Sende yakıp gittin beni, diğerleri gibi Acımadan sattın beni, bir tüccar misali… Her şeyimi aldın giderken, kalbimi verseydin bari… Tek kelimesi senin olmayan aşkına inandım işte, En sonunda arkana bakmadan gittin, terk ettin beni Karardı dünyam, karardı ömrüm, vurdun bir şimşek gibi… Aşkımızı lekeledin sen, terk edip gittiğin gün beni… Rüyalarım kabus oldu, unutmadı bu yüreğim gideni…
Zannetme ki bendeki sadece bir heves,
Elimden tutmayı dene bir kez,
Yanımda olduğunda üzülmemen için;
Ne gerekirse inan yaparım.
Ebediyen deli gönlümün prensesisin;
Padişah oğlu gibi zengin olmasam da sevginle dolu kalbim…
Ey hayat!
Her zaman hayal kırıklığı verirsin
Sadece mutluluk varmış gibi
Biraz mutluluk gösterir
Sonra kendini
Gerçek kendini gösterir
Ve hayal kırıklığını yaşatırsın
Sana güvenilmez…
gözlerin kamaşmışsa ilk bağbozumu sancıyla
sarhoş çığlıklarına inat
diren
atımın yelesinden tut geç kalmam gelirim
bir ebruda rengin soğumuş
şimdi
güneşim dar
sen sızan bir “kovan”dan bakarsın arıyla
savaş çiğliklerine inat
diren
çiçek saçarken mayın tarlam
deli mavimi dağıtma gökyüzüne
şimdi
ateşim var
Aşağıda okuyacağınız olay tamamen gerçektir. Eğer yer ve kişi bilgileri verilmemiş olsaydı bu olay bizim Temel’in üstüne kalabilirdi ama gönlüm buna elvermezdi. Biraz düşündüren, biraz gülümseten biraz da yaptığımız işe ve birlikte çalıştıklarımıza dikkat etmemiz hakkında örnek olan haberi değerlendirelim.
Ufuk Serdengeçti
311 Numaralı Oda
Güney Afrika’nın Cape Tovn şehrindeki bir hastanede devamlı olarak gizemli ölümler oluyordu. Hemşireler haftalardır üst üste her cuma günü 311 numaralı yoğun bakım odasına yatırılan hastaları ölü bulmaktaydılar. Bu sırlı ölümlere uzun süre açıklama getirilemedi. Herkes meselenin çözülmesi için seferber oldu.
Uzmanlar odanın havasını bakteriyolojik olarak kontrol ettiler. Güney Afrika’nın önde gelen bilim adamları ölenlerin aileleriyle üç hafta boyunca görüşmeler yaptılar. Hatta işin içine polis girdi ve akla gelen her ihtimal tek tek değerlendirildi, ancak onların araştırmaları da sonuçsuz kaldı. Ve tabii bu arada 311 numaralı odadaki hastalar sebepsiz ölmeye devam ediyordu.
Son çare olarak hastaların kaldığı 311 numaralı yoğun bakım odası sürekli gözetim altına alındı ve sonunda odadaki ölümlerin nedeni ortaya çıktı. Sonuç trajikomikti.
Cuma sabahı saat 06.00′da odaları temizleyen temizlikçi kadının, hastanın bağlı bulunduğu solunum cihazının fişini çekerek, kendi elektrik süpürgesinin fişini taktığı ve işini bitirdikten sonra solunum cihazının fişini tekrar yerine takıp gittiği görüldü.
“Herkes defineler elde edecek bir baht arar eziyetlere eziyetler katan aşk yeter bize…” Diyor Hz. Mevlana, en eziyetli aşkı tadan ve bunu kendine en güzel baht sayan, değerli ve dolu sözleri ile her zaman ışık tutan bana göre yar olan.
Hepimiz arayış içindeyiz, neyi nerede bulacağımızı bile bilmeden arıyoruz. Kimi kolay yoldan zengin olmanın peşine düşmüş, kimisi kariyeri için önüne gelen her şeyi yıkıp dağıtmayı göze almış, kimisi aşkı için kendinden bile vazgeçmiş.
Aşkı için kendinden bile vazgeçmiş olan değerli yüreklere selam olsun en büyük kazanç sizindir. En büyük kayıp ise maddenin peşine düşerek kendi kendini yok edenlerindir.