Sen susarsan yıldızlar dökülür geceden tutunamazlar. Bitirme sözcüklerini, atma içine kırgınlıklarını, bağır haykır yüzüme kabahatlerini ki bir bir düşelim hesap defterinden. Boğarsan kendini karanlıklara çıkamazsın bir daha, elimi uzattım sana ya konuş son bir defa ya da yaşarken ölümü sar etiketlenmiş boynuna.
Konuşmak ne demekmiş anla sözcüklerin kıymetini bilmediğin için bu hale geldik. Susma; konuş konuş ki içimdeki sen, içindeki ben bitmeli. Bu aşka dair ne varsa sonbaharda savrulan yapraklar gibi savrulmalı.
Konuş ki aramızdaki soğan zarı kadar mesafe yok olsun, bitsin bu sevda.
Susma dediğime bakma yine yalanlar dizeceksen ipe serme, gözlerime bakarken kurumuyor inanmıyorum sana. Oysa bir zamanlar tek inandığımdın, duymak istediğim ses, görmek istediğim tek yüzdün şimdi yüzsüzsün. Masken düştü, yalanlarından ağzın köpürüyorken kendini izleme fırsatın olsaydı keşke. Son sözlerini sararken dile artık yalandan arındır yüreğini, yüzleş kendi kendinle.
Konuştukça batan bir insan görüyorum gözlerimden eriyorsun buz misali. Bu kadar konuşmana bile izin verdiysem inan ki sadece kulaklarım etkilendi. Acıyorum düştüğün hale kalk ayağı yine bana sığınma sığınacak limanı yıktın yok ettin esip geçtiğin zamanlarda şimdi sana son bir iyilik yapıyorum ağlama duvarı olarak.
Gitme
figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür
gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm
gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm
Gitme
acılara mahkum olur yüreğim
ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar
boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm
gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm
gel gitme sevgilim terketme beni
umutsuz çaresiz bekletme beni
gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm
gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm.
Okyanusları çöle verdim, seni yele serdim
…: içimde sulara açılan heveslerin akan beyazıyım
Sevdikçe beyaza boyanır ömrümün merdiveni
…: basamak basamak gelirim sensizliğe
Yüceler buhurun nemlerime
…: Yarın yağmurun öpüşme demidir tutku toprağımda
Damla turuna çıkmış ehli mühtediyim
…: Yokluğunun sonralarında susan ehli keyfin bülbülüyüm
Açıklanmış bir düşün soy ağacına yazılıyor sevdam
…: İsmini bilmediğim bir geleceğin kaderine yazıyorum seni
kendimi böldüm gerçeklerine, payımda ve hayalimde sen
…: Varsıl boşluğun suyunda ıslanıyor tutku gemim
Gamlara yem atıyor istemeyenlerin isleri
…: Berrak bir huzurun damlası ayıklıyor bizi
imkansızlığın sarnıçlarını kapatıyor uzaklar
…: Eskimişlerimiz ruhumuza siniyor
Üzgün demler başlıyor kavuşamadıklarımıza
…: yellerin üşümeden ellerin üşemesin ellerde
Ben sellerin süreğeniyim sürüklendim Leyla kayasında
…: Parçalanmış halimde seni sordu aşk ve kader
sarmaşık bir hayal uzatır gerçeği denkliğine
…: üşüyor kavuşamadıklarımız
Büyüyor vuslat gülü
…: Dökülüyor devrik tümceler senli kitabın an ortasına
Devrilmiş hüzünlerin salındayım, salam istedim senden
…: bir sen taşıyor bir ben taşıyor uzaklar
beni iyileştir senden
…: Beni iliştir sevda sunduğuna
Taş bağrıma üreyen kardelenlerin yetişir yetim sensizliğe
…: sözden kuleler yaparak büyür sevgi sözlüğümüz
tutunduğumuz yaşama fikrin bal dalında artar adımızın aşk tadı
…: Beni sana sunar sunakların suyu
Yıkanır sensizliğin ta benden, ta beklediğim senden
…: yüzyıllık hoşluğun ortasına düşer özlem
Beni sana toplar çağ ve aşk
…: ansızın sızıların akar günceme
seni senden aklar yaşayamadıklarımız
…: Beni sende bulur buluşmalar
süründüğün halin zenci günlerine
…: Zelal oldum delalım, yarine helalım…
Tarif edemem çektiğim sancıları Ölümden beter, sensiz geceler Vallahi hata yapmam, bir daha Bir şans daha verir misin bana? Ettiğimin belasını buldum, harap oldum.
Dün bir filmin galasını izledim, gözlerim kapalı…
Yaşadıklarımız birdenbire gözümde canlandı
Sensiz yaşayabilmek, seninle olup da dokunamamak gibiydi
Ve seni silip atmak yüreğimden, inan gülüm bana zor geldi…
Uzakta olsan da yaşadığını bilmek umut verecek bana,
Giderken kalbimde açtığın o derin, o kapanmaz yara…
Bir gün helallik için geri geldiğinde bir başkasıyla
Gözlerimde o anın yaşı olacak sevdiğim, sen mutlu olsan da…
Bu filmi daha önce izlemiş gibiyim, farkında mısın?
Hani kötü bir şey geldiğinde söylenir, bilmem hatırlar mısın?
¨Yaşadıklarım gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti¨ diye…
İnsanoğlunun yaptıkları filmler, yaşadıklarımızın bir aynasıdır belki de…
Roman kahramanları, karın ağrısı çeken yazarlarına nane kekik kaynatabilmeli.
.
Büyük sanatçılar, içlerindeki kahramanlarıyla sık sık dertleşirler.
.
Şiir ipinin üstünde herkes yürür; ama ipin altında koşmaktır marifet.
.
Büyük yapıtlar, okurlarını kahramanlarının yerinde yaşatandır.
.
Öykü, gür akan bir ırmak; romansa uzun nehirdir; romanın taşıdığı çöpler göze batmaz, öykü ise temiz akmak zorundadır
.
Şiir sözcüklerin sıkılmış halidir.
.
Şiir ipinin üstünde herkes yürür; ama ipin altında koşmaktır marifet.
.
Öykü, yazılanları yazmak değil, yazılanı başka türlü söylemek ya da yazılmayanı özgün tarzda dile getirmektir.
.
Dostlukları olmayan sözcüklerden iyi şiir çıkmaz
Sevecen yaklaşımınla gönlüme taht kurdun Karanlık, ıssız gecelerime yoldaş oldun Yüreğinin büyüklüğü Etraf‘ı sarar Nihavent makamından şarkı gibi sohbetlerin Umarım senin ki gibi temiz bir yürekte olursun Rüyalarındaki sevgiyi bulursun.
denizi ardına alan bir kadın vardı
dört tarafı gülşendi
…
en olmak için geldim
yem oldum.
.
damarım çatladı
şiirle yamadım
.
gitsem yıldıza sürerler
dönsem cehennem bin bela
.
ekmek elden su gölden
şiirini sıyırmış adam
yüzünü dönme sabahıma
o yanım sürgün
.
izinden gelsem kurumuş
yürek yağmur ister her gün
.
canan uyku sevdalısı
istifamı verdim dün
.
yar altı gemiler geçer denizimden
gövdemde her yanı süygün
.
sürüp gelir vadide
atlarım dürüm dürüm
.
eller yandan kelepçeli
öpüşmeye yorgun
.
mary mary hu
alemi çınlatacağım görsün
Aşk, her güne tuzu verilmiş kurban olarak hazırlanmaktır.
.
Kalem taşıyan kelam da taşır.
.
Bir ağaçta tek meyve olmaz, hemen keserler.
.
Sahte bakışlar, sahte rakılar gibidir, insanı öldürür.
.
Aşk, geçici körlüktür; gerçeği buluta sarmaktır.
.
Şiir, şairin kendi şiir çemberini kırmasıyla başlar yatağında akmaya.
iğneydim
samanlığa attılar
.
iğdeydim
yamanlığa sattılar
.
düğmeydim
amanlığa kattılar
.
niğde’ydim
bor’dan attılar
.
mal da yalan
kul da yalan
var biraz da
sen bor’alan
elime su dök
sözcüklerim çimlensin
yeşil haram sana
yurdun yok artık şiirciğim
.
dilime kum serp
şiirlerim demlensin
çisil yağmaz ocağa
ordun yok artık şiirciğim
.
gülüme toz savur git
goncalarım dinlensin
usul bilmez yazmaya
derdin yok artık şiirciğim
Artık güneşim doğmuyor,
Bana her yer karanlık.
Yorgana ihtiyaç yok,
Yüreğimde ki yangın yeterli…
Öyle imkânsızlıklar yaşanıyor ki,
Tek sevdamız imkânsız olsun aşarız.
Hani derler ya zor yapılır
İmkânsız biraz zaman alır.
Ne kadar zaman alsa da
Ben sevdamdan vazgeçmem,
Gurursa alsın ayakları altında,
Bir sıcak kadın buldum,
Aptallığımdan aç kaldım.
Kurtar beni kafamda ki gelgitlerden.
Artık müzikler de anlamsız,
Hayalinle sevişmek tat vermiyor,
Üstelik ruhumu çok yoruyor.
Baktığım her yerde sen varsın
Nefes alamıyorum.
Ben dalardım bir zamanlar hayallere…
Yüreğimde her anı onunla yaşıyorken
Bedenim uzakta kalır acısını çeker,
Ayrılmak mı işte o imkânsız.
Şehrimde yağmur var bugün aynı yüreğim gibi. Yüreğimden damlayan kanım bulutlarımdan akan gözyaşlarım. Karışıyor birbirine…
Dışarıda fırtına var ama yüreğimdekiler gibi sert değil. Yüreğimin kuytularında uğulduyor rüzgârımın sesi. Senin adın çarpıyor duvarlarıma izi kalıyor gözlerinin… Bak sevgili bugün yıldönümümüz bir hayat, bir can, bir nefes olduğumuz gün. Nerdesin yârim sen başka yerlerde, ben başka, ayrıyız bugün sevdiğim ayrı gecelerde…
Yok, karşımda gözlerin, gülen yüzün. Sensiz geçen ilk yıldönümüm kötüyüm be yârim sensizim, yoksunum, boşum, boşluktayım. Bilemedim bugün ne yapayım, çıktım dolaştım sen vardın her yerde eve geldim yine seninle… Bu gece şerefine içtim, kadehime seni doldurdum ben zaten sen doluydum, sensizliğin şerefine…