
Kelimelerde bir insanı sevmesini ilk defa seni severken öğrendim belki benim hayalimdin ulaşmaya çalıştıkça ulaşılmaz olan. Belki de o kadar gerçektin ki yüreğine dokunurdum, nefesini hissederdim, tenine sürdüğün parfüm kokusunu duyardım, sesini hayali senfonimde dinlerdim biteviye.
Binbir karakter yerine hayal ettiğim zamanlarda dahi seni yazdım bir başkasını yazmadım, yazamazdım bu yürek âşık, bu yürek sevdalı, bu yürek yaralı, bu yürek…
Gözümden yanağıma süzülen her damla senin ismin, yüreğim çağlar boyu yalnızlık kuraklığında kavrulurken seninledir tüm benliğim. Buzullarımı eriten, yüreğimi avuçları arasında tutan ellerini özlerim. Utanırım seni sevdiğimi söylemeye ama bak gözlerime nasıl da arsız. Dilim sussa da yüreğim gözlerimden konuşur.
Görüyorum gözlerindeyim aşkla sevdayla bakıyorsun ben ise senin için seni yazıyorum okuyorsun biliyorum. Şimdi ellerini bana uzatıyorsun taç-mahal’den tutuyorum, yüreğin içimi aydınlatıyor İskenderiye feneri gibi… Şimdi ise içimdeki sevdayı aşkı oynuyorsundur Aspendos’da…
Şimdi ise kirpiğinden düşen son bir damla oluyorum sen okudukça…
Yokluğunda zamansız açılır güllerim, gözlerini özlerim. Kendimi gözlerinde izlemek için fersah fersah mesafeleri bir çırpıda silerim. Gözyaşlarından ıslanmış yanağında bir buseyim. Beni kirpiğine as gözlerinden hiç düşmeyeyim.
30 Eylül 2010
Paraf & Efsane Etrafoğulları














