
Siyahtır…
Düşüncelerim hunharca
Tecavüze uğradığında
İki elim yakasında
Hakkını aramakta…
30 Kasım 2010
Paraf
Kas 30

Siyahtır…
Düşüncelerim hunharca
Tecavüze uğradığında
İki elim yakasında
Hakkını aramakta…
30 Kasım 2010
Paraf
Kas 30

Susarak çok şey anlaktık birbirimize
Bir dağın zirvesinde gördün kendini
Zamanla yuvarlanıp yamacıma düşeceksin.
Anlayacaksın tutunacak bir dalın kalmadığını
Benim de sana hiç zamanım olmadığını.
30 Kasım 2010
Ezgi
Kas 30

Kendine iyi bak. Giderken geride bırakılana söylenecek en son söz. Ben yokum artık bir başınasın kendinlesin. Sana nasılsın, nasıl oldun bir ihtiyacın var mı diyecek bir ben yok hayatında. Gidişe ait acımam bir o kadar da içten ve iyi dilekler içeren bir söz kendine iyi bak…
Yarınlarına sahip çık tüketme dünlerin gibi. Yaşa yaşat her şeyi yine bir ben varmış gibi. Umudunu yitirme her güne gülümseyerek başla. Bak güneşe her gün yeniden doğuyor sancılarla kimi zaman bulutların ardında olsa bile. O yorulmamışken asırlardır her gün yeniden doğmaktan senin hakkın yok yorulmaya. Zifiri karanlığın bile bir umudu var ay ışırken içinde yıldızlar göz kırparken ona. Sen de göz kırp anlara. Kendine iyi bak…
Kendine iyi bak. Sabahları kahvaltı yapmadan sokağa çıkma, severdin sabah kahvaltılarını, havalar serinledi dışarı çıkarken hırkanı almayı unutma. Geceleri açık yatardın üstünü ört, hasta olursan ıhlamur kaynatacak da bir ben yok yanında. Fazla sigara içme öksürüyordun son zamanlarda…
Kendine iyi bak ben gidiyorum artık sen diyemedin bana. Her günün gözyaşı ile geçsin dedin pişmanlığın seni tüketsin, harcasın dedin gittim diye senden. Bak kim sevmiş en derinden. Diyemedim sana kötü bir şey, diyemezdim sevdim. Sadece yüreğimin sesiydi dilimden dökülen. Kendine iyi bak…
Merve
Kas 30

gülüşünü yazdım gül yüzüne
…: esirgediğin öpüşünü yazdım söz imbiğine
yıllara yol olan bahtını yazdım aşk sözlüğüne
…: sen melek yüzlü anlamlarda açıklıyor sözsüz seviler
seni aşk yüzlü anlatılamayanlardı açıklıyor dilsiz periler
…: seni ben yüzlü içrelerde yazıyorlar ben arası senlerde
senli sevgilerin sonsuz deniziyim
…: dökülüyorsun permalarınla berrak berrak
kalıyorsun özlem köpüklerinde celal celal
…: an_sızın k_(a) lır ta_ arifsiz tutkularda
Susmak aslına aslı olmaktır
…: susmak ferhad’ına dağ olmaktır
susmak susmaya su olmaktır
…: sen susamış sularımda sustun
bu yüzden damla damla istiyorum seni
kurumuş sevdanın kumrusu gibi
…: yaşanmışlığa aşılandık aşk ile
sensizliğimin sürüngenleri dolanır uzaklarına
…: gönlümdeki yaranın yılanı ısırıyor
panzehirin gerek
…: pan zehrin gerek
düşünüşlerin rüzgârı saçlarında
…: gizleniyor şımartılmış geceler
istiyor istemek
seni şifreliyor aşk
…: gözlerin, aşkı bakışıyla çağırır beni
büyümüş tutkuların gülünde gülümsüyorsun
endamın damında seriliyor özlem yatağım
…: bu gece ay tutulması yok yerine sen tutulması
buluşmanın bulutları arasında
…: seni yağmura yakın sevdim
yarın nadaslarıma yağma günü
…: yarın ıslanmış bir ben akar gönül derenden
yarin istenmiş ömründen yanar fenerim
…: seherinde kokar gülüm bülbül olur seferim
kaderinde erir sözüm, aşka balbal olur kederim
…: bu yüzden yağmurlarını sevdim gözyaşlarını değil

