Haziran, 2011 icin arsiv

Suskundur Mısralarım

Efsane_etrafogullari

Aynalar geçmişi mi yoksa geleceği mi gösterir?
Aynalar, sisli, puslu yalnız senin için gibi
Sen içimdeki aynam isen kırılsın sırça köşk misali
Gecenin sessizliğinde çığlığım ol, gönlün bahçemde dikenim ol
İbrahim’in ateşine odun taşıyan eller misali lanetleneyim.

Dünyanın marjinal meridyeninda saf tutuşumla
Mina’da taşlanan şeytan misali, gözümü kör etmeye çalışsınlar.
Sen yanımda ol da cehennem narında beni kavursunlar
Razıyım senden gelen her belaya, sabretmeye hazırım
Bülbüller sussun gülüm solarken, ölüm sessizliğine bürünsün.

İbadet olsun aşk suretin ile giren yüreğime
Düşünceler hiroşimaya atılan bombalar gibi yok olsun insanlığımla birlikte
Cehennemi yaşat gözlerinde, yak kavur anam aşk babam aşk diyen dillimi
Kabristanı olmayan budist rahip olayım Ganj Nehrine savur küllerimi…

İliklerime kadar aşkla dolmuşum, adımı kulağına okumuşum
Ben benden geçip senin sevdanla yoğrulmuşum.
İnce bir sızı düşmüş gecelerime, gizlice kavrulmuşum
Çarmıha gerilmiş yaralı ruhum, ne aşka ne de acıya doymuşum.

Sana koşan, seni arayan ayaklarıma prangalar bağlansın
Ağlasın yüreğim, kan döksün paramparça olsun kör oluncaya dek
Kulaklarımı keseyim senin için bestelenen aşkı duymamalıyım
Topraktan gelen insanım yar gibi aşkla sarılmalıyım.

Bu şiir burada biter, aşk için yazılacak daha çok şiir var
Şaire aşk gerek, acı gerek yoksa kelamlar kifayetsiz kalır.
Yazılmamış düşünceler belki daha sonra kaleme alınır
Gelme, görme, sevme ki bu aşk bitmesin.

30 Haziran 2011

Paraf & Efsane Etrafoğulları

efsane_mühür-etraf.info

Beden Yaşlanır Ruh Ona Yaslanır

Duraner_Yay-etraf.info

Aslında insanların bedenleri büyür, beden yaşlanır ruh yaşlanmaz, ruh bedenini aynada gördüğü zaman yaşlandığını anlar ama o bedenden kaçmaya özgür olmaya çalışır. Ruh genç olsa da bedene ayak uydur, ruh gençtir beden ihtiyardır…

yolda yürürken çocukken yapamadığını ruh bedene hakim olarak yaptırır; derler ki aaa çocuk kalmış, o ruh yapamadığını bazen yaşlı beden yaptırır; üniformalı da olsa o çocuklarla uzun eşek oynattırır, ruh özlem giderir beden değil…

Duraner Yay

Sanat Dili

Duraner_Yay-etraf.info

Sanatçılar evrenseldir ve onlar tek bir dille, müzikle konuşurlar, dünyamızın tek bir ortak dili vardır o da sanat dilidir. O dili sanatçılar söz, müzik vb. yetenekleriyle icra ederler.

Eğer sanatçılar tek bir dille, tek bir bölgeye hitap ederlerse o bölgenin sanatçısı ve politikacısı olurlar evrensellikten uzak dururlar, bölgenin sanatçısı olurlar, dünya sanatçısı olamazlar.

Duraner Yay

Sıra Sende

Duraner_Yay-etraf.info

Ünvanına güvenme, asla da malına,
Ha bugün köşktesin, ha yarın sarayda,
Azrail hepimizi koymuş be sıraya,
Dün vardın, bugün yoksun be sevdiğim.

Geldiğimiz yer hep galü beladandır,
Dünya meşrefinde hiç gülen var mıdır,
Ölüme kalkan olup durabilen var mıdır,
Dün vardın, bugün yoksun be sevdiğim.

Şu canımız toprakta ne canlar yatıyor,
İkbalimiz bizi ucuz ucuz harcıyor,
Sanmadığımız yerde ömrün filmi bitiyor,
Dün vardın bugün, yoksun be sevdiğim.

Gül bahçesinde, gülleri meşk ile oynatsan,
Sıra sıra sakileri yollarına durdursan,
Ecel şerbetini arş-ı aleme dağıtsan,
Dün varken bugün de sıra sende sevdigim.

