Temmuz, 2011 icin arsiv

Hayrettin TAYLAN

-Hazır gitmişliğin doğum anlarında, imkânsızlık doğdu. Ben imkansız aşklar için yaratılmışım meğer.
-Sırılsıklam olmuş bir aşkı kurutacak yeniden geliş havlum yok. Ki ben can havlimle seni bir ömür beklemedeyim.
Sonrasında yokluğun varlığından daha hoş geliyor.
Baş başalarımızın baş rolündeyim. Telaffuzu bozuk bir aktris gibiyim.
Kavuşamayanların bilinen jönü oluyorum. Çirkin kral değilim;ama incinmiş,aşkı yaşamış Lo ‘yum kısaca.
-Aksiyon sahnelerinde sensizliği yenmek için dublör güzellerin öpücük oyunlarındayım. Duruşumla vurulmak istiyorum.
-Göreceli çaresizliğin çeşnibaşıyım. Hep geç kalmış hayallerimin senaryosunu yazdım.
-Gayrı büyüdüm, büyülü sözlerinde kalamam.Çocuk masalı gibi değil şavkımsan sana sızınlar.Biraz afili filizlerin can kökünde yeşeren
Senin meyve olma umudundayım.
-Ufku daralmış fikirlerin tekil çocuğu değilim.Yalnız bir izime maşa olmuş ideolog değilim. Kalıplarım yok.Biraz fikirler üstü,biraz cemaatler üstü, biraz üstünler üstünü oynuyor üst benliğim.
-Bağıl bağlamlarım yok. Bir bağıla bağ yetiştirmiyorum. Bir bağın üzümünden şarap yapıp aynı düşünceyle sarhoş olup ideolojik naralar atmıyorum vatansız vatanlar sokağında.
-Doğmatik papağan gibi olmazsa olmazlarım yok. Olması gerekenler mutlaktır, bilinir, mutlak iradenin bize sunulduğudur.
-Teizimden, deisliğe, deislikten, ateizme ya da farklı arayışın dışık
İzmlerinde kendimi bulmaya çalışmıyorum.
*Ya da nasyonel faşistlerin beslediği milli papağan da değilim.Ya da sosyalist gemherinin sunduğu devletçi sığıntının da soyağaçsız
Geçmiş ya da geleceği değilim. Yetmiyor böyle bir fikirle ömrü çürütmelerim. Farklılığın fark edildiği yerde başlar farkındalığım.
-Biraz metafizikten öteye ütüleniyor ilgilerim. Biraz evrensellik sularının en berraklarında kadimleşir kadir şinaslığım.
-Toparlanıp, ufkun ötesindeki duruşlarda toplandım sana. Bir fırsattan, bin Fırat doğar. Bir Fırat’tan sana yaptığım barajları unuttun mu?
-Aşk bendimin önündesin. Gözyaşların da ekleniyor.

Nefsin tutulmuş unutulmaları var. Aşkın unutulmamış nefsi var. Aşk bir nefislik su ile bir ömürlük yaşam lekesinin karışık his ve zevk bileşimidir çoğu kez.
-Ç’alıntı gülüşün topluyor bu çıkılmaz ilim gergefini.Gerdeğe girmeye hazır kalışların dem kardeşiyim. Biraz ört gecelerimi. Biraz sakla saklı kalmışlarımı yüreğinin buzdolabında.
Kendinden salgılansın yeniden buluşmalar.
-Yetesiye kalmış yetim yalnızların adılı olsun bahtının son adı.Kendini tara can aynamda.Biraz da daha ilim kalsın aşkın kıl-ü kal kaldığı dirhemlerde.
-Bir fikir muammasının aşk eteğinde Şems ile Zind beni kavuşmanın dağ eteği yapıyor.
-En beğendiğim mor eteğini giy ve yeniden karşıla beni, ömrün en orta, kalp atışın en sol, sana gelmenin en başında, dahası baş başa kalmanın en kallavi özünde.
-Paradoksların ütüsüz bırak bu içinde çıkılmazların çıkar yurdunda. Ruhum, sızım, sözüm, iki gözüm, eşruhum, içtepilerim, egolarım, benlerim, bendelerim senden ziyade.
Yani benden kalan tüm zamanların bütün yanlarımdasın. Her şey, her yürek çırpıntısı yan yana olmamıza dairdir Bennara.