Kas 30
Yürekli ol küçük kız
Ne kadar fırtınalı da geçse günlerin
Aldırma soğuk rüzgâra,
Aldırma yalan dünyanın kahpe oyunlarına
Hep karşında da olsa sevdiklerin yürekli ol sen,
Umudun olsun yarına
Korkarak kapama gözlerini,
Ağlama değmeyecek kişiler için
Keşke deme yaşadıklarına
Dünya küçük, hayat kısa,
Ne kadar acı da olsa yaşadıkların
Belki de hiçbir şey yaşayacakların yanında…
Sen yine de yürekli ol küçük kız
Dünden bugüne bugünden yarına…
Umudunu kaybetme yürekli,
Cesaretli ol hayatın her anında…
Gülkız
Kas 30
Kaç kere yemin ettin?
Saymadım.
Kaç kere yemin bozdun?
Saymadın.
Unuttun verdiğin sözleri
Ama
Ben unutmadım.
Yalancısın inkar etsen de
Kendine toz kondurmamaya çalışsan da
Nafile…
30 Kasım 2010
Hanımeli
Kas 30

bela okuyan bir kadın geldi bana
şairim ister misin bire bin verenini
dal dal gövdesinden fışkırsın beddua
bölünmüş uykulardan sonra okunan
Barış Erdoğan
Kas 30

Şeytan iki tür insanı kandırıyor: akılsızlar ve gaflet uykusunda herkes. Şimdi soruyorum: Bu şeytan zeki midir, akıllı mıdır; yoksa hem akıllı hem de zeki midir?
.
Kim evini saran bir bahçesi, rengârenk çiçekler yetiştiren bahçıvanı olmasını istemez? O bahçede bahçıvan ben olmalıyım diyen kaç kişi çıkar?
Kadın, kapıyı çarpıp çıkmadan önce kocasına seslendi: Çiçeklerimi de götüreceğim, sevgisizlikten kurumalarını istemiyorum da.
.
Sırrı olmayan ayna olmak istemezdim, sırrı olan insan olmak da zormuş.
Barış Erdoğan
Kas 30

Japonlar yaptıkları bir hatadan sonra intihar ediyorlar, hoş bir durum değil elbette; ama benim ülkemde “intihar” sözcüğü “ihtar” diye algılanıyor her defasında.
.
Şans oyunları binde bir veriyor, bende de şans milyonda bir; şimdi kazanma ihtimali ne oldu?
.
Dertleri kovayla boşaltırsan derman kovalar dolusu girer kapıdan.
.
Kurtlu elma doğal olandır; içimizdeki düşmanlar da bizi doğallaştırıyor mu?
.
Eğer yolunuzu aydınlatan bir ışığınız yoksa ayışığı ne büyük nimettir; bilmeyiz ki onun da güneşi vardır.
Barış Erdoğan
Kas 30

Kılçıklı balık lezzetlidir, kılçıklı dil eziyetlidir.
.
Bir gün biri çıkıp güneş doğdu diye muştu verirse şaşırmayın..
.
Bir ateşte maşa olmak kolay; ama başkalarının maşası olmak ne kadar zor.
.
Babam, üniversiteyi kazandığımda bir miktar para vermiş, bir eksiğini giderirsin demişti, anlamıştım eksiğimi. Şimdi büyüdüm, başkalarının mutsuzluğuyla mutlu olanları gördüm, bunlar, hangi eksikliğini giderdiler bilmem.
.
Ağız dururken gözüyle yiyenler, galiba midelerini değil açgözlülüğünü doyuruyordur; oysa açgözlülük, dipsiz kile, boş ambardır.
Barış Erdoğan
Kas 30

biz hep mavi bir desendeydik
bir fırçayla geldiler bir gece
kırmızı bir karanfilde yaktılar uçlarımızı
siz yoktunuz ateşlerde
Barış Erdoğan
Kas 30

dali resimlerinde gezindik bir süre, anıtlaşmadık
donduk kaldık güzelliklerin buzulunda
çiçek çiçek
ellerimizi bulamazdınız
koynumuzdaydı
öksüzlüğünden utanırdı başka ellerin
Barış Erdoğan
Kas 30

neden yalnızlık dokursun
salkımsöğütler gölgesinde tarihi emzirirken şiirciklerim
gönlümdeki kilim nakışları seni anlatır
Barış Erdoğan
Kas 30

