Yazan:
Sessiz Sakin
Mar
31

Bir çocuğun kahkahalarında öğrendim
Hayata karşı gülümsemeyi
Çocukken gülmenin hayat olduğunu bilsem
Büyür müydüm hiç.
Bir çocuğun gözüyle baktım dünyaya
Bu kadar güzel olduğunu bilsem
Büyür müydüm hiç.
Bir çocuğun yüreğiyle öğrendim
Sevmeyi, sevilmeyi
Anlatılamaz olduğunu bilsem
Büyür müydüm hiç.
Bir çocuğun ağlamasıyla öğrendim
Ağlamanın can yakıp acıtmadığını
Sadece çocukken can yakmadığını bilsem
Büyür müydüm hiç.
Bir çocuğun masumluğuyla öğrendim
İnsanlığı, insanları ve saflığı
Bilseydim, büyüdüğüm zaman insanlıktan çıkmış hallerini
Büyür müydüm hiç, büyür müydüm?
31 Mart 2011
Sessiz Sakin

Selam, su böreğini yedik ama tarifini veremedik. Gelelim yapılışına ben annelerimin yaptığı gibi yapıyorum laf aramızda annemin yani (kayınvalidemin) yaptığı gibi yapıyorum çünkü onun yaptığı daha güzel oluyor. Büyük bir tepsi için:
Gerekli malzemeler:
5 yumurta,
2 bardak su,
tuz ve un
Yapılışı:
Hamuru yumuşak bir şekilde yoğrulacak. 10 tanesi limon büyüklüğünde 2 tanesi de ondan biraz büyük bezeler halinde tutulur. Tepsiyi yağlarız, susam çörekotu serpilir.

Büyükçe açtığımız hamurun birini resim-1 de görüldüğü gibi tepsiye sereriz. Daha sonra 10 tane bezeyi de açarız temiz bir sofra örtüsünün üzerine hepsini tek tek sereriz, biraz kurusunlar diye.

Akabinde resim-2 de görüldüğü üzere işlem bittikten sonra hepsini toplayıp üst üstte hamurları 4’e böleriz.

Bir taraftan da suyu kaynamaya bırakırız, kaynadıktan sonra açılan hamurlar suya batırılır, (Resim-4) sonra suyu çeksin diye biraz beklenir.

(Resim-5) Sonrada döşemeye başlarız hamurları tek tek.

Dörde böldüğümüz hamurları Resim-6 olduğu gibi 2 tanesini böyle tek tek aralara da kuru sererek bitiriyoruz yarı işlemi.

Daha sonra hazırlamış olduğumuz içi yerleştiriyoruz. (Resim-7) Hazırlanan için içinde kıymayı güzelce kavurup maydanoz karabiber ile koyuyoruz. Tekrar üzerine kalan iki tane hamuru da sudan çıkarıp yerleştiriyoruz en son büyükçe 2 tane beze ayırmıştık ya onun birisini altına serdik 2.sini de üzerine seriyoruz.

(Resim-8) Ve pişirmeye başlıyoruz.

(Resim-9) Tek yüzünü pişirdikten sonra onu güzelce çevirdik ve öbür yüzünü pişirdik.


Pişmiş olan böreğimizi kestik ve de yemeye hazır hale geldi. Afiyet olsun.

Asuman Duygulu Çiylez

Arkadaşlar son günlerde çocuklara uygulanan şiddet ve cinayet olayları hepimizi alt üst etti. Öfkeyi yenmek bir sanat mıdır bilemiyorum ama bu öfke yenilmeli.
Sürekli tokatlanan çocukların IQ seviyelerinin, ailelerince uyarı yoluyla terbiye edilenlere oranla daha düşük olduğunu tespit edilmiş. Oysa biz bunu ezelden beri biliyoruz.
Fiziksel cezalandırmanın çocuklar üzerindeki etkisini 40 senedir araştıran ABD´deki New Hampshire Üniversitesi’nden Murray Straus, sürekli tokatlanan çocukların IQ seviyelerinin, ailelerince uyarı yoluyla terbiye edilenlere oranla daha düşük olduğunu tespit edilmiş. Böyle bir üniversite olduğunu yeni öğrendim.
Straus, çocuklarla konuşmanın çocukların beyinlerinin gelişmesini sağladığını, fiziksel cezanın ise çocukları korku içinde bırakarak öğrenme yeteneklerini sekteye uğratabildiğini söyledi. Yüzlerce Amerikalı çocuk üzerinde araştırma yapan Straus, dayak yiyenlerin IQ seviyelerinin diğer akranlarına oranla 3 ila 5 puan düşük olduğunu belirledi. Bunun yanı sıra bir çocuğun ne kadar çok dayak yiyorsa testlerde o kadar az başarı gösterdiği ortaya çıkmış. Bir de Türkiye’deki çocuklara bakılsa kim bilir neler çıkar.
Straus, “Çocuklarla konuşmanın beyindeki bağlantılarda ve idrak yeteneğinde artışla ilgisi vardır. Çocuğu eğitmek ve doğruları göstermek için ebeveyn ne kadar az fiziksel ceza uygularsa sözlü iletişime o kadar ihtiyaç duyulur. Dövülmek ve tokatlanmak, çocuğun hayli yüksek stres altında kalmasına yol açan tehdit edici ve dehşete düşürücü bir şeydir. Korku ve stres zihinsel yetenekte kusurlara yol açabilir” diyor. Doğru söylüyor bu gerçeği bilmek için New Hampshire Üniversitesi’nde olmak ve 40 sene araştırmak gerekmiyor.
31 Mart 2011
1e1

Market ve pazarlarda kolayca bulabildiğimiz enginarın, zengin vitamin ve mineral içeriğiyle sağlık açısından büyük faydaları bulunduğunu öğrendiğimden alışverişe her çıktığımda gözüm enginar arıyor.
Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Baş Diyetisyeni Sevinç Yetişen ise fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, potasyum, magnezyum, çinko, A, B1, B2, B6 ve C vitaminleri ile sindirim sistemi için gerekli liflerce zengin enginarın, karaciğer dostu olarak bilindiğini açıklıyor.
Sıcak bölgelerde yetişen yeşil ve şirin görünümlü enginarı en sağlıklı nasıl tüketebiliriz? Etrafın maharetli aşçıları enginarı nasıl pişiriyormuş biz de öğrenelim. Enginarla ilgili yemek tariflerini öğrenmek istiyoruz haydi eller klavyeye.
Herkes enginar ile ilgili bilgisini ortaya dökerse çiçek çiçek açılırız.
31 Mart 2011
Skynur
Haberin detayı için tıklayınız.

Doğduğumuz gün başlıyoruz ölüme yaklaşmaya ve çoğu zaman ölüm kıyısında dolaşıyoruz. Son günlerde dilimde bir tekerleme;
9 ay 10 – güne kadar ağlamaz.
10 yaşına – kadar sevimli yaramaz.
20 yaşında – gençliğinin kıymetini anlamaz.
30 yaşında – yaşar ama parası olmaz.
40 yaşında – anlar ki parasız olmaz.
50 yaşında – yolun yarısı kaygılanmaz.
60 yaşında – sağı solu belli olmaz.
70 yaşında – pek işe yaramaz.
80 yaşında – duymaz anlamaz.
90 yaşına – kadar muhtemelen yaşamaz.
100 yaşında – tarih olur unutulmaz.
Yalnız; istisnalar kaideyi bozmaz.
Tarih olma şansım yok gerçi çok uzun yaşamayı da isterim ama bir yanım son günlerde olan, özellikle çocuklara karşı işlenen suçları okudukça bu dünyada yaşanmaz düşüncesindeyim.
Toplum olarak nereye gidiyoruz diye baktığımda küçük de olsa bir umut ışığı arıyor gözlerim iyiye ve güzele dair.
Tal
Haberin detayı için tıklayınız.

Tin katının ten penceresi sen
Aşk alfabesinin aşk harfi ben
başladığı yerde başlayamayan sevdanın sonuyuz
K/ülfetin önüne b/endini kuran senli düşler ırmağıyız
koruna düş, harına duş, varına hoş olma ummanlarıyız
Islanmak ve uslanmak için algılarımıza kadar dalgalanıyor uz
Henüz aynı metinde büyümedi vuslatımızın ilk tümcesi
Henüz aynı tende bin olmadı yaşayacaklarımızın sıfır noktası
Henüzden önceleri tümleyen kalakalışın içsel mimarıyız
Senli olmanın katlarını yüceltiyor aşk ve aşkın
suskunluğun gümüşlüğünü kırdım arzu yanardağlarımda
Can kırığı senli özlemlerin küllerinde büyüdü bir günler
sıcak kıvılcımların tutkularıma mayalandı
Ateşe aşk oldu aşk
Yanıp ve sevmek bizim işimiz.
Bakışıp içlenmek bizim sevi ödevimiz
Akıp ıslanmak bizim içsel sınavımız
Sarıp sarmalamak kendi işimiz gülüm
Sol yanımda eskimez sensizliğin aynası
Ben can kırığı, aşk kırığı tarağınla tarıyor beni sana aşkın kaderi
Bu yüzden yüzümdeki sen biraz bana benzer
Bu yüzden sözündeki sen biraz aşka benzer
Bu yüzden pişmanlığın son bestesi öze benzer
Bu yüzden sen kavuşmalarımızın kavuştağı aşk-ı alemsin

Haberin detayı için tıklayınız.

Sevgiyi gerçek anlamda sadece hayvanlar karşılıksız biliyor. İnsana gelince çıkarlarına ve hayal ettiği ne ise ufak bir olumsuzlukta yan çiziyor. Böyle düşündüğüm için üzgünüm.
Sitem etmektense herkes birer hayvan edinsin en acilinden… Nasıl olsa onlara vefasızlık yapsak da bizi ele vermezler. Gel dediğimizde gelir, sevmediğimizde de sessizce beklerler. Böyle düşünüyorum bu saatlerde…
19.24
18 Ekim 2010
Delikanlı