Hayrettin TAYLAN

Aşk

Duraner_Yay-etraf.info

Aşk bir tek istikamette mutluluk getirir, diğer istikametler ise bazen yanlış yöndedir. Rahman ve Rahim yolunda aşıksan zaten hep mutlusun demekdir.

Duraner Yay

aşklar da ikiye ayrılır

Baris_Erdogan-etraf.info

-zeytin’e-
.
aşklar da ikiye ayrılır sevgilim
birincisi aşk yaşıyor desinler deyip kabuğundan çıkmayanlar
ikinci sayfaya düşerler
ikincisi de aşkını yaşadığını hissettirmeyip kabuğunu örenler
ilk sayfada beklerler

Barış Erdoğan

çocuklar ve ben

-duygu özdemir’e-

.

toprak bıraktım çocuklarıma bire bin veren

işlemediler

.

paraya boğdum ganimet bildiler

harcamadılar

.

evler barklar saraylar hanlar dahil

yaşamadılar

.

çiçek yığdım kapılarına mor sümbül

koklamadılar

.

dedim denizlerim var okyanuslarım var hepsi sizin

yıkanmadılar

.

kitaplar bıraktım güncelerimi açtım sayfa sayfa

okumadılar

.

alın pasaportlarınızı gidin istediğinizi yeri

kaldılar

.

bir eksik var baba dediler biz de bilemedik

oturduk düşündük sabahlara kadar

.

ser ver dediler verdim

sır ver dediler dedim olmaz

.

ama oyunbozanlık yok, bize de bırak baba

yaşadıklarından

kaynayan süttür aşk

-patozaf’a-

.

kaynayan süttür aşk

erken indirme ocaktan, kırılmamıştır mikrobu

çok kaynatma kalmaz tadı tuzu

.

dalda meyvedir aşk

erken koparsa hamdır, insanın da hamı olmaz

dalında kızarmasına izin verirsen kuşlar dadanır

.

çölde kuyudur aşk

kaz kaz bulunmaz dibi, hasret kalırsın suya

deşmezsen kumu, aşk çölünde kurursun

.

kapağı açılmış kitaptır aşk

ilk sayfa yüz akıdır yaşayana, önsözlerde kalma

son sayfaya yaklaşma tadı uçar

.

akan sudur aşk

kaynağındadır kana kana içilecek suyu

akıp gittiği topraklarda paylaşılır bin bir kolda

.

bakan gözdür aşk

ışığında yıkanırsın, sana akmışsa bir başka mahzun

kapanmaya yüz tutmuşsa başka gözlerde ara

Barış Erdoğan

ihtimal1

Onbir ayın sultanı
Kıymetlidir her ânı
Süslersin şu cihânı
Hoş geldin yâ Ramazan.

11 ayın sultanı Ramazan 31 Temmuz Pazar günü yani bu gece kılınacak ilk teravih namazıyla başlıyor. Ramazan ayı, rahmet, mağfiret ve kurtuluş ümidinin tazelendiği, ibadet ve nefis muhasebesi ile gönüllerin arındığı, yardımlaşma, dayanışma, birlik ve beraberlik ruhunun canlanarak ayrı bir sosyal bütünleşmenin yaşandığı müstesna bir zaman dilimidir. Bu Ramazan da aynı ulvi duyguları birlikte yaşamamız dileğimle…

Ramazan

Mübarek aya ulaşanlara müjdeler olsun
Kıymetini bilenler muratlarına nail olsun
Sultanı karşılayanlar etrafta bir yürek olsun.
Sofralar kurulsun fakirler sevinsin
Kırgınlar barışsın, büyükler hatırlansın elleri öpülsün
Bu sene de mübarek Ramazan etrafta şenlik gibi geçsin.

31 Temmuz 2011

İhtimal

Şems-i Tebrizi

Paraf

Aşka sen diye bakmadıktan sonra ben aşkı neyleyeyim?
Seni ruhuma cemre diye damlatmadıktan sonra ben bu bedende neyleyeyim? Aşk da sen, hasret de sen, ben de sen…

Hz. Mevlâna

İlahi aşk yolunun yolcuları Hz. Mevlâna ve Şems-i Tebrîzîi, türbeleri bile yanyana, birini anınca diğerini anlmazsam sanki araya sılayı eklemişim gibi hissediyorum. Bedenler ölür ama ruhlar ölümsüzdür tıpkı aşk gibi…

Bazen uzaklaşmak gerekir, yakınlaşmak için..
Bazen hatırlamak gerekir, hatırlanmak için..
Bazen ağlamak gerekir, açılmak için..
Bazen anmak gerekir, anılmak için..
Bazen de susmak gerekir, duymak için..

Şems-i Tebrîzî

Her şeyin bir zıddı var. Doğan ölür, gece gündüze el verir, güneş ayı selamlar, karanlık bir mumla aydınlığa dönüşür, ayrılıkların düğünü ise vuslattır.

İnsanlar maşuk aramıyor, bencil duygularına köle arıyor. Köle buluyor ama aşkı bulamıyor.

Şems-i Tebrizi

Bazen diyor Şems-i Tebrîzî “bazen” ben de bazen özlüyorum, bazen anıyorum, bazen uzaklaşıyorum, bazen yakınlaşıyorum, bazen ağlıyorum, bazen susuyorum duymak için. Kim bilir bir gün biri çıkar karşıma ve bu kez beni duymak için o susar. Burada anlatılan susmak konuşmamak anlamında değildir. Susmak olayın derinlerinde gezinmek, farklı bakış açıları geliştirerek anlamaya çalışmak ve özümsemek manasındadır. Bu anlamsa susamak kana kana içmektir.

Şu an susmak istiyorsun değil mi ama susamıyorsun çünkü susmak en zorudur, olsun sen yine de umudunu tüketme anlamayı istemek bile kıymetlidir.

30 Temmuz 2011

Paraf

Türk Gençleriyiz

a
Antalya/Göynük tatil köyünde geziyordum. Karşıma çok büyük bir gemi tipindeki hotel çıktı. Çok beğendim aynen gemiye benziyordu.

Ancak ön tarafına doğru ilerlediğimde büyük bir hüsrana uğradım. Bu geminin adı ” Queen Elizabeth ” ‘ti.

Bu gemi Çanakkale’de İngilizlerin amiral gemisiydi ve onbinlerce şehit vermemize neden oldu. Seyit Onbaşı bu gemi için kaldırdı tonlarca ağır mermiyi. Bu gemi için döktü teri. Bu gemi yüzünden insanlar evlat acısı, öksüz kalma acısı, eş acısı ve ölümü gördüler. İngiliz amiral gemisi olan bu büyük gemiyi Türkler batırdı ama batırana kadar onbinlerce insanımız şehit oldu. Bu ülke kanla kazanıldı.

Evet, biz hala Türk gençleriyiz. Evet, Türkiye’de olmak böyle bir şey. Atalarımızı acıyla şehit eden o gemi tipindeki Queen Elizabeth ismindeki gemiyi ülkemizde barındırıyoruz. Onların bayrağını dikiyoruz, hotellerinde konaklıyoruz. Şehit kanımızın akmasına neden olan gemilerinin adlarının koyulmasına izinde veriyoruz.

Evet ,burası Türkiye.600 yıl imparatorluğun devamı olan ve hala o ruha sahip olan Türkiye. Evet, bizler de onurlu ve ülkemize sahip çıkan damarlarımızda asil kan dolaşan asil Türk milletiyiz.

Bu ne büyük ihanettir?
b
c

Oğuzhan Oktay

Dudaklarınız

Duraner_Yay-etraf.info

Bazı sözler vardır arş-ı aleme çeker, bazıları da yerin dibine; olmak istediğiniz yeri dudaklarınız belirler.

Duraner Yay

Yağmur

Duraner_Yay-etraf.info

İnce ince damlalar umut taşır
Izdırabın merhemidir, yaşama,
Nefestir insanlığa, sonsuz öteye.
Olmaz ise olmazdır, yağmur.

Fazla olunca değeri anlaşılmaz,
Saklanacak hiçbir yer bulunamaz,
Engeller konulur tutulamaz,
Sabredemez hışımla yağan yağmur.

Onsuz hayat bomboştur,
İnsanlığın bayramı, toprağın sevgilisi,
Savaşların sebebi olaçakdır.
Sessiz, sessiz yağan yağmur.

Hükmeden insanın boyun eğdiği,
Biçare olup yenildiği,
Kainatın sırrına akıl erdiremediği,
Bir bilmecedir, yağmur.

Duraner Yay

gökyüzü mavi değildir

-züleyha selçuk’a-

.

gökyüzü mavi değildir

karanfil kırmızısı

kollarımda derman kesilir

ha gayret sözü çıkmaz dudağımdan

gelip geçenler beni görür ben onları görmem

doktorum sebebi ne

.

ayın suya yankısı düşmez suya yanar kendiliğinden

ıhlamurlar kokmaz

sarımsak tarlada kalır kurumak için

buğday hasatsız

susam kümülsüz, sığınacak gölge bulamadım

doktorum sebebi ne

.

kankırmızı dediğim karpuzlar kabak

elma kokusuz

napolyon kiraz para etmiyor bu yaz

gözlüksüz yazılar silinmiş görünür

son mektubumu postaya da veremedim grev var

doktorum sebebi ne

.

annemin mezar taşını ara ki bulasın, babamınki kırık

“hüvelbaki” yazısından eser yok

çam ağaçları toprağına benzer

çiçekleri bulamadım kendi elimle diktiğim

yahu bugün neden böyleyim biri bir şey de demedi

doktorum sebebi ne

.

sahile de inemem balıklar selam vermez

kızartma kokuları beni mahveder

şezlonga uzanmış tatil aşıkları daha bir öldürür

göğüs kafesimde bir ağrı üstümden düşman ordusu geçer

sınırlarımı kaldırmışlar dağılmış dostlar

doktorum sebebini anladım

Barış Erdoğan

aforizmalar – 316

Baris_Erdogan-etraf.info

Adam evime sırrını ve pimi çekilmiş bombasını bırakıp gidecekti, bomba kalsın dedim.
‎.
Aşk körleştirmişse göze gereksinim duyulmaz.
‎.
Dil ikram edemeyen şeker ikram etmek zorunda kalır.
‎.
Dokunduğunuz yerde iz bırakamıyorsanız “Tanrı bu eli bana neden verdi?” diye irdelemeniz gerekir.
‎.
İnsanoğlu bu; yere bakanı var, yükseğe bakanı var, hiçbiri beni görmüyor.
‎.
Onur kadınların el çantası, erkeklerin cüzdanı.
.
Dünyanın hiçbir ülkesinde “insan olma fakültesi” kurulmamıştır, millet haberdar değil midir ne?
.
Dünün çömleğinde pilav pişirilmez.

Barış Erdoğan

seni başka kitaba sakladım

-sevgili serenegas’a-

.

uykum geliyor seni başka kitaba sakladım

son sayfasında başkaları zemheri

.

düşlerini sevdirme el aleme bakışım koynunda

elleri nasırlıdır başkalarının

.

6.45 vapurunu kaçırırım yüz fotoğraflarında bebek’e geçerken

turnikelerde dönerken sensizlik

.

yasa dışı derler yaşa demezler bilirler yaşayacağını

çimlenmeyi bekleyen tohumuz

.

iklim değişir yağmur gelir boran yerine birden

sana geldiğim gibi

.

ben hep sana yolcuyum kanatları sağlam doğan

yorulmam

.

doğum günlerimi kaldırdım artık florya deniz kokmuyor

seni sevmeye ayırdım

.

ben hep hayatı erteledim durdum yok yere

seni sevmeyi hariç

Barış Erdoğan

Vicdanın Yalancı Körlüğü

etraf

Vaziyetine hamd ede,

Ola bir kul sıhhati ve karnı ala,

Lakin gönl-ü nefs hovarda,

Yoktur ki haberi fenada,

Ah vah der hamd vedada,

Yalan yaşayan aklı havada yanmakta.

Gönlü yalana aldanmış,

Oyuna pek kanmış,

Yaradandan ötürü yaradılanı seven kalmamış,

Demişiz ben,

Demişiz biz,

Düşünmemişiz kimsesiz.

Ağzı kanda gözü namluda,

Yüreği sokakta bekler ana da,

Ya Rab! Bir damla su bile vaziyette ne mualla,

Sen kaderi keyf gözü görmeyen iblisten esirge valla,

Yoktur bu sözde medeniyette iffetten bir parça.

Kimi su bulamazken onlar şarapta,

Kimi elinde bayrak ehl-i taraflarıyla

Kimi tereke için eli bıçakta,

Kimi su başı israfta,

Diğerlerini kim hatırlaya bu zalim dünyada?

Görmeyen göz değil, kalptir şu cihandan cüda

Bir düşünse insan cehennem-i valla,

Ederdi vefa Allah-u Teala’ya,

Bilmez ki çektirdiğini çekecek,

Gördüğünü görüp hamd eden bir kul olsaydı,

Olmazdı bu felekten ne hesap ne de od’a hacet.

Oğuzhan Oktay

yeşerdiğine kör

-sevgili ihtimal’e-

.

kıyarlar

aşkın yüzünü görmemişse insan

yabancıdır ona

.

bozarlar

sevdanın yuvasını dağıtmak istiyorlarsa

kuş yuvamız olduğundan habersizse

.

taşa tutarlar

kızarmış elma sanırlar sevda ağacımızı

kurutmak niyetleri

.

çizerler

su başında ağaç dalıdır onlara imza için

yeşerdiğine kör

.

atarlar

okunmuş mektup nasılsa niyetiyle çöplere

bilmezler sana destanımı

.

yakarlar

jan darc gibi seni savunduğumu toprağım

külüm kimde kalır ah bilseler

Barış Erdoğan

Tal

Ilık sütü içen Işıl…

Çiçekleri  toplayan Ayşegül…

Topu tutan Cin Ali…

Parasının 1/5′ini harcayan Veli…

Balonları patlatan Emel…

Problemi çözmeye çalışan Tal…

Bu ne biçim eğitim sistemi…

31 Temmuz 2011

Tal

Bahar Temizliği

1e1

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına ‘ Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.’ demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.

Kadın, komşusunun çamasır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış. ‘Bak’ demiş kocasına ‘ Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba?’

‘Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim’ diye cevap vermiş kocası.

Başkalarına bakarken önce kendi penceremizi silmeyi unutmamalıyız. Hayata kirli pencereden bakarak hem kendimizi hem de baktıklarımız boşuna incitmeyelim.

31 Temmuz 2011

1e1

Tevazu

Emre_Etraf.info

Bir adam kötü yoldan para kazanip bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına kurban olarak bağışlamak
ister. O zamanlar dergâhlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektaş Veli’ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli:

- ‘ helal değildir ‘ diye bu kurbanı geri çevirir.
Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana’ya anlatır
Mevlana ise; bu hediyeyi kabul eder.
Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar.

Mevlana şöyle der:

- Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.

Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhı’na gider ve Hacı Bektaş Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli’ye sorar.

Hacı Bektaş da şöyle der:

- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.”

Tevazu sahibi olmak okyanus olmaya benziyorsa biz neden su birikintisi olarak kalalım ki.

31 Temmuz 2011

Emre

Dolap

Duraner_Yay-etraf.info

Derdimi çekmez ki dolap,
Suyum akmaz yalap yalap,
Derdim çoktur dönme dolap.
Durdur artık dönmeyeyim.

Dünyanın derdi kahır,
Sevgi yok ki veresin ağı,
Döner durur, bulursun ahı,
Durdur artık dönmeyeyim.

Dolap der ki derdim çoktur,
Senin derdine derman yoktur,
Derman yüklü ahım çoktur,
Durdur artık dönmeyeyim.

Derdimi çek dönme dolap,
Susuz olmaz ki kanat,
Dermansız derde var mı ilaç,
Dermanımı ver dönmeyeyim.

Dönme dolap kabarıksın,
Sen neden bana kızarsın,
Derdime derman olmazsın,
Delirtme beni dönmeyeyim.

Döndürüp durma beni,
Sevgisiz vurma beni,
Derdim beni bitirir,
Dilsiz konuşturma beni.

08 Ağustos 2000

Duraner Yay

( Yunus Emre’den esinlenerek yazılmıştır.)

Yaşama Anlam Katan İnsanlar

Serenegas-etraf.info

Her şey sıradan giderken ansızın biri girer hayatımıza o andan sonra sanki güneş daha parlak, gökyüzü daha mavi görünür gözümüze oysa onlar her zaman aynı renktedir. Bize bu farklı görüşü sağlayan ise hayatımıza gelen misafirdir.

Umutlar bağlarız, dilekler tutarız, hayaller kurarız. Bütün bunlar olurken bulutların üzerinde gezintiye çıkmış gibi yüreğimiz hafiftir çünkü mutluyuzdur. Ne zaman işler tersine dönüp sevdiğimiz insanı kaybedersek yine tüm dünya renkleri eski donuk halini alır. Umutlar tükenmiş, dilekler unutulmuş, hayaller de yıkılmış olarak kalırız. Seneca‘nın da dediği gibi “Hayatı kaybetmekten daha acı bir şey vardır, yaşamın anlamını kaybetmek.”

Yaşamımızın anlamını kaybetmemek için sevdiklerimize sıkıca sarılalım.

30 Temmuz 2011

Serenegas

Tek Güç

delikanli

Şu anki bozuk paralarımızı ilk çıktığında yurt dışındaki kurnazlar kola almak için makinalara atıp 2 euro üzeri alıyorlarmış, gerçi şimdi değişti. Türk milleti şeytanlığa kullandığı aklını bilime kullansaydı. Tek güç olurduk.

22.40
06 Temmuz 2011

Delikanlı

hasretim-etraf.info

Kokumu almak istersen
Sabah rüzgarı getirir sana
Her gün senle geçtiğimiz yerlerden geçiyorum
Yastığımda kokun duruyor
Sen yine yoksun
İçim acıyor.

Tarih: Temmuz gecelerinden bir gece.

Hasretim

göğüs kadranımda bıçak kesiği

Baris_Erdogan-etraf.info

-sevgili 1e1′e-

.
onsuz her saniye
göğüs kadranımda bıçak kesiği
kanar
.
sen yaslan
eriyen ben olurum ateşten
dağ erimeye hazır
.
çalkalan dur deremde
balığımsın avuçlarımdan kayan
kaynağın bende
.
kuruma kıyımda
yeşil bibersin soframda lezzet
varsın acısın dilim
.
kanatlan zamanıdır
ladinler yuva yapmaya bire bir
çoğalalım

Barış Erdoğan

çocuktuk

Baris_Erdogan-etraf.info

-sevgili yaka rozeti’ne-

.
çocuktuk
katlasam günleri geriye daha dün
alıştık parmağımızı emmeye
bulamadığımızdan annemizi
annem öldü
.
çocuktuk
yaşadığımız günleri saymaya kalksam
komşulardan çaldığımız bir avuç erik
kimsenin aşkını çalamadığımızdan
sevgilim öldü
.
çocuktuk
yüzümüzde bayrak astığımız gün sayısı az
boyalandık yeşile bahar gelmiş gibi
kimsenin bayırlarında top koşturmadık
bahçelerimiz öldü
.
çocuktuk
şiirleşeceğimiz günleri bekledik hep
gözledik özledik gelip geçenleri
onlar adına akmaya başladık bu ırmaklarda
ırmaklarımız kurudu

Barış Erdoğan

aforizmalar – 315

Baris_Erdogan-etraf.info

Beyin sulandıran romanların okuru seçici, aklı bulandıran romanların okuru kuşkucu, yüreği havalandıran romanların okuru uçucu olur.
.
Zenginlik nedeniyle birbirlerine çok yakıştılar denir de kalplerine bakarak aşk adamları bunlar denmez.
‎.
Dilsiz olsaydım sevgimi bin çeşit anlatırdım.
.
Hava sıcak diye başımın üstünde şemsiyeni gezdirme, semsiyenin altında başımı bulundur.
.
Ben hep karanlıkta otururum, ışığın gelme umudu içinde; aydınlıkta oturup karanlığın hışmına uğramaktansa.
‎.
Aşk keskin kılıçtır amansız; ama kısmeti olanların boynu altında.
‎.
Bütün günüm dersimi bir sonraki gün çıkarırım diyerek geçti.
‎.
Aynı rüzgârda kaldıysak esintinin nereden gelip nereye gittiğini biliriz.
‎.
Çarpılmayacağınız aşklara başlamayın, kitaplar da öyle.
‎.
Ne zaman geç farke ederiz etrafı, ancak kendimizi bulduktan sonra.
‎.
Su almaya gelmiş ama su tası yok, niyeti doğruysa suyunu avuçlarında taşır.
‎.
Güneşim hiç batmaz, çünkü dağım yok.
.
Mucizeler peygamberlerin işidir, insandan beklenen tek mucize sevdiğine “sevgi”sini göstermesi.
‎.
İçimizi süpürmeden dışımızda gezinti yapamayız.
.
Hepimiz İda dağında bir aşk kulübesine sahip olmak isteriz, ama temelini atacak harç bende yok.
‎.
Kimse kendi etinden beslenmez, benim şiir çayırım, başkalarının merasında.

Barış Erdoğan

umut sıcak ekmektir koynumda

-sevgili efsane’ye-

.

umut sıcak ekmektir koynumda

bir kaşık yağ sürecek eli beklerim kapı önlerinde

sofram dizimde

.

umut sıcak selamdır gözlerde

bir dostun dudağının arasında çağlar verirse

sözüm emre amade

.

umut filizdir gül ağacında

bir yağmur damlasının yolunu gözler mevsimsiz

duam hiç bitmez

.

umut kurumuş kavak yaprağıdır

bir sevdanın ardında savrulur gider rüzgârla

bakışım ardında nöbetçi

.

umut ıslıktır arkadaş dudağında

bir fısıltıyla kanamaya hazır kapı vurulmalarında

bakışlar yeşil

.

umut kadın kokusudur mevsiminde

bir bakış bir gülüş bir dokunuş ama en çok kalp atışıdır

ayaklar koşmaya hazır

Barış Erdoğan

ege’de bir yerde

-sevgili paraf’a-

.

edremit, olmazsa ayvalık, daha olmazsa foça taraflarında

denizin dudağını öpen evler vardır

kokusunu genzine kadar çeken

toprak sıvalı

anahtarı, korası olmayan

.

kilitsiz kapılara dayanın hırsız var diyen çıkmaz

iştahsız havlayan köpekler olur kapıda

gözünü açmaktan aciz sümüklü çocuklara bakarak

sıvışmak yok

bak kara kedi de ayağa dolandı

değme keyfe

.

yaşlı bir teyzenin buyur evladım sözü yetişir imdada

oturun bir kahve için mehmetefendi’den

soğukluk

limon tercihiniz olsun, çay vazgeçilmezdir aslında

ev aradığınızı söyleyin başınızı sokacak

bacası tütecek

kalkıp gitmeyin hemen

.

şeytanminaresi aramaya çıkın

çakıl taşlarını toplamayın aceleniz yok

ağaçlara sürtünün

incir sütü yakar aman ha

beyaz giymişseniz şeftali lekesi çıkmaz

taşlar ayağınızı kesmez dostu düşmanı bilirler

düşman yok

ege’de

.

ıssızlık yoğurdunuzun mayası biraz istemez misiniz

alışmadınız öyle mi haklısınız hem de çok

bir ses, bir nefes istediğiniz

akşama kızartacağınız balığa ortak bir dost

ege insan kaynar, balık kaynar, deniz kaynar

ama yürek kaynamaz aşk yoksa

.

huzur nerde

yüreği yerinden oynatacak yer neresi sizce

ısıtacağınız el yoksa

kaybolacağınız göz yoksa

kulağınızı çınlatacak ses yoksa

cennette siz oturun

.

saltanat bir ayağı çukurda yaşlı patrondur heveslenme

taht sallanır

ama sevgi asırlık çınardır

ambar dolusu altın vücutta maraz

ege’de bir kulübede düşler bal kaymak

ege insan kaynar, balık kaynar, deniz kaynar

ama yürek kaynamaz aşk yoksa

Barış Erdoğan

munzur’da nara atasım gelir

.

munzur’da nara atasım gelir

ardımdan çağıl çağıl dökülsün diye şelalesi

.

palandöken’de karım

sırt ağrısına iyi geldiğim söylenir hiç kalkmam

.

tecer’e otursam bir nefes

bir efenin tayı gibi koşsam düzlükler biter

.

bolkar’da söyleşiriz karacaoğlan’la

sazına yüklediği dertlerden söz eder teliyle

.

madra’da hristo rakı içer

sarhoş olup yıkılan ben olurum şiir anasonuyla

.

kaçkar başımı döndürür, döndürür uy

aşkla başım belada zorlamayın şimdi kaldıramam

.

akçakoca pakçakoca bekle beni geleceğim

içimdeki derdi sana dökeceğim

.

ben toroslarda yıkandım ardıcında dal oldum

yollarına baş koydum dermanım onlarda

Barış Erdoğan

atlıkarıncadır aşk

-sevgili paşa’ya-.

.

çıkılan merdiven derler yaşam yolculuğu

çık çık bitmez

kim çıkmak ister ki

ben de çıkmak istemem

.

inilen merdiven derler arkada kalan yaşam

dönüp bakarsın boş

kim geride kalmak ister ki koşuda

ben de kalmak istemem

.

bakılan manzaradır derler mutlu günlere

bakmaya doyamazsın

kim doymak istemez ki

ben de doymak isterim

.

çalınan karadır acılara battığımız günler

boyanmaktan kaçarız

kim aklanmak istemez ki

ben de aklanmak isterim

.

atlıkarıncadır aşk derler burun havada

uç uç bitmez

kim uçmak istemez ki

ben de uçmak isterim

Barış Erdoğan

Kıraç

Ses sanatçısı Kıraç’ın sanatı ve kişiliği hakkında düşünceleriniz nedir?

Morova

Tüm laptop fırsatları için tıklayın !