Duraner Yay

Sevda_Mevsimi-etraf

New Yorktan Los Angelese giden bir uçakta cingöz bir avukat ile bir hanım yanyana oturuyorlar. Avukat hem hanımla yakınlaşmak hem de hoşça vakit geçirmek için bir oyun teklif eder. Kabul görünce oyunu anlatır:
-Size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz. Sonra siz soracaksınız bilmezsem ben size 50 dolar vereceğim.

İlk soruyu soruyor:
-Ay ile Dünya arasındaki uzaklık ne kadardır? Kadın tek söz söylemeden çantasından 5 dolar çıkarıp adama uzatmış. Soru sorma sırası sarışına gelmiş:
-Tepeye 3 ayakla tırmanıp, 4 ayakla aşağıya inen şey nedir? Adam dakikalarca düşünmüş cevabı bulamamış. Cüzdanından 50 dolar çıkarıp kadına uzatmış. Kadın parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormuş:
-Cevap ne? Kadın tek kelime etmeden çantasını açmış ve 5 dolar çıkarıp adama uzatmış.

30 Haziran 2011

Sevda Mevsimi

Kabağın da Bir Sahibi Vardır Elbet

Melis2

Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir. Saç, sakal, bıyık, kaş, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.

- Vur usturayı berber efendi, der.
Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:

- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.
Dervişlik bu… Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz derviş.
Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup fakat korkmuştur. Ses çıkaramaz. Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder:
‘Kabak aşağı, kabak yukarı.’

Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır, kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.
Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar:
- Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kabağın bir sahibi var. O gücenmiş olmalı.

Hikâye böyle ama hayat da böyle…
Ensemize, kafamıza vurup vurup dalga geçen sahte kabadayıların, kabağın da bir sahibi olduğunu, bu sahibin de en affetmeyeceği şeyin kibir ve kul hakkı yemek olduğunu unutmaya başlayanlar, koltuklarına, makamlarına, rantlarına yapışanlar anlayacaklardır.
Kimsenin hakkı asla kimseye kalmaz her an her şey yer değiştirebilir, kontrolü elimizde olmayan bir can ve kader, yalan dünya değil mi, kimse kendisini boş yere aldatmasın.

Melis Gönül

bariŞ manÇo sarı Çizmeli mehmet ağa | izlesene.com

aforizmalar – 297

Baris_Erdogan-etraf.info

Şuh kadınla çıkılan tekne yolculuğu, nuh peygamberle çıkılan gemi yolculuğundan daha eğlencelidir.
‎.
Şövalyesini denizde bulan ırmakta boğulur.
‎.
Şakulü kaymış aşkın çatı katına çıkılmaz.
‎.
Kendi dolunayında oturan güneşiyle geleni fark etmez.
‎.
Mutlu konmuş başlar taş yastığı yün yastığa çevirir.
‎.
Dilin akort düğmesi “aşk” sözcüğünden geçer.
‎.
Bir gün bir kişi eksiğinizi tamamlar, bir gün fazlanızı kokutur.
‎.
Bir gün bir mektup bırakıp gidersen yıkılırım, bir şiirse kalkamam, yüreğini alıp gitmişsen…
‎.
Sözlüğümdeki “öç” duygusunu hiç beslemedim, “göç” duygusuyla kanatlandım.
‎.
Kimse aşk uğruna şehit düşmek istemez, gaziler ordusuna katılmak varken.
‎.
Aşk gelince kanatlananlardan yeryüzüne inen görülmemiştir.
‎.
Diyelim ki diyen belki diyenden bir adım fazla yol alır.
‎.
Gel diyecek olan fizanda da olsa yol iki adımdır.
‎.
Şaşaaya düşkün olan hiç ışık görmemiştir dışarıda.
‎.
Boş kaldığımda keçilerimi yitiririm, o dağın ardında aramak için.
‎.
Yanmaya gidenin de, arınmaya gidenin de şairi benim.

Barış Erdoğan

Baris_Erdogan-etraf.info

sahile her vuranı dalga sanır aşk çocuğu
sızlayan kumsal olur
kurumaz
fıçı, şarabı korumadıkça
.
gökyüzünden geçeni bulut sanır hüzün çocuğu
gizlenen hayal olur
durulmaz
ten ruhu kovmadıkça
.
süreğen dostluklar süt dişi çıkmış bebeklerdir
kumsala iner gökyüzü
sorulmaz
aşık maşuku unutmadıkça

Barış Erdoğan

düşümü alsa kıymet bilmeyen biri

Baris_Erdogan-etraf.info

düşümü alsa
kıymet bilmeyen biri
sabah her camide bin bir sela
.
pazarlığa da gelmiyor düşler
kayıp gidiyor belleklerden testiden dökülen su gibi
aykırı görüşler
.
sat diyorum sen yine bulursun
şairim bu düşleri de zor buldum diyor düşçü baba
sanki elekten geçen un
.
parasız pulsuz oldu mu böyledir
kendini ağırdan satar damdan inmiş kedi misali
ağızda dolaşan şiir

Barış Erdoğan

bu kaçıncı aşk seansı

Baris_Erdogan-etraf.info

bu kaçıncı aşk seansı
daha çok gelirsin diyor doktor yardımcısı
geçmez.
.
bu kaçıncı hasat zamanı
daha çok buğday taşırsın doktor doktor
açmaz
.
bu kaçıncı ölüm koynuna uzanmak
daha çok dönüp gelirsin kürkçü dükkanına
göçmez
.
bu kaçıncı şarap şişesi
daha çok devirirsin bağdan gazelden
içmez
.
bu sonuncu olsun
artık gidip gelecek zamanım kalmadı hasada
biçmez

Barış Erdoğan

yazma beni anlatmayacaksan

Baris_Erdogan-etraf.info

yazma
beni anlatamayacaksan
bir sinek vızıltısında kalsın
yaşamın rengi
‎.
katyuşka
sen buz tutmuş sokaklardan geçersin
ben buz tutmuş yüreklerden
ikimiz de üşürüz
‎.
aşktan önce tuşlara dokunulur
piyanoda
sonra bir yüreğin tellerine sanki
gözler gizli oda
‎.
çocuklar girip çıkmış odama
uyandım baktım ki düşüncelerim çürümüş
sonra pencereyi açtım
baktım dışarıda hayat kaynıyor gerisi düş
.
ateşim düşmeyecek
yağmura çıkacağım yokluğunda
sele kapılan sen ben olursun
derin uyuduğunda

Barış Erdoğan

Baris_Erdogan-etraf.info

iyi ki varsın diyeceğim insanlar çoğaldı
akşamları yatmadan önce şiir içiyorum
.
merhaba can diyeceğim gözler gördüm
kilo almışsın kendine dikkat et dediler
.
canan yetiş kalbim sıkışıyor diyeceğim
yetişir sevdiğim kadınlar bin heyecanla
.
masama buyur şereflendir ey dost desem
o şeref bizden şairim memnuniyetle hemen
.
yol arkadaşlığı yap dert bölüş hayrına
dua et beni için desem ardımda binler
.
bugün erken mi kalktım ne hava güzel
akşama yağmur da olursa değme keyfe

Barış Erdoğan

içerdeki tutuklu

Baris_Erdogan-etraf.info

içerdeki tutuklu
umutludur ayaz kesilir güneş yükselir
gökyüzü bir gün rahmet boşaltır üstüne
toz topraktan kurtulur dal uçlarından filizlenir erkenden
.
dışardaki tutuklu
göz izin vermez yüz izin vermez
kırıktır dal uçları umut başkalarında gani gani
bir solucan yürüyüşü ki sormayın taklidi bile kötü

Barış Erdoğan

babam kumaş tüccarıydı

Baris_Erdogan-etraf.info

babam kumaş tüccarıydı
dolup taşardı dükkanı
manchester’den giyinirdi dalını saran dut yaprağı gibi
.
bana da kumaş tüccarı ol dedi
sözünü tuttum
insanların kumaşına bakarım etiketlerim vakit geçmeden
.
babamın elbiselerinin altında ikinci bir kumaş gördüm
o daha parlak, üstelik yumuşacık
emanet versene dedim, bırakıp gitti

Barış Erdoğan

haminnem masama karanfil bırakmış

Baris_Erdogan-etraf.info

haminnem masama karanfil bırakmış ben yokken
çevresinde ıtır, kendini beğenmiş nergis
hanımeli, yasemin daha sayayım mı
çiçekler cennet
.
başucumda sevdiğim kadından iki satır şiir
“geldim
seni bulamadım”
kokusundan çiçekler utandı

Barış Erdoğan

Kuzeyin Oğlu – Volkan Konak

optimum-etraf.info

Volkan Konak 1967 yılında Trabzon’un Maçka ilçesinde doğdu. İlk orta ve Lise Eğitimini Maçka ‘da tamamladıktan sonra, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarına girdi. 1988 yılında Konservatuarı bitirip aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesinde Sosyal Bilimler Master Eğitimine başladı.

Volkan Konak Karadeniz Müziğini Evrensel Müzik formlarıyla buluşturarak, özgün bir yapıda yeniden şekillendiren Volkan Konak, İlk albümü Efulim’i 1993 yılında yaptı. Albüm başta Karadeniz halkının ve müzikseverlerin beğenisini ve ilgisini kazandı daha sonra 1994 yılının Ekim ayında Gelir misin Benimle adlı albümünü hazırladı ve askerlik görevi nedeniyle bir süre çalışmalarına ara verdi.

Volkan Konak Askerlik görevini tamamladıktan sonra hemen üçüncü albümü Volkanik Parçalar’ın çalışmasına başladı. Üç aylık çalışmadan sonrada bu albüm Müzikseverlerin beğenisine sunuldu. Volkan konak 1998 yılının Nisan ayında kendisi tarafından kurduğu Kuzey Müzik Prodüksiyon isimli firmasından Pedaliza isimli Albümünü Müzikseverlerin beğenisine sundu.

Volkan Konak 1993 yılından bu yana Albüm çalışmalarında yaklaşık elli adet bestesini sergilemiş ve bu çalışmalar sonunda Gazeteciler Cemiyeti, çeşitli vakıf ve dernekler tarafından yılın sanatçısı seçildi.

Volkan Konak 1997 yılında Politika dergisi tarafından yılın en iyi Müzik sanatçısı seçildi. Volkan Konak’ın 1993 yılında ürettiği bir bestesinin tüm dünya hakları Kuzey Müzik Prodüksiyon ile Fransız prodüktör Alain Finet tarafından yapılan sözleşme sonucunda Alain Finet tarafından satın alındı. Bu beste İspanyolca olarak tüm dünyada yayınlanmak üzere single olarak çıkarılacaktır.

volkan konak – kuzeyin oğlu | izlesene.com

2000 yılında Şimal Rüzgârı adlı albümünü DMC’ den çıkararak dinleyicilerine ulaştırdı. 2003 yılı Aralık ayında 3.5 yıl aradan sonra yine DMC etiketiyle yayınlanan Maranda isimli albümü ise büyük beğeni toplayarak 2004 yılında müzik dünyasının iddiaları yapımlarından biri olarak girdi.

30 Haziran 2011

Optimum

köşebaşında aşk tabletleri satarım

Baris_Erdogan-etraf.info

köşebaşında aşk tabletleri satarım
gören yok
adım lokman olmadığından mı dersiniz
.
aşk tahtakurusu olmuş piyasa yapar
ardında millet
lokman mezardan çıkma sana ekmek yok
.
takati kalmamış, bir damla aşk iksiri der
yetiş yağmur damlası
lokman çırağı parsayı toplamadan
.
takla atar dersiniz paçalı güvercin aşık
dönünce görmez
göğsü kanamış lokmandan miras ilaçla
.
ne bitmez talimmiş aşk kuyusundan su almak
çıkrıklar durur
lokman yaradana yalvarmada yusuf yok

Barış Erdoğan

akşam olsun hele

Baris_Erdogan-etraf.info

akşam olsun hele
yıldız taşlayacağım siz suda aksini sayarken yıldızların
dün görmemiştik bugün kaydığını gördük
her gün geçip gider mi belleklerden
.
sabah olsun hele
akşamdan kalan ayışığını satacağım pazar kurulursa
görenler şaşıracak nedir bu diye
pamuk tarlası diyeceğim yutacaklar
.
öğleye doğru nere gitse güneş çıkıp gelir
çocuklar uykudadır babalar işvede
kim söndürür kim körükler karışmam
ateşten düşünceler para etse alınmaz
.
ikindiler balkonsefaları arasında geçer susuz
yaseminin derdi nedir diye kimse sormaz
gıcırdayan sandalyeler masalara küs hissedilmez
zaman geçip gidiyor siz ne zaman zamanelikten kurtulacaksınız

Barış Erdoğan

geçip gidiyorum sokaklardan

Baris_Erdogan-etraf.info

geçip gidiyorum sokaklardan
bu adamı tanıyoruz diyorlar ardımdan
ben diyemiyorum
.
oturup selamlaşıyorum her yerde
bu adam da kim diyorlar fısıltıyla
ben diyemiyorum
.
kalkıp gidiyorum yanlarından
bu adamlar da kim diyorum uğurlayana
içimizden biri diyor
.
içimizde ne adamlar varmış dümdüz
haydi soralım biz kimiz siz kimsiniz
cevaplamayalım

Barış Erdoğan

Sultan

Duraner_Yay-etraf.info

Gönüllerde sultan olmak ancak o kalbin anahtarının bulunmasıyla olur.

Duraner Yay

Canım Oğluma

Sudecan-etraf.info

Benim yaşlandığımı düşündüğün gün (ki yaşlı olmayacağım), sabırlı ol lütfen ve beni anlamaya çalış. Yemek yerken üstümü kirletirsem, üzerimi değiştirecek gücüm yoksa, lütfen sabırlı ol. Benim sana bir şeyler öğretmek için seninle ilgilendiğim zamanları hatırla. Seninle konuşurken, sürekli aynı şeyleri 1000 kere tekrarlıyorsam, sözümü kesme, beni dinle. Sen küçükken, uyuyana kadar sana aynı hikayeyi 1000 defa tekrar tekrar okumak zorunda kalıyordum. Banyo yapmak istemediğimde; beni utandırma ya da azarlama. Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntemlerimi ve oyunlarımı hatırla.

Yeni teknolojiler karşındaki cahilliğimi görürsen, bana zaman tanı ve beni yüzünde alaycı bir gülümseyle izleme, Bazı zamanlarda unutkan olursam yahut konuşmalarımızda ipin ucunu kaçırırsam, lütfen hatırlamam için gerekli zamanı bana tanı. Eğer hatırlayamazsam, sinirlenme. Çünkü asıl önemli olan benim konuşmam değil, senin yanında olabilmem ve senin beni dinliyor olmandır.

Ben sana bir sürü şeyi nasıl yapacağını gösterdim. İyi yemek yemeyi, iyi giyinmeyi, yaşamı göğüslemeyi. Eğer bir şey yemek istemezsem, baskı yapma bana. Ne zaman yemem ya da yememem gerektiğini ben gayet iyi bilirim ve yaşlı bacaklarım yürümeme izin vermediğinde, bana elini ver. Tıpkı, benim sana ilk adımlarını atarken verdiğim gibi ve birgün artık daha fazla yaşamak istemediğimi söylediğimde ve ölmek istediğimi, kızma…

Bir gün anlayacaksın. Bir gün şunu anlayacaksın, hatalarıma karşın hep senin için iyi olanı gerçekleştirmeye çabaladım ve senin yolunu hazırlamaya çalıştım. Senin yanında olduğumda üzgün, kızgın ya da güçsüz hissetme kendini. Benim yanımda olmalısın, beni anlamalısın ve bana yardım etmelisin. Yürümeme yardımcı ol ve yolumu sabır ile, sevgi ile bitirmeme. Benim için yaptıklarını, bir gülümseme ve senin için her zaman taşıdığım çok derin bir sevgi ile geri ödeyebilirim ancak.

Seni seviyorum oğlum
Baban

canım oğluma | izlesene.com

Yaşlanınca çocuklaşan büyükler çocuklarına gösterdiği özeni görmek ister.

Sudecan

Liman

Duraner_Yay-etraf.info

Her zaman kendi gücünün farkına var, eğer sahip olduğun değerlerle kendi gücünün farkına varamazsan, istediğin limana değil, istenilen limana gidersin…

Duraner Yay

Canımızdan Öndedir

Orhan_Afacan-etraf

Bir Polis olarak;

Canımızdan öndedir ‘önce vatan’ sözümüz.

Bu devletin ferdiyiz millet bizim özümüz.

Hayat hakkı bilinci, insan aşkı doluyuz

Huzur, güven dağıtır her an güleç yüzümüz…

Haksızın karşısında, haklının yanındayız.

Gündüz, gece devamlı görevin başındayız.

En büyük değerimiz ırkımın asaleti

Canla, başla koruruz biz bu Cumhuriyeti.

Irkıma polis olmak ne büyük şan, şereftir.

Dünyayı saran barış, ufkumuzda hedeftir.

Bütün suçlar, suçlular değişsin hep ilimle

Birlik, beraberlik içinde millet bizimle…

Nice şehitler verdik, nicemiz gazi oldu,

Geçen her bir günümüz şerefli mazi oldu.

Gücümüz karşısında suçlu aciz, çaresiz

Vatanın toprağında harçtır kanla, terimiz…

Orhan Afacan

Bitanem – Akrostiş

hunter (157)

Belki birgün bende birini seveceğim,
İçim yanacak belki, belki de küle döneceğim…
Terk edilip acısını çekeceğim,
Aşka, sevgiye tövbe edeceğim…
Nedensiz boş yere meyhanelerde gezeceğim,
Eğilip dizlerimin üstüne son bir kadeh daha içeceğim…
Mahvedeceğim hayatımı, belki de canımdan vazgeçeceğim…

Hunter38

kumrular gibi karaoke – hunter home studio | izlesene.com

Ölüme Kadar

veda_1245148840

Suskunluklarımın ardından gelecek çığlıklarıma hazırlık yapıyorum bu gece. Her sayfasını çevirişimde defterin, öfkeyle aşk karışıyor biraz daha yüreğimde. Ruhuma takılan kelepçelerin izleri kanıyor. Sarsam olmuyor, sarmasam ölüyorum. Damla damla yere akan kanımda yüzün çiziliyor toprağa. Karanlığa son kez imzanı atıyorum.

Kayıp zamanlarımı aramaya çıkıyorum gecenin zifirinde. Elimde katran karası bir mendil, gecenin içinde parlayan yıldızları siliyorum. Karanlığı anlatmamı istediklerinde, sadece susuyorum. Sessizliğimde pek çok cümlenin gezindiğini görmelerini bekliyorum belki. Boşa çektiğim küreklerin, hayali bir denizi dövüşüne benziyor bu bekleyişler. Her biri diğerini kovalarken, ruhum yorgunluğunu atabilmek için ayrı bir savaş veriyor sana karşı.

Daha önce yazılmış satırları hatırlıyorum sık sık. Tutuklu kaldığım iki dizeyi yuvarlıyorum sessizce. Dudaklarımın seni her söyleyişinde, ağzına biber sürülmüş bir çocuğun acısını, yüreğim duymaya başlıyor.

“Dersin;
Ben seni varlığında sevdim sevgili
Gidişin,
Yerini ölümle değiştirdi…”

Kayıp bir ezgiyi arıyor aslında yüreğim. Notalarına asılı kalan kelimelerimi toplamak için tüm çabam. Son olan her güne inat yeniden başlamaları yakıştırıyorum adımını bastığın her taşa. “Yeniden” diyorum, “yeniden sen…”

Yazdıklarımı silip, bazen de sildiklerimi yeniden yazıyorum hayata. Derin bekleyişlerin ardından, gelecek misafire ne sunacağımı düşünüyorum. Yaşam, her gün doğumunda yeni bir misafir verir ya hani insana… Güneş, batana kadar kalır, ay sabah ışıyana kadar, sevgili ise…

“Ölüme kadar”

Diyebilmek gerek/gerekirdi. Biten her aşk için, bunu diyebilmek isterdi kalem. Dudaklar söylemek isterdi. Gözler de, ışımak…

Işıksız kaldım
Bazen de soluksuz
Fersiz gözlere
Soluksuz bedene
Terk ettin
Bedelsin
Betersin

“Git!”
Kal orada, cümlelerimi sürmeyeceğim üzerine. Susuyorum yeniden, konuştuklarımdan daha çok şeyi bağırabilmek için… Susuyorum, seni üzerimden daha büyük gürültülerle kazıyabilmek için. Susuyorum, acımı acıtana kadar deşmek için…

“Git!”

Nefretimi yüklen giderken. Aşkımı bana geri bırak, zaten emanet olan…

Mavi Sihir

Yaşam

Duraner_Yay-etraf.info

Rüyada yaşıyorum her gün ve her gece,
Dört tarafı örülü etten, kemik kafes içinde,

Derdin, hüzünün, kederin yerleşir kalbime,
Söyle be canım söyle, bunlar sığar mı etten bedene?

Rüyamda yaşıyorum, yüksek yeşil dağlarda,
Çelik kanatlar üzerinde uçarım yeşil vadide,

Dokunmayın bir şey olmasın koluma kanadıma.
Kırsan bile ağlayamam kuruttuğun göz pınarımda,

Rüyamda yaşarım sevginin bol olduğu gönlümde,
Bir elimde hayalin öbür elimde ise gök kubbede,

Sevinç tarlaları her yer, rahmet dolu inerim sevgiye,
Tadılmadık duygularla yaşadım hep hayalimde.