İsmini burda telaffuz etmek istemediğim biri,
Şirin mi şirin, tatlı mı tatlı, sanki cennetten gelen peri…
Tesadüf bu yaa… Aşık oldum ilk görüşte eyledi deli…
Ela gözlerinde kaybetmiştim hem yolumu, hem de kendimi…
Haftalarca peşinden koştum, konuşmak için…
Askıntı olmamıştım daha önceleri bir bayan için,
Lakin ne yaptıysam sevdiremedim kendimi, bilmem niçin?
Baktım böyle olmuyor, dayandım kapısına…
Ölümü bekler gibi, bekledim onu sabaha kadar…
Yanarken yüreğim aşk acısıyla, biri geldi yanıma…
Laz şivesiyle onun için bir şeyler fısıldadı kulağıma…
Ela gözlümü sevip saramadan, gelin vermiştim kara toprağa…
Hunter38
Kas 30

Siyahtır…
Karanlığın koynunda,
Bir loş odada,
Bakire duygularını sere serpe
Açığa vurmak,
Kırılgan küçücük
Kalp incisi.
Kahpedir…
Bir beylik silahının kurşunundan çıkıp,
Park yerinde güneşe koşar adım gülümseyen,
Bir çocuk sesinin,
Kanla güneşini boyayıp tanışması.
Zordur…
Bir çiftçinin sıcakta terlemiş yanlarındaki alın teri,
Altın değerinden daha değerli
Başakların boy vermesini izleyerek,
Soy üretmesi.
Yalandır…
Sevgilinin sözlerinden
Alev toplarının havai fişeklere dönüşüp
Yıldız kümelerini oluşturarak
Kalp göğüne yerleşmesindeki
Hafakan yalnızlıktır
Aşkın ta kendisi.
01.20
30 Kasım 2010
Ceylan
Kas 30

Söz dağı oldu kelimelerim üzerine sis çökmüş
Göremedim ki
Denizlere karıştı göz pınarlarım akıp gitmiş
Yetişemedim ki
Altın kalbim vardı tek taşı düşmüş
Tartamadım ki
Şık bir elbisem var bir göz kaçmış
Taşıyamadın ki
Bir adam vardı şarkılarımda sol anahtarını kaybetmiş
Yaşatamadım ki.
30 Kasım 2010
Gökkuşağı
Kas 29

Bir yalanla başlamış yola,
Dönememiş sağa, sola.
Bir tane, bir tane daha,
Dola dola bitmez olmuş, bu bela.
Bir zaman gelmiş, ayağına dolanmış.
Kördüğüm olmuş kuyruklar,
Kendi yalanına kendi de inanmış.
Vah garibim ne zavallıymış.
Büyüttüm besledim,
Gözümün nuru dedim.
Affettim görmedim,
Belki de görmek istemedim.
Şimdi boğuluyor kendi deryasında,
İyi niyet başa belâ.
Ben oturttum onu, o tahta,
İndirmesini de bilirim nasıl olsa.
Anlamadan gerçeği,
Kendinden bilmiş marifeti.
Boğulmadan bir hamle de
Kurtarmalı garibi, elim yetişirse tabi.
Yine ıslanmış kedi yavrusu,
Kurulanacak havlu arar,
Her havlu emmez suyu,
Döner, döner durur, yine arar.
Olsa dükkan senin,
Ama kalmadı ne edeyim.
Ver rüzgara kendini,
Kurutsun seni esinti.
Bak fırtına var kolla kendini.
Kuruyup ısınacağım derken,
Bir soba başı hayal ederken,
Savrulup gidersin fark etmeden.
Vazgeçilmez sanırsın kendini,
Bilmezsin, seni bu hale getiren kimdi.
Sen beni aptal mı sandın?
Gördüm, duydum, anladım.
Gölgesi kaplan, aslı kedi,
Hem de ıslak kedi.
Fare peşinde koşmaktan,
Kuyuyu göremedi.
Esin Dinçelli
Kas 29

Ve sustu kadın. Susmayı tercih etti aslında bu sessiz çığlıkları anlamadı adam yenilgi saydı galip sandı kendini. Yaşayacağı yenilgilerin farkına varmadan kaybedişlerin en ağırını iliklerine kadar hissedeceğinin farkında olmadan…
Ve kadın sustu… Gözleriyle, bedeniyle, kokusu ile sustu kadın. Yaşadığı suskunluk sessizlik değildi. Başka bir dili seçmişti anlatmak için onu anlamayana. Sessiz sözcüklerle anlatıyordu kendini ifade ediyordu artık. Ve adam hala anlamadı anlamamakta inat etmişti sanki. Adını koymuştu kafasında nazdı, inattı yapılan, aslında hiç alakası olmayan…
Ve susuyordu kadın. Sustukça konuşuyordu sözcükleri daha belirgindi artık daha iyi ifade ediyordu kendini her istediğini söylüyordu. Derinleşmişti anlattıkları bir bütünlük kazanmıştı. Nazik ve inceydi her zamanki gibi suskunluğu da kendine hastı sözcükleri gibi, dokunuşları gibi, kendi gibi ona has ona özel olan onu o yapan ayrıcalığı olmuştu sürekli konuşan adamdan…
Ve kadın susuyordu sevmişti bu yeni dili dingindi az buçuk huzurlu yormuyordu kendini sessiz bir isyandı bu. Adam anlamıyordu kadınca kaprisler ona göre geçerdi üç beş güne. Onu kandırmaya ne vardı bir iki tatlı söz her şey eskiye döner o yine bildiğini okurdu sonra. Aklı bu küçük hesaplardaydı yine…
Ve bir gün konuştu kadın,
— Ben senden gidiyorum. Bu evden bu hayattan değil ben senden gittim…
Son nefes gibiydi söylenen geri dönüşü olmayan. Adama söyleyecek hiçbir söz bırakmayan. Kelimelerin tükenip, her şeyin bittiği an…
İşte benden senden öyle gittim, kapattığım hayat penceremden yeni bir kapı araladım…
Merve
Kas 29
Aşkı yakaladım ama
Bu uğurda verdiğim
Tüm mücadeleyi unutup
Harcadım sevdiğimi…
Her fırtınaya dayanan
Meşe ağacıydım,
İlk rüzgârında devrildim.
En çok sevdiğim şey karanlıktı,
Sen ışık ol istedim,
Ben hatalara düştüm
Fakat ışık olup yol gösterebilirdin…
Yokluğunda bölünüyorum
Bin parçaya
Her parçam seni sayıklıyor…
Ne zamana kadar sürecek bu kaçışların,
Mutluluk çığlıklarıyla geçecek
Onca zamanı neden boşa harcıyoruz?
Artık sevmiyor,
Benim için can atmıyor musun?
Nasıl olur da duymazsın
Yüreğimin aşkın için haykırışlarını
Hangi duygusuz bir anın
Hasretlikten bahseder?
Yoksa ben dönüşünün heyecanını yaşarken
Aslında
Sen gidiyor musun?
Ne kadar çok soru girmiş hayatımıza,
Oysa ilk defa geleceği düşünerek
Yaşamaya başlamıştım.
Yüreği üşüyen bir adamım,
Bakışlarını benden çektiğin için öldüm.
Annem, senden uzaklarda yaşadım
Hep yandırdım ya seni,
Şimdi oğlunu yakıyorlar.
29 Kasım 2010
Delikanlı
Kas 29

Yalnızlık acı, yalnızlık dipsiz kuyu gibi, yalnızlık hiçbir zaman uğranmayan liman misali. İçim paramparça içimdeki kırık aynalardan geçmişe bakıyorum sen varsın bir de birlikte geçirdiğimiz eşsiz zamanlar var. Kalp kırıklarıyla birlikte sana bir gülücük gönderiyorum.
Gülümseyen gözlerin düşüyor perde perde buruk bir tadı olsa da hasretin, içinde sen olan her şeyi heybeme topladım. Yaz yağmurlarında ıslandığımız günleri anımsadıkça içimde tomurcuklanan özlemlerim büyüyor.
Sarıyor sarmaşık gülleri misali içimi hasretin, dikenlerin olmuş yüreğimi delen. Gece oluyor sevdiğim kahırla içmeler saati, seni sevmeler saati, senin hayalinle sevişmeler saati… Sana dokunuyorum kelime oluyorsun, kelimeler ise mısra mısra şiir oluyor, yüreğimde demlenip besteleniyorsun. Okuyorum içimdeki yok oluş destanını ay teninde…
Ney sesi ile irkiliyor bedenim sanki ılık nefesin dolanıyor boynuma, bu gece de senin günahın oluyorum. Avuçlarımda ateş, sesimdeki buğunun sebebi sensin. Buharlaşır gecelerim gülüşünün kıvrımlarında, mazi oluşun ne acı değil mi sevgili? Kim bilir şimdi kimin hayallerinin süsüsün, sen kendinden geçtikçe her bedende sadece bir gülüşsün.
29 Kasım 2010
Paraf & Efsane Etrafoğulları
Kas 29

havana’da bir kadın salsa yapar yanımda
benden haberi yok
castro uykusunda
sararmış dişler arasında puro
…
boğaz’da bir adam şiir yazar
havana’daki kadının haberi yok
.
her iki de yaşar
düşünceleri ıslak
Barış Erdoğan
Kas 29

anne kumrular sevişiyor penceremizde yetiş
sizi hiç görmedim
sen kumru değil misin?
Barış Erdoğan
Kas 29

başkalarını anlatacağım son öykümde
düşçül
sen kendini bulacaksın
Barış Erdoğan
Kas 29

ay sandığım göz ötesi güneşimmiş
Barış Erdoğan
Kas 29

Babasını kaybeden her erkek büyür, her kadın kaybolur; annesini kaybeden her kadın analaşır, her erkek çocuklaşır.
.
Bir ağacın dallarında sayısız meyveler; insanoğlu, uzanır ve en yüksektekine ve en irisine.
.
Annemin sancısı tutmuş, babama al git beni büyük şehre, ölüyorum, demiş. Babam umursamamış, annem de beni üç ay geciktirmiş. Bu nedenle çok sabırlıyımdır.
.
Ölçü değişmez mi dediniz? Sevdiğiniz yanınızda değilse mesafesi nedir?
.
Karanlıkta pembe gözlükle dolaşılmaz; doğru, eğri iple ölçülmez.
Barış Erdoğan
Kas 29

Sizin sabrınız okyanusunuzu bitirmek, benimki yıkanmak.
.
Uygun ilik bulunursa aşk nakli yapılacak hasta çoğalır.
.
Acı yoğrularak katılaştırılır, bir derede, bir denizde, bir okyanusta yıkanan acı dağılır tüm bedene.
.
Acı yoğrularak katılaştırılır, bir derede, bir denizde, bir okyanusta yıkanan acı dağılır.
.
Giden sevgiliyse sanki uzaklaşıyor gibidir; giden anne ya da babaysa gelecek gibidir.
Barış Erdoğan
Kas 29

Kim evini saran bir bahçesi, rengârenk çiçekler yetiştiren bahçıvanı olmasını istemez? O bahçede bahçıvan ben olmalıyım diyen kaç kişi çıkar?
.
Yaşam bize tutulmuş temiz bir aynadır; bu aynada kendimizi çok temiz görmeye çalışırız, başkalarını bulanık hayal ederiz.
.
Kapı çarpmak, çarpanın gücünü gösterir, çarpılan kapıyı çalmak güçsüzlüğünü.
.
Sırrını veren ayna kendini kendine bakana vermiş olur; insan da öyle.
.
Hepimiz dert gemisinde çarkçı başıyız; kaptan, köşkünde otursun.
Barış Erdoğan
Kas 29

sizin sevgiliniz makas ağzı kumaşlar kadar inceydi
güneş görmemiş esintilerde kuru değil de neydi
Barış Erdoğan
Kas 29

özgür kuşlar yuvalar bulsa dağıtır ebabil midir
sevgi fırtınası esse yuvalar yıkılır kesik dil midir
Barış Erdoğan
Kas 29

mahpusane duvarları yıkılsa barış geldi derlerdi
istemem
sana mahkum olduğum anlaşılmaz maryloum
Barış Erdoğan
Tüm laptop fırsatları için tıklayın !