Ağustos, 2010 icin arsiv

Bu Gece Son Gece

Akincapar

Sevda kapıma dayandı
Bu gece son gece
Ayrılık köşede bekler
Gözleri üzerimizde.
Buyur gel desem
Bilirim gelmezsin içeri
Oysaki ayrılık
Davetsiz girecektir içeri…

Akın Çapar

Lirikler – 7

be-1

sana tutulduğumu manşetten vermişler
kurtar beni
eylül giriyor
.
sicil defterimin arasına
sicim bırakmışlar
sana asılmak olsun suçum
.
çırağı olsam şiirin
baş köşeye otursam
ayağımı çarık sıkar

Barış Erdoğan

Kutlu Gün Şiiri

ZuleyhaSelcuk

Alnımda hilkat gecemden kalma
Sen isimli bir bekleyiş
Yüzüm nurunda gark olmaya hevesli
Sarı hüzün dantelâsı günlüklerim
Sesinle bir bir sökülmeye davetliyken
Her adımın delikanlı bir heybet taşıdı gelişine,
Yüzün düştü özümün mahremine
—ki sen bir doğumun güzelliğini bahşettin ömür takvimime
Her gün aynı dönencesinde yol alırken zaman,
Yitirdiğim masallar daha da büyüyerek sardı ruhumu
Hoş gelişinde büyüttün çocuk usumu
Her dilde bir ağıt kanatılırken dudaklarından,
Sen coşkulu bir ezgi bıraktın suskunluğuma
İyi ki geldin gelişi cennet sevgili(m)!

Sen böyle yaşantımın göbeğindeyken
Ne Bor’un pazarı geçer,
Ne gül, ne bülbül gider
Zaman seni böylesine bahşetmişken bana
Ve ben değdirmişken gözlerini
Düşlerimin duvağına
Yüzgörümlüğüm olan bu aşkla
Sana değer
İyi ki varsın iklim bakışlım!

Suretin aklarken kirli aşkları
Binbir ışığının gölgesinde kalır
Kederin ayyaş bakışları
Ve bugün kaybolmalı
Kalbinin kuytularına gizlenen
Başıboş keder kırıntıları
Gün ömrüne sabahlandı
Ve ömrüm sesinin tınısında
Ruhunda,
Bakışında bütün iklimleri yaşadı!

Hadi kapat gözlerini
Denizin sonsuzluğu s/aklamalı gülüşlerini
K/at sularına aşkla büyüyen yüreğimi
Hadi kapat gözlerini
Dua tadında bir öpüşle kutlamalıyım
Dünyaya gelişini
—ki varlığın yaşamımda aşkın gayesi

Gün nefesime yaslanırken
İsmin yüreğimin ilk paresi.
Şimdi aç gözlerini iklimlerin en güzidesi
Karanfil kokulu bir gülüşle ısıt
Ayaz vurgunu tümcelerimi
Yorgun düşsün gece ellerimizde
Ayrılıktan yolumuzu ayıralım
Yaklaşmasın bize
Ve sen yıldızlara yürü
Tutunarak sözcüklerime.

Bugün bütün şiirler yoluna dizilsin
—Ki sen şairliğimin dilisin
Ve silinsin yazgından hüzün
Bugün sen yabancım değilsin!
Bir kez daha doğsun yüzüne
Cennet huzuru tebessüm.

Hoş geldin ömrüme
Aşk sözcüklü hükmünle
Yüreğinle
Ve sakladın iklimleri
Avlusu boş ruhuma
Artık biliyorum ne zaman üşümeliyim
Ve ne zaman ısınmalı ellerim.

Bugün bütün iklimlerin adı sensin
Ve sen her iklimi resmedensin
Yedi veren gül ince parmakların
Dört yaprak çiçekli yonca dudakların
Ve bakışın salkım söğüt
Nisan yağmuru neminde hüzünlü gözlerin
Küskün sözlerin ayaz

Bugün tut elinden zamanın
Kendini huzurun koynunda büyüt
Hoşgelişin kutlu olsun her günüme
Bin şükür olsun seni dünyaya bahşedenime!

(bezginlikten sıyrılır ruh güneşli güne uyanma heyecanı ile… )

13 Ağustos 2010

Züleyha SELÇUK

Lirikler – 6

be-6

sevdaydı başımızı döndüren
kaç yıl geçmiş
baksana
takvim yapraklarına
kolun kaynamış koluma
.
keşke
kapım olsaydı çalınacak
ben çoktan gönlüne sığınmıştım
.
sicilya tabancasıydı sevdan
beni kötürüm bırakan
ardın sıra
yolunda
.
hep bir kanadı açık dursun
sevda kapısının
sızmaya çalışırım
güneşin çıkınca
.
yalnızlığa üç beş kuruş ver dostum
defet kapından

