Efsane_etrafogullari

Gözlerim görmüyor belki ama yüreğim sizin gibi çarpıyor. Çiçeklerin kokusunu farklı alıyorum görmeden hangi çiçek olduğunu kokusundan anlıyorum. Yıldızları izleyemiyorum, yakamozu seyredemiyorum ama yosun kokusunda sizin kadar demlenebiliyorum.

Seni görüyordum her gün bir yerden bir yere bir gitmeye çalışıyorsun. Elindeki asa yol gösteriyordu sana bu acıma duygusunu bitiyordu, güçleniyordun yürürken normalim diyen insanlardan daha sağlam basıyordun ayaklarını yere belki senin kadar dikkatli olsaydım elinden tutmak ihtiyacı duymazdım sana kör muamelesi yapmazdım.

Anlamazdın yar, sen seni gören gözlerin peşinde ben ise senin yüreğinin izindeydim. Görmediğim anlarda gözüm ol istedim. Seni gördüğüme hiç inanmadın oysa ben seni kimsenin göremeyeceği kadar güzellikte gördüm. Dokununca ellerine gözlerimde değil yüreğimde ışıklar saçtım. Ben görüyordum ama sen beni hiç görmedin yar.

Hangimiz görme engelliydi sen mi, ben mi bilemiyordum. Sadece gözle görmek mi lazımdı insanların yüzlerini sende bu soruların cevaplarını buldum sevdiğim. İlk defa dokunduğunda yüzüme ne hissetmiştim bunu tasvir edemem belki de acımıştım sana. Sen ise yüzümdeki tüm kıvrımları söylediğin an anladım ki acıyarak ben kendime bakıyordum sana değil.

Yüreğim ilk defa parçalanması, kaç sevda bahçesinde çiçek kokladım ama kendi bahçemin çiçeği olamadım yar. Bir çift göz ayırdı seni benden artık dünyayı görsem de ne fayda…

Bu deneme yazısı tüm bakar körlere ithaftır.

03 Eylül 2010
Paraf & Efsane Etrafoğulları

Print Friendly