Büyük konuşma arkadaş sen de bir gün anlarsın,
Sen de bir gün anlarsın geriye dönüp baktığında
Kocaman bir hiç olduğunu hayatın…

Aynalara bakarsın saçlar ağarmış, yüzünde derin çizgiler
Maziye dalarsın yüreğin alev – ateş yanarak
Sevdalar üşüşür hatırana, sevgiler ve bir de özlediklerin
Vefasızca bırakıp gidenleri anarsın o an bir de kalanları…

Düşünürsün, onursuzca kalanlar mı vefasız
Yoksa onuruyla bırakıp gidenler mi?
Dürüst olanlar mı kazançlı yoksa sahtekarlar mı?
Çıkamazsın içinden…
Hep aynı soru zihninde dolanıp durur
Yanıtladığın her soru yeni bir cevap arar
Bomboş yaşadığına mı yanarsın,
Yoksa yaşamakta olduğuna mı?
Bir anlam veremezsin…

Bir kıyıda gülüşünü yitirirsin
Bir sızıda yüreğini
Ve ağlamaktan gözlerini yitirirsin
Bir yıldızın sönüşünde düşlerini…

Uğraşma boşuna dostum, gidenleri geri getiremezsin
Bir film şeridi gibi geçer gözlerinin önünde hayatın
Neydi, ne oldu, ne olacağını bilmeden…

Baktığın her yerde geçmişten bir bölüm yakalar seni
Kaçmak mı istediğin yoksa dönmek mi istediğin maziye
Pek anlayamazsın?
Gözlerini yumarsın bir düşün içindesin, uyanmak istemezsin,
Sonra kirli eller uzanır düşlerine, mazideki anı ve acılardan…
Bir kez daha yüreğinin sızısını duyarsın derinden…

Boşuna uğraşma ah dostum,
Ne sen mazinden kaçabilirsin ne de mazin seni bırakır.
Bakarsın karşında üzgün bir çehre bir gün,
Depreme tutulurcasına yüreğin, irkilirsin.
Ağlamak istersin bir damla gözyaşın akmaz.
Sonra dönüp bakarsın ki dünler harabe,
Yarınlar umutsuz,
Geri dönmeyen tek değer zaman.
Ve onu artık hiçbir güç geri getirmez.

Tek şey değişir, çehren.
Ve seni yalnız bırakmayan iki damla yaş
Bir gün ölüm çalıverir kapını ansızın
Bir avuç toprak olur bedenin
Artık geri dönemezsin.

06 Aralık 2000
Çarşamba

Prenses Eylem Çalışkan

Print Friendly