Barış Erdoğan

Hak/tan

ihtimal1

Hak aradım durdum beni sevmeyişinde, neden diye sorup durdum, kendimi sorguladım her söylediğin iğneli sözde
Alıştım derken bir de baktım sen gitmişsin, kabullenemedi yüreğim arayıp durdu sesini her uykudan uyanışlarda
Kayıp değildin bilerek gitmiştin sorumluluğun çok kutsaldı ama ben hasretle yoğrulmadım ki nasıl dayanayım?
Terk edilmiş bir bebek yavrusu kadar savunmasız kaldım hayata, sende senli varoluşlarda güvendeydim
Aldırmadım başka yenilmişliklerime her savaşa zaten yenik başlamıştım en dokunan senin hasretine yenilmek oldu
Nasılsa dönecektin ya tek tesellim bu oldu canımı acıtıp geçen her dakikada, her saniyede…

30 Ağustos 2010

İhtimal

Prens – Akrostiş

hunter-38

Peki o zaman beni neden karanlıkta bıraktın,
Rezil ettin elaleme, dünyamı kararttın…
Eğer bir gün geri dönsen, sanma ki affederim…
Nedensiz gidişinle seni bir kalemde silerim,
Sevgimi hiçe sayan birine nasıl güvenebilirim…

Sevgili Prens’e İthaftır.

Hunter38

Sevgili – Akrostiş

Korsan

Sebepsiz acılar verir gönül gözüne
Ermek istersin onun dergâhına
Vuslatı ararsın yüreğindeki sıcaklıkta
Gel git zamanlar yaşarsın varlığında
İlmek ilmek dokurusun kalbinin her köşesine
Lahza anlarda hayalini yaşarsın
İşte sevgili böyle bir şey.

13.25
30 Ağustos 2010

Korsan

Sevgili

SucaSurgun

Yosun yeşili gözlerim
Kömür karası gözlerine takıldı.
Kaynağı gönülden olan sözlerin
İplik iplik huzur eledi yüreğime.
Sabrımdan surlar yapan özlemin
Açan gülleri derer sineme.
Seninle var oldum seninle avundum
Ruhundaki sevgi kalbindeki avaz
Beni sana umutlarla bağladı.

Ceylan

Doğu Batı Sentezi

Engelli yasamak

Belki yaşama sebebim yoktur seni
Doğar yaşar ve ölürsün ya sevdiğim kadın
Ben de şimdi öyleyim.

Batıdan doğmuşum gibi yaşadım her zaman
Bir gün batacağımı biliyorum hayat bitecek sen olmayacaksın
Fakat

Yaşamak seni severek sana bakmaktır yeni doğan güneş misali
Senli veya sensiz günlerin içinde seni aramaktır
Sana içinde sen olan şiirler yazmaktır
Şimdi ne yapıyorsun diye merak etmektir
Kim bilir belki uyuyorsundur rüyalar görüyorsundur içinde ben olmayan
Belki de şimdi uyanmışsındır
Bir sigara yakmışsın
İncecik tutmaya kıyamadığım ellerinle kendine bir kahve yapmışsındır
İçiyorsundur.
Makyajını yapmak için kalktın sevdiğim kadın
Sana en yakışan renkleri sürüyorsun
Şimdi ise oturdun
İçinde sen olan sensiz yazdığım şiirlerimi okuyorsun
Ağlıyorsun için için isyan ediyorsun kendi yarattığın yalnızlığına…

Ben ise
Batıdan doğmuşum gibi yaşadım her zaman
Doğdum
Seni yaşadım
Senin gözlerinde battım.

30 Ağustos 2010
Efsane Etrafoğulları

Aşk, Kadın-Erkek

Hayrettin TAYLAN

(felsefi tinler–10)
— İnsanının ruh açınımında, kendimiz olmaya bizi iten istencin ve duyuncunun kendimiz olarak bilmemizde sınırsız oluşa bizi sürükler. Geleneksel bir sed olmayınca nefesimizin özgür istemlerine savsarız kendimizi.
—Bu bağlamda usun merkezinde kadın – erkek eşit; ama hangi eşitleri tümlüyoruz. Hangi eşitlerde eşitiz işte o kendi çıkarımlarını uzatır.
—Biyolojik haritada erkeğin güçlü şehirleri var. Bedenen üstünlük zaten tartışmasız kendini öndeş yapar; ancak bu düşünsel anlamda erkeği üstün kılmaz.
—Duyarlık, eşitlik arasında bağ olmaktan öteye geçmemiş… İki eşey arasındaki tarihsel eşitsizlikler hem doğal, hem tinsel mecrada süregelmiştir.
— Erkek, tinsel, doğal denklemde hep özgür olarak sunulmuştur hayata. Özgürlük insanın özsel tinsel varoluşunda ve bütün olarak tanınmasını ister ve kendini ödeşlere akıtmayı sağlar.
— Kadının özgürlük istenci, yine erkeğin özgürlük merdiveninde basamak basamak olmuştur.
— Bir erkek, ergenlikte kız arkadaş edindiğinde:
-”Aferin çapkın oğlum.” tümcesi ayna olurken. Kızın erkek arkadaşı olduğunda etik dersler araya girer…
—Kızım sakın erkeklere güvenme, namus edebiyatı uzar gider. Hangisi doğru…
— Doğru olanı aramıyoruz ki zaten… Kadının, özgür istencinin bilincini kavraması belki çözümdür.
—Bazı şeyleri yadsımaya belki çözümdür. Kadın kendi eşitlerini tanıması, kendi usunda kâmil olmak. Hislerini bir yere bırakarak, eşitlerinin terazisinde, tinsel yolculukta, doğal tabiatında kendini tanımaya gitmesidir.
— Erkek özgür, öndeş, daha rahat bilinmesinin özsel yönünden çok sanırım Allah’ın bizi sunduğu hayatın şifrelerinde bazı şeyler gizemlidir.
— Erkek biraz daha eşit olmasında usu zorlayan imge biraz metafizikselden öte bir yerdedir.
—Tinin uygarlaştığı doğallık üstüne düşündüğümüzde bu şifreler hep öne çıkmıştır.
— İlkellik, yabanıllık, zorbalık, vurdumduymazlık, gammazlık gibi doğal tinini kaybeden özümseyişten erkek zamanla romantikleşmeye meyilenmiştir.
—Dahası tabiatımızın öznesindeki çiftlik erkeği bu mecraya getirmiştir.
— Aşk, erkeğin en kadınsı yönüdür. Duygular çeşnisinden baktığımızda erkeği kadınsal öğelere özne yapan en büyük eylem aşk olmuştur.
— Savaşlar, saraylar, ölümler, ölümsüz olan birçok şey “aşk ” üzre kendi çizgisini çizmiştir.
Ki zaten insan duygusu doğal değil, tinsel olduğu için özsel olan Sevgidir. İnsan sevmek, sevilmek için yaratılmıştır. Nefis tezkiyemizin bütün tizlerinde sevmek, sevilmek kendi ağırlığını koymuştur. Sevmenin sonucudur bütün milletler, toplunlar, aileler…
— İnsani olan güzelliklerimiz doğal olmadığından yine tinsel olduğundan, biz içsel güzelliklerimizi yaşamak için, yaşatmak için tanrısal bir akışa bırakırız kendimizi.
— İnsanın içindeki en büyük içsel, tinsel öğeler, sevmek, inanmak, cinsellik, annelik, babalık, başarı, ekmek…
— Sıralamanın önünde olan tinsel duyunçların dilinde hep aşk insanın en bilinçli döneminde sıralamayı bozmuştur.
— Sevmek duygusu, içimizdeki cinsel istençle kendi zirvesinde geldiğinde aşk güneş olup bütün dünyamızı kavurmakta.
— Kadın tinsel dinginliği ve barışcıldır. Duyusal varlığı dünyanın en büyük denklemini dengeler. Anne, şefkat, aşk, güzellik, süslenme, beğenilme, şımartılma, ilgi, gibi sözcükler sarmalı kadının bu duyusal bağında büyür.
— Aşk ise, bütün bu duyusal açlıkları emziren sütannesi gibidir. Erkeğin aşk haritasındaki en temel şey, içinde olmayan sevilere kavuşmak, cinsel enzimlerin ateşe dönüşmesiyle büyüyen arzu volkanları, birisinin aşk önderi olmak, onu mutlu etme birinciliğini istemesi. Yani erkeğin aşk doğallığında birincil istençler vardır.
— Bu yüzden erkek çok zor sever; ama sevince zor unutur. Bir erkek sevmişse, duyusal açlıklarının hepsine karşılık gelen bir mecradadır. Bu ulaşılmaz mecrayı bırakmak istemez.
—Aşk, zaten göz ile kalp arasındaki yolculuğun istençlerle sonsuzluğa ulaştığı tanımsız duygudur. Bağlanmak sözcüğünün tinsel katmanlarında, sevmek, cinsel arzulanış, içsel açlıkların tatmini, beğenilmek, dış etmenlerden korunma.
Özellikle kadın, birisinin himayesinde kendini güvende hissederek istenç özgürlüğüne kavuşmasıdır.
— İnsanın doğal (dürtüsel, içgüdüsel, fiziksel) yanının başat olması her şeyin göstergesidir. Özsel dünyamızın bütünüyle kendi kalıplarında oluşmaması bazı özgürlükleri yaşama, yaşatmayı engellemiştir.
—Dürtülerinin, eğilimlerinin, bize sunduğu özsel güzelliklerin farkına vararak, eşit olan eşitlerimizle en güzelleri yaşamayı öğrenme çabası içinde olmak gerek.
—Erkeğe gereksiz biçilen saldırganlık ve benzeri güdüler yok edicidir. İnsan doğallığında bir bebektir. Yani özü temizdir, tözsel olarak, tinsel olarak temizdir.
—Arınmış ve özel olarak yaratılmıştır. Uygarlaşma sırasında yaşamsal katmanlar ona farklı bireysellik öğretmiştir. Sosyalleşmenin doğal haritasında insan özel olan karakteriyle, çevresel denklerin hamurunda kişiliğini kazanır.
— Kişiliğini kazan her bireyin öncül eylemlerinde biri de aşk olmuş. Aşk, her zaman kadın-erkek arasındaki bütün özsel denklemin erinci olmuş, ehil olana doğru insanlığı eğitmiştir.

Hayrettin TAYLAN

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !

bedava flash oyun pocoyo pocoyo oyna perilice oyun