Mart, 2011 icin arsiv

Manyetik Alan

Beste

Güneş içinde bulunan tüm madde yüksek sıcaklıklardan ötürü gaz ve plazma hâlindedir. Bu nedenle Güneş ekvatorda yukarı enlemlerde olduğundan daha hızlı döner. Ekvatorda dönüş hızı 25 gün iken kutuplarda 35 günde kendi etrafında döner. Bu kademeli dönüş sonucunda manyetik alan çizgilerinin zamanla kıvrılarak manyetik alan halkaları oluşturması Güneş’in yüzeyinden patlamalarla ayrılarak güneş lekeleri ve güneş püskürtüleri oluşumuna neden olur. Bu kıvrılma hareketi solar dinamonun oluşmasına ve 11 yıllık Güneş döngüsü ile Güneş’in manyetik alanının yön değiştirmesine neden olur.

Güneş’in dönen manyetik alanının gezegenlerarası ortamda bulunan plazma üzerindeki etkisi Günyuvar akım katmanını oluşturur. Bu katman farklı yönleri gösteren manyetik alanları ayırır. Gezegenlerarası ortamda bulunan plazma aynı zamanda Dünya’nın yörüngesinde Güneş’in manyetik alanının kuvvetinden de sorumludur.

Eğer uzay bir vakum olsaydı Güneş’in 10-4 tesla manyetik dipol alanı uzaklığın kübüyle azalarak 10-11 tesla olacaktı. Ancak uydu gözlemleri bunun 100 kat daha fazla kuvvetli olduğunu ve 10-9 tesla civarında olduğunu göstermektedir. Manyetohidrodinamik (MHD) kuram manyetik alan içindeki iletken bir akışkanın (örneğin gezegenlerarası ortam) yine manyetik alan yaratan elektrik akımları indüklediğini söyler, dolayısıyla bir MHD dinamo gibi hareket eder.

31 Mart 2011

Beste

Öğretmenlere 24 Bin Kadro

Haberin detayı için tıklayınız.

Bir Hayat Ne Kadar Kısa Olabilir Ki?

Efsane_etrafogullari

”Anne ben büyüdüm artık”
Şekerci amca bana şeker verdi
Büyüdüm.
Çok acıymış büyümek
Kucağına zevk aleti yaptı benim küçük bedenimi
Ağlama diyordu, dövüyordu beni
Çok uğraştım ağlamamak için
Ama dayanamadım.
Çocuktum anne
Büyüdüm.
Birine söylersen öldürürüm seni dedi
Çok korktum ama korktuğumu belli etmedim.
Ağlamıyorum artık
Kimseye söylemeyeceğim dedim
Ama inanmadı bana.
Gülümsüyorum anne sana
Yalnızca seni görüyorum
Sen de beni görüyor musun anne?

Ramazan Bayramında şeker toplamaya giden ve bir daha evlerine geri dönemeyen üç körpe yüreğe ithaftır.

30 Mart 2011

Efsane Etrafoğulları

Haberin detayı için tıklayınız.

Haberin detayı için tıklayınız.

Taşın Oğlu

Kimya öğretmeni sınıfta yazılı sınav sonuçlarını okuyor, önce öğrencinin adını söylüyor ve kaç beklediğini sorarak beklentisini bulup bulamadığının kontrolünü yapıyordu. Sınıfın neredeyse tamamı alacağı notun birkaç puan yukarısında söylüyor böylece bir acaba mı totosu oynuyorlardı. Fakat elbette ki herkes kâğıda verdiği cevabın karşılığında puan alıyordu. Notları açıklanan öğrencilerden bazılarının sevinçten gözleri parlarken bazılarının ise yüzü hemen düşüyor sanki sınıfta değillermiş gibi bir tavra giriyorlardı. Notların okunma sırası sınıfa bu yıl yeni gelen kız öğrenciye gelince:

-Elif sen kaç bekliyorsun? Elif başını öne eğerek,
-Hocam bilemiyorum, çünkü yazılım pekiyi geçmemişti. O nedenle bir şey diyemem.
-Neden iyi geçmemişti? Araştırdım diğer derslerin çok iyi bu dersinin kötü olmasının sebebi sence nedir?
-Hocam sınavda soruların çoğu mol konusundan çıkmıştı. Ama ben mol konusunu anlayamadım. Sağ olun sizden etüt aldım, gittiğim dershanedeki öğretmenden de etüt aldım ama yine de mol konusunu anlayamadım. Galiba ben bu işi beceremeyeceğim. Kimyayı bir türlü başaramıyorum.
-Başarırsın kızım hiç merak etme başarırsın. İsteyenin yapamayacağı başaramayacağı iş yoktur.
-Hocam hep öyle derler ama durumum ortada ben başaramıyorum.
-Arkadaşlar siz hiç Taşın Oğlu diye bir adamı duydunuz mu? Belli ki duymamışsınız. Ben size anlatayım.

İslam Ulemasının en meşhur ve büyüklerinden biri olan İbn-i Hacer, ilme, tahsile ilk başladığı sıralar okuduklarından pek bir şey anlamazmış. Medreseye kendinden sonra gelenler kendisini geçince çok üzülmüş ve medresedeki öğrenimini bitirmeye köyüne dönerek çobanlık yapmaya karar vermiş. Hocasından izin alıp köyüne dönerken su kenarında abdest almak için dolaşırken suyun oyarak mağara şekline getirdiği bir kaya parçasıyla karşılaşıyor. Gördüğü manzara karşısında şaşırıyor ve tefekküre dalıyor. Kendi kendine diyor ki, “Bu kadar yumuşak olan su, bu koskocaman kayayı ancak azmiyle kararlılığıyla ve sabrıyla delebilir. Demek ki azmin elinden bir şey kurtulmaz.” Tefekkürle derhal o taştan esinlenerek okuluna geri döner daha çok çalışarak başarılı bir öğrenci olur. İlmi ile hürmet görmeye devam eden bir alim haline geliyor. İlhamını aldığı suyun deldiği taştan dolayı kendisine taş oğlu manasına gelen İbn-i Hacer deniliyor.

Demek ki kendini ilkin ciddi olarak ilme vermiyordu. Ne zaman ki yumuşak suyun çok sert olan kayayı deldiğini görünce gafletten sıyrıldı, samimi olarak Allah’ın ipine sarıldı ve nihayet ilmi zamanımıza kadar gelen büyük bir din âlimi oldu.

Arkadaşlar duydunuz işte isterseniz her şeyi başarırsınız yeter ki siz isteyin. Azmin elinden hiçbir şey kurtulamaz. Siz çalışın zihninizin anlamadığını sandığınız bir konu daha sonra her yönü ile öğrendiğinizi fark edeceksiniz. Not almak için değil öğrenmek için çalışın mutlaka başarılı olursunuz.

Hasbihalim

Haberin detayı için tıklayınız.

Sokakların Kucakladığı Köpekler

Sokaklar, sadece bize ait olduğunu sandığımız karanlık yollar, ıslak kaldırımlar. Kimi alıp sahiplenmiyor ki, kime yoldaşlık etmiyor ki. Onlar sadece köpektir, köpek olarak bilinir. Bir isimleri bile yoktu. O gün şansları var ise karınları tok olacak yok ise açlıktan kıvrılıp bir köşede uykuya dalacaklar. Uykularında bile rahat bırakmayacaklar belki, kapısının önüne yattığı için bir taş, bir tekme gelecek ansızın körpe, savunmasız bedenlerine. Kimi zaman da kör bir kurşun saplanacak o kimsesiz yüreğine, Ahmet efendinin bahçesinde gezindi diye. Başında kimseler olmayacak, onun için kimseler gözyaşı dökmeyecek son nefesini verirken ve yine sokaklar sahip çıkacak cansız bedenlerine.

Suçları, günahları karınlarını doyurmak istemesi mi yoksa sokaklarda dolaşmaktan bitap düşmüş bedenlerini bir kapı bir merdiven önünde dinlendirmek mi? Karnımızı doyururken sokakta beliriverir ansızın yanımızda, usulca sokulur ortak olmak ister bize, iki dakikalık yemek arkadaşı belki. O masum gözleriyle bir parça isterler kibarca, verirsen yerler vermesen sessizce seni izler kıyıdan köşeden. Onlar bu kadar onurlu ve gururluyken peki ya rahat mı vicdanlarımız?

Bir gün bir yerlerde ilişiverir gözümüze o onurlu köpekler ama çok geç olabilir sıcak bir yuva verebilmek için. Çünkü o onurlu köpekler zaman gelip açlığa yuvasızlığa teslim olup bir kaldırım kenarında bir sokak köşesinde kapayacaklar gözlerini atmayacak artık o kimsesiz yürekleri. Sokakları bir daha göremeyecek, usulca yanımıza sokulup bir parça ekmek isteyemeyecek. O sahne kimilerine ibret olacak, gözyaşı akıtacaklar, kimilerinin de umurun da olmadan burunlarını tıkayıp uzaklaşıp gidecekler oradan. Sokak köpeklerine sıcak yuvalar açmak dileğiyle…

29 Mart 2011

Sessiz Sakin

Haberin detayı için tıklayınız.

bal bize günah

sabır değirmeninde aşk bulamacı kardık
başka tatlar bilmeyiz
bal bize günah

Barış Erdoğan

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !

bedava flash oyun pocoyo pocoyo oyna perilice oyun