Anadolu’nun en güzel çiçeğidir gelincik, semboldür gelincik, müjdedir gelincik. Sevdadır gelincik aşktır gelincik. Gelincik aşksa eğer her şeydir o zaman. Candır canandır canı can yapan. Gelinciğe gönlünü kaptıran serçe böyle düşünmektedir. Her sabah uyanır uyanmaz gözünü gelinciğin yanında açmakta ve gelinciğe “seni seviyorum, seni seviyorum” diye seslenerek uyandırıp yeni güne güzel başlamasını sağlamaktadır. Günler gelinciğin ayanında ne güzel geçmektedir. Yanında olmadığı zaman da hep onu düşünmekte onunla ilgili hayaller kurmaktadır. Hayat ne kadar güzeldir gelinciğin yanında. Sanki önce hiç yaşamamış hayatı boş geçmiştir. Sevgiye aç hayatın boş geçtiğini anlamıştır ama geç anlamıştır serçe. Geçte olsa hayatının sebebi olarak gördüğü serçeye her fırsatta sevgisini söylemekte hep sevda şarkıları mırıldanmaktadır.

Serçe aşkını söylemekte kendini ormana verip kaybolmaktadır bazen mecnun misali. Serçe söyler ama gelincik bir gün olsun söyleyemez serçeye olan ilgisini sevgisini. Serçe dayanamaz sorar gelinciğe:

“Beni seviyor musun, seviyorsan sevdiğini söyle. Söyleyemezsen sevdiğini, bana olan ilgini söyle o zaman. Ben de bileyim ben kimim? Senin neyinim”

Boynunu büker gelincik ses vermez veremez, sevdiğini söylemek ayıptır bu ayıbı işlemek istememektedir. Geleneklerimize göre örfümüze göre kadın sevdiğini söylemez söyleyemez. Suçtur, günahtır. Böyle bir algı böyle bir anlayışı vardır Anadolu’nun. Ahhh Anadolu ah sen nice aşkları gömdün bağrına, nice büyük aşklar ayıp günah diye ortaya çıkamadı.

Aslında gelincikte sevmektedir serçeyi hem de serçeden bile daha çok. Hep söylemektedir gelincik serçeye sevgisini kendi dilince. Sessiz çığlıklar atmaktadır, günler geceler boyunca. Ama bu sessiz çığlığı ancak hal dilinden anlayan duyar. Hal dilinden anlamayan ey sersem serçe neden suçlarsın gelinciği? Bilmelisin aslında gelincik beyaz, bembeyazdır. O hicabından utancında kızarmıştır. O günden sonra yaprakları kıpkırmızıdır. söyleyemediği aşkının ispatı olarak.

Hasbihalim

Print Friendly