Hülyamdan uyandım, döndüm acı gerçeğe,
Kızdım be, kötü kadere kahreden feleğe.

Hep baktım nefretimle, zincirleri kabul eden yüreğime,
İnfazsız bu dertleri çekerim, hükmün kalbine.

Yıllar yılları kovalayacak, mevsimler fırtına gibi geçecek,
Simsiyah saçların tarumar olaçak, karlar yağacak,

Baston kılavuz olacak, vademiz dolacak, defter gelecek.
Kafesten özgürlüğe çıkış kara toprak olacak…

Duraner Yay

Sonsuzluğun Sırrı

Duraner_Yay-etraf.info

Gün doğmak üzere şimdi,
Gümüş renkli kızıl ötesi dağlar,
Sanki şefkatli sırlar saklar,
Ömürle sonsuzluğun sırrı gibi.

Düşüncen ile mantığın durduğu an,
Kainatın yaratıcısı, Yüce Allah’tır şimdi,
Ey kendini bilmez melunlar,
Görmüyor musunuz sonsuzluğun sırrını şimdi?

Bir dirhem terazisi şaşmaz,
Hiç bir teorem ispatlayamaz,
Beyinler durur çalışamaz,
Ey gafiller; görmez misiniz kendinizi şimdi?

Gününü gün edip günlük yaşayanlar,
Zevki için dolap çevirenler,
Üç beş kuruşluk ömrü olanlar,
Girmeyecek misiniz kabre şimdi?

Duraner Yay

Bravo

delikanli

Bravo yani bir sakız alınca bile ülke ekonomisinin geliştiği bir ülkeyi biz bir numara yaparız.

15.24
25 Mayıs 2011

Delikanlı

aforizmalar – 296

Baris_Erdogan-etraf.info
.
Unutulmak, çamaşır sepetine atılmak kirliler gibi…
‎.
Hiç yanmadım diyorsan biraz uzaklaş.
‎.
Kaybedecek bir şeyiniz kalmamışsa sıra kendinize gelmiştir.
.
Bugüne kadar yaşadığım sayfalarda renkli resimler yok demeyin, bir gün biri gelir sayfanızı rengarenk boyar.
‎.
Gözün aydın yerine gönül aydın demeyi tercih ederim.
‎.
Akıl hastanelerinden sonra açılması geciken tek işletme: akıl pastaneleri.
‎.
Aynı evde aynı anda iki kalp çarpıyorsa vantilatöre gerek yok.
‎.
Sıradan biriyseniz herkesle aynı sıradasınızdır.
‎.
Eli gül kokmayan bahçıvan yoktur.
‎.
Aşk, yüreğin kale duvarlarını her gün yükselten işçidir.
.
Yorulmayan beden yürekten şikayetçi olur: Sen yoruldukça beden değil, giden oluyorum.
‎.
Başımı ellerimin üstüne bırakırım, uykuya dalmak için; uyuyan ellerim olur.
‎.
Sadece insan kayboldukça, merkezinden uzaklaştıkça büyür, merkezine sığmaz olur.
‎.
Bir şey için kalkan el yarım, dua için kalkan el dolu döner.

Barış Erdoğan

temmuz yakıcı derler

Baris_Erdogan-etraf.info

temmuz yakıcı derler güneşte balçık
ağustosta küllenmeyi
düşlerim beklentim çok
savurur insanı eylül rüzgarı ekim tarlalarına
.
savuracak bir el çıkıp gelir
kumsal kalmamıştır
deniz de mavi değildir eskisi kadar
bize ıslanmak kalır
.
kasım üşümeye hazır bedenleri kollar
ıhlamur, nane, kekik yetmez burun akıntılarına
hastalık aralıkta gezinir
sabaha çıkaracak bir kucak odun yoktur alevli
.
ben şubatta doğdum hala buz keseriz annemle
kapıya dayanmış kazma kürek
yiğitsen marta rest çek haydi
toprakta olur gözüm nisan başında
.
mayısta reyhan toplamaya çıkarız hayali bile güzel
karpuz kabukları benden erkenci
haziranda yeşermek zor, haziranda sevişmek zor
haziran kanamaları inci

Barış Erdoğan

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !