Aralık, 2010 icin arsiv

İnanamayacağın Kadar Sevdim Seni

delikanli

Dili bağlı sözcükler kaldı söylenmeyi bekleyen ama ne hikmetse söyleme vakti gelmeden miadı dolan sözcükler. Yalın ayak koşup sana gelmek istedim her ayağa kalktığımda tökezledim. Sen tuttun ellerimden düşmemi hiç istemezdin bilirdim, sen de beni en az seni sevdiğim kadar çok sevdin.

Yüzgörümlüğüm tatlı dilindi, senden başka ses duymak istemezken rüzgârın uğultusu ile avunmak düştü payıma. Razı değilim senden ayrı aldığım nefese, içim sen, dışım sen olmuşken ayaz vurgunu kılma beni.

Öyle büyük seviyorsun ki beni, bütün dünyanı silmeyi çevrende kim varsa hepsini karşına almayı bile göze almıştın lakin hayatı boyunca sevginin ne olduğunu bilmeyen ben bunların farkına vardığımda olan olmuş hayal kırıklığının içine sokmuştum seni…

Şimdi çırpınıyorum ama nafile ne yaparsam yapayım düzeltmek yerine daha beter ediyorum. Mutluluğa dair ne varsa tek tek yok ediyorum. Oysa benden sadece sevgi bekliyordun, yüreğimde sevginden başka hiçbir şey yok bunu yansıtmasını beceremiyorum. Bilebilseydim sana olan sevdamın aynası olmayı hayat o kadar muhteşem olurdu ki bizim için, kader dönüşü olmayan yola usul usul sürüklüyor bizi, bunun farkına vardığımdan beri içimde ki yangın gün geçtikçe artıyor. Sol yanım bedenime ağır geliyor.

Seni kaybetmenin korkusu bedenimi sardığından beri uykular haram, öylesine yaşıyorum işte, içimden bir ses ne kadar seni seviyor, aynı yastıkta uzun bir ömür sizi bekliyor dese de yüreğimin üzerinden dağılmıyor karabulutlar

31 Aralık 2010

Skynur & Delikanlı

Yılbaşı

Paraf’ıma yeni yıl hediyesi (Umut’un ağzından)
Paraf teyze dayımla biz bir şiir yazmaya karar verdik umarım beğenirsin

Yıl Başı

Noel babayı bekliyorum gelmedi hala
Dayım gelir diyor Umut bekle
Acaba geyiklerini de getirir mi rengârenk?
Getirir diyor bana
Araba filan istemiyorum ama ben
Anneanne
Nerdesin?
Noel baba seni getirecek bana
Dayım susuyor.

Umut Macuncu Yaşı: 5

Not: Hiç ekleme yapmadan yazdım.

31 Aralık 2010
Efsane Etrafoğulları

Çiy Düşse

çiy düşse gözyaşı dökmüş bir şairdi derler utanırım şairliğimden

içe akmış gözyaşı makbul yol vermedim hiç sanırım şairliğimden

Barış Erdoğan

Gönül Yorgunu

-sevgili beste’ye 2011 hediyesi-

.

beden yorgunu anka kuşudur durmadan bilinmeze koşar

gönül yorgunu kendi ankasıyla durmadan bilinmezi yaşar

.

taşla dilleşsem dile gelen sazım olur kırılan tel midir deme

aşk rüzgarı esse güle varan ırmak değilse sel midir deme

Barış Erdoğan

Herkese Mutlu Yıllar

Eskiden yılbaşı geceler farklı yaşanırmış. Komşularla bir evde toplanıp tombala oyunu oynanır, meyveler, çerezler tüketilerek geçirilirmiş. Günümüzde yılbaşı gecesi denildiğinde komşular akla gelmez olmuş, tatil rezervasyonları bu kaçışın belgesi haline gelmiş.

Nedense insanlar böyle bir gecede arkadaşları ile bir arada olmak yerine yalnız başına kısa da olsa tatil kaçamağı yapmayı tercih ediyor. Sizin tercihiniz nedir?

Herkese mutlu yıllar diliyorum.
2011 yılında umarım her şey istediğiniz gibi olur.

31 Aralık 2010

Görkem

Fizana Sürülmek

uykuya varsak yol yorgunu derler hiç düşünmezler

fizanlara sürmek için yol alırlar bizimle üşenmezler

Barış Erdoğan

Heykelimi Dikecekler Meydanlara

yarın heykelimi dikecekler meydanlara

niyetleri ağır ağır öldürmek

göz göre göre

.

tam göz göze gelelim

belki kaçırmayı öğrenirim

Barış Erdoğan

Gönül Bulandıran

ağrıyan kalbin olsun geride kalan bir aşkı var derler

yıpratan zaman değil ki gönül bulandıran yar derler

Barış Erdoğan

Yokluğun Mayam

köşe bucak saklanma

yitik adreslerin filizlenmiş

yazacağım her şiir bulur kurşun gibi

yokluğun mayam

Barış Erdoğan

Tutuksuz Yargılanmak

aşkım yargıdan döndü

tutuksuz yargılanmak üzre serbest

Barış Erdoğan

Yaralı Şair

bir şairi öldürmenin tek yolu vardır

yaralı bırakmak

Barış Erdoğan

Her Akdenizli Bahardır

sarılıp gitmeme izin verme

her akdenizli bahardır

sulanınca çiçek açar

Barış Erdoğan

Denize Atılmış Taş

şiircik

saklandığım yerden beni çıkar

denize atılmış taş kadar değerim olsun

Barış Erdoğan

Parçalı Bulutlu

okurlar tarafı uykulu

çürük ruhları aşmaya çalışın bir yol

şairler bölgesi parçalı umutlu

Barış Erdoğan

Şiir Mayası

geç kalmayın şiir gölüne

mayanız benden

Barış Erdoğan

Şaraba Bulandık Şurup Olduk

şarabı da şuruba çevirdi sözcüklerim mi çılgındır

gönlüm mü yorgun yoksa bedenim mi yılgındır

gülşende sanır gönül bahçeme giren her okur

aşk sarhoşudur bilesiniz bu adam hep dalgındır

Barış Erdoğan

Sanat

Sanata bakışı insanın kişiliğini ele verir. Sanatın değerini en iyi sanatını icra edenler ve sanatçıların eserlerine sahip çıkanlar bilir. Ulu Önder Atatürk ise bu konuda verilebilecek en güzel kişiliktir.

Atatürk, sanatı seven, sanatçılara değer veren ve onları destekleyen bir devlet adamıdır. Çocukluğundan itibaren sanata ilgi duymuş ve sanatın bazı dallarıyla çok yakından ilgilenmiştir. Gençliğinde şiir ve edebiyata yakınlık duymuş, Namık Kemal’in şiirlerini okumuş ve ondan etkilenmiştir.

Atatürk’ün kaleme aldığı ve 1927 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde okuduğu “Nutuk” adlı eseri, Atatürk’ün en büyük edebî eseridir. Yazmış olduğu “Oğuz Oğulları” adlı şiir de Atatürk’ün şiir konusundaki yeteneğini sergileyen ve her Türk’ün okuması gereken bir eserdir.

Atatürk, şiir ve edebiyat dışında müziğe de büyük bir ilgi duymuştur. Şarkı ve türküleri dinlemekten büyük bir zevk alan Atatürk, zaman zaman okunan şarkılara eşlik etmiş, oynanan halk oyunlarına katılmıştır. Bazı Rumeli türküleri, onun sesinden notalara dökülmüş ve müzik repertuarımızda yer almıştır.

Atatürk, askerî ataşe olarak Sofya’da görevli bulunduğu dönemde çok sesli müziğe ilgi duymaya başlamıştır. Klâsik müzik konserlerine ve operalara giderek bu müzik türlerini tanıma fırsatı bulmuştur. Cumhuriyetin ilânından sonra, ülkemizde bu müzik türlerinin sevilmesini ve müzik kültürümüzde yer almasını sağlamak amacıyla yapılan çalışmalara önderlik etmiştir. Ülkemizde müzik sanatının gelişmesi için bütün olanaktan kullanmıştır.
Atatürk’ün zamanında yapılmış bazı binaların güzelliği, ülkemizdeki çağdaşlaşma hareketini ifade edebilecek nitelik taşımaktadır. Ayrıca mimarî eserlerin korunmasına verdiği önem de Atatürk’ün mimarîye olan ilgisinin önemli kanıtlarındandır.

Atatürk’ün, tiyatro, bale, edebiyat, heykeltıraşlık, mimarî, resim, müzik gibi sanat dallarıyla ve sanatçılarla ilgilenmesi, onları desteklemesi Atatürk’ün sanatla çok yakın bir ilişki içinde olduğunun göstergesidir.

Atatürk, sanatla ilgili düşüncelerini, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki konuşmalarında, Çankaya Köşkünde sanatçılarla yaptığı sohbet ve tartışmalarda belirtmiştir. Atatürk’ün bu konuşma ve tartışmalarda dile getirdiği sanatla ilgili düşünceleri, Türk halkına ileti niteliği de taşımaktadır.

Atatürk, sanatın tanımını şu sözlerle açıklamıştır: “Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu anlatım sözle olursa şiir, ezgi ile olursa müzik, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur.”

Sanatın, bir toplumun ilerlemesindeki öneminin ve vazgeçilmezliğinin bilincinde olan Atatürk, bu düşüncesini şu sözlerle ifade ediliştir: “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir,” “Bir millet sanata önem vermedikçe büyük bir felâkete mahkûmdur,” “Dünyada medenî, ileri ve gelişmiş olmak isteyen herhangi bir millet, mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir.” Atatürk’ün bu sözleri, sanalla ilgili temel düşüncelerini ifade etmesi bakımından önemlidir.

Acaba bizler sanata ve sanatçıya ne kadar değer veriyoruz?

31 Aralık 2010

Ferhat

İhanet

Bir suç işlersin

Cezası ne ise

Hapiste yatıp çıkarsın.

Fakat ihanet ettiğinde

Vicdan azabı bir ömür sürer

Bitmek bilmez.

Bir gün sana sevdiğin ihanet ederse

İşte o zaman

Asıl mahkûmiyet başlar

İzi kalır

Silinmez.

31 Aralık 2010

Memoli

Sevdiğimdin

Sevdim

Hem de çok sevdim.

Kalbimin anahtarını ona verdim

Verdiğim gün kaybetti.

Bu sefer

Kalbimi doğrudan ellerine teslim ettim

Kalbimi binbir parçaya böldü.

31 Aralık 2010

Memoli

Yeni Yıl Şiirleri

Bugün bir yılın daha sonuna geldik. Yeni bir yıl yeni umutlara gebe bu gece yılbaşı artık takvimlerde 2011 yazacak ömrümüzden bir yıl daha kayıp gitti iyi ve kötü anıları kaldı bizlere.

Yeni yıl umarım hepimize sağlık, mutluluk ve başarı getirir. Yeni yıl ile ilgili yazılan şiirleri bir araya toplamak istedim. Herkes bir şiir ile eşlik eder mi?
Herkesin yeni yılını en içten dileklerimle kutlarım.

31 Aralık 2010

Anıl

Aşk

Aşk bile bile tutsaklıktır

Gönüllü esirin oldum.

Hiç acımadın

Sen beni zindanlara attın.

Seni sevdim, sana gönül verdim

Sen benim kadrimi, kıymetimi bilmedin.

