Ocak, 2011 icin arsiv

hunter-38

hunter home mix – bulamazsın benim gibi seveni | izlesene.com

Şair oldum senin için, ne şiirler yazdım
Ferhat oldum dağları, mecnun olup çölleri aştım…
Sana geldim yollarına karanfiller dökerek
Ağlıyorum şimdi bak, gözyaşımı kim silecek?

Bulamazsın benim gibi seveni,
Ellerinle yaraladın sen sinemi…
Sevemem senden sonra hiç kimseyi
Ağlıyorum her gece sen gittin gideli..

Bedenim senden uzakta olsa,
Ruhum hep seni izliyor birtanem
Sen beni hiç sevmesen de;
Bu kalp senden vazgeçemiyor…

Hunter38

Bizans ve Sen

Efsane_etrafogullari

Hayalimdeki kadın o kadar güzeldir ki
Bakmaya kıyamazsınız bakamazsınız da zaten.
El süremezsiniz hayalimdeki kadına
Benzemez hiç kimseye hatta sana bile sevdiğim
Çünkü o benim ruhumun en masum, en isyankâr halidir.

Neden sana benzetemem bilir misin, hiç bunu düşündün mü?
Çünkü Sen herkes gibisin evet evet sen herkes gibisin.
Yalan dünyayı yalancı olan kişilerle yaşarsın
Söylediğim gibi
Sen herkes gibi gülersin.
Kahkaha seslerin içki masalarını süsler
Makyajın geceyi yaşayan Bizans’ı anımsatır.
Yıkılmaya yüz tutmuş fakat
Öylesine bir güzelsindir ki seni almak seni yaşamak isterler
Entrikalarına rağmen
O yüzden sana kahpe gözüyle bakarım.

Hayalimdeki kadın ise
Gün ışığının çıkmaya başladığı zaman görünür
Sesini duyarım Yahya Kemal Beyatlı‘nın şiirinde isyanım olur
Makyajını siler bakarım Çamlıca’dan masumluğuna
Çünkü
Sen İstanbul olursun.

31 Ocak 2011

Efsane Etrafoğulları

Gün Işığı

ihtimal1

Baktım olmuyor döndüm gittim
Sandım peşimden gelmez, sürüklendi yine de geldi.
Bu sefer olur mu diye yine umutlandım
Anladım olacak gibi değil, sadece beni umutlandırıyor.
Umutlandıkça o zevk aldı durdu
Ben yine çabaladım durdum.
Ben çabaladıkça bir şeyler değişmeye başladı
Farkına vardığımda vazgeçmekten vazgeçtim.
Ben direndikçe o küçüldü işte
Ama sonunda ben kazandım
Çünkü vazgeçmedim.

31 Ocak 2011

İhtimal

Tüm Saatler Seni Gösteriyor

Efsane1

Belki geldiğin zaman beni bulamayacaksın
Belki de bulacaksın kim bilir.
Bunu zamana bırakalım ne dersin
İçimdeki nehir misali akan zaman diyor ki;
Giden kişi senin için gelecekse, değecekse bekle
Yoksa git.
Git ki bana bakma ağlayan gözlerle
Yüreğinin kanamasını dindiremem.
Beni teselli etmek için derler ki;
”Zamana bırak zaman en iyi ilaç” diye ama
Ben bile inanmazken bu lafa bana güven diyemem.
Ben sadece kum tanesiyim
Akan güneş ışığının taşa yansımasıyım
Ya da tik tak diye sesimdir dinlenilen
Karar senin dedi ve sustu.
Kalktım masadan
Yürüdüm geceler boyu
Aradım.
Seni artık zaman olarak yaşıyordum
Akrep bendim yelkovan sen.

31 Ocak 2011

Efsane Etrafoğulları

Haberin detayı için tıklayınız.

Giden Günlerim Oldu

Yeniden çocuk olmak isterdim
Örselenmiş genç kızlık günlerimi yaşamadan
Düşüncesizce harcanan yıllarım olmadan
Hep başkaları için değil de
Biraz da kendimi düşünerek yaşamak
Ya da
Hep çocuk kalsam…
Aklıma gelmese kırılıp, üzüldüğüm günler
Çocuk aklı ile küslüklerim bile bir saati geçmese.
Her ağladığımda anne diye bağırsam
Annem koşup yetişse
Saçlarımı okşayıp beni teselli etse
Göğsünde mis kokusu ile uykuya dalsam.
Uyandığımda babam eve gelmiş olsa
Bir de onun için ağlasam.
Bu kez babam alsa beni kucağına
Güzel kızımı kim üzmüş dese
Ben daha şiddetli ağlasam ama göz ucu ile…
Anneme seslense
Kızıma hemen portakal suyu lazım dese
Annem koşarak getirse
Ben bir dikişte içsem
Ve tüm yürek yanıklarım geçse.

31 Ocak 2011
Hanımeli

Delikanlı Dostluğu

delikanli

Laf olsun diye değilse dostluk, her daim nerede olursa olsun gün gelince omuz omuza olmalı. Yalnız nasıl olsa dostum beni taşıyor diye de ömür boyu eziyetini çektirmemek, bazı durumlarda anlayışlı olmak gerekir.

Tabi ki ben ileri derece anti sosyal olduğum için durum biraz farklı benimle dostluk yapacak olan başına saracağım belaları göze alabilmeli…

31 Ocak 2011
Delikanlı

yalnızlık son postaya verilmiş

kuytulara kaçmış resmi yazılardır yalnızlık pul yapıştırılmamış
kapısı mühürlü
anlatısı dize dize
tütsü kaplarında bir şaman hırkasında

tavla tavla şahbaz atlarınız olur çizdiğiniz coğrafyada
dört mısrası okunmuş
biraz sağdan biraz soldan
yazılar şaşı doğrusu
.
kaval kemikleri son türkülere şişhanedir, ayıptır söylemesi
masumiyet akar yüzünde
kolyeler gösterişe kaçmadan bırakılır
ayna önünde
.
yalnızlık son postaya verilmiş
beklesinler
yarın ellerinde olur masum insanların
sıcacık

Barış Erdoğan

aklıma geldin

bütün söylediklerin kayıp adalar ülkesiydi sanki
dün alfabe değiştirdim
bugün seni unuttum
.
bütün söylediklerin ganimet romadan kalma
bugün dil değiştirdim
aklıma geldin

Barış Erdoğan

birinin gülüşü ağırdı

birinin gülüşü ağırdı sokak gösterileri başladı sandılar
diğerinin sözleri
ardından gittiler tutukladılar

Barış Erdoğan

.
beşiktaşlı yârim olsa şair nedim sokağında
necatigil amcama yakın
her akşam buluşsam
şiir yazsam
uzansam kanepelere borcumu ödesem
.
taksim’den aşağılara doğru aksam teşvikiye taraflarından
dolmabahçe yakınlarında bir kayığa binsem
dümenini üsküdar’a çevirsem
ıslansam
uzansam küreklere borcumu ödesem
.
kızkulesi açıklarında demir atsan deme bana
gören olur
kandilli nüfusuna kayıtlıyım ben
kadıköy’e kaptırdım şiirleri daha geçen
uzansam çamlıca’ya borcumu ödesem
.
şairim diyemem lafı eveler gevelerim
barboros parkında uyurum
üsküdar’a göz kırparım
saraydan kız kaçırma’ya gelirim
haberiniz ola

aforizmalar – 188

Bir toprağın kayalıklarında ayak izi ya da yara olmayan sanatçı hayallerini döker.
.
Denizi denizde yüzen değil, sözcüklerini denizde yüzdüren anlatır.
.
Sadece yürekten ibaret kadınlar tanıdım, ben yüreği kadın olanı tercih ederim.
.
Şiir defterimde kurumuş şiirlerimi yolmaya başladım ey okur!
.
Dün oturup düşündüm Türk şiirini. Benden önceki Türk şiiri, orada ben yoktum; benden sonraki Türk şiiri, ben yine yoktum.
.
Düşünce eleğinizin gözleri genişse birini ya da bir şeyi eleştirdiğinizi düşünmeyin.
.
İnsanoğlu buğday kurdu gibidir; özünü seven çevresini yer, çevresini seven kendini.

Barış Erdoğan

Acımıyor artık yaralarım, biliyor musunuz? Alıştığımdan mı ne, gülüp geçiyorum canım kırıldığında. İnsanın en zor taşıdığı can kırığı ya güya…

Hiçbir şey zor değil, değilmiş. Ben öğrendim bunu, sizler de öğreneceksiniz. Her gün başka bir dersten sınava tutuyor bizi yaşam. Binaların, insanların, çöplerin, kirli ruhların, aydınlık yüzlerin,(daha çok sayarım ama unutuyorum) en sonda kendi kendimizin arasına sıkışıp oturuyoruz sınav masalarına. “Yorgunum” demek kâr etmiyor.

Ağlıyoruz, zırlıyoruz hatta hayatı zorlamaya kalkıyoruz, bazen zorluyoruz da. Ta ki, suratımıza tokat yiyene kadar.

Sonra mı ne oluyor?
Çok şeyler oluyor. Sessiz sedasız kopan fırtınalar, nöbetler, intihara giden hayaller, sizi terk eden güven ve şu taşınması zor can kırıklarıyla kalakalıyoruz. Canımız yandıkça ağlıyor, başka bir katile doğru yol alıyoruz.

Doğru olan ne? Doğamıza isyan edip, kendimizi kapatıp bir odaya sessizce ölümün kapıyı çalmasını beklemek mi? Tabi, ölüm geldiğinde kapıyı çalacak kadar insaflı davranırsa…

Bilmiyorum. Hayata bakıp da, her şeyin bir saçmalık silsilesinden öteye gitmediğini görüyorum bazen, tıpkı şu an olduğu gibi. Bazen de, canım her şeyi sevmek istiyor. İçimi alıp havaya savurmak ihtiyacı duyuyorum/duyuyoruz. İnsanım/insanız. Kabına sığmayan ruhlar taşıyoruz, şüphesiz. Aynı zamanda, apansız, kaybolduğunu sanacak kadar küçülen.

Belki de, o kadar körüz ki; azat olmuş ruhlarımızı suçluyoruz hayatla birlikte. Taşınası can kırıklarına…

Mavi Sihir

Bekleyişin Bulmacası

Hayrettin TAYLAN

Tinin kıyametinde yaşamın ateşlerinde sularına karışıyorum.
Yar_sızlığın sayısız damlalarında kendime ıslanıp uslanıyorum
Ussal ve bireyseldi kalakalışım. Ulusal kıymeti yoktu Pıtırcık.
Kayıpsızlığın mağaralarda sarkıt dikitlerin bağrıma batıyor. İçimde kaybolduğum mağaramda seni yıllardır bekleyen Kıtmir de sabırsız.
—Kuruyan yarama tuz basan umuluş destanım Manas’ı geçti.
—Enlerinde kanattığı dağlarımın dağlanışında sensiz ovalar uzar.
Çöl olmaya yakın bir ömrün kasrına sadık biriyim. Ahlarımın tesbihini çekip durma uzaklardan. Nuh tufanın kardeşidir ahlarım bilesin.
Nicedir hüznün yurduna asılan asık suratını indir gün yüzümden. Ben ki gözbebeklerin bebeklerine aşk mamulü yapan sevi ustasıyım.
Güzelliklerin kristallerinden yansıyan gönül parkımda bekledim seni…
Sevgi kırıntılarınla hayata yaşıyorum. Bilinmezliğin gemileri alabora olmuş. Giderken akıttığın nehrin barajındayım. Göz pınarlarının vanası açılınca vicdanımı alıp götürdü. Sürükleniyorum senli her deme.
Sensizi yıllarım yıkanıyor, sensiz günlerim durulanıyor, temiz bir aşka akıyoruz.
Bu susuz özlemlerin çölünde ıssız kalışlarına tutundum.
—Aşk işte kendi sularının sularına ulanıp duruyor. Çaresiz titrek teliyim
Ben’imde elektrik üretilir sevilerine. Sislerimi çok görme, hisleri çok görme. Başka güzellere bedava verdiğim elektriği de çok görme.
—Ben aşk barajıyım, ben aşk berrağıyım, ben aşk sonsuzluğuyum.
Bu yüzden yüzünden derlediğim bakışların benzerine kaçkın gidişler yaşıyorum.
—Rest çekmeye meyilli mayınlarımın patlamış haliyim. Halimle, hayalim arasında yaram sed olmuş…
Umarsız bir kalakalışın notasında ezgi olsan, beni çalsan aşk telinde. Sırlara su, sulara sır, kademlere kadir, yücelere yecüc ve bir gün dönüşlere döngü olsan.
—Kendi can kenarından bana baksan. Hey şair bir bilette benden, bir beden benden, bir kalü bela da benden desen.
Ufukların sonsuz sanrılarında kendime gelsem. Bu bir hayal değil, bu bir isteyiş sözlüğünde kayıp kentlere rastlantısal olmak.
Bu yaşlı bekleyişin sözsüz anlamında dile gelse özlem. Ve sarılsan yeni bir çiçek gibi ruhumun denizlerine. Islasa senli yapraklarım bir bir.
Ben ‘i arayan bende kalsam biraz. Son sufi benim, Şems yok, sen yok, Züleyha yok. İçinde sensizliğe düştüğüm kuyular doldu. Yusuf’a ders vermeye gitmiştim. Züleyha kuyudaydı. Mısır ‘da isyanlar vardı. Son Firavun senin gibi direniyordu. İkinizin de sonu geliyordu Pıtırcık.
—Yusuf’lar ölmez, aşklar bitmez.
—Bilmecelerin bilmediği imecelerin sorularındayım işte. Son ile isyan arasında senli huzurun memelerinden aşkın sütünü içen bebeğim.
—Doğar doğmaz seven bir bebeğim işte, büyütecek misin beni bir ömür, yoksa ahlarımın tufanında mutsuzluğa yamalanacak mısın?

Hayrettin TAYLAN

bu topraklardan kopup gitme şairim

- Şair yaşadığı toprağa benzer. (b. e.)  -
.
sen çekip gidersin bu topraklardan sabaha kalmaz
dönüp bakmazsın bilirim
ama
ayak izin kalır
gidemezsin
silemezsin
ölürsün
.
sen ceviz ağaçlarını görmek istemezsin yarından sonra
gölgesinde yatmazsın bilirim
ama
göz izin kalır
gidemezsin
bilemezsin
ölürsün
.
sen dağlarımdaki çeşmelerden su içmek istemezsin ömür boyu
bir daha geçmezsin bilirim
ama
akıp gelirsin bir gün
gitmek istesen de gidemezsin
içemezsin
ölürsün
.
bu topraklardan kopup gitme şairim köklerin kalsın
istesen kupkuru kalırsın
otlarını biçmesen de
başka topraklarda yeşeremezsin
yeşeremezsin
gitme kal toprağın olayım
ölürsün

Barış Erdoğan

her güvercin ölmek için sevilir

her güvercin ölmek için sevilir
ateşini dindiren olsa
cami avlularında
şadırvanlarda
.
her çocuk bulmak için sevilir
sevincini paylaşan olsa
anne kucağında
şahlandığında
.
her kadın gülmek için sevilir
acısını dindiren olsa
şakıdığında
şarkılarda

Barış Erdoğan

Seni Terk Ediyorum

GolgeAdam

Buraya kadarmış aşk
Seçimini yaptın
Aşktan sınıfta kaldın.
Erguvan kokulu teninin kokusunu unuttum
Resimlerini yırttım.
İçimden seni söke söke çıkardım
Ne kadar acıdı bir bilsen.
Ellerin ellerimi tutmayacak
Gözlerin gözlerimde kaybolmayacak
Sesimi de işitmezsin sevgili.
Hala sevgili diyorum sana
Şaşırma!
Yüreğimdeki yerin hep sevgili
Yokluğunda varlığın gibi…
Helal ettim hakkımı sana
Bir tek konuda yapamıyorum yâr.
Hala yar diyorum sana
Şaşırma!
Uçurumdu gözlerin ben hep yardan düştüm
Tutunamadım bir dalına yâr.
Madem sonuna varamayacaktın neden çıktın yola?
Neden inandırdın beni
Neden?
İşte bu yüzden mahşere kaldı hesabımız
Yine de kırgın olamıyorum sana.
Baktığın her yerde beni görüp
Duyduğun her şarkıda benim için yanacaksın
Yaktığın kadar sen de yanacaksın
O yüzden senin için de üzülüyorum.
Benli rüyalara uyanacaksın kan ter içinde kalarak
Kim bilir belki ağlarsın da…
Umut güvercinleri yolluyorum sana
Yoluna çıkan her zorluğu tek tek kaldırsınlar
Öyle anlarda beni hatırla
Ben seni çoktan unutmuş olsam da…

30 Ocak 2011

Gölge Adam

Acısını İçtim Aşkın

Melis2

Bu gece hiç bitmeyecek,
Bundan sonra gözyaşlarım dinmeyecek

İçme sakın ölürsün diye yasaklanan
Sigaram ve içkime meze olacak.

Beni benden alan kalbimi yakan aşkım
Gitti artık o hiç dönmeyecek.

Ne kadar isyan etsem delirsem
Kendime öfkem dinmeyecek.

Bu sevdam benimle birlikte
Kara toprağa girecek.

 radyogonul5

Melis Gönül

Gel Sevgilim – Hunter Home Mix

hunter-38

gel sevgilim gel koynuma – hunter home mix | izlesene.com

Gel sevgilim, gel koynuma
Issız gecemde beni sensiz koyma…
Üstüme geliyordu duvarlar,
Sensizken boş odamda…
Yüreğim çırpınıyor,
Tenim seni istiyor
Gözlerim yollarını gözlüyor…
İnan bana bitanem, bu kalp sensiz hiç atmıyor…

Gel sevgilim
Gel koynuma, ıssız gecemde…
Adını ezberledim
Seni söyler durur bu kalbim…

Gururumla oynadın,
Beni sen ateşe attın…
Severken çılgınca
Yalnız kaldım bir başına
Giderken beni de al,
Al kollarına sevdiğim…
Ne olur bu kez,
Senin yanında öleyim.

Hunter38

sevmeler sırt ağrısı gibi gelmeli

.

sevmeler bir çiçeğe su verir gibi değil
salıncakta havalanmak gibi olmalı
uçmalı insan
gözü görmemeli
gökyüzüne eyvallah etmemeli
gidip gelmeli avareliklerde
.
sevmeler vapur iskelelerinde yolcu bekler gibi olmalı
halatla bağlanmak
iskele verilmek gibi olmalı
sonra kopup gitmeler
denizlere dalgalara uzanmalar
kucak kucağa kalmalar maviliklerde
.
sevmeler sırt ağrısı gibi gelmeli
bağrınızı yakmalı boğazınızda düğüm atmalı
ne oluyor demeye kalmamalı
yakmalı yaygaralar koparmalı insan
suskunluktan dili şişmeli yutkunmalı belki acı acı
teslim olmalı feryatlara çekip gitmeli enginlere ölmeli

Barış Erdoğan

yazdığın her dize nakıştır

.

yazdığın her dize nakıştır gözlerime
yüreğe çöktükçe sevmelerin
dün kalsın ardında
bugün bayat deyip geç
sen yarınların değirmeninde öğünen
has buğdayımsın

Barış Erdoğan

şairler yastadır

şairler yastadır sözcüklerin kucağından uzak kaldıkça
eski bahçelerden dem vurur dostun hayaline daldıkça

Barış Erdoğan

yalnızlıklar kıyısına çekilmiş deniz

bütün yalnızlıklar kıyısına çekilmiş deniz gibidir
tuzunu sana bırakır giderken
.
bütün kalabalıklar bataklığını emen göller gibidir
balçığını sana bırakır giderken

Barış Erdoğan

kırık coğrafyaların yüzleri

.

kırık coğrafyaların yüzleri sıcak olur

serçe yuvası ellere konmadan

yürek mültecilere köşk

.

ışığınızda harflerin gölgeleri yaşar

sığınmışlara sağanak olmadan

eller kuşkonmaz dalları

.

makastan geçirilmiş hayal kadınlar

kedi bıyıkları yolunmadan

maskeleri gözlere süzgeç

.

yığın düşünceleri içi boş kuyular

sığırcık sürüleri inmeden

kollar geceye üşümüş korkuluk

.

sarıldığımız bedende çiçek açan pamuk

arkların suyunu yutmadan

usul usul işlenmiş oyalar

Barış Erdoğan

bana dudakların tatlı deme

bana dudakların tatlı deme; kabarmış, sıcacık hiç deme
alınırım
ben hamur işlerinden anlarım annem gibi
poğaça gibi de anlarım

gözlerime vurgunsun biliyorum muhtar kızı
gözlerimi kaybettim sen yoksun
çocukluğum bir denizin dalgalarını taşlamakla geçti
zeytin gibi de anlarım
.
saçlarıma
at yelesi demeye kalkma sakın, yorgunum

Barış Erdoğan

şair doğurasım gelir

ne zaman bir anne şiiri okusam
şair doğurasım gelir

Barış Erdoğan

kadın her dem çiçek açmaz

kadın her dem çiçek açmaz güneş yüzü görünce
ısınmalı bedeni
meyveye de oturmalı
ruhunu okşayan sözler duyunca
dökmeli yapraklarını sonbahar gelince
korkmamalı
kışın sonu bahardır
yeşermeli sevdiği şairse
sözcük sözcük
.
kadın her dem filizlenmez
dal vermez
gövdesinde kalır
kökü sevdiğinde
saran sevgi toprağı olmalı
gerisi yalan

Barış Erdoğan

gidenler kaybolan mektuplar

gidenler kaybolan mektuplar gibidir
içi dolu
boşalmaz

Barış Erdoğan

bentler kurmadım

ırmaklarındı sular dedim bentler kurmadım
rüzgar tanrı ıslığıdır belki dedim
yağmuru ıslanınca…
.
sonra fark ettim ki
su gibi akan senmişsin ömrümden
rüzgarın esiyormuş güzel ıslığınla
kurumuştum, yağmurum olmuşsun
her şey değişmiş sen olmuşsun ben olmuşum
sen ben olmuşuz
sevdalarda

Barış Erdoğan

aforizmalar – 187

Kalenizin duvarları inceyse top atışlarına hazırlıklı olun.
.
Şairlerin hadisleri başkalarının dilinde ezber olur.
.
Dizi olacak sevdalar söner, izi olacak sevdalar sürer.
.
Bütün şairler gazidir, sevdikleriyle ancak kendi yarattıkları cennette buluşurlar.
.
Aşkın karekökü olmaz, üssü olur.
.
Sahte sevgiler sahte rakılar gibidir, öldürür.
.
‎Kılıçlar bir kez çekilmişse duvara asılmaz; kılıçlardan kan sızdığını fark edersiniz.
.
‎Çamurlu toprak benimse gölümü bulandırmak zor değil.
.
Cankuşunuz uçup giderse saraydan yuvalarınızın sıcaklığı kalmaz.
.
Gönül harmanında birkaç taş bulmaya çalışan hasadı kaldıramaz.
.
Herkes yaşam kitabının arka sayfasını merak ediyor, demek ki kimse okuduğu sayfalardan zevk almıyor.
.
Yemek lezzetliyse varsın yanan ağız olsun.
.
Dünya işleri insanı o kadar dalgın bırakıyor ki, hayatın tost makinesinde sevdiklerini yakanlar oluyor.
.
Her ırmak, yeni denizler bulmak için akar, denizini bulamayan kurur.

Barış Erdoğan

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !