gövdemi sessizce, dertsizce yarına taşıdığım dem. Yarın… Bugünün telaşlarını savurup fırlattığım loş uçurum. Yarın.. Bugünün ellerinden ellerimi çekip hayatla bağlarımı koparmama bahane eylediğim boşluk...
“Nasılsa yarın var!” deyip de an’ın üzerimizdeki keskin hükmünü törpülüyor değil miyiz? “Yarın yaparım!” deyip de günün içinden duygularımızı, aklımızı, yeteneklerimizi, hasılı varlığımızı çekiyor değil miyiz? Kapatmıyor muyuz gözlerimizi bugünün güneşine, nasılsa yarın güneş yeniden doğacak diye? Kapatmıyor muyuz gönlümüzü bugünün aşkına, önümde çok uzun yıllar var diye? Sevdiklerimizi küstürüyoruz, sevenlerimizi kırıyoruz, umarsız bir maske takıyoruz bugün. Nasılsa yarın telafi ederim diye. Çekmiyor muyuz ellerimizi en ciddi işlerin eteğinden daha zamanı gelmedi diye? Alıp gölgemizi her akşamın hüsranına yatırmıyor muyuz? Sanki hiç yokmuşuz gibi, hiç var olmamışız gibi geçmiyor muyuz günün içinden? Hasretlerimizi, hayallerimizi, ümitlerimizi, beklentilerimizi, özlemlerimizi zamanın kanına katmadan, elimizde meyvesiz kuru tohumlarla kala kalmıyor muyuz..?
Bugünü uyanık geçirmek istersen, “yarın” yastığını başının altından çek...&lt;/blockquote&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“En güzel yastığın nedir?” diye sorsalardı bana, hiç tereddütsüz “yarın” derdim. Yastık… Başımı usulca bırakıp kendimi unuttuğum yer. Yastık… Gözlerimi kapatıp gövdemi sessizce, dertsizce yarına taşıdığım dem. Yarın… Bugünün telaşlarını savurup fırlattığım loş uçurum. Yarın.. Bugünün ellerinden ellerimi çekip hayatla bağlarımı koparmama bahane eylediğim boşluk&#8230;<br />
“Nasılsa yarın var!” deyip de an’ın üzerimizdeki keskin hükmünü törpülüyor değil miyiz? “Yarın yaparım!” deyip de günün içinden duygularımızı, aklımızı, yeteneklerimizi, hasılı varlığımızı çekiyor değil miyiz? Kapatmıyor muyuz gözlerimizi bugünün güneşine, nasılsa yarın güneş yeniden doğacak diye? Kapatmıyor muyuz gönlümüzü bugünün aşkına, önümde çok uzun yıllar var diye? Sevdiklerimizi küstürüyoruz, sevenlerimizi kırıyoruz, umarsız bir maske takıyoruz bugün. Nasılsa yarın telafi ederim diye. Çekmiyor muyuz ellerimizi en ciddi işlerin eteğinden daha zamanı gelmedi diye? Alıp gölgemizi her akşamın hüsranına yatırmıyor muyuz? Sanki hiç yokmuşuz gibi, hiç var olmamışız gibi geçmiyor muyuz günün içinden? Hasretlerimizi, hayallerimizi, ümitlerimizi, beklentilerimizi, özlemlerimizi zamanın kanına katmadan, elimizde meyvesiz kuru tohumlarla kala kalmıyor muyuz..?<br />
Bugünü uyanık geçirmek istersen, “yarın” yastığını başının altından çek&#8230;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Selcan tarafından</title>
		<link>http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/comment-page-1/#comment-188667</link>
		<dc:creator>Selcan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 18:58:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.etraf.info/?p=40020#comment-188667</guid>
		<description>______________@_______@@ @ __
____________@@@__@_@ @@@__
____________@@__@@__ ___@__
___________@@@_@__@_ ____@__
__________@@@@_____@ @___@@@_
_________@@@@@______ @@_@___@@
________@@@@@_______ @@_____@_
________@@@@@_______ @____@__
________@@@@@@_____@ ____@__
_________@@@@@@____@ ___@__
__________@@@@@@@@__ __@__
__@@@_________@@@@@@ @__
@@@@@@@__________@@_ __
_@@@@@@@_________@__ _
__@@@@@@_________@@_ _
___@@@___@_______@@_ __
___________@_____@__ @__
_______@@@@_@___@___
_____@@@@@@__@_@@_
____@@@@@@@___@@__
____@@@@@______@_
____@@_________@__
_____@_________@__
_____________@_@__
______________@@_
______________@__</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>______________@_______@@ @ __<br />
____________@@@__@_@ @@@__<br />
____________@@__@@__ ___@__<br />
___________@@@_@__@_ ____@__<br />
__________@@@@_____@ @___@@@_<br />
_________@@@@@______ @@_@___@@<br />
________@@@@@_______ @@_____@_<br />
________@@@@@_______ @____@__<br />
________@@@@@@_____@ ____@__<br />
_________@@@@@@____@ ___@__<br />
__________@@@@@@@@__ __@__<br />
__@@@_________@@@@@@ @__<br />
@@@@@@@__________@@_ __<br />
_@@@@@@@_________@__ _<br />
__@@@@@@_________@@_ _<br />
___@@@___@_______@@_ __<br />
___________@_____@__ @__<br />
_______@@@@_@___@___<br />
_____@@@@@@__@_@@_<br />
____@@@@@@@___@@__<br />
____@@@@@______@_<br />
____@@_________@__<br />
_____@_________@__<br />
_____________@_@__<br />
______________@@_<br />
______________@__</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İhtimal tarafından</title>
		<link>http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/comment-page-1/#comment-188311</link>
		<dc:creator>İhtimal</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 16:07:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.etraf.info/?p=40020#comment-188311</guid>
		<description>en büyük define Mevlana&#039;nın yüreğinde gömülüymüş bence 
yüreğinize sağlık güzel paylaşım</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>en büyük define Mevlana&#8217;nın yüreğinde gömülüymüş bence<br />
yüreğinize sağlık güzel paylaşım</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Malcom tarafından</title>
		<link>http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/comment-page-1/#comment-188257</link>
		<dc:creator>Malcom</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 14:46:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.etraf.info/?p=40020#comment-188257</guid>
		<description>güzelmiş yazı kaleminiz daim olsun..:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>güzelmiş yazı kaleminiz daim olsun..<img src='http://www.etraf.info/wp-content/plugins/tango-smileys-extended/tango/smile.png' alt='Smile' title='Smile' class='tse-smiley' height='16' width='16' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Delikanlı tarafından</title>
		<link>http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/comment-page-1/#comment-188247</link>
		<dc:creator>Delikanlı</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 14:37:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.etraf.info/?p=40020#comment-188247</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Aşkı için kendinden bile vazgeçmiş olan değerli yüreklere selam olsun en büyük kazanç sizindir. &lt;/blockquote&gt;Hayatımda ilk defa faydalı bir şey yaptım demek ki:)Yüreğinize sağlık,saygı ve sevgiler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Aşkı için kendinden bile vazgeçmiş olan değerli yüreklere selam olsun en büyük kazanç sizindir. </p></blockquote>
<p>Hayatımda ilk defa faydalı bir şey yaptım demek ki<img src='http://www.etraf.info/wp-content/plugins/tango-smileys-extended/tango/smile.png' alt='Smile' title='Smile' class='tse-smiley' height='16' width='16' />Yüreğinize sağlık,saygı ve sevgiler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Paraf tarafından</title>
		<link>http://www.etraf.info/2010/07/kalp-gozunu-ac-ey-insan/comment-page-1/#comment-188243</link>
		<dc:creator>Paraf</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 14:35:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.etraf.info/?p=40020#comment-188243</guid>
		<description>

&lt;blockquote&gt;“Herkes defineler elde edecek bir baht arar eziyetlere eziyetler katan aşk yeter bize…” Diyor Hz. Mevlana&lt;/blockquote&gt;



Bize de aşk yeter.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“Herkes defineler elde edecek bir baht arar eziyetlere eziyetler katan aşk yeter bize…” Diyor Hz. Mevlana</p></blockquote>
<p>Bize de aşk yeter.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