31 Aralık 2010

Memoli

Güzel Anneciğim

İyi Ki Doğdun

Bütün anneler çiçektir,
Sen benim en güzel çiçeğimsin.
Sen meleksin anneciğim
Kanatların olmasa da…

Bütün anneler tatlıdır,
Sen şekersin anneciğim.
Bütün anneler bir tanedir,
Sen de benim bir tanemsin.

Sen çok özelsin anneciğim
Eğer seni bilmeden üzersem,
Ne olur affet beni anneciğim.

27 Aralık 2010

Biricik Müdürüme doğum günü hediyemdir. İyi ki varsın Anneciğim, sensiz dünyayı gözüm görmesin.

Memoli

Sanırım “Bir deli aşk” isimli blokta ve sanırım “Sadberk” kod isimli arkadaşıma ve yine sanırım iyi olmanızı Allahtan niyaz ederim gibi bir yazı yazmıştım. Ne Çok Sanıyorum ben bu aralarrr yaaa… Bu laf bana bayağı tanıdık geldi. Fazla değil 20–25 yıl öncesinde yazdığım mektuplar beni nostaljiye doğru sürükledi. Mektuplarda hep nasılsın iyi olmanı Yüce Allahtan niyaz ederim gibi şimdilerde çok güldüğüm giriş cümleleri kurardım. İnternetten benzeri bişiyi bulmada bayağı zorlandım, kendim yazmaya da işin açığı üşendim. Ama iyi kötü bişiler çıktı piyasaya. Sanırım bu konuda biz eskilerden gelen eskimeyenlerin, yazacak bayağı bir şeyi olsa gerek (Bak yine “sandım” yaaaa. Bundan sonra bir daha sanarsam rumuzumu -SananOğlan- koyacam… Madem buradan bir muhabbet döndü ve madem bunun sebeb’ul esbabı Sadberk hoca eee o zaman bu yazıyı Sadberk’e ithaf etmek payi tahtı etraf’ ul umumiyede en elzem ve en meşaggatli ve de en lezzetli suhufu gariha olsun… Hehehehe ne dedim ben yaaa. Selametleeeee…

Şimdi size internette bir siteden alıntı yapılmış mektup örneğini sunmak istiyorum

Genelini bilmem ama size köyden kente göçmüş bir kişinin köydeki yakınlarına hitaben yazdığı bir mektuptan örnekler verebilirim

Anacığım nasılsın iyi misin, iyi olmanı cenab-ı haktan niyaz eder, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim… Babam nasıl, iyi mi onun da iyi olmasını cenab-ı haktan niyaz eder, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim… Himmet emmim nasıl, ağrıları geçti mi, onun da iyi olmasını cenab-ı haktan niyaz eder, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim… Ağurtmuşların İsmayil bizim tarlayı istiyodu bi haber çıktı mı ana, ismailin de iyi olmasını Cenab-ı Haktan niyaz eder, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim… Ana benim biraz paraya ihtiyacım var… Ayşam nasıl iyi mi, onun da iyi olmasını cenab-ı haktan niyaz eder, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim.

Mektubuma burada son verirken büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öper, iyi olmanızı cenab-ı haktan niyaz ederim… Beni merak eden olursa iyiyim ana merak etmeyin.

Bir de bu mektuplar o dönemler okuma yazma bilen insan oranı bu denli yaygın olmadığından üzerinde bakkal Nuri eliyle ya da muhtar Hüseyin eliyle gibi ifadeler yazılı zarflarla köylere postalanırdı… Vay bee…

Patozaf

Son Aşk – Akrostiş

hunter

Seviyor ve seviliyorsan delice…
Onunla yatıp kalkıyorsan her gece,
Nedir böyle bu, bitmeyen bilmece…

Alkol alıp mekandan öylece çıkmıştım,
Şoför koltuğunda ehliyeti kaptırmışım
Kusura bakma ama seni bir şey sanıp aldanmışım…

Hunter38

Şehrine Sis Çöktüğünde Korkarsın

Gokkusagi

Şehrin gürültüsünde nasılsın?
Sabahları soğuk ve bulanık olur her şey
Sisli ve puslu bulutlu
Buğulu gözlerinle acele davranırsın.
Kaçırmadan yakalamak istercesine zamanla yarışırsın
Parçalarsın kendini…
O şehrin kalabalığına karışmak arzusuyla
Ah bir varsam
Hesap vermeden kimseye (gurur meselesi)
Koşarsın delicesine
Yetiştiğin yerde oh be demeye kalmadan
bir de bakarsın yanlış otobüstesin.
Başından aşağı kaynar sular dökülür
Bunalım bunalım inmek için acele ettikçe
Ters kepçe olur her şey
Geri yürümek için epeyce yol alman gerekirken
Yolun başında kalakalmışsındır.
Kulak verirsin şehirlerarası yollarda trafik akışına
Kimsenin durduramadığı
Atmışsındır ömrünü
Bir anlık dikkatsizlikle
Nasılsın o yoğun şehirlerin?
Üstgeçit vermez
Kalmışsındır uluorta yollarda…

31 Aralık 2010

Gökkuşağı

Sesler Kelebek Etkisi

Efsane

Ses; dilin, kültürün, dinin hatta aşkın, sevdanın ve acı çekişlerimizin aynası değil mi? Bazen durup dinlerim sesleri milyarlarca insan varmış gibi yanımda. Onlarla konuşurum ve onlara derim ki; ”Benim gibi deli, serseri, çılgın olsaydınız keşke” gülümserler milyarlarca insan bana…

Fakat hiç neden bu lafı söylediğimi araştırmazlar çok akıllı oldukları için, sadece dinlemeyi tercih etmedikleri ve sadece duydukları için…
Bir tek sen benim gibiydin, dinlerdik en güzel sesleri bir müziğin melodisinde hayatın akışını…

Hiç farkında değildik oysa neyi, niçin dinlediğimizin? Derdin ki; ”İnsanlar insanlığını kaybettikleri an anlayacaklar bir sesin ne kadar kıymetli olduğunu” Ben ile sen her zaman kaybettiğimiz için anladık. Bu yüzden biz deliyiz, üstelik insanların gözünde zır deliyiz…

Sen ile ben neyi kaybedecektik daha yeni başladık ki yaşamaya hayatı.
Anlamlar yüklenmemişti ki beynimize. Aşk acısı, sevda yangınları girmemişti ki aramıza. Bir tek dinlemek vardı hayatımda bir de sen…

Yürüdüm geceler boyu, yürüdüm sesleri duyarak beni çağıyorlardı artık. Bir yanda Yunan ile Türk evleniyorlardı bir yanda ise dinler kavga ediyordu hiç nedensiz, bir çocuk ölüyordu bin anne ağlıyordu. Ve zaman o kadar hızlı akıyordu ki bir kelebeğin kanat çırpışı kadar hızlıydı…

Ve yüreğim ilk defa acıyordu ve bu kadar çok yanıyordu birden sesler kesildi bir tek yüreğimin sesini dinliyordum artık bir kapının önünde durdu ayaklarım, parmağım kapının ziline dokundu ve bir ses duydum ”İnsan delicesine severse kazanır” dedi ve ekledi.

Kelebeğin bir günlük ömrü olduğunu unutma…

30 Aralık 2010

Efsane Etrafoğulları

Aşkın Ekosistemi

Alierez

Odamdaki karanlığı sessizliğe, sessizliği çaresizliğe, çaresizliği sensizliğe bağladım.

Biliyorum asırlar boyu sürecek bu acı döngü.

Ne farkı kaldı ki ilkokulda öğrendiğim ekosistemden?

Bir ceylan doğar büyür bir aslanın olur.

Sonra yeni bir ceylan yeni aslan…

Aynen böyle işte...

Her gün yeni bir aşk doğar senin için güneşle birlikte

Ve her gece yeniden ölür benimle birlikte…

Ali Erez

Sırrı Sırrım

Ey Aşk! bilirim mücrimim; dergah-ı eşiğinde

Geçmem kapından, Haydar-ı kerrar sırrı yaksın

Giz ki; aşk aşkı saklar – maşuğunda aşığında

Var desem bilinir sırrım yokluğun vârı yaksın

Gel dediğinde değil ben; dağ yürür alem yürür

Tüm gitmeler tümlenir de; gelmelere bürünür

Ol Sultan gedasını ister yüceltir, isterse batırır

Yedi kat yer dibine vurur ki; Beyza-i nâr yaksın

Bilmeden bilinenim bilinmezin gönlü rahminde

Belâ – i aşka belâ söyletir hakikat ervahında

Ayrılığın bitmez hüznünde, vuslatın eyvahında

Sırrım ile sükutum sessiz sözsüz ah-ı zâr yaksın

Nefesini çamuruma üflemeden aşığındım sırrımdın

Yoktan var’a, ezelden ebede döndürülmez yarimdin

Düştüğüm hârımdın, “serin ol” emrinde mahirimdin

Üşüdüğüm kutbunda buzda pişiren yar yaksın…

Külliyat

Gidiyor Musun?

SucaSurgun

Varlığını hissedememekten
Korkuyorum.
Can alıcı kin kusucu yanlarımdan
Ürperiyorum.
Derin yaralar yüreğimde kanıyor
Hissediyorum.
Kalbim kor ateşlerde közleniyor
Üşüyorum.
Tutsak kalmış bedenimle ruhum sende
İnanıyorum.
Sımsıcak bakışlarını ve şefkatli ellerini
Özlüyorum.
Sessizce sonsuza kadar gittin öykümden
Biliyorum.
Gözlerim git dedi, gönlüm vazgeçmedi
Ağlıyorum.
Körkütük aşığım, aklım başımda değil
Seviyorum.

Ceylan

Ay_şem Mi Bilmem

Hayrettin TAYLAN

Kavuşma mataramdaki tutkunun damlasıyım
Bir günlerin gölü oluyorum
Yitirilmiş sevdamıza bent oluyor aşk
Yarın senin barajından yarin elektriği üretilecek
Ve sargısı yarama boyalı sen iyileşecek
Kuğuların balesinde kendine gelecek, geleceğimiz
Oynadığım yalnızlığın son kıvrımlarında
Susacak gitmeler
Aşka gelecek aşk
Ruhun deminden sızacak umutlar
Açacak gül üstüne güller
Yayılacak aşk kokumuz
İbrişimle depreşecek sensizlik
telli duvaklı seherlerde esecek cemalin
beni kendine tanıtacak seni çok seven ben

aşeren unutuluşun son kavlinde
yeni bir aşkın doğum sancılarında dile gelecek yadın
beklemenin yörüngesinde fırlatılacak aşk adın
ve tutkunun bordasına yazılacak sevi sonatın
beni sende tümleyecek aşk ve huzur
gözyaşlarının şavkına gelgitler büyüyecek
ay_şem uykudayken, ay_şem olurken aşka
sahiline vurulacak yürek yaram
yapayalnızlığın çilesine ilaç olacak seni sevişim
Direncimi yamalayacak aynalar
Umutlar yansıyacak gözbebeklerinden
İçimizden geçen pınarlar coşacak aşk için
Yemyeşil vuslatın ortasına düşecek son damlan
Beni senden yeşertecek böylece
Yakamozun raksında dile gelecek aşkın ışığı
Bitirin uzak kaldığınız karanlıkları
Ben geldim ay_şem mi bilmem!
Bu bitimsiz sancının isimsiz kalışını bitirmelisin yar
Düş kendi hazan pazarını sunmasın yar
Bun doyumsuz isteyişin can pınarı olarak akıver yar

*ŞEM(mum)

Hayrettin TAYLAN

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !