Şair oldum senin için, ne şiirler yazdım
Ferhat oldum dağları, mecnun olup çölleri aştım…
Sana geldim yollarına karanfiller dökerek
Ağlıyorum şimdi bak, gözyaşımı kim silecek?
Bulamazsın benim gibi seveni,
Ellerinle yaraladın sen sinemi…
Sevemem senden sonra hiç kimseyi
Ağlıyorum her gece sen gittin gideli..
Bedenim senden uzakta olsa,
Ruhum hep seni izliyor birtanem…
Sen beni hiç sevmesen de;
Bu kalp senden vazgeçemiyor…
Hayalimdeki kadın o kadar güzeldir ki
Bakmaya kıyamazsınız bakamazsınız da zaten.
El süremezsiniz hayalimdeki kadına
Benzemez hiç kimseye hatta sana bile sevdiğim
Çünkü o benim ruhumun en masum, en isyankâr halidir.
Neden sana benzetemem bilir misin, hiç bunu düşündün mü?
Çünkü Sen herkes gibisin evet evet sen herkes gibisin.
Yalan dünyayı yalancı olan kişilerle yaşarsın
Söylediğim gibi
Sen herkes gibi gülersin.
Kahkaha seslerin içki masalarını süsler
Makyajın geceyi yaşayan Bizans’ı anımsatır.
Yıkılmaya yüz tutmuş fakat
Öylesine bir güzelsindir ki seni almak seni yaşamak isterler
Entrikalarına rağmen
O yüzden sana kahpe gözüyle bakarım.
Hayalimdeki kadın ise
Gün ışığının çıkmaya başladığı zaman görünür
Sesini duyarım Yahya Kemal Beyatlı‘nın şiirinde isyanım olur
Makyajını siler bakarım Çamlıca’dan masumluğuna
Çünkü
Sen İstanbul olursun.
Baktım olmuyor döndüm gittim
Sandım peşimden gelmez, sürüklendi yine de geldi.
Bu sefer olur mu diye yine umutlandım
Anladım olacak gibi değil, sadece beni umutlandırıyor.
Umutlandıkça o zevk aldı durdu
Ben yine çabaladım durdum.
Ben çabaladıkça bir şeyler değişmeye başladı
Farkına vardığımda vazgeçmekten vazgeçtim.
Ben direndikçe o küçüldü işte
Ama sonunda ben kazandım
Çünkü vazgeçmedim.
Belki geldiğin zaman beni bulamayacaksın
Belki de bulacaksın kim bilir.
Bunu zamana bırakalım ne dersin
İçimdeki nehir misali akan zaman diyor ki;
Giden kişi senin için gelecekse, değecekse bekle
Yoksa git.
Git ki bana bakma ağlayan gözlerle
Yüreğinin kanamasını dindiremem.
Beni teselli etmek için derler ki;
”Zamana bırak zaman en iyi ilaç” diye ama
Ben bile inanmazken bu lafa bana güven diyemem.
Ben sadece kum tanesiyim
Akan güneş ışığının taşa yansımasıyım
Ya da tik tak diye sesimdir dinlenilen
Karar senin dedi ve sustu.
Kalktım masadan
Yürüdüm geceler boyu
Aradım.
Seni artık zaman olarak yaşıyordum Akrep bendim yelkovan sen.
Yeniden çocuk olmak isterdim
Örselenmiş genç kızlık günlerimi yaşamadan
Düşüncesizce harcanan yıllarım olmadan
Hep başkaları için değil de
Biraz da kendimi düşünerek yaşamak
Ya da
Hep çocuk kalsam…
Aklıma gelmese kırılıp, üzüldüğüm günler
Çocuk aklı ile küslüklerim bile bir saati geçmese.
Her ağladığımda anne diye bağırsam
Annem koşup yetişse
Saçlarımı okşayıp beni teselli etse
Göğsünde mis kokusu ile uykuya dalsam.
Uyandığımda babam eve gelmiş olsa
Bir de onun için ağlasam.
Bu kez babam alsa beni kucağına
Güzel kızımı kim üzmüş dese
Ben daha şiddetli ağlasam ama göz ucu ile… Anneme seslense
Kızıma hemen portakal suyu lazım dese
Annem koşarak getirse
Ben bir dikişte içsem
Ve tüm yürek yanıklarım geçse.
Laf olsun diye değilse dostluk, her daim nerede olursa olsun gün gelince omuz omuza olmalı. Yalnız nasıl olsa dostum beni taşıyor diye de ömür boyu eziyetini çektirmemek, bazı durumlarda anlayışlı olmak gerekir.
Tabi ki ben ileri derece anti sosyal olduğum için durum biraz farklı benimle dostluk yapacak olan başına saracağım belaları göze alabilmeli…
kuytulara kaçmış resmi yazılardır yalnızlık pul yapıştırılmamış
kapısı mühürlü
anlatısı dize dize
tütsü kaplarında bir şaman hırkasında
…
tavla tavla şahbaz atlarınız olur çizdiğiniz coğrafyada
dört mısrası okunmuş
biraz sağdan biraz soldan
yazılar şaşı doğrusu
.
kaval kemikleri son türkülere şişhanedir, ayıptır söylemesi
masumiyet akar yüzünde
kolyeler gösterişe kaçmadan bırakılır
ayna önünde
.
yalnızlık son postaya verilmiş
beklesinler
yarın ellerinde olur masum insanların
sıcacık
bütün söylediklerin kayıp adalar ülkesiydi sanki
dün alfabe değiştirdim
bugün seni unuttum
.
bütün söylediklerin ganimet romadan kalma
bugün dil değiştirdim
aklıma geldin