SucaSurgun

Sevgi!
Senin için neler yazabilirim bir bilsen!
Nasıl sana uzakken her köşe başında asılı bir ceset.
Nasıl seninle visalde hasret ve mecnun.
Anlatabilir miyim ki sana hissettiklerimi
Nasıl hasretle sana koştuğumu
Senin nasıl beni hayalinle avuttuğunu
Benim nasıl sen diye her koşuda seraba vasıl olduğumu.
Acımıyor musun görmüyor musun gözyaşlarımı?
Kader midir, çekmek midir?
Takdir âşıklara hep sevgiliden
Ben aşkımı yıllarca gizledim inkâr ettim
Fakat içten feth olunmuş kale ne çare
Gözün uykuda gecesi yok.
Yaklaşmıyor ama yanıyor varlığım
Atayım kendimi sana diyorum diner mi sızı?
Sevgi!
Kendini yiyerek doyacakların aşkısın değil mi?
Ondan mı böyle nazın bitmişliğinden yükseliyorsun ondan mı?
Söyle sen de bir mecnunla masaya oturuyor musun?
Ve gözlerini kapatıyor musun karşılıklı
Söyle içinden sayıyor musun dakikaları
Söyle ne zaman bu hikâyenin bitiş saati.
Bir ceset bırakarak giderken katilliğinin farkına varabilecek misin?
Yoksa onu yürüdüğün samanyolunda boşluğa mı salıvereceksin
Sevgi!
Söyle böyle maceraların çok mu?
Gönlün eğleniyor mu saf âşıklarının gözyaşlarıyla.
Sevgi!
Seni biçtiğim her kılıf kifayetsiz.
Her his atıf yarım.
Söyle nesin?
Yoksa sende İbrahim’in ateşi gibi misin?
Neden senle yananlar muzdarip değil.

27 Ağustos 2010
Ceylan

Print